Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Malatya siyasilerinin umudu Selahattin Gürkan

Timur İnce yazdı...

 

(Sesli Makale)

6006_84

"Neden bu kadar kolay unutuyoruz?” sorusunu yönelttiğim yazıyı, bir Malatyalı olarak devam edeceğimi söyleyerek bitireceğim. Aslında konuyu bugün başka bir bağlam içinde ele almayı düşünmüştüm. Sosyal medyada karşılaştığım bir haber bizim Malatya siyasetçilerinin zafer çığlığını kulaklarıma kadar taşıyanca fikrim değişti. İnönü Üniversitesinde okuyan bir öğrenci kardeşimiz Murat Toptaş'ın yapmış olduğu yeni icadı yangın bombasının tanıtımına takılınca, Malatya AK Parti milletlekilerimizin hepsi bu haberi tebrik, teşekkür, olley, alkış dilekleri içinde sosyal medya hesaplarında paylaşması böyle bir yöne savurdu beni.

Bir siyasetçinin ifadeleri elbet bunlar olması kadar doğal ne olabilir?

AK Partide ‘özgül ağırlığı' olduğu varsayılan siyasetçilerimizin ‘görkemli' bir performansla üzerine atladığı haberi alıp rutin bir gerekçe olarak paylaşmalarında sıkıntı yok. Hatta sevindirici. Sıkıntı sadece sosyal medya hesaplarında kalacak olması ve Murat Toptaş kardeşimizin hevesleri, idealleri, heyecanının devamına ortak olurlar mı olmazlar mı sorusunun cevabına bağlı gelişen somut verilerdir? Yangın bombası gerçekten Malatyalı bir mucidin gurur abidesi olarak Türkiye'ye, ardından dünyaya mal olacak mı yoksa eşner-fişner işleri şeklinde görülüp, üç gün geçtikten sonra diğer Malatya ile ilgili tüm projeler gibi tozlu raflara kaldırılıp, unutulacak mı?

17 yıldır Malatya'yı kesintisiz yönetenlerin hayata, hukuka ve ülkeye ve halkın kafasında bıraktığı algı bu şekilde olduğu için farklı yeni bir şeyler düşünmek için beynimizi zorlamaya gerek duymuyoruz.

Bir kaç örnek vereyim.

-Kuzey yolu ne oldu?
-Yeşil kuşak projesi hangi cehenemin dibinde?
-O prestijli caddeleri kim nereye yaptı?
-Yeni bir şehir merkezini yoksa götürüp yanlışlıkla Paris Şansalize'ye mi yaptınız?
-Şehrin batısına ve doğusuna iki devasa itfaiye…
-Tarımsal yatırımlar…
-Kuru kayısı da lisanslı depo ve borsa projesi…
-Yerli tohum bankası…
-Esenlik imparatorluğunun yaş kayısı alımı ve değerlendirmesi, güya bir çok kültürel projeler, Malatya'nın fuar kenti yapılacaktı gibi en az bir 30 kalem daha şuraya sayabileceğim benzeri diğer projelerin akıbetine benzeyeceğinden biliyoruz.

2018 yıllının bir Pazartesi akşamında umut tohumları serpen Hacı Başkan ve ekibinin 2019 yılında bu serptiği tohumların meyvesini almayı bırakın hiç aklına dahi gelmediğinden hatırlıyoruz.

Nitekim “proje-proje” diye halkın gözünü boyama projelerinin hepsi özgül ağırlığın ifadesi olarak stoklarda bekletiliyor şu an.

Kaldı elde bir Selahattin Gürkan.

AK Partinin şu İstanbul hezeyanını da dahil ettiğimiz vakit işin içinden çıkmanın kolay olacağını sanmak aptallık olur.

Tüm bu stoklarda bekleyen projelere baktığımızda siyasetçiler açısından durum daha da vahim. İki bakımdan:
İlki, hemen herkesin ‘önemli ve çoğunluğunun' benim gibi düşündüğünün Malatya'da çok yaygın bir kanı olması. Siyasetçilerin söz verdiği vaadleri konusunda bağışık kalabilmesinin mümkün olamayışına duyulan yoğun inanç.

İkincisi, çok az sayıda istisnayı (örneğin Malatyalı eski birkaç solcu, afaroz edilmiş hükümsüz siyasiler, bir kaç yeni yetme trol ve bir de şu güçsüz oldukları için muhalefet yapmaya cesaret edemeyen 6 yerel basın yazarı dışında Selahattin Gürkan'nın Malatya için ‘orada' olmadığında ya da ortalıkta görünmediğinde ne olacağının bilinmez hali.

Malatya için tek umut Gürkan istikrari haricinde siyasilerden yaşamlarını güzelleştirecek, anlamlı hale getirecek bir niteliklerinin, heveslerinin bulunmayışı. 

Bu yüzden ortalama siyasilerimiz, içinde nefes alabildiği o dünyadan kopmayı istemiyor, istemediği için Murat Toptaş kardeşimizin yangın bombası gibi ayrıcalıklı haberini ve sürekli aynı alışkanlığın bir sonucu olarak suni bir gündem oluşturmaları, siyasetçi gibi davranmaları, siyaset yapıyorlarmış algısıyla Malatya'ya/ aidiyet duydukları yerlere hizmet götürmek haleti ruhiye duyguları içerisinde, ‘kibrin' eşlik ettiği travmatolojik aşamasına dek kendilerini gösterme fırsatı elde ettikleri bir süreç harici bir şey yok.

Neyse ki Gürkan'ın Malatya halkı tarafından sevildiği, benimsendiği, herkese eşit muamele yapıyor ve aynı sevgi-nizam, ilgiyle yaklaşım gösterdiği bir yada çok kez samimiyet testinden başarıyla çıktığı, kasalarda birikmiş projelerin de üstesinden geleceği umudu siyasetçilerimizin de beklentileri arasında.

Şunu söylemeye çalışıyorum: Türkiye'de siyasetçi, olaylara, mazluma, toplum gerçekçilerine samimiyetiyle sahip çıktığı zaman gündemde kalır. Bir tiwitle değil… Özellikle çok uzun süre gündemde kalmış isimlere bakın; ‘sağçı' olsun, ‘Solcu', ‘siyasal İslamcı', Miliyetçi, ya da ‘sıradan', ‘Liberal' olsun arkalarında toplum nezdinde sahici bir eser bırakmamışlarsa tarih zaten onları altın harflerle gönüllere nakşediyor.

Şöyle düşünelim: Siyasiler veya öyle yaşayan insanlar nasıl olur da bizimle aynı bakabilir ki olaylara, topluma, ülkeye, olup bitene…

Olaylar karşısında gösterdikleri refleks farklıdır. Toplumsal ilişki kurabilmeleri için başka bir kültür, dünya içinde yetişmiş olmalarını kabul edelim. Görevlerin belli bir süre için olduğunun genel kabul gördüğü, milli eğitim tornasının eşit yurttaşlık bilinci aşıladığı, okuma oranının yüksek ve haliyle rasyonel düşüncenin hâkim olduğu, ortalama yurttaşın kendisini siyasetçi/kamu görevlisi ile eşit gördüğü bir dünyadan geldikleri halde ülkemiz koşullarında bir ‘koltuk' bulan hemen herkesin kısa süre içinde kendinden geçmesi rastlantı mı sizce?

O halde siyasilerimizin yıllarca, binlerce insanın sevgisi ve tezahüratına karşılık vermeleri elzemdir. Sadece Murat Toptaş kardeşimizin değil, gibilerini, arayıp bulmak, sahip çıkmak, sonuna kadar kamu gücünü elinde bulunduranların böyle bir toprakta/kültürde yetişen değerleri hak ettikleri konuma taşımaları için elinden geleni yapmaları da ciddi bir sosyal görevin ötesinden kutsal vazife sayılmaz mı?

İşte siyasilerimizin hizmet etme erki görevine istinaden kendisini insanlar nezdinde bir padişah gibi hissetmesi yerine sıkı sıkıya okuyan, araştıran, farklı gençlerimiz sadece sosyal medya hesaplarında retwet-beğeni almak yerine gerçekten onlara sarılıp, sahip çıkılsa bu topraklara neler neler katılacağını hesap edemiyorum ben.

İşin özü siyasilerimize çok iş düşüyor. Ama düşen işleri göstermelik görüyorlarmış gibi yapıyorlar. Tıpkı Murat Toptaş kardeşimizin çağın icadı yangın bombasını retwetlemek haricinde bir şey yapmadıkları gibi.

Bu görev bilincini bu pragmatikte devam ettiği sürece farklı şeyler yazamayacağız bizde. Örneğin, siyasilerimizin ‘özgül ağırlığının' kendileri için nelere yaradığıyla ilgilenmem fakat topluma mal oluyorsa olumlu yada olumsuz sonuna kadar takipçisi olurum. Dilerim Murat Toptaş kardeşimizi. Yangın bombası basit bir sosyal medya paylaşımından öteye kalmaz ön ayak olurlar, yardımcı olurlar, işin rengi değişir. Sizce de makul olan bu değil mi?

TİMUR İNCE



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>