Necdet Akboğa
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar...

Necdet Akboğa yazdı...

 Bazen bir hal gelir, tak diye sinenize çakılır durur. Bıçak mı kemiğe dayanır, kemik mi gider bıçağa kendini sürer, sonuç isyanın milâdıdır belki de...

Geçenlerde resmi kurumun birine uğradım. Müdür ile biraz oradan buradan konuşurken illa bir çayımı için dedi. Çayı başörtülü, gencecik, hani eli ayağı düzgün tabirinde bir bayan getirdi. Çayı bıraktı ve çıktı...

Müdür bey: “Vallahi bu hanım kardeşimden çay istemek ağırıma gidiyor. Bu gördüğün hanım kızımız Sosyoloji mezunu ve üstelik yüksek lisans yapmış. İş-Kur birkaç aylığına kurumlara bu gençleri dağıtıyor temizlik gibi işlerde değerlendirilsin diye...

Şimdi ben bu kurumda hayatında kitap okumamış, tahsil yapmamış, bir sürü insanın tuvaletini yıkayan, ayaklarının altına paspas çekmeyi bu insana nasıl yaptırayım...

Hiç olmazsa misafir geldiğinde çay getirsin. Başka türlü kendime yediremedim, yapamadım. Bu bayan her çay getirdiğinde içim acıyor. Benim kurumumdaki bu kadar kadrolu personelim arasında yüksek lisans bitirmiş birisi yok. En yüksek, eğitimi almış, tahsili en yüksek birisi çay dağıtıyor”...

 Allak bullak oldum, bildiğim, gördüğüm, şahit olduğum yüzlerce olay yaşadım. Neler gördüm, neler duydum. Kış ayından mı? Yaşananlardan mı? Bilmiyorum. Son zamanlarda insanların umutsuzluğu beni hem duyguya boğuyor, hem de ürkütüyor...

50- 60 kişinin birkaç aylığına geçici olarak alınacağı en düşük işlere binlerce insan akın edip başvuruyor. Belediyelere iş talebi için gelen gençlerin haddi hesabı yok. Kucağında çocuğuyla kapı kapı dolaşan babalar, özürlü yavrusuna sarılıp merhamet dilenen analar...

Gözyaşları ile hayat hikâyelerini anlatan, boyun büküp yalvaranlar vatanı tarumar edilen Suriyeliler değil. Bu memleketin evlatları. Yüreği yeten varsa, vicdanına güvenen varsa, psikolojisi sağlam olan varsa dinlesin bakalım onları, dinleyebilir mi?

Gidin bakalım siyasi partilerin halk gününe, insanların yüzüne bakın, onların feryadına kulak verin bakalım, hangi kulağınız sağlam kalır. Akşam çocuklarınızla sofradayken, yastığa başınızı koyduğunuzda yankı yapan ekolu sesler çınlasın bakalım...

Her yerde açılan üniversiteleri bitirmiş milyonlar ne yapacak azizim?..

Gettolarda, varoşlarda, kahvelerde, sokaklarda serseri mayın gibi, amaçsız ve sebepsiz gezen tığ gibi delikanlılar, billur gibi genç kızlar ne zaman bu ülkenin katma değerinde söz sahibi olacak, üretecek, çalışacak?...

Okumuş bir insanın devlete maliyeti, ailesine maliyeti, kendine ve kentine maliyetini hesaplayan var mı?...

Bir yandan binlerce lirayı her ay tıkır tıkır çekip beğenmeyen ile 16- 20 yıl dirsek çürütüp, mürekkep yalayan, kafa patlatan, ömür törpüleyen işsiz arasındaki adaleti kim sağlayacak?...

Kahramanlık hikâyeleri, destanlar, şiirler, nasihatler ile ne zamana kadar kalabalıkları dizginleyip günü kurtaracağız azizim...

Ürküyorum, korkuyorum, memleketini ve milletini seven biri olarak acıyorum...

Yaz aylarında Malatya çevreyolu altındaki mahallenin birinde bir dostun düğününe gittim. Akşam karanlığı müzik çalıyor, halaylar çekiliyor. Az ötede yaşları 15 ile 20 arasına bir grup genç birbirlerine sokulmuş sohbet ediyor. Hepsinin elinde sigara veya benzeri şey tüttürüyorlar.

- “ Gençler adı üstünde daha gençsiniz. Bu zararlı şeyler size yakışmaz. Kendinizi zehirliyor, bitiriyorsunuz” Dedim.

Söylemez olaydım.

-“Abi bize neyin nasihati bu, bize şekil yapma, ne var ki neyi kaybedelim. Kaybetsek bir can o da gittiği yere kadar. Kim kimi soruyor? Kim düşünüyor? Biz neyin geleceğini düşüneceğiz? Eğer bir gün fırsat düşerse var ya! Fahri Kayahan Caddesinin altından girer, üstünden çıkarız. AVM ler toz olur. Bak görürsün. O beş yıldızlı otellerde bizim hakkımızı yiyenlerin midesinden çekip alacağız. Çoktan çok gider, azdan az gider.”

Eyvah!... Ben burayı hiç düşünmedim, bunları ilk defa dinledim, neredeyim? Bunlar kim? Ben kimim? Ne diyorlar? Kim yaptı? Nasıl oldu?

Aklıma üstadın satırları geldi.

 

Bir âlem ki, gökler boru içinde! 
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üst üste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu? 
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?...

 

Tabi evden işe, işten eve, akşamı kıl yatsıyı bekle, modası geçti at çöpe, şoförün kapıdan alsın seni...

Tuzun kuru değil mi?...Nerden bileceksin acıların çocuklarını. Hangi cenneti, cehennemi anlatacaksın. Adam kendinden vazgeçmiş, nelerden vazgeçmez ki..

Evet... Asgari ücrete bile razı olan binlerce gençten, bir kaçına yapılan geçici makyaj neyi kurtaracak. Sanayide çırak yok, organizede çalışacak eleman yok, meslek yok, kazma yok, kürek yok, inek yok, tavuk yok, üretim yok, umut yok...

Varoşların hayalinde elitler varsa ben korkarım... Gecekondu gözünü rezidansa dikmişse ben korkarım... Pimi çekilmiş bombadan korkarım... Kaybedecek bir şeyi olmayandan korkarım”...

O kadar uzun uzadıya yazacak içinizi paramparça edecek hayat hikâyeleri var ki:

Dayanabilene aşkolsun. Dost acı söyler. Adımı felaket tellalına çıkarmayın. Ya etrafınıza kalp gözüyle bakın, ya da...

Cüzdanlar şiştikçe, vicdanlar inceldi mi acep?... Fırsat eşitsizliği, adaletsizlik, savurganlık, israf, dışlanmışlık, umutsuzluk, sahipsizlik duygusu bir toplumda artarsa, sonuç vahim olur, demedi demeyin...

Arkasından bağır bağırdığın kadar.” Muhterem kardeşim bak sevaptır, günahtır, mekruhtur”... Dinleyen bulursan.

Benim gibi varoş mahallesinde verdiğim nasihatler, din, iman, aman, yaman nafile kalır...

Kim ne yapacaksa yapsın, isyan eden işsizler varken, kurumlar şatafattan, sükseden, cafcaftan vazgeçsin.

Klima altında ayın on beşini bekleyen, zamanı öldüren zaman katilleri...

Doğru söz batar ama sözü olmayanlar batırır....

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.”  Diyen Peygamberden değilseniz, kimdensiniz?

Şimdi makalemin sonuna bir şiir ekleyeyim. Velhasıl kelam ve özet: ”Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar.”

 

   İSYANLI SÜKÛT...

Gitmişti makama arz-ı hâl için
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim..
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı ,
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı,
Açtı tabakasın, cigara sardı,
Daldı.. Neden sonra garsonu gördü,
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı, 
Kalktı ki garsona vere parayı, 
Uzattı çakmağı ve cigarayı,
'Sayyy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş, 
Sandım can evime döktüler ataş,
Sordum: 'memleketin neresi gardaş?
'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden,
Ağzına küfürler doldu zehirden,
Salladı dilini.. Vazgeçti birden, 
'Oyyy' dedi, yutkundu, eğdi başını...

Necdet Akboğa

necdetakboga@gmail.com

 

 

 

 

 



YORUMLAR

  1. Turan çakın

    15.01.2019 19:41:39

    Butun sorun toplumdaki adaletli vicdanlı merhametli dürüst bilgili insanların azligidir.bu eğitim sisteminde ancak bu kadar olur Allah gariban insanlara sabır versin.

  2. mehmet yavuz

    14.01.2019 17:09:12

    Kötü bir türkiye tablosu çizmeye çalışmışsın, keşke rakamlarla bunu destekleseydin. Ben 2 dakikada dolar bazında asgari ücrete baktım. 2003 yılı başında asgari ücret 140$, bugün 370$. Dolar bazında 2,6 kat artış var. Bence sadece edebiyatı değil, biraz da matematiği kullanmak gerek.

  3. hasan yildirim

    13.01.2019 11:42:57

    sayin yuregi kalbi vatan ve memleket sevgisi dolu kardesim kalemine saglik ah,ahh genclerimiz bir gorse bir uyansa ,gelismis somurgeci ulkelerin 100 hattda 1000 yillik planina bir bakin ne olur sanal bagimliligindan kurtulup kendinizi yetistirin bu hacli dusuncelerin eline dusmesin neslimiz kendini yetistiruret uretdigini inaslikla paylas sakin bolunme ulkenle miletinle butun ol ALLAHA emanet olasin sayin nejlet hocam ve takipckileri

  4. Murat Tam

    10.01.2019 23:06:20

    Üstadım;ellerine ve diline sağlık.Sabırla bir sonraki makalenizi bekleyeceğim.Saygılar.

  5. Mustafa çalışır

    09.01.2019 17:46:43

    Evet gerçeklerden bahsettiniz çok beyfendim benden çok bahsetmişşin bende gördüm o günleri oralarda çok beğendim

  6. Aliseydi Alpay

    09.01.2019 15:58:19

    Bekliyoruz abi sabırla bekliyoruz ahireti,hesap vaktini tabi inaniyorlarsa.Sen dogruyu yazmaya devam et bunlarda gecer.

  7. Rıza Sinanoglu

    09.01.2019 15:09:47

    Tek kelime ağzına kalemine saglik bizim zamanda ise girecek adam bulamıyordum az çok sende biliyorsun bu millet gecmisi çok çabuk unutuyor

  8. Hasan Ünlü

    09.01.2019 13:50:39

    Bir çok ülkenin sorunu işsizlik , yoksulluk ve gelir dağılımı eşitsizliği evet, Siyaset kurumunun çözümler üretmesi gerekiyor, vatandaşlarında isyan etmek yerine çok çalışması mücadele etmesi gerekir, Hayat bir mücadeledir ,Kimse gocunmasın fakat herkes devlet memuru , öğretmen, doktor olamaz , Üretmek lazım, fabrika lazım, işçi lazım ,emekçi lazım ,Herkes zenginde olamaz Herşeyi Yaratan yüce Allah kimini varlıkla , kimini yoklukla imtihan edecek , Tevekkül edip , şükredeceğiz , İlahi adalet er yada geç yerini bulacak ,,Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacaktır .

  9. şevket uşak

    09.01.2019 13:49:33

    Kısa ve öz yazmayı hep tercih etmişimdir sizin gibi yürekli kalemi kuvvetli,gözü kara insanlara ihtiyacımız var, ya sizlerde olmazsanız, sizin gibi omurgalı insanların sayesinde ola ki birileri düşünür diye ümit ediyoruz bu ülkede çocuğuna bakamadığı için çocuğunu parklarda terk Anne, çocuğuna elbise alamadığı için intihar eden baba, daha bilmediğimiz nice acı olaylar bir gün her şey tersine dönerse vede garipler yakarsa bu dünyayı şaşırmayın mazlumun ahı tutacak elbet bir gün. Duamız insanca yaşayabileceğimiz yarınlara kavuşmak dileği ile tekrar yüreğine diline kalemine sağlık.

  10. Mehmet Yavuz

    09.01.2019 12:40:36

    Yeterince üretim yok. Teknolojik ürünleri bir tarafa bırak, tarım ve hayvancılıkta da sıkıntı var. Nüfusun 3 üçte biri öğrenci. 0-6 yaş arasında 8 milyon nüfus var. Toplasan neredeyse nüfusun yarısı çocuk, öğrenci ve öğretmen. Geriye kalanlarda da vasıflı olan ne kadar ? İşsizlikle beraber, vasıflı eleman sıkıntısı var. Herkes üniversite okumak istiyor. Yeni nesil hemen ve kolayca çok para kazanmaya çalışıyor. Üretmeden nasıl kazanacağız ?

  11. Halit yamadağ

    09.01.2019 12:35:09

    Nejdet bey bence sosyoloji mezunu bayanın çay dağıtımında çalışması o bölümün başarısı sosyal bir iş bende o okul mezunuyum aşçılık yapıyorum Japonların Kaizen felsefesinde olduğu gibi küçük ama sürekli (yani istikrarlı) hamleler sizi mutlaka er ya da geç kazanım sağlayacak tır o Dünyayı yakan gariplere gelince çalışmayı sevmeyen emek sarf etmeden kazanmaya çalışanlar Kaya ile akıntının karşılaşmasında her zaman akıntı galip gelir Gücüyle değil ısrar ve istikrarıyla biraz iş arasınlar birde korkma çalışmaktan korkanlar bir halt yiyemez

  12. Mehmet Emin aydin

    09.01.2019 12:19:20

    Helal OLSUN dayioglu

  13. Murat Akboğa

    09.01.2019 12:12:50

    Doğru söze ne denirki insanlar düzelmedikçe dünya düzelmez

  14. Adem

    09.01.2019 10:08:47

    Şiir Üstad Merhum Abdurrahim Karakoç a ait. Keşke ismini yazaydın. Ayrıca o müdürün o bayanı büroda çalıştırması suç. Ancak çevre temizliği vb. işlerde çalıştırabilirsiniz. O başka bir ironi. İşkur garibanları değil sadece zenginleri gönderiyor oda başka bir konu.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>