Murat ÇETİN
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Tevazunun da kibrin de, yerini karıştıranlar gelsin!..

Murat Çetin yazdı...

 

SESLİ MAKALE 

 

 

".....Allah kibirlenenleri sevmez" (Nahl 23)

Bugünkü yazımızı Hakk Teâlâ'nın bir ayetiyle başlatalım istedim.  Günümüz siyaseti ve yönetiminde kibir ile tevazuunun yerlerini karıştıran bir hayli fazladır. Hem yöneten hem de yönetilenler arasında maalesef bu ayrımları yapamayan insanlar var. Konuyu anlaşılabilmesi için biraz açalım.

Kibir bir müminde olmaması gereken “kerih”  bir sıfattır. Lakin bazen vakar ile kibir biri birine karıştırılır. Bir komutanın kışladaki ciddiyet ve vakarı kibir değildir. Aynı ciddiyeti evine taşıması ve evinde de komutanlık yapması kibirdir. Keza bir komutanın evindeki “hilm” ve “tevazuu” da kışlasına taşıması “acziyet”tir. Kışla ciddiyet kuşanılması gereken yerdir.

Yukarıda verdiğim örneklerden hareketle, halkın seçtiği Müslüman bir milletvekili yâda belediye başkanı mütevazı olmalıdır. Peygamberimiz:" Tevazu göstereni Allah yüceltir, kibirleneni ise alçaltır.” (İbnMâce, Zühd, 16) buyurmuşlardır.

 ÇEVREMİZDEKİ ÖRNEKLERE BİR BAKALIM!..

Ancak burada ince bir ayrıntı söz konusudur.

Bazı belediye başkanları, özellikle personeline karşı kibre varan aşırı ciddiyeti yönetim tarzı ediniyorlar.  Mütevazı başkanlık tarzı arzulanan ideal bir yöntem olsa da; Türk tipi yönetimlerde bu tarz, bazen personel tarafından 'acziyet' olarak algılanarak istismar edilir. Ve kurumda bir lakaytlık oluşturur.

Bu durumu gören bazı yönetici ve başkanlar biraz da fıtratlarından kaynaklanan sebeplerle personele hatta halka karşı "Ben bilirim" edasıyla sert ve zaman zaman kibirli davranabilirler.

Çok tasvip edilmeyip yer yer eleştiri konusu edilse de bu yöntem ve duruşun şu faydaları vardır:

1-Kurumda ve personel üzerinde disipline sebep olur.

2-Tepeden verilen talimatların yerine getirilmesi daha kısa sürede gerçekleşir.

3-Kurumda bir yönetim birliği sağlanır.

4-İkinci adamlar başkanın adını kullanarak, başkan rağmına tasarrufta bulunamazlar.

Burada kibirli olarak bilinen başkan, şayet şehrin dertlerini sorunlarını biliyor, buna göre projeler üretiyor, uygulanması için canla başla çalışıyor ise kişisel diyaloglardaki kibri vatandaşı çok da ilgilendirmez. Vatandaş başkanın ne ürettiğine ve şehrin sorunlarına, geleceğine hâkimiyetine bakar.

Değilse başkan çok mütevazı olmuş ama bir projesi yok, hiç bir şey üretmemiş.

Ne yapsın vatandaş onun mütevazılığını, kolay ulaşılabilirliğini.

MALATYA'NIN 90'LI YILLARDAKİ VALİSİ!..

90'lı yıllarda Malatya'ya bir vali gelmişti. Kapısı herkese açık olup, randevusuz görüşülebiliyordu. Fakat bu vali döneminde rutin dışında Malatya'ya zerre hizmet gelmedi. Bir tek proje hayata geçirilmedi. Hadiseye böyle bakılmalı.

Bir başkan için ideali; hem mütevazı, hem kolay ulaşılabilir, hem de işini bilen ve çalışkan olmasıdır. Lakin bu sıfatların tümünü üzerinde taşıyan başkan bir şehre yüz yılda ancak bir iki kez gelir.

Bugün vatandaşa düşen, şehrimin sorunlarını biliyor mu?

Çözümü adına sürdürülebilir/ uygulanabilir projeleri var mı?

Bunun için uygun, işinin ehli ekip kurabilmiş mi?

Bu idari ekip ve personel ile hangi projelerini hayata geçirmiş?

Hangileri yapım aşamasındadır?

Vatandaş derdini kolay iletebilmekte midir?

Sorularını sorarak cevap aramaktır. 

Kapasitesiz, beceriksiz bir başkan mütevazı olsa ne yazar.

Kapısı 7/24 açık olsa ne yazar.

Kıdemli bir meslektaş büyüğümüzün dediği gibi “Halk hizmet edecek adam arıyor.

Evlenecek kadın aramıyor ki, muamelesi nasıl? Mütevazı mı?" diye sorsun.

Hulâsa şehrin geleceğini düşünen akıllı adam; başkanın ne olduğuna değil, ne ürettiğine bakar, bakmalıdır.

 PLANINIZ TUTMADI, MÜFTERİLER…

Şehit Kemal Özalper Endüstri Meslek Lisesi'ndeyken, tarih öğretmenimiz Osman Barbaros, sıkı bir futbol tutkunuydu. Osman hocanın bu tutkusunu bilen bazı arkadaşlar, dersi kaynatmak için ne yapıp edip, konuyu futbola getirirlerdi. Osman hoca ise her defasında arkadaşların bu oyununa geliyordu. Dersin kaynatıldığının sonradan farkına varsa da, teneffüs zilinin çalması ona artık yapacak bir şeyin olmadığını hatırlatıyordu.

Bu kısa hikâyeyi anlatmamın sebebi, geçen hafta Hasbihal köşemde “Gürkan için kibirli diyorlar” şeklinde bir yazı kaleme almıştım. Bu tespitimi manipüle etmek isteyenler ise, olayın boyutunu farklı noktalara taşımak için azami gayret(!) İçerisine girdiler. Bu arkadaşlara burada sesleniyorum: Arkadaşlar çok ayıp! Olayı manipüle etmeniz, bu planınızın tutmadığının en bariz delilidir...

  BİR TEKLİF DE MEHMET ÇINAR'DAN GELDİ

Evvela atanan, sonra ise oy oranını artırarak seçimi kazanan Yeşilyurt Belediye başkanı Mehmet Çınar, yine Malatya'yı ve kayısıyı Türkiye gündemine getirmeyi başardı. Geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un “Çocuklar evde sıkıldığınızı, okulu özlediğinizi biliyorum. Buradan söz olsun okula döndüğümüz ilk günün ilk teneffüsünü, o güne özel olarak 40 dakika yapacağız” şeklinde bir sosyal medya mesajı paylaşmıştı. Yeşilyurt belediye başkanı Mehmet Çınar da, “O kadar uzun teneffüs enerji depolamak için büyük bir fırsat. Sn. Bakanım @ziyaselcuk, bu uzun teneffüste çocuklarımızın mutluluğuna Malatyamızın kayısısıyla ortak olmak istiyoruz.  81 ilde 81 okula kayısılar bizden :)” şeklinde cevap verdi. Dikkatimi çeken diğer bir husus ise milyonlarca takipçisi bulunan twitter fenomenlerinin bile Mehmet Çınar'ın bu twitinin rt edilmesiydi.  

KORONA'NIN VERDİĞİ DERS

İbadetin manası kısaca, insanın aczini, fakrını ve kusurunu bilerek; Allah'ın dergâhına iltica etmesidir.

Acz: Çaresizliktir

Fakr: Muhtaç olmaktır

Kusur ise: Kendini eksik görmektir.

O halde, Korona denilen bu virüse karşı insanın çaresiz kalması aczini..

Mücadele edecek bir sermayesinin ve silahının olmaması fakrını..

O virüsten etkilenerek, psikolojisini bozması veya hastalanması ve akabinde ölmesi ise kusurunu gösterir.

Bize aczimizi, fakrımızı ve kusurumuzu hatırlatan korona, namazın “manasını” ders vermiyor mu?

 

BİRİ İSLAM MEDENİYETİ, DİĞERİ AVRUPA DENİYETİ!

Avrupa dört gözle yaşlı vatandaşlarının ölmesini beklerken, bizde ise yaşlı insanımıza maske ve kolonya dağıtılacağı gibi, emekli maaşları da evlerine götürülecek. Acaba bizi onlardan farklı ve insancıl kılan nedir?

Bu sorunun cevabı, biri İslam medeniyeti, diğeri ise Avrupa deniyetidir.

Biz yaşlılarımıza musibet dafiası, bereket direği ve rahmet vesilesi nazarıyla bakarken; onlar ise hayatlarına ve yaşamlarına külfet telakki ediyorlar.

Bu konuyla alakalı, Peygamberimiz (ASM) şöyle buyuruyor: “Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belalar sizin üzerinize sel gibi gelirdi

Bu hakikatten sonra edeceğimiz dua “Allah yaşlılarımızı başımızdan eksik etmesin.” şeklindedir.

Burada şunu da söylemekte fayda mülahaza ediyorum; Yaşlı vatandaşları korumak adına devletimiz tarafından sokağa çıkma yasağı getirildi. Tüm yaşlılarımız bu yasağa riayet etmesi şart olduğu gibi, bizlerin de bu durumu nezaket çerçevesinde yaşlılarımıza anlatmamız gerekmektedir. Sosyal medyada bu hususta yaşlı insanlarımızın tiye alınması ve kalplerini rencide edecek yorumların yapılması, aile terbiyesinin eksikliğinden olsa gerek…

İlgilisine not: Deniyet, alçak manasına gelmektedir.

HADİ ORDAN! BAŞKA KAPIYA...

Sebeplere tesir verip, evham hastalığına yakalanarak; bir nevi “sarhoş” olmuş “geveze” televizyon yorumcularına “itibar” etmeyin. Çünkü onlar her şeyin Allah'ın “tasarrufu” ve “tedbiri” dâhilinde olduğundan bi haberdir. Bu gibi heriflerin, yarım yamalak dinsiz malûmatları(!) ile, psikolojinizi bozup, hayatınızı zindan etmelerine müsaade etmeyin!

 

MALATYA'DAKİ 73 KİŞİ KORONADAN MI ÖLDÜ?

16 Mart Pazartesi gününden bu yana Malatya'da 73 kişi Hakk'ın rahmetine kavuştu. Peki, vefat eden bu kişiler korona virüsten dolayı mı vefat etti? Bir kişi bile bu virüsten dolayı vefat etmedi. Dünyada bir günde 110 bin kişi ölüyor. Hatta bu yazıyı kaleme aldığımda 71 bin 379 kişi ölmüş. Peki, bunların kaçı korona virüsten dolayı vefat ediyor?

Yanlış anlaşılmasın, elbette her türlü tedbirimizi alacağız. “Allah belamızı versin!” diye bir arayış içerisine de girmeyeceğiz. Hayatımızı zehretmenin de bir manası yok değil mi?

Bediüzzaman  Said Nursi hazretlerinin bu hususta verdiği şu ders aklıma geldi: “Azrail Aleyhisselâm Cenâb-ı Hakk'a münâcât edip demiş: “Kabz-ı ervâh (Ruhları alma) vazifesinde senin ibâdın(Kulların) benden küsecekler, şekvâ(şikayet) edecekler?

Ona cevaben denilmiş: “Senin vazifene hastalıkları ve musibetleri perde yapacağım; tâ ibâdımın şekvâları onlara gitsin, sana gelmesin.”

Aynen bu perdeler gibi, Azrail Aleyhisselâmın vazifesi de bir perdedir; tâ haksız şekvâlar Cenâb-ı Hakk'a gitmesin. Çünkü ölümdeki hikmet ve rahmet ve güzellik ve maslahat cihetini herkes göremez. Zâhire bakıp itiraz eder, şekvâya başlar. İşte bu haksız şekvâlar Rahîm-i Mutlak'a gitmemek hikmetiyle, Azrail Aleyhisselâm perde olmuş.”

Demek irade-i ilahi hakimdir.

Selam ve dua ile

Fiemanillah



YORUMLAR

  1. Saliha

    24.03.2020 10:21:17

    Sizin yazılarınızı okuyunca virüse ve ölüme bakış açım değişti. Tedbirimi alıyorum onun yanında Allah ne derse o diyorum.

  2. Kemal Ulaş

    23.03.2020 18:38:42

    Selahattin başkan şu anda yalnız kalmış bir durumda. Ahmet Çakır'dan kalan kadroyu dağıtmaklahatanın en büyüğünü yaptı. Bu adamlar zaten böyle bir bekleyiş içerisindeydi. Eğer bunları idare ederek kullansaydı, Selahattin başkan şu anda farklı konumdaydı.

  3. Mehmet Güzel

    23.03.2020 18:35:52

    Mehmet Çınar, Malatya'da trendi en yükselen başkandır. Ben Mehmet başkanın geleceğini şahsım itibariyle çok parlak görüyorum. Mehmet Çınar çoğu siyasetçiye rakip ve statü noktasında onlar için tehlike(!) arz ediyor. Allah çalışanı sever ve hak ettiğini verir. Mehmet Çınarın durumu bu meselden

  4. Turan

    23.03.2020 18:14:08

    Selahattin başkan yüz yılda bir gelecek adamlardan. 10 ayda 10 yıllık iş yaptı. 5 yılda 100 yıllık iş yapacak. Onun yaptıklarını anlayabilmek her babayiğidin karı değil. Bazı gözler vardır bakarlar ama göremezler.

  5. Ali

    23.03.2020 14:07:58

    Mehmet Çınar'ı tebrik ediyorum. Topu kaleye attı. Başkan Güder de geriden kayısı çekirdeği hamlesi yapsa da geçti artık pek bir önemi kalmadı. Malatyalılar belediye başkanlarının zeki çevik ve hızlı olanlarını sever :) Tebrik eder başarılarının devamını dilerim.

  6. Ramazan Ayaz

    23.03.2020 13:58:55

    Her ölen koronadan ölmedi ama bu sakınma bu bekleyiş de yoktu. İnsanlar ölüyordu evet ama ardından cenaze namazlarını kılabiliyor camilerimize gidebiliyorduk. İnsanlar ölüyor ama bize ders oluyordu dualarımızı arttırıyorduk. Hiçbir ölüm nedeninden sonra KABE kapanmadı. Hiçbir ölüm sonrasında camiler kapanmadı. Bizi ürperten de bu. Yaşlılarımızın elini öpemez hale geldik.Dokunursak zarar verebiliriz diye düşünmemiştik hiç. Halbuki onların ellerinin öpülmesi gerektiği öğretilmişti ama şuan kaçıyoruz. Bakalım Mevlam ne eyler ne eylerse güzel eyler

  7. Hikmet

    23.03.2020 13:55:38

    Allah ne derse o oluyor. Korona virüs belasından bir an önce kurtulmayı diliyoruz. Ama hiçbir şeyin de eskisi gibi olmayacağını düşünüyorum.

  8. Ahmet

    23.03.2020 13:54:37

    Kaleminize sağlık. İnsanoğlunun ne kadar aciz olduğu gözler önünde. Bu günlerde kibirin ne kadar önemsiz olduğu da anlaşılmış olması gerekli. Şuanda herkes eşit kimsenin kimseden farkı yok. Zengin de fakir de aynı mücadeleyi veriyor. O yüzden yaşadığımız olaylardan ders çıkarmalıyız. İnsanlara yüksekten bakan, küçümseyen, kandıran, hayatta sadece kendini düşünen insanlar için büyük ders veriliyor. Bu yüzden yol yakınken kibirden uzak durup kırdıklarımızın da gönlünü alma zamanı değil mi?

  9. Hasan

    23.03.2020 13:51:41

    “Mütekebbirler/kibirli kimseler, kıyâmet gününde insan sûretinde küçük ve kırmızı karıncalar kadar haşrolunacaklardır. Zillet her taraflarından onları saracaktır. Cehennemdeki “Bûles” adı verilen bir zindana sürükleneceklerdir. Onları ateşlerin ateşi kuşatacak ve Cehennem ehlinin Tînetü’l-habâl denilen kan, irin ve pisliklerinden içirileceklerdir.” (Tirmizî, Kıyamet, 47/2492; Ahmed, II, 179; Buhârî, el-Edebü’l-müfred, no: 557)

  10. Abdullah

    23.03.2020 13:49:07

    Medeniyetin tek mükemmeli Allah Resul’ünün getirdiği şeriat, emir ve nehiyler, beşerin en muhtaç olduğu ve tek kurtuluşu, refahı ve iki alemin de Saadetini tarif eder... O iki Cihan serveri yaşlılarda bereket vardır diyerek onların hakkı hukukunu muhafaza ettiği gibi Sizin en hayırlınız hanımına en hayırlı olanınızdır Ve hanımlar, cahiliyedeki gibi açılıp saçılmayın diyerek ailenin temelini muhafaza etmiş, hırsızın elini keserek zulmü kesmiş çaresize mazluma Ümit olmuştur... şu hakikati göremeyen deniyyetin gözü kör olsun... şu ahlak ile hakiki medeniyetin lezzetine varmayı temenni ediyorum..

  11. Mustafa

    23.03.2020 13:11:02

    İnsanoğlunun acizliğinin bir virüsle ne derecede olduğu anlașıldı..en zenginlerde yakalandı en fakirlerde..tarihte örneği çok çok fazla..Mehmet Çınar çalıșıyor inșallah bu çalıșkanlığını çevreyolu altında Melekbaba bölgesinde de gösterir..bu bölgelerin imar konusunda çok önemli desteğe ihtiyacı var.

  12. Eşref

    23.03.2020 13:09:30

    Ya Murat Çetin artık Selahattin Gürkan’ın davulunu çalmayı bırak, sen her ne kadar onu olumlu ve sempatik göstermeye çalışsanda olmuyor artık. Millet gerçeği görüyor, her şeyin abartı ve yanlış bilgiler ile milletin kandırıldığını gördüğü için de Murat Çetin’in bunda ne çıkarı var diyorlar. Bir defa da siz eleştirin; ihaleleri, ihale yapılmadan verilen işleri, doğrudan temin işlerini, aralarda aracıların çok fazla olduğunu, borç rakamlarının yanlışlığını, alınan borçlanma yetkilerini, en son ki Meclis toplantısında resmi rakamla borcun 700 küsür milyon olduğunu, neden 1 milyar 800 milyon açıkladığını, Battalgazide borcum yok dedi 100 küsür milyon borç çıktığını, sürülen seyrü sefaları, Ak partiye verdiği zararları, neden hep muhalefetin bunu beğendiğini, aldıkları kararların arkasında durmayıp geri aldım atmalarını, ekibinin facia olduğunu, hep emret komutanım dediklerini, gerçekleri hep gizlediklerini, garibanların ekmek ve gıda yardımlarının kesilmesini, taşeronların maaşını düşürüp mesailerini vermeyişini vs. vs...

  13. Tamer

    23.03.2020 13:04:32

    Devletimizin coronaya karşı çok güzel mücadele ettiğini düşünüyorum. Özellikle Sağlık Bakanlığı bu konuda güzel sınav verdi ve samimiyetle mücadele vermeye devam ediyor. Millette üzerine düşeni yaparsa; Allahın izniyle en az zararla bu beladan kurtuluruz.

  14. Abdullah

    23.03.2020 13:03:11

    Hikmet dolu bir yazı Rabbim emeğinize yüreğinize ilminize ziyade Hayırlar katsın...

  15. Ahmet

    23.03.2020 12:47:01

    Gürkan belki personeline katı davranıyor bilmiyoruz... ama biz vatandaş olarak Gürkan dan beklentimiz hizmet şayet vatandaş hizmet alırsa başkanın kibri kimsenin umurunda olmaz. Sizinde bahsettiğiniz gibi çok iyi olması da hizmet olmadıktan sonra bir şey ifade etmiyor. Korona konusu ciddiye alınması gereken bir konu elbet önlemler alınacak gerekenler uygulanacak ama insanoğlu kendine manevi anlamda çeki düzen vermesi gerektiğini de hatırlatan bir süreç yaşıyoruz zira virüs de Allah ın iradesinde O ne derse o oluyor Yaşlılarımız bu durumdan en çok etkileneceklerin başında, unutulmamalıdır ki bu bile imtihan kim bilir belkide onların duası ile ayakta duruyoruz. bu süreçte onları da rencide etmeden gereken hassasiyet gösterilmelidir

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>