Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

MALATYA’NIN VİCDAN SİYASETİ!...

Timur İnce yazdı...

 

 

 

Önce tavrımızı, ruh halimizi, davranışlarımızı, sınırlarımızı düzgün tutacak, ardından siyaset yapacağız.

 Toplumu, kuralları, sosyolojiyi, insan psikolojisini, vicdanı, sevgiyi, saygıyı, inancı öğreneceğiz ardından gazetecilik yapacağız.

 Kimi zaman en tarafsız şekilde, sadece halkın sesi olmak adına, üç-beş reklam parası alıp susanlardan değil, ütopyayı doğru kılmak için yazılar yazacağız.

 Kendimizden başlayacağız evimizin önünü süpürmeye! Ayırım yapmadan, toplum menfaatine faydalı olanı savunarak, susmadan, kirlenmeden-kirletmeden, haksızlıklara tahammül göstermeyi vicdanı olan insanın yapabileceği iş değil diyerek, kimsenin ekran koruyucusu olmadan, playback yapanların bir haksızlığını elimizle düzeltmezsek, dilimizle itirazımızı yapmak, buna da güç yetiremezsek hiç değilse buna karşı içimizde öfke duymak zorunda olduğumuzu bilerek safımızı belli edeceğiz.

 Herkes kendi ideolojisini savunduğu, yanlış yapsa da “bizdendir” anlayışının hakim olduğu bir ahir zamanın...

 Haksız olsa da adamına toz kondurtmayan şimdiki beyaz yakalı kümelilere...

 Menfaatleri uğruna kafa koparmayı mubah sayanların hayli türediği, Ortaçağ engizisyon mahkemelerini dahi utandıracak günümüz konjonktürle seküliristlerini alkışlayanlar ile...

 Meşhur bir hadiste “İmanın en zayıf derecesi” diye tarif edilen bu üçüncü yol, birçoğumuzun vicdanlarının tutunma noktası durumunda bugün, çoğalanlara bakıp...

 Nerdeyse siyasi il ve ilçe yönetici tayfalarının eline bir cetvel alarak “topyekûn” müteahhit, ihale kurnazları, taşeroncu kesildiği bir sistemin verdikleri ve aldıkları arasında sıkışıp kalmış fakir fukara hakkına yasal mafya usulü çöken anasının gözü o vicdan yoksunları? Beton zihinleri, kalpleri, kalemleri, cepleri Benjamin Franklin dolusu, yüreği meteliğe kurşun sıkanlara!

 Hepinize...

 Ona... Şuna... Buna... Diğerlerine...

 Kalemimizin ve itirazlarımızı görmek istemeyenlere “haksızlık yapıyorsun” demenin yasak hatta zor ve korkulu olduğu, kala kala elimizde yapılan haksızlıklara menüde öfke duymayı bırakan sizlere...

 Aleninize diyorum. 

 Bırakın artık şu karnaval şovlarını. Ayı oynatıp sirk cambazı olarak taktim etmeyin seyircilerinize. Kes+Kopyala+Yapıştır dolu albümlerinizde bir kerelik gerçeklerden korkmayın bu kadar. Stajyerlerin aklına uyup lapa lapa boş ironilerle gündem kalabalığına olta atmayın. “Balık bilmezse haluk bilir'i” ne çabuk unuttunuz. Babaların hala deprem çadırlarında sizi acılarından dahi kovmasına sebep olmayın. Ne siyasi bir slogan ne de bir pankart olmasın takım elbisenin örttüğü bedenleriniz. Audilerin cennet ya da cehennem opsiyonel bir karşılığı bulunmuyor. Yapmayın, etmeyin, yazıktır, günahtır bu insanlara. Bu kadar yutkunmayın göğünüzde asıllı kalan yağmurları. Bu kadar toprağın ciğerlerine dokunmayın. Bu kadar çok konuşup az hareket etmeyin. Bakın Malatya gibi Özal'ın şehri, gözbebeğimiz vilayetimizin yöneticileri toplantılarda birbirine “kes sesini lan! Diye hitap eder oldu. Çıtayı, seviyeyi yer çekimi etkisinde savrulmasına teslim etmeyin bu kadar. Hayat kısa, ömür az, çekilmez bunca naz! Aşk elbet iki kişiliktir, tek kişiye indirgemek alışkanlığınızdan vazgeçseniz. Tek diyeceğim bilmediğiniz bir çölde kuzey yıldızının yönünü kaçırmış bir güneye ilerliyorsunuz. Güney yolu kapalı, dikenler-mayınlarla dolu. Vallahi de, billahi, tallahi de bu böyle gitmez. Bu böyle olmaz.

 Son yıllarda Malatya'mızın yanlış politikaların yol açtığı sorunların ve bunların çözüm alternatiflerinin konuşulması gerektiğini, başkan Gürkan'ın ekibinin sıkıntılı olduğu için başkanlık görevinin ifasını zorlaştıracak, en azından Malatya gelecek tabanını kenetleyecek bir “gündem” oluşturmak için böylesine hassas konuların istismarına itiraz edileceğini bölge kodlarını iyi okuyan biri olarak sürekli dile getirdik.

 Yazdık, çizdik! Elbette yazılarımı okuyanlar bilir. İlimizde Başkanı yıpratmak için değil de Gürkan ve ekibi, danışmanlarının bilgisiz-kontrolsüz, kategorize olmuş... Malatya halkının kendilerine tanıdığı şanstan medet ummak ezberciliğini bırakmaları gerektiğini sürekli bu köşeden anlattık.

 Şayet Gürkan ekibi revize etmez, aklı başında danışmanlar etrafında biriktirmez ise toplantılarda imajını kurtarmak için daha çok sesini yükseltmeyi sürdürecektir. Bu işler böyle çünkü. Birileri doğruyu her söylediğinde kendi yanlışıyla çelişkilenmesine izin vermeyen içgüdü meselesidir. Siyasetin üç temel mantık kuralından oluştuğunu bilmelidir. İşte sürekli Gürkan'a iletmeye çalıştığımız mesaj: ekibi, danışmanlarının başarısızlığına dem vurmamız idi! Bu kavramlar soyut değil somuttu çoğu zaman. Temel kurallar bazılarının marka değerini gün yüzüne çıkarır, bazılarının ne kadar alçalabileceğini öğretir insana.

 Ama benim canım sıkılıyor. Ama bu şehri önemsediğimizden böylesine manzaralar hayallerimizi yıkıp yok ediyor. Ama ben bu şehri çok seviyorum, insanlarını ve onların hikâyelerini de. Çadırlarda hayatta tutunmaya çalışan bölgemin insanını gördükçe kara kalemle bir çizik daha atıyorum yüreğime. Çaresiz kalan o suratlarda içime bin şiir dökülüveriliyor. Bunları konuşacağınıza 3 bin km'ye inen 30 bin km yoldan bahsetmeniz ne kadar klişe. Yuvarlak masalarda Malatya geleceğini tartışacağınıza Malatya geleceğinin ampulünü patlatıyorsunuz. Karanlıkta kalacak her şey. Sonra kötü biz olmak gibi bir lüksün müflis tüccarın eski defterleri karıştırması refleksiyle- olay ve konuya bakma içgüdüsü, gerçek dışılığa itiraz etmeyi görmüyor, kendinizce “üstün siyasetinize anti-destek” vermekle suçlanmaya dek işi götürüyorsunuz.  Böylesi bir haksızlık.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Malatya'ya gelmesi düşünülen tarihte “şık” bir karşılama yapma merasimini elbette en güzel şekilde yapmalısınız. Malatya'nın misafirperver karakterine yakışır şekilde bir göreviniz lakin önce vicdan siyasetinin nasıl yapılacağının taşlarını indirmeyi de bir tartışın... Sorunlar, çözümler, şehrin kriter ve kalitesini pozitif yönde etkileyecek başlıklar icat etmelisiniz önce. Şimdilik ihtiyacımız olan şey bu olsa gerek. Otonom, yerinde ve insanlara/insanlığa faydalı icraatlar...

 Yoksa İnsanoğlu neyi en çok avaz avaz bağırırsa, onda eksikliği çoktur denir ya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın VAN MİNIT “One minute” krizinde İsrail başbakanı Netanyahu'ya söylediği gibi “sesinin çok çıkmasını suçluluk psikolojisine bağlıyorum” sözüne istinaden ben de sessiniz az icraatlarınız çok çıksın diyor ve nokta koyuyorum.

 Bu kadar...

 TİMUR İNCE



YORUMLAR

  1. Turan

    16.10.2020 19:32:06

    Teşekkürler Timur Bey. Sorun sadece bağırıp bağırmaması değil. Gerçekleri ve sadece gerçekleri duymak her Malatyalının hakkı. Basın da başkanlar da yalandan abartıdan yalakalıktan uzak durmalı. Yalan ve abartı asla bir sanat değildir ve toplumun önündeki insanlara hiç yakışmıyor. Çoğumuzun her gün geçtiği 3 km yola 30 km denir mi ya.

  2. Nuh diyor peygamber diyorum

    15.10.2020 15:05:42

    Değerli yazar resmin büyüğü dedikleri şeyi yazmışsınız. Cesurca bir yazı. Harika ifadeler. Güçlü bir anlatım. Gine’de dikkat edin kendinize...

  3. Adem

    15.10.2020 12:28:38

    NOKTA.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>