Necdet Akboğa
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Yeşil Komünistler...

Necdet Akboğa yazdı...

 

(Sesli Makale)

 

Aslında zaman geçse de zemin ve insan aynı olsa gerek.

Şimdilerde insanlar birbirini hain, zalim, münafık, deyyus, kefere, yezit, zındık diye suçluyorlar.  Hepsi hakaret, hepsi de kötü, hepsi de çirkin...

Hakaretleri siyasi taraf adına yapmak hele akıl işi değil. Ben 1980 öncesi cehalet vardı, kutuplaşma vardı, insanlar birbirini boğazlayacak dereceye gelmişti diyordum. Baktım ki 40 yıl geçse değişen bir şey yok hatta beteri var. Bugün Allah korusun Malatya'da Hamido olayları, Maraş'ta mezhep olayları gibi hadiseler çıksa daha beteri olur diye endişe ediyorum.

Hani biz selamet dininin mensubuyduk, hani kardeştik, hani aynı duygular falan...  Ben de dâhil artık din, iman, nasihat, sohbet, cemaat, fetva, hoca duyduk mu kaçıyoruz. Toplumun en saygın şeylerinin düştüğü hale bak. İnancımı gittikçe yitiriyorum. Sosyal medyada, telefonda birbirinin gırtlağını sıkanlara fırsat düşse maazallah...

Ufuk Tv haber müdürü iken genel müdürüm vardı Mükremin Özer ağabeyim. Ordudan ayrılmış askeri disiplini görmüş birisiydi. Hayatımda örnek alacağım ve insanlığa örnek göstereceğim yaşayan İslam'dı. Olaylara bakışı, merhameti, bilgisi hayranlık uyandırırdı. Bir gün sordum “ Abi bu kadar temiz insan olmanın kaynağı nedir? ”Dedim. Çekmeceden Said-i Nursi'nin Risalelerini gösterdi. Demek insan okuduklarını uygularsa hayranlık bırakabilirmiş dedim.

Hiçbir siyasi, ticari, dünyevi beklentisi olmayan, her şeye mutlak müspet bakan, fitne ve fücurdan uzak duran, her sözü altın olan müdürüm, yürüyen risaleydi. Halen öyle, halen duruşunda değişim yok. Peki, bu kadar dini kitapları, cemiyetleri, cemaatleri gören ve ardından kin, nefret, haset ile ömrü geçenler Mükremin abi ile aynı dinin mensupları değil mi?

Neden biz bizim gibi olmayana yaşam hakkını fazla görürüz. Neden kırarız, dökeriz, iteriz, sonra da imana gel deriz de gelen olmaz.

Biz miyiz Allah'ın hâşâ badigardı. Hangi kitap, hangi lider, hangi cemaat bizi bu hale getirdi. Biz hangi kaynaktan içtik, Mükremin abi hangi kaynaktan içti. Neden Mükremin abi diyorum biliyor musunuz? Binlerce hikâyesi vardır anlatacak ondan...

 Biraz şaşıracağınız bir çocukluk hikâyemin özetini anlatayım: Biz Çöşnük mahallesinin kurucusu sayılırız yani eskileriyiz. Mahallemiz köy şehir karışımı arabesk bir yaşam tarzına sahip. Siyasi yelpazede iki kutup var. Akıncılar ve Ülkücüler. Birbirimizi hiç ama hiç sevmiyoruz ve kapı komşuyuz. Büyükler ne derse ona inanır, sorgusuz, sualsiz, amaçsız, maksatsız düşman gibiyiz.

Mahallemizde tek bir solcu yok, mahallenin tamamı Kürt. Bir tek Türk ailesi var onların da lakabı Kürdo gil...

Mahalle iki grup ama sürekli bağırıyoruz. “Komünistler Moskova'ya” Hayatımızda komünist görmemişiz. Komünisti büyükler anlatıyor ama çocuk aklımızla kafamızda bir komünist tasviri var. Bu tasvir ne insana benziyor acayip bir şey...

Mahallemizin tek çeşmesi var, evlerde su yok, herkes yaşam adına ne varsa bu çeşmeden temin ediyor. Bir gün aşağıdan bir ses geldi. “Koşun çeşmeye Komünist gelmiş”. Aman Allah'ım koca koca kadınlar, çocuklar toz toprak çeşmeye koştuk. Hayatımızda ilk defa her gün küfrettiğimiz, cebimizde taşla gezip rastlarsa vuracağımız Komünist gelmiş. Çeşmeye vardık uzun boylu, favorileri kulak hizasını geçmiş, pos bıyıklı, yakışıklı, kot pantolonlu (kot pantolonu ilk defa gördüm)  bir adam. Karısı kilim yıkıyor, adamda ona yardım ediyor. Nayır nolamaz hesabı ile bizim beklediğimiz Komünist nasıl insana benzer. Biz başka bir şey bekliyorduk, bize Komünisti büyüklerimiz anlatamadılar mı acep?

Bizi Komünistler Moskova'ya diye bağırtanlar ne Moskova'yı ne de Komünisti tarif etmemişlerdi. O günden sonra artık “Komünistler Moskova'ya” hiç demedim.

Dediğim gibi hadi 12 Eylül öncesi kakaydı, kötüydü, kardeş kardeşe düşmandı, peki şimdi neden daha beter olduk. O yıllarda ortaokula gidiyordum. Hiç unutmam Hastane Caddesinden Çöşnük'e giderken önümüzde yaşlı bir adam yürüyordu. Arkadan torunları yaşında 5-6 kişilik genç grup geldi, sorgusuz, sualsiz adamın kafasına kafasına öyle vurdular ki asla unutmam. Kanlar içinde doktor olduğu söylenen adam meğer Komünistmiş, vuranlar sağcıymış, adam sonradan ölmüş.

Bir doktor yetiştirmek, okutmak, onun tedavi ettiği hastalar, onun yakınları, vuranlar, vurduranlar, bre kafir öl diyenler, oh oldu bir kefere daha gitti diyenler, kan, kalas, genç, vururken Allahuekber..

O yaşta dünyam alt üst olmuştu. Neden, niçin, kim, niye, nasıl üst üste sorular, soru içinde, unut mu, sus mu, konuş mu?...

Neden bunları yazdım biliyor musunuz?...

Bugün inanın ki daha beteri var ama fırsat yok. Bulunduğu an bu toprakların canları yine yitik kervanlarda kaybolacak.

Çocukluk arkadaşım ile aynı düşünmüyorum diye yazılarımda özelde konuştuğumuz siyasi konularda fırsat bulup beni gammazlıyor. Etle tırnak gibiyiz de hangimiz et, hangimiz tırnağız. İçimizdeki cellat pusuda, rahmet ve merhamet tatilde...

Yıl 1979 yaşım 13. İmam Hatipten parasızlıktan dolayı Çöşnük'ten Sıtmapınarı'na yaya gidip geliyoruz. Hastaneyi geçtim iri yarı bir adam karşıdan geliyor. “Hangi okula gidiyorsun lan?” dedi. İmam Hatip dedim. Bir tokat attı, gözümden ateş attı. Sadece giderken şunu söyledi. “ Yeşil Komünistler.”

Necdet Akboğa

necdetakboga@gmail.com

 

 

 



YORUMLAR

  1. Mehmet

    06.03.2019 17:32:56

    Yazınızın hem içeriği hem teması hem vurgu yaptığı kişi ve odaklar çok manidar... Babam Mükremin Özer'i böylesi anlamlı bir yazıya katmanız da ayrıca gurur meselesi... Keşke hiçbir şeyin maliki, sahibi olmadığımızı, paylaşmayı, zıtlaşmamayı öğrenebilsek, hayata tatbik etsek...

  2. Rahmi

    28.02.2019 01:14:40

    7.Mevzu uzun ve platform uygun değil. Coştuğumu sanmayın. Entelektüle değilim tamamen boş bakıyorum. Bardağın boş tarafindayim.Hepimiz figüranız. Ola ki bir görev düşerse ki düşecek, bu sahipsiz hoyratça tüketilen coğrafyanin, toprağin ve insanının bir gün savunanları olacaktir.Çok dağıldık ve fena borçlandık. Bizi paraya boğanlar bu bohem gidişin hesabına bir gün otururlar mı , evet geçmişte masayadaydık ve toprak verdik milyon metrekare. Cok uyanık olmamız lazım vesselam

  3. Rahmi

    28.02.2019 01:07:02

    7. Malatya siyasal anlamda önemli bir merkez. Her siyasal akımdan akıllısı ve delisi ile toplumsal hayatı etkileyen insanların yetiştiğı nev-i şahsına özel bir yer. Bu tarlanın özelliği, itirazların merkezinde olması bir. Coğrafik, konjonktürel sebepler birincil. 2' ncisi ve bana göre en önemlisi 2 kutuplu dünyanın bir tarafında olan ve hala NATO'nun ileri savunma karakolunun tam merkezinde olması.Bu gün olmuş hala merkezde. Bu anlamda her şey bu perspektife göre hizalanıyor

  4. Rahmi

    28.02.2019 00:49:12

    6. Necdet bey Bediüzzaman Said Nursi ekolünden, mahalli medyadaki bir yöneticisinden rol model etkileşimini, bir kimlikle örnekleyerek makalede yola çıkmış. Çok doğru. Ben nurcu değilim. Ama ustadın tüm kitaplarını okudum ve çileli hayatını biliyorum. Yaşanılan hali hazırdaki çatışmayı 'bir aidiyet veya butik öç refleksi ile götürmemiz' mümkün değil, evrensel insan hakları ve hukuk, adalet çerçevesinde yol almalıyiz. Geniş teveccühte toplumun tüm dinamikleri ile barışmalıyiz. Bu ezbere dayalı çatışma ezbere dayalı cephe alan fanilere haz versede toplumu yok eder

  5. Rahmi

    28.02.2019 00:35:39

    5.Hatta öyle bir noktaya geldim ki, bu küçük ülkede iddia sahibi olan hemen hemen hiç bir 'çözüme yönelik ama samimi' çeşitli dinamik yoktur ki bu büyük iradeden habersiz olmasın, noktasına geldim. Apaçık yönetiliyorduk, bastırıloyrduk ve dirhem dirhem azalıyorduk. Bir kompolo teorisi kurbani değilim. Global dünya var, global üretenler var ve hiç bir şey üretmeden tüketenler, tükenenler var. Ve bizim durduğumuz yer belli. Acınacak haldeyiz ve bu psikolojimizi dillendirenler oldu, yüksek sesle Erbakan dillendirdi

  6. Rahmi

    28.02.2019 00:26:28

    4. Ben o romanı okumakla kominist olmadım. Ama merak ettim ve sonunda anladım ki o günlerde 2 kutuplu dünyanın birer figüranı olarak çatışmadaydık ve ölülerimizi nasıl kutsarız savaşındaydık ama ölüyorduk. Daha büyük ve üreten güçler vardı. Siyasi ve ekonomik pazarlarını konsolide etmek adına bir çok ülkeyi kanla disiplinine ediyorlardı. Türkiye küçük ama önemli bir merkezdi ve nasibini alıyordu. Çok güçlüydüler. Hala öyle hala dinamikleri işliyor. Burası küçük bir coğrafya ve varsa , ve bu kaderse değişmiyordu

  7. Rahmi

    28.02.2019 00:12:45

    2. Lise 1'deyim.Yer İmam Hatip Sıtmapınarı. Ders arapça. O günlerde Hasan Kıyafet'in popüler sayılacak bir romanını almışım. Kitabın adı ' Kominist İmam' . Ders biraz sıkıcı geçiyor. Geceden bitiremediğim kitabı, hoca tahtaya doğru giderken sıra altında çaktırmadan okumaya çalışıyorum. Ve hocam yakaladı. Milli Gazete ile ciltlediğim kitabı aldı. Bir iki karıştırdı, döndü ve tokadı bastı bana. Ve dedi ki ' ders arapça kominizm değil'. Sonrasını anlatmayayım. Hocamın yakaladım ve en az 1 saat süren bir müşavere sonrası helalleştik. Ve beni hep korudu

  8. Rahmi

    28.02.2019 00:01:38

    1. Bel altı vurmalar olabilir. Değerlidir. Kaale alınmalı ve bir değer olarak anlaşilmalı ve yeküne kaydedilmelidir. Adam devşirmiyoruz ve bu ortamda düzlemde aslında özelde konuşuyoruz. Dertliyiz ve toplumsal gidişat, bizi yetiştiren ezberle çatışıyor. Yazarı ve Malatyada siyasi mesaide olan bir çok freaksiyonu tanırım. Bir çoğu ile geçmişte mensubiyet denmese de etkileşimlerim oldu. Aykırı değilim ezberde soouklanıyorum. Çocukluğumdaki bir anıyı paylaşmak istiyorum. Psikanaliz yapayım

  9. Tolga şahin

    27.02.2019 21:04:24

    Rahmi bey son noktayı akademik dille anlatmış belli ki Rahmi bey boş birisi değil. Yazara gelince makaleleri üslubu kalemi deneyimi inanılmaz sosyolojik. Nedense yazarı bel altı vurma çabasında olanlar var ama yazar bunları yemez gibi.çok dolu bir insan herkese yetecek bilgi var.bahsettiği mukremin beyi tanımak isterim

  10. Ramazan Sinan

    27.02.2019 18:21:32

    Rahmi üstada ve diğer arkadaşlara yürekten katılıyorum. Erbakan bunlar çala çoluk ülkeyi felakete götürüyorlar derdi. Öyle de oldu. Yeri asla doldurulamaz. Prof. Dr Milli Görüşün lideri büyük devlet ve dava adamıydı. Alemler içinde ona selam olsun

  11. Kerem Kaya

    27.02.2019 17:34:30

    Aynen rahmi abi. Şafağı gösteren baharı başlatan dünya siyonist ve emperyalist güçlere karşı duran adam gibi adam Ebakamı rahmetle minnetle anıyorum

  12. Ahmet K.

    27.02.2019 16:35:46

    Rahmi bey inanın hislerıme tercüman oldunuz. erbakanı arkasından hançerleyip dünyevi işlere dalanlar onu çabuk unuttular. erbakan okulundan firar eden vefasız insanlar vasıfsız insanlar onun siyasi ve itibari servetine kondular.Hepsine yazıklar olsun hepsine

  13. Rahmi

    27.02.2019 15:23:46

    Bu gün, büyük yeşil kominist ve antiemeryalist vicdan,islam dünyasının fukaralığı pejmürdeliği pespayeliği ile mücadele ile ömūr tüketen,bize çok şey öğteten, gerçek dava adamı, mümtaz insan Erbakan'ın ölüm yıldönümü. Bütün,dışı yeşil içi kırmızı arkadaşlar adına onu çok ama çok õzlediğimi belirtirken hüzünlendiğimi eklemek istiyorum!

  14. Mehmet Yavuz

    27.02.2019 10:35:48

    Sol terör örgütlerinden de bahsedebilirdin. Tek taraflı olaylar değildi. Tek suçlu vatanını koruma refleksi ile hareketler değildi. Ayrıca sol terör örgütleri halen varlıklarını devam ettiriyor. Amaç 1980 öncesindeki gibi, devlet acziyete düşmüş algısı uyandırarak çatışmayı halk seviyesine indirgemek, bloklar oluşturmaktır. Yani bunlar projedir, kendiliğinden gelişmiyor.

  15. Murat Akboğa

    27.02.2019 10:21:43

    Yazı genel özeti yapmış geçmiş ve bu gün vede gelecek bizim eksiğimiz ben değil buna toplum olarak hep dini başkaları öğretsin bekleriz Kuranı hep arapça hatim ederiz 1 defa arapça okuyup 10 defa türkçe okumak lazım ki anlayıp yaşayabilelim eğer anlar ve yaşayabilirsek o zaman toplum düzelir insanlar düzelirse dünya düzelir.kalemine kelamına sağlık

  16. Şükrü Özdemir

    27.02.2019 08:53:07

    Allahu-ekber; Nejdet Akboğa'ların sayısının artması gerek,yetiştirilmesi gerek.! Ama yetişirmi? Yetiştirilirmi? velevki bunlar gerçekleşti o,zamanda kimler tarafından olduğuna iyi bakmak lazım.15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra insanlar cemaat ve cemiyetlere hep bir şüphe ve kaygıyla bakıyor.Tez zamanda Devlet eliyle(Diyanet denen kurum ne işe yarar)insanlara islamı,kardeşçe yaşamı,ve en önemlisi hayat tarzımız olması gereken Kuran'ı ögretirse sorun çözülür,ortadan kalkmış olur diye düşünüyorum,acizane benim fikrim.Saygılarımı sunuyorum Nejdet hocam ağzına sağlık.

  17. Halit yamadağ

    27.02.2019 07:55:56

    Sağ sol ayrımı 1700 lü yıllara dayanır birileri mevcut düzeni muhafaza etmeyi birileri de değiştirmeyi düşünür var oluşumuzdan bu yana devam eden bu çatışma yok oluşumuza kadar devam edecektir kimse ben ne sağcıyım ne de solcuyum diyemez irade sahibi insanlar olarak düşünüyoruz ve analiz edebiliyoruz bu çatışmanın içindeyiz İster pasif ister aktifi ster maddi ister manevi tv lerde cocuklar okuldan kacip namaza gitti haberleri yapilir sakalli ve cuppeli bir adam fuhus yaparken yakalaninca ise iste dinciler boyle kötu insanlardir sakin dindar olmayin mesaji solcuyu dürüst yapmaz

  18. Ali

    26.02.2019 23:58:28

    İslamiyeti ve ahlakı insanlardan değil de Kur'an-ı Kerim ve hadislerden öğrenmek en doğru olanı. Kimsenin kimseyi yönlendirmeye veya yargılamaya hakkı olmamalı

  19. Hasan

    26.02.2019 23:53:44

    Yüce Allah insanları yaptığı kötülüklerden dolayı hemen yargılamaz zamanını bekler iken, insanlar bunu kendilerine görev edinmişler. Herkes herkese kolay hüküm verir olmuş. Kim neden bunu yaptı demez. İnsanları yargılamak en güzel yaptıkları şey. Kendinizi bu kadar güzel ifade ettiğiniz için tebrik ederim

  20. Abdulkadir

    26.02.2019 23:51:34

    Çocuğun elinde 2 elma vardı. Annesi elmanın birini kendisi için çocuğundan rica etti. Çocuk iki elmayı da aralıklarla ısırdı. Annesinin gözleri fal taşı misali açıldı. İçinden 'nasıl olur da birini annesine vermez' diye geçirirken; Çocuk Al anneciğim bu elma tatlı bunu sen ye der. Ön yargılarımızdan kurtulursak hayat daha güzel olur.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>