Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Şırıngadan Çikolata mı Olur?

Selma Karakaş Tutuş yazdı...

 

 SESLİ MAKALE 

Yazımın başlığını okuduğunuzda, son günlerde şırınga benzeri çikolatanın neden olduğu ölüm vakalarından haberdar değilseniz, birazcık afallama yaşayabilir ve "gerçekten de şırıngadan çikolata mı olur?" sorusu, aklınızı allak bullak edebilir. Evet, bazı firmalar övüne böbürlene şırıngadan çikolata yapmışlar ve ne yazık ki ambalajlarının, çocukların nefes borusuna kaçacağını hesap edemeyecek kadar zekâ gerilemesi yaşamışlar ya da hesaba katacak kadar kurnazlık taslamışlardır ki minicik çocukları bile bile ölüme sevk etmişlerdir. İki seçenekten hangisini seçersek seçelim, neresinden tutarsak tutalım zarardayız. Çünkü çocukların en zayıf noktası olan çikolata üzerine kurulan komploların haddi hesabı yok.

 Hatırlar mısınız bilmem ama bir dönem, diş macunu kapsüllerini andıran ambalajlar içerisinde sıvı krema çikolatalar satışa sunulmuştu ve çocuklar tarafından bayağı popülerlik kazanmıştı. Sonrasındaysa diş macunu kapsüllerinde de çikolata olduğunu zanneden bazı çocuklar, diş macununu yiyerek zehirlendiler. O dönemde de her kesimden bu tür ürünlerin piyasadan kaldırılması gerektiği yönünde şikâyetler geldi. Fakat o ürünlerin satışı yasaklanmadığı gibi başta okul kantinleri olmak üzere market ve bakkal raflarında hâlâ varlığını muhafaza ediyor. Şimdilerdeyse çocuk sağlığını olumsuz etkileyen ve yeni bir sempati geliştirmişler ve adını DOCTOR CHOCOLATE koydukları şırıngayı temsil eden bir kapsülün içerisinde, sıvı çikolata kremasının bulunduğu şırınga çikolatalar başımıza bela edilerek piyasaya sürüldü. Bu ürün hakkında belki çocukların, doktor ve hastaneye olan korkusunu gidermek, şırınganın o kadar da korkunç olmadığını belirtmek amacıyla ürettiklerini düşünsem de rant peşinde koşan firmaların, hiç de masum olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Geçtiğimiz günlerde şırıngalı çikolata ambalajlarının, Ankara ve Diyarbakır'da peş peşe gelen çocuk ölümlerinin sebebi olması bunu doğrular nitelikte.

 Petrol ürünlerini taşıyan tankerlerin üzerinde belirtilen "Tehlikeli Madde" yazısı kadar tehlikeli olan şırınga çikolatanın sebep olduğu ölümlerin detayıysa şöyle: Ankara'nın Keçiören ilçesindeki Şehit Ahmet Kabukçu İlkokulu birinci sınıf öğrencisi Mert Yağız Köksal, okul kantininde aldığı şırınga çikolatayı yerken, şırınganın ucundaki kapağın nefes borusuna kaçması sonucunda fenalaşmıştı. Mert' i gören okul görevlileri müdahale için okulun karşısında bulunan sağlık ocağına götürmüşler. Hani kendileri böyle durumlar karşısında ilk yardım uygulamadılar diyeceğim ama bildiğim kadarıyla böyle durumlar karşısında öğretmenlerin, müdahale etmesi için Milli Eğitim Bakanlığınca tüm öğretmenlere ilk yardım dersleri uygulamalı olarak verilmekte. Daha sonra Mert, sağlık ocağından ambulansla Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesine giderken yolda hayatını kaybediyor. Burada bir ihmalkârlığın olduğuna değinirsek hiç de yanlış olmaz. Bilakis, bunu belirten uzmanlar diyor ki "Okul yetkilileri tarafından nefes borusuna kaçan yabancı maddeyi çıkarmak için 'heimlich manevrası' uygulansaydı belki Mert Yağız şu an hayatta olabilirdi. "Hadi okuldaki öğretmenler ve görevliler bunu akıl edemedi. Peki ya sağlık ocağındaki yetkililere ne demeli ki bir çocuğun canından daha mühim işleri vardı da gereken müdahaleyi unutup uygulamadılar.

 Herkesin farkında olduğu bir tedbirsizlik söz konusuyken, basına açıklamada bulunan Mert Yağız Köksal'ın annesi, daha önce Mert'in çantasında şırıngaya benzer ambalajlar görmüş. Çocuğuna nerden temin ettiğini sorduğundaysa açık adres okul kantinini işaret etmişti. Bunun üzerine bir daha şırınga çikolata almaması yönünde çocuğunu uyardığını ve olayın gerçekleştiği gün; çocuğunu okula bıraktıktan sonra işe giderken, ögretmenin arayarak Mert'in düştüğünü, acilen okula gelmesi gerektiğini söylediğini belirtmişti. Oysa boğulmakta olduğu söylenmemiş. Bu yüzden okul yetkililerinin sorumsuzluğu ilk olarak, okul kantininde bu ürünlerin satılmasına müsaade etmesiyle başlamış. Ardından ilk yardımı anında ve doğru şekilde uygulamadıkları devam ederken, Mert'in annesine yalan yanlış haber verilmesiyle zirveye ulaşmıştır.

 Şırınga çikolata ambalajlarının sebep olduğu ölümler bu örnekle sınırlı değil. Tüm Türkiye'yi yasa boğan Mert'in acısı tazeyken aralık ayında bir acı haber de Diyarbakır'dan geldi. 7 yaşındaki Umut Bilgi okul çıkışı, bir markette aldığı şırınga benzeri ambalajdan çikolata yerken, Mert ile aynı kaderi yaşayarak hayatını kaybetti. Bu ölümlere rağmen korkunç olansa tehlike saçan bu çikolatalar, çok ucuz fiyatlara marketlerde satılmanın yanında online satış sitelerinde de satılıyor. Bu da gösteriyor ki bu ürünleri istedikleri kadar market ve bakkal raflarında kaldıracaklarını söyleseler de siber alana yayılmış bir ürünü, başı boş vermişlikle piyasadan kaldıramazlar.

 Dolayısıyla her alana virüs gibi yayılan bu ürünlerin, insan sağlığını olumsuz etkilemesinin ötesinde, ölüme varan etkilerinin olduğunu gördüğümüzde o dev firmaların doymak bilmeyen gözleri, çocukların hayatını yok ederken yetkili birimlerin bu konuda icraat göstermeyişi akıllara deli sorular getirmiyor değil. Bu deli soruları biraz açarsak da ya o firmalar, olayı inceleyen savcının, polisin, müfettişlerin cebine bir kaç kuruş sıkıştırarak işlerine taş koyulmaması yönünde iyiden iyiye tembihliyor ya da zannettiğimiz gibi bir inceleme olayı yok ki hâlâ şırınga çikolatalar piyasada.

 Ayrıca şırınga çikolataların kaldırılmasıyla ilgili olarak Ankara ve İstanbul'da okul kantinlerinin ve marketlerin denetime tabî tutulduğu yönünde haberler dolanırken, niye ülkemin diğer bölgeleri bu denetimin dışında tutuluyor? Eğer bir denetim söz konusuysa bütün ülkeyi ilgilendiren bir sağlık sorununda 81 ilimizde bu denetimden nasibini almalı. Ama bütün yatırımların ve güvenlik sistemlerinin metropol şehirlerin üzerine zimmetlendiği şu günlerde; yardımlar, güvenlik unsurları ve yatırımlar konusunda unutulmaya yüz tutmuş illerimizin varlığını bildirmek amacıyla sosyal medya üzerinde takip ettiğim bir sayfada, Kilis'te okullara yakın bakkallarda şırınga çikolataların hâlen satılmakta olduğu ifade edilmişti. Bu haberi okuduğumda, şehirler arası ciddi bir ayrımcılığın varlığına işaret ederek diyorum ki lütfen, menfaat kokan ellerinizi çocukların üzerinden çekin!..

 Değinilmesi gereken bir başka konuysa hani bizim şu şırınga çikolata üreten, üretici firma yok mu halktan, ürünün çöpe gitmesi yönünde tepkiler alınca sessizliğini bozdu. Ürünlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın izniyle üretildiğini ve birçok ülkeye ihracat edildiğini beyan ederek kendilerini aklamaya çalıştılar. Dahası ortada apaçık çocuk ölümleri varken üretici firma, asıl ihmalin okul yetkililerinin ilk yardım bilmemesine bağlayarak, yersiz savunmalarla dolu bir açıklama mecburiyetine girdi. Tamam, elbette okul görevlilerinin ihmali var ama sizde sütten çıkma ak kaşık değilsiniz ve Adli Tıp raporlarında ortaya çıkan gerçeğin, yabancı madde yutmaya bağlı aspirasyon sonucu çocukların öldüğü bildirilirken, Gıda Mühendisleri de 7 yaş ve altındaki çocukların ölümlerini aspirasyona bağlayarak, bu konuda hem fikir olduğuna göre birilerinin sorumluluğunun bilincine varamayışı bir hayli utandırıcı.

 Bütün bu acı gerçeklerin ardından kim ne halde diye sorarsanız; okul yetkilileri ve üretici firma soruşturmaya tabi tutulurken, rutin işlerine devam etmekte ama çocuklarını kaybeden aileler için aynı şeyleri söylemek abes kaçar. Biliyoruz ki bu yaraya ne merhem işliyor ne tedavi. Oysa rant değirmenini döndürebilmek adına şırınga çikolatalar imha edilmeyecek. O firmalar, yine ölüm saçan ürünlerine yenilerini ekleyecek ve yetkili birimler görmemezlikten gelmeye devam edecek.

 Madem yitip giden Mert'ler Umut'lar kimsenin gündeminde değil ve dünya çarkı kötüler ekseninde dönüyorsa buna dur demenin vakti geldi de geçiyor. Dolayısıyla sorumluluk yine ebeveynlere kalıyor. Hani kitleler halinde bir şeyleri sürekli boykot ediyoruz ya şimdi de cebi dolu ama beyni boş insanların komplolarına karşı çocuklarımızı bilinçlendirerek, bu ürünleri boykot etmesek kimsenin el atacağı yok.

 Ve o dev üretici firma yetkilileri, sorumluluk bilincine varmadan makam mevki sahibi olabilirler lakin kendilerini haklı çıkaracak ütopyalar var edemezler. Bu firmaların gözünde çocukların hayatının değeri yoksa bu kişilerin, yönetici koltuğunda otururken boynuna taktıkları kravatın da semerden farkı yok! Böyle bir gerçek yadsınamazken, kendilerini sebepsizce savunmaları, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtecek kadar samimiyetsiz!

 Selma Karakaş Tutuş



YORUMLAR

  1. Mehmet SUNA

    29.05.2020 20:01:53

    Maalesef toplum olarak eğitimsiz ve bilinçsiz olduğumuzdan bu tür vahim olayların ardı arkası kesilmeyecek gibi. Ellah o iki yavruyu cennetine aldı rahmet eylesin.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>