Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Sahipsiz şehir Malatya ve kayısısı..

Timur İnce yazdı...

 

(Sesli Makale)

Şu yaz sıcağında, güneşin altında, hele birde “kayısı zamanı” dedikleri insanın başını kaşıyacak vakit bulamadığı zaman diliminde bu yazıyı kaleme almak az mesele değil. Rahat, konforlu, klimalı ortamlarda, bir kaç bin liralık leptoplarla, kahvesini yudumlarken değil böyle dar bir zamanda telefonun “notlar” bölümüne fırsat buldukça bir şeyler yazmanın değeri paha biçilmez diye düşünüyorum. Evet, Malatya'da kayısı zamanı… 7'den 77'ye, köylerde, beldeler, mezralar her tarafta kayısı hasadı var. Malatya'nın insanları yıllık ürünleri olan kayısıyı bir an önce ağaçta indirip işleme derdinde. Hatta geçen gün Melekbaba mahallesinden geçerken sokaklara serilen kayısıları görünce dedim bu iş şehre kadar inmiş demek.

Iğdır'ı, Mut'u, İspanya Madrid'i, Barselona'yı bilmem ama Malatya'da kayısı derilme mevsimi şimdi. Haziran'ın son haftası ile Temmuz'un ilk üç haftası arasıdır. Sabah 5 akşam en erken saat 8 hemde yoğun bir çalışma performansı gösterilerek…

Aşağı yukarı 20 günlük süreçte yorgun argın terli yüzler, hamaratlı kınalı eller, güneşin altında pişmiş kapkara kesilmiş parmaklar tarafından islimlenecek altın sarısı dolu kayısı kasaları; kükürt kokusu sindirile sindirile patik (çir) yapılacak, ham güneşte kurutulduktan sonra depoya kaldırılarak satmayı bekleyeceklerdir. Tabi istedikleri o fiyat hiç bir zaman gelmeyecek olması da ayrı bir talihsizlik… Çünkü kayısı baronları gerekli önlemi ona göre aldıklarını ezberledik artık. 50 yıldır aynı tezgah kuruluyor Malatya'da. Çiftçi üretici kazanmaması için ellerinden gelenin yapıldığı bir tezgah bu!

Siyasiler mi? Onlar hiç bir zaman Malatya'da kayısıya dokunacak gücü elde edemediler ne yazık.. Baronlar her dönem siyasilerin sesini bir şekilde keser yada “kayısıya dokunmayın” talimatını verir ve onlarda olduğu gibi talimatlara uyarlar. Paralel, paralel derlerde kayısı baronlarının Malatya'da kurdukları paralel devletten neden kimse bahsetmez.

Alın size paralel!!

Anlayacağınız sorular çok, sorunlar yığın yığın! Dertler bitmez tükenmez. Sokaktan herhangi bir kayısı üreticisini tutun çevirin bir dokunursanız bin ah işitirsiniz. Hakikat böyle işte efendiler.

Yalnız bir ara nasıl olduysa “kayısı birlik” kuruldu. Kurulmaya müsade gösterildi. Baronlarlardan nasıl sıyrıldı, nasıl başardılar bu hala merak konusu. Üç beş yıl devam etti sonra zaten baronlar birliği bilinçli batırınca; çalışanlarının o dönem aldıkları “Passat” arabaları hariç kimsenin yanına bir şey kâr kalmadı. Şimdi kayısı birliğin esamesi dahi okunmuyor, çoktan unutuldu gitti tarih sayfaları arasında.

Hee yaa… Bir zamanlar kayısı birlik vardı Malatya'da” denilmesi kadar beyhude…

Kayısının riskleri bitmez. Öyle bir şey ki; yapsan bir dert yapmasan ayrı dert. “İşçi ağzı” dediğimiz kısım var ki sormayın. Yani kayısı biter bitmez dönemi… Kayısı bitmiş işçi gidecek tabi işçi parası verilecektir. Ama para köylüde ne gezer. Ne yapacak, depoya kaldırdığı ürünün bir bölümün satması gerekiyor. Veya hepsini… İşte bu dönem Malatya'da ne kadar mezarcı, cambaz, tefeci-tüfeci, yankesici, hırsız, kaçkın, elinde ki parasını 5'e katlamak isteyen varsa şıra pazarında alır soluğu. Bırakın Malatyalıları Bingöl'ü, Muş Varto'lular, Bulanık'lılar, Tuncelililer, Çemişgezekliler dahi kayısı tücarı kesilir. Hepsi iştahla köylünün pazara indireceği kayısıyı ellerini ovuşturarak bekler. Köylünün ise acil paraya ihtiyacı var, işçi yarın öbür gün gidiyor, hakkını vermezse vicdanı rahat etmez, dolayısıyla bunlara teslim olmaktan başka çaresi yok. 10 TL'lik ürününü 5'e, 6'ya en fazla 7.5'a satmak mecburiyetinde kalır. Böyle adaletsiz bir düzen işler Malatya'da. Devlet baba nerde mi? Bilmiyorum, bulursanız sizde söyleyin!

Aynı şekil bir de okul ağzı var. Okullar açılacak, yine nakit ihtiyacı… İşte o vakit Malatya'da ki simsarlar şira pazarını yine ablukaya almışlardır. Sabah saat 5'te şıra pazarında mesaiyiler başlıyor simsarlar. Gelen bütün minibüs, otomobilleri Türkiye'ye getirilecek S400 füze radarları gibi takip eder mübarekler. Bir çuval inerse sustalı bıçaklar hemen çıkar bir yerden, maksat çuvalın ağzında ki ipi kesmek gibi görünse de amaç farklı, çuvalı getiren köylüye göz dağı vermektir. Fiyatı dayatılır sonra, “kayısın 5'ten fazla etmez dayı, benden başka kimse bu kayısı alamaz, hadi” diyen mafyavari ses tonu kazanır çok geçmeden, yarı fiyatına hırsız köylünün pazara getirdiği kayısıyı alır elinden. Hikaye böyledir genelde.

Kredi çekme imkanı olanlar, elinde biraz nakti bulunan, eş dosttan üç beş toparlayan bu vampirlerin zulmünden kurtulur fakat bu kez tüccar evresi var sırada. Temiz çalışan, hak yemeyen, adaletli tüccarları tenzi ediyorum fakat terazide çalan mı dersiniz, yolda götürürken çuval yok eden mi, yalan söyleyen, patavatsız, parayı kaçıran, sahte çek-senet veren, ortadan kaybolan, sahte parası? Ne ararsan hepsi şıra pazarında.

Alman istihbaratı BND'nin 2011 yıllında yaptığı 150 milyonluk kayısı vurgununa ise hiç girmiyorum.

Fideliğinden yetiştirip büyütme aşamasına, tonla elektrik paraları verilerek sulanması meselesini de es geçiyorum. Naylon, kasa, kükürt masraflarını da… O vakit makale değil bir ansiklopedi yazmam gerekiyor.

Velhasıl kayısı üretmek te, satmak ta zor mesele. Dünyanın en riskli ticareti.

Tüm bunları niye yazdığıma gelince. Gerçekten ortada ciddi bir maliyet ve emek var. Devlet büyüklerimiz yıllardır sömürülen bu insanları lütfen bir görün artık. 16-17 yaşlarında genç kızlar, delikanlılar, kayısı sahipler tarlalarda dikenler arasında parmaklarından diken ayıklaya ayıklaya bir tane kayısı boşa gitmesin diye binbir emekle meydana getirdikleri endüstril bitkiyi neden bu ülkenin devletinin sahip çıkmadığını sormak istiyorum. Gerçekten neden devlet yıllık 500 milyon USD geliri olan böyle kıymetli bir ürüne sahip çıkmayı bir kere olsun aklında geçirmez. Neden yıllardır üç beş baron tekeline terk edilmiş. Ben yıllardır bu sorunun cevabını merak ediyorum. Yıllardır….

Ha işçi demişken; kayısı gıda sınıfında şeker kamışından sonra dünyanın en zor iş gücünden biri olduğunu da altını çizmek istiyorum. Oldukça ağır bir meşgalesi var. O kasalar kaç kez indirilir kaldırılır bilinmez. Genç kızlar, kadınlar, erkekler, çocuklar 16 saat boyunca durmadan çalışırlar. Bir keresinde saymıştık. Tek bir kayısı tam 14 kez elden geçiyor. Dile kolay… Önceleri Adıyaman, daha sonraları Diyarbakır, Batman, son yıllarda ise Van, Mardin, Hakkari'ye kadar “Çavuşlar” dediğimiz kişiler tarafından işçi kayısıya çalışmaya getirilmesi süreci devam ederken…

Ne tuhaf!
Yıl 2019 hâlâ çiftçinin bir devlet güvencesi yok 
Üretici köylü zor durumda, zarar ettiği halde…
Sattığı ürünün karşılığını alamayan…
Son yıllarda çiftçi-üretici sadece maliyetine çalışmak zorunda bırakılıyor,
Akaryakıt, gübre, zirai ilaç, yan destek ürünleri fiyatlarının sürekli zamanlaması,
Başına bir iş gelirse başvuracağı bir merci bulunmaması,
Siyasilerin sadece seçim vaadleri haricinde kayısı adını unutması,
Devletin diğer illerde Zeytin, Fındık, İncir, Çay gibi ürünlere sağladığı garantörlüğü Kayısı için neden aklından geçirmediği başlıklarına baktığımızda:

Bizim şu milli türkünün sözlerini yeniden düzenlemek ihtiyacı doğurmuyor mu?

 Malatya'yı baştan sona çiçek bürümüş (2)
 Malatya'nın vekilleri almış yürümüş (2)
 Aney aney aney kerneklimisen
 Aney aney aney kerneklimisen
Kayısıya dokunmamaya yeminlimisen?

TİMUR İNCE



YORUMLAR

  1. Kaleli

    11.07.2019 13:12:30

    Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım. Timur ince harici kim bu konulara değiniyor? Herkes birilerinin maşası ama adam nerde sorun görürse derhal kaleme alıyor. Kendi adama teşekkür ederim. İyi ki varsın Timur abi......

  2. Okur

    11.07.2019 12:44:28

    Sorunları yazsan buradan köye yol olur. Yol olur da bunu neden siyasiler görmezler. Kayısı diğer şehirler tarafından bile sahiplenilmeye çalışılıyor. Milletvekili Fendoğlu bu anlamda Malatyalılara ışık olacak gibi. Çünkü sorunları meclise taşıyor. Bu uyarılar ve söylenenler dikkate alınmalı. çok ciddi konular. Seçim öncesi söyleyip gitmek mi siyaset yapmak?

  3. Ahmet

    11.07.2019 12:12:29

    Zorlu şartlarda böyle önemli bir konuyu ele alıp sesimiz olduğunuz için teşekkürler. Yazılarınızın devamını bekleriz

  4. Hikmet

    11.07.2019 12:11:45

    Kayısı birlik yeniden kurulmalı. Başkan Gürkan kayısı anlamında bazı adımlar atıyor. İnşallah devamı gelir.

  5. Hasan

    11.07.2019 12:10:52

    Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.Kayısıya sahip çıkılması şart. Köylü çiftçi sahipsiz.

  6. Vatansever

    11.07.2019 11:52:30

    Değinmeye çalıştığınız konu güzel ama toparlayamamışsınız. Bir kaç il ve ilçe sayıp'dahi' diye yazmanızı kınadım. Yakışmamış. Daha iyi yazılarla karşılaşmak umudu ile

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>