Necdet Akboğa
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Mustafa...

Necdet Akboğa yazdı...

Malatya nüfus müdürlüğündeyim. Genç bir kız önde, anası arkadan içeri giriyorlar. Kız resim defteri gibi boyanmış, belli ki bu alanda acemi. Giyinmiş ama gökkuşağı misali rengârenk. Ana bildiğimiz Malatya anası. Yerel kıyafetli, başında kullik, üzerinde bervanlik, yüzünde sadelik, ayağında lastik...

Kız anasını elinden tutmuş içeri alıyor pardon sürüklüyor.

Otur diyor. Bekle diyor. Sus diyor. Konuşma diyor. Ve bir köşeye oturtuyor.

Genç kız görevli masasına yaklaşıyor evrak alacak. Memur anan gelsin deyince karşıdan işaret ediyor eliyle, gel dercesine. Kadın yaşlılığın verdiği yükle ağır ağır geliyor. Boya küpü bacı “ sana gel dedim” diyerek sesini yükseltiyor. “ Hey burada bekle, konuşma, ben anlatırım” diyor anasına....

 Mesele uzun oradaki manzarayı tahmin ettiniz galiba...

Bunun gibi kişilik bozukluğu mu desem ne desem. Çıktığı yumurtayı beğenmeyen civciv dolu memleket. Anasından, babasından, köyünden, kökünden utanan zavallılar. Medeni olmayı çaputa, boyaya bağlayan miskinler...

Kendi ana dilini, kendi şivesini, kendi türküsünü, ağıtını, konuşmaktan, dinlemekten aciz olan acezeler...

Kültürünü, tarihini, değerlerini hiçe sayıp, hiç peşinden koşan aveneler..

Atatürk kalksa laikleri, Deniz Gezmiş kalksa solcuları, ashap kalksa Müslümanları değnekle kovalar âlim Allah...

Bu nasıl bozulmuş, yoz olmuş bir nesil, bu neslin ineğini kim sağacak, buğdayını kim ekecek, bunların çocuğunu kim doğuracak. Dünyadan bihaber, domatesin bile fabrikadan geldiğine inanan var.

Bir lise öğrencisi kız yol kenarındaki otlayan keçiye koyun dedi, sanki beni anlımdan vurdu. Sen de abartma ne olmuş demişse diyene...

Eyyyyy muhterem kardeşim. Yarın vatanın cephelerini bunlara bırakacağız. Koyun ile keçiyi ayıramayan bu kız, kahramanlar(!) yetiştirecek. Kulağında küpe ile dım tıs, dım tıs dinleyen bu genç mevzide el bombası atarken” düşman ayol! Al sana lütfen bomba” diyecek, sen de rahat edeceksin ha! Al sana sağlam bir vatan...

Her evin altına bir İmam-Hatip açmakla olmuyor düzgün adam yetiştirmek. Edeple, ,ilim ile irfan ile özgür, kirada olmayan kafa ile vicdan ile eğitim ile bu memleketin geleceği ihya olur ancak...

Tüketim toplumu, televizyon adamı, dizi kadını, kahvehane, it oyunu, at oyunu, kısır partilerinde şişmiş göbekler, gün adı altında dedikodu, gıybet, caka, gösteriş partileri...

Say da say. Elinde zikir matik, dili Haşa! Allah ile pazarlık yaparken, gözü Çukur dizisinde, benliğini çukura gömen bir toplum...

Erkek olmanın ekmek getirmek, kadın olmanın yemek yapıp ev süpürmekten ibaret olduğuna inanmış, ömrünü üretmeden tamamlayan, tüketen ve tükenen toplum...

Evet... Şimdi başa dönelim. Ey bu toprakların evladı! Sen öllük nedir bilir misin? Ey anasına hırlayan saçı uzun yaratık, sen sırtında çocuğunu bağlatıp 40 derecede buğday biçtin mi?!..

Yüzlercesini sıralarım ama anlayan anladı...

Genç yaşta kocasını toprağa vermiş, ömrünü tek evladına adamış, Malatyalı bir ananın duygularına sizi tercüman edeyim. İki damla gözyaşı katık olur, belki de....

                  OĞLUMA...

 

Oğlum evladım canım Mustafa'm,

Yağmurlu bir günün alaca karanlığında,

Açıldığı gün dünyaya gözlerin....

Ezan-ı Muhammed le kuruldu ismin,

Bağırıldı kulağına ilk defa...

Mustafa !..Mustafa !..Mustafa !...

 

Helalinden kazandı baban,

Helalinden emzirdim ak sütümle..

Dünya sevgisi seninle doldu içime..

Seninle hastalanıp, seninle yaşadım...

Seninle güldüm, seninle ağladım...

Seninle tattık yalnızlığın acısını...

Birlikte baktık al kilim üzerindeki emeklerimize..

Birlikte ağlamıştık evimizin direğine..

Birlikte alıştık yoksulluğa..

Birlikte çıkardık O'nu son yolculuğa..

 

...Ve geleceğe umut yaktık,

Sen ve ben sımsıkı kucaklaştık...

Petrol lambasının köhne ışığında,

Patikler eldivenler ördüm Mustafa'm...

Her sokak dönüşünde potinlerini ben çözdüm...

Bazen sevdim, bazen de dövdüm..

Küsünce, uzanıverirdin minder üzerine,

Yüzünü parmaklarınla kapatır,

Parmak aralıklarından bakardın...

Barışmak için sevgi sözcükleri yetmezdi de,

Bir sahan kuru dut, pestil ve kesmece,

Bu küskünlüğü çözerdi...

Sabahın soğuk ayazında,

Birlikte haşlanmış pancar kıtlardık..

Kerpiç evin avlusundaki soku taşının kenarında,

 Kemis kemis çekirdek kırardık..

Sabahın köründe mahalle sığırının arkasından yürür,

Ellerimizde tenekeler, kurutmak için mayıs toplardık...

Uzun kış gecelerinde, saç sobada çekirdekler kavrulurken,

Tezek kokusu dolardı tavandaki hizan aralarına...

Ders çalışırken sen yanı başımda,

 Küle bezenmiş patatesleri çevirirdim sobada..

Nar gibi patatesler dağılırken ağzımızda,

Bir gülücük kaplardı yüzümüzü...

Sıkıca sarılırdık birbirimize,

Görenler sevgili sanırdı ikimizi...

 

Oğlum yavrum canım Mustafa'm....

İşte böyle geçti yıllar..

Ta ki aramıza girince yollar, koparıldık, koptuk..

Alıp giderken kara vagonlar,

Bakıverdim bilmem ne kadar arkandan...

 

Görebiliyorum şimdi yiğidimi,

Hissedebiliyorum delikanlımın kollarını boynumda...

...Ve sen her gece yine uyuyor gibisin koynumda...

 

Oğlum, yavrum, canım Mustafa'm...

Yıllar oldu haberini alamadım,

İrecep emmin görmüş geçenlerde,

O söylediydi, doktor olmuşsun gayri..

Sorup sual bile etmemişsin garibi...

Yanındaki yavukluna,

Anam öldü demişsin..

Varsın yok bilsin, canımız sağ olsun...

Kara önlüklü bir iresmin vardı  ya !,

Asılı duruyor beyaz badanalı duvarda..

O şimdi her daim koynumda,

 Kokluyor okşuyorum,

Onunla kalkıp, onunla uyuyorum...

Hem aldırma söylediklerime,

Ben yalnızlığa sevdalıyım...

Tahta kapım sen olmazsan da çalıyor,

Komşularla dolup taşıyor evimiz...

...Ve ben onlar ile helalleşiyorum...

 

Hani hatırlar mısın, tavus kuşlu teneke sandığımı..

Birkaç kalıp sabun var içinde,

Birkaç metre de beyaz hassa..

Son nefesimde bir kazan su gerek,

Alıp çıkacak komşular beni,

Ruhuna Fatihalar diyerek...

 

Oğlum yavrum canım Mustafa'm...

Bir gün gelmek istersen kabristana,

Sakın ha! çiçek getirme..

Ellerinde güller karanfiller olmasın...

Şöyle bir gel başucuma, yaklaşmadan uzaklaş...

Dudakların kıpırdansın, Fatiha  okurcasına..

Mezarımı yapmaya kalkma,

Yalnız bırak beni kara toprakta..

Sakın üzülme, sen sağ ol yeter...

Yanındaki yavukluna, kimsesiz bir garipti,

Hasretin özlemiyle kavruldu de...

 

Oğlum yavrum canım Mustafa'm..

Sen uğraşma boşuna angaryalarla...

 

 Necdet Akboğa

necdetakboga@gmail.com

 

 

                                                              

 

 



YORUMLAR

  1. Hikmet BUCAK

    13.12.2018 19:29:02

    ...Çağımızın gençliğinin içine düştüğü berabat durumu anlatan güzel bir metin ve şiir......Herşey buraya kadar güzel de işte memnuniyetsiz olanlar inşallah o gençler gibi evlatlara sahip olurlar

  2. Halit yamadağ

    09.12.2018 22:29:54

    Nejdet bey ilgili ilgisiz yorumlar yapılıyor siz belki konumunuz itibari cevap veremiyorsunnuz yorumlara cevap seçeneği ekleyebilirmsiniz

  3. Cem

    09.12.2018 10:46:47

    Hacı tokuş bey! Yorum yaparken sadece parmaklarınızı kullanmayın isterseniz.. karşı görüşlü olabilirsiniz lakin bu size yazarı yalancılıkla itham etme hakkı vermez.. Biraz edep lütfen.. Bizi aldı eskilere götürdü yazınız Necdet Bey; yüreğinize, elinize ve emeğinize sağlık..

  4. AKMERT

    09.12.2018 01:16:41

    Yazık bu Gençlik bu toplum nereye gidiyor... kalemine sağlık

  5. Şükrü Özdemir

    08.12.2018 20:57:54

    Of,off ağzına,kalemine sağlık abim,sağ olasın var olasın.!

  6. Hacı Tokuş

    08.12.2018 18:11:10

    Orucunu bozmamışsın.Adamın Selattin aday olduktan sonra sesin soluğun kesilmiş. Hastanede boyalı kız palavrasını iyi uydurmuşsun.

  7. Berivan

    08.12.2018 14:05:15

    Duygulandırdın yine ağzına sağlık canım babam

  8. Aliseydi alpay

    08.12.2018 12:23:09

    Abi aldin goturdun bizi eskilere sadeligin insanligin paranin olmadigi gunlere.ama su an bakiyorumda en guzel islami en guzel insanligi dedem yasarmis.2torba un 2 torba bulgur 1 teneke vita yagi kimseye minnet etmeden kimseye eyvallahi olmadan yasayabilen kraldi.cook ozluyorum o gunleri.

  9. Ahmet

    08.12.2018 11:44:31

    Çok güzel bir yazı... Emeğinize sağlık.

  10. HASAN AVŞAR

    08.12.2018 09:36:43

    Ellerine sağlık daha güzel makalelere slm

  11. Mustafa

    08.12.2018 05:50:55

    Okurken çok duygulandım.ağzına yüreğine,kalemine sağlık üstadımHarika bir yazı....devamını bekleriz üstadım

  12. Mehmet kamar

    08.12.2018 02:09:46

    Sesine,Yüreğine,Nefesine Sağlık.

  13. Ali BOĞA

    08.12.2018 00:16:57

    Ağzına sağlık süper olmuş seslendirme de harika Başarılar.

  14. Yusuf

    08.12.2018 00:15:48

    Eline saglik

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>