Selma Karakaş
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Statü meselesi

Selma Karakaş Tutuş yazdı...

 

(Sesli Makale)

 

Hayat bize belli statüler yüklüyor, olmamız gereken. Önümüze konulan bir rotamız ve ona göre sunulan rollerimiz var bu hayatta.

Bir yükseliyor bir düşüyor, böyle öğreniyoruz zorluklara göğüs gerip "ben burdayım" demeyi...

Toplumda her bireyin farklı görev ve sorumluluklar aldığı bir statüsü vardır. Bulunduğu mevkide onu tanımlayan. Kimileri doktor, polis, avukat, bakan, milletvekili, gibi bir pramidin zirvesisinde yer alırken kimileri çiftçi, temizlikçi, elektrikçi, ev hanımı gibi piramidin asıl yapı taşını, tabanını oluşturuyor.

İnsanlar nedense umursamazlar bir şeylerin ana maddesini. Genelde hep olup biten nesnenin son görüntüsüne kapılırlar. Son durum, son olay, son kişi diye sıralanan; bir organizmada yer alan, insan düşüncelerinin ete kemiğe bürünüp, can aldığı ve birey arasında iş bölümünden ortaya çıkan bir statü farkı ortaya koyar kendince. Bir nevi eşitsizliğin son raddesine getirir kendini...

Zirvede yer alan bir kişinin toplum içinde gördüğü ilgi alaka; piramidin tabanında yer alan kişiyle kıyasladığımızda insanlar içindeki değeri farklılık gösteriyor. Hayatın bir faydalanma üzerine kurulduğunu, insanların hep kimden faydalanacağı iyi bir şekilde analiz ederek; ona göre kendini tutkusallaştırdığı, birilerinin kölesi olmaya mahkum ettiği, cahiliye döneminin tohumlarının bilgiye her halükarda ulaştığımız bu çağda yeniden filizlendigini görmemek için kör olmak gerek.

Devir öyle bir değişti ki; artık insanların bilgeliğine bakılmıyor. Kim popüler, kimin cebi dolu, kimin statüsü yüksek ona göre muamele ediliyor. Ayrıca insana insan olduğu için değer verilmiyor, rütbesine bakılıyor. Tabiri caizse bir "beyaz yakalılar" sempatisi oluşturmuşuz.

11 Mart'ta Malatya'ya gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve beraberinde MaLatya milletvekillikleri, Makatya Valisi, Belediye Başkan adaylarından oluşan ve davete katılan bir çok bürokratla birlikte Malatya Kent Müzesinin açılışı vardı. Tesadüf üzerine oradan geçerken konuşmaları dinlemek üzere topluluğun bulunduğu yöne doğru ilerleyip oturdum bir köşeye. Kürsüye çıkıp konuşma yapan herkesin öncelikle; Sayın Bakanım, değerli milletvekillileri, cok değerli Valimiz, ve değerli bürokratlarımız diyerek en sona sıkıştırıyor, siz değerli vatandaşlarımız. Pardon! O halkın oyu olmasa sizi yönetenler oturabilir miydi koltuklarında?

Ayrıca topluluk dağılırken, trafik akışını kontrol eden trafik polisinin davranışı gözümden kaçmadı: Herkes arabasına binip yol alırken, beyaz yakalı diye tabir ettiğim kişilerden birine ait olan makam aracından önce sivil bir aracın geçmesi üzerine sinirlenip, aracın sürücüsüne bağırıp çağırıyor trafik polisi. Hani öncelik "beyaz yakalılara aittir"diye bir kural da yokken trafik polisinin o denli bağırması ister istemez rahatsız ediyor insanı.

Bir trafik polisi olabilirsin lakin trafik akışını kişiselleştirip kendinden üst kişilere öncelik tanınması/ayrımcılık yapılması hiçbir trafik kuralında yazılmıyor!

Bazı insanlar da artık saygınlık görmek ya da zirveye doğru tırmanmak adına önüne çıkan engelleri iş hayatındaki başarısıyla değil de paranın verdiği güçle aşıyor. Bir bölümden başka bölüme terfi etmeye paranın gücü yetiyor.

Hani Nasreddin hocanın bir fıkrası var(çok da severim): Parayı veren düdüğü çalar diye. Bir bakıyorumda insanlar bulunduğu konumdan yükselmek adına hep birilerinin cebini doldurmakla mükellef kılmışlar kendilerini. Bileğin gücünü, alin terini, bilgi birikimini hiçe sayıyorlar. Bir bakıma Nasreddin Hocanın fıkrasına kalmış işimiz!

Birileri çalışarak-çabalayarak geliyor bulunduğu statüye, birileride başkalarının hakkını çiğneye çiğneye geliyor istediği yere. Sonrada haktan hukuktan dem vuruyorlar. Statüye göre insanlar yargılanıyor. Statün yüksekse senden iyisi yok, hep birileri sana kul köle olmaya amade. Ama alt tabakada yer alıyorsan, hep hor görülüyorsun bu zihniyete sahip kişiler tarafından.

Unutuyoruz, unutturuyoruz bu evrende yaşayan herkesin eşit olduğunu. İstediği statüde yer alsın, istediği kadar mal mülk sahibi olsunlar; kimsenin kendini yüksekte görüp, sadece aynı derecede yer aldığı kişilere saygı göstermesi, kabul görmeyen bencil bir davranıştır çünkü göklerde uçan kuş misali yükseklerden uçar insanoğlu. Gözü bir şey görmeden daha fazlasını isteyerek hep bana vergisiyle uçtum uçası yol alır ama; hayat işte bir gün göklerde uçarsın, ertesi gün bir bakmışın hayatın acımasız kozları seni yerle yeksan eylemiş, farkında değilsin...

     Selma Karakaş Tutuş



YORUMLAR

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>