Timur İnce
@timemalatya

"Malatya Time siz değerli Malatyalı okurlara gerçek bir internet haber sitesi keyfi sunmak amacıyla yeni hali ile yayında"

Yıkılsın Malatya, Yaşasın Fahri Kayahan Burjuvası!...

Timur İnce yazdı...

 

 (Sesli Makale)

Yazılarımda ve sözlerimde ironi yapmak pek hoşuma gitmez. Son bir kaç günde yaşananları izlerken, 50'lerde Fahri Kayahan'ın eşine ithafen yazdığı ve o muhteşem sesiyle gönülleri fetheden “Sunam” türküsü değil meselemiz.

Tipik bir Anadolu şehrinin kenara atılıp tüm gücünün Fahri Kayahan mıntıkasına nakledilmesi sonucu, Malatya popüler sermayesini biriktiği yerden de bahsetmeyeceğim. Hem konumuz bunlar değil. Gerçi, taşı toprağı, havası, kayısısı, arsası ve suyu açgözlülüğe kurban edilen bu şehirde artık hevesle “Doğunun yıldızı, doğunun Paris'i” demek pek kolay değil. Ancak memleketimin “Tek taşını” “Elin elmasına” değiştirmeyeceğim gibi “Sorunlarla dolu başlıkların” bitmediğine de değinmek ciddi bir vatandaşlık vazifemizdir. 

Şu, borç vakası örneğin!…

Kafama takılıyor.

“Malatya üslubu ve kültürel dokusuna” reaksiyonel bir girişle önce kamuoyuna “Malatya'nın 2 katrilyona yakın borcu var” beyanatı veriliyor. Sonrasında “bazı ekonomik tedbirler hayata geçirilerek borcun hafifletilmesi yönünde alınan ekonomik kararların amaç ve gayesi borca bağlanarak” öylece bırakılıyor. O ayrı konu.

Belediyeler aşırı olmamak kaydıyla borca girebilir. Bir önceki başkanın yerine geçen yeni başkana detaylı rapor sunularak gerekli bilgilendirme yapılmalıdır. Belediyelerin borç miktarı (İsraf, yolsuzluk, usulsüzlük ve rant haricindekiler) belediyeleri ilgilendirir ve üstesinden gelebilecek sosyal projeler üretecek potansiyeli oluşturulmalıdır. Ülkemiz şartlarında bunu anlayabiliriz.

Lakin Malatya büyükşehir belediyesinin “Böyle bir borcu var mı yok mu?” tartışmaları seçimin üzerinden 4 ay geçmesine rağmen devam etmesi şaşırtıcı. Çünkü soru işaretlerinin cevabı henüz verilmiş değil. Bu fraksiyon hatasının giderilmesi için başkan Gürkan tarafından bir kamuoyu bilgilendirmesi yapmak yerine şimdilik bu bilgiyi vermekten kaçınması, halk arasında “Gürkan da bizi kandırdı” şeklinde çıkan seslerin sayısında çoğalma olduğunu buradan deklare ederken… Daha çok borcun rakamı değil de sayın Gürkan'ın “sessiz sinema oynaması” halk tarafından beklenmeyen bir şaşkınlığa sebep oldu. Halbuki büyük bir teveccüh ve güven sağladığı düşünülen Gürkan'ın halkın iyi niyet seremonisi göstergelerinde “iniş” gösterirse, asıl o zaman Malatya için bir şeylerin yolundan çıkacağını hatırlatmakta fayda var. Malatya halkı ne olursa olsun “hak ihlalinden” çok güvenlerinin sarsılma sebeplerini olağan şekilde değerlendirir.

Gerekçeli karar açık olmalı:  Demokratik bir toplumda kurulu düzen, politikaları, kamu organlarından çıkan düşünceler ve bu düşüncelerin serbestçe açıklanması, bu serbestinin oldukça geniş tutulması ve de halkla, halkın anlayacağı dilde buluşturulması ne kadar önemli olduğu anayasamızın açık bir kabulüdür.

Bu durumda böyle bir tez çıkıyor ortaya:

“… birbirlerinden farklı, alternatif bakışların herkes için daha doğru düşünme imkânı sağladığı olgusunun altını çizelim en başta. Türkiye veya şehrimiz Malatya'nın toplum diyalektleri üzerinde konuşmak ve tartışmak gerekirse; tüm kapalı yolların sonunda “Uzlaşmak- önemli bir gerekçe”dir. Dolayısıyla dipten tepeye, tepeden en dibe, uzmanlık alanı olmasına gerek duymadan her bir bireyin sosyal sorumluluklarını bilmesi gerekir. Takip etmesi dışında özelikle yönetici kesiminin herhangi bir vatandaş gibi en kritik ve hassas politik meselelerde en güçlü adil duygularına karşı duyarlı olması devletin bir “tık” daha ileriye gitmesinde etkili olabilir. Bu doğal sebepler de bir toplum ve ülke için hayati derecede önem arz eder.”

Türkiye'de yöneticiler ise;

- Köylü, çiftçi, üretici, işçi, memur ve asgari ücrete talim eden kitleye reva görülen muameleyi – sıkıştığında işten atma, yargılama, ekmeğini elinden alma, susturma, sistemin kenarına atmak gibi - En azından yönetici - halk sınıflandırmasının önü açık olduğunu saklamak ne kadar tutarlı ki!

-Şimdi de  “Borç hikayesi”nin önce ortaya atılıp sonra sessizliğe bürünmesi… “O var olan gerçeği meşrulaştıramaz”  başlığı altını halkın gazını almakla dolduracak sun-i gündemler oluşturmak, toplumun her açıdan yüksek rakamlar karşısında hakkının yenildiği düşüncesini önemsemeden, ayrıntılı ve net bir cevap vermeden, toplumun sesini duymadan “Nasıl olsa seçildik bir kere, 5 yıl buradayız, sonrası Allah Kerim” diyerek öngörülü propagandalanın düzeltilmemesi halinde halkın daima hakkının yenildiği düşüncesini içten içe savunup duracağı için, toplumla yöneticiler arasında girecek negatif boşluğun sonucunda meydana gelecek –kısır– düşüncelerin tetikleyeceği çekişmelerle itham etmekten ileri gitmeyen sözde bir manifesto olarak kalır her şey. 

Açıkçası, Malatya'nın sırtında kambur kalan bu sorunun bir an önce giderilmesi gerekiyor. Sadece başkan Selahattin Gürkan'ın şahsi vazifesi değil, milletvekilleri Öznur Çalık, Bülent Tüfekçi, Hakan Kahtalı, Ahmet Çakır ile Mehmet Celal Fendoğlu ve bir önceki belediye Başkanı Hacı Uğur Polat'ı da yanlarına alarak bir “SÖZDE” lik varsa, “SİZLERE” ait olmalı diyebilecek saygıdeğer vekillerimizin ki diyeceklerini de, bekliyorum, biliyorum. Bu sebep-sonuç arasında sıkışmış Malatya popülasyonuna aykırı hastalığın politik bir cerrahi operasyonla alınması gerekiyor.

Anlaşılan, “Tüm Malatya kamusal değerlerini” bir semte (Fahri Kayahan'a) sıkıştıran, geri tarafta bir çok semti kendi hikayesiyle baş başa bırakan Ahmet Çakır dönemi gibi oldu-bittiye gelebileceğini düşünmek “Siyasal ahlak” açısından talihsiz bir hamle olur!.. 

Ya da her bir ağızdan şunu tekrarlayıp duralım mı istiyorsunuz. “Yıkılsın Malatya, yaşasın Fahri Kayahan burjuva takımı.”

Zenginler alsın yürüsün gerisi hikâye mantığı mı?

Nasıl böyle iyi mi?

 

TİMUR İNCE



YORUMLAR

  1. Yıldız

    03.08.2019 12:13:53

    Timur bey, kaleminiz belliki çok güçlü,iyi bir eğitim almışsınız. Yazınızda şu dikkatimi çekti ortada bir adaletsizlik var. Ve siz adaletli davranın diyorsunuz muhataplara. Özelikle Türkiye siyasetini çevirenlerden bunu beklemek çok komik gerçekten :))

  2. Ali

    03.08.2019 10:46:34

    Zenginler alsın yürüsün gerisi hikâye olmuş evet

  3. Ahmet

    03.08.2019 10:45:37

    Timur Bey var olan sistemi değiştiremeyiz. Zengin fakir ayırımı hep var her yerde var. Dünyanın düzeni bu değil mi? Herkes bir uğraş içinde. Ve adaleti sağlamaya çalışmışsınız yazınızda. Ancak bazı şeyleri kabullenmek gerek. Adalet böyle sağlanamaz ki... Bugün herkesin Fahri Kayahan'da yaşayamayacağı gibi...Zenginler kazanır emekçi sömürülür.

  4. Sami

    03.08.2019 10:42:35

    Aylardır bu bor meselesi ile ilgili yazıldı çizildi ekranlardan konuşuldu dinledik vs. vs. Ancak geriye dönük yaşamamak gerek artık. Gürkan'ın tüm belediye çalışanlarını toplayarak kapalı spor salonunda yaptığı açıklamaları yeni bir sayfa açıldığını gösterdi.Yollar yenileniyor, festival yapıldı belediyenin kasasından tek kuruş çıkmadan mesela. Artık bunlara odaklanalım. Pozitif düşünelim pozitif olsun. Yoksa borç borç denilen şey bir iller bankasına bakar. Borçsuz belediye var mı?

  5. Hikmet

    03.08.2019 10:39:55

    Kaleminize sağlık. Yazınızın başında yer verdiğiniz konu sonrasında farklı bir şekil aldı ve borç meselesine bağladınız. Zenginlerin bu borç ile alakası yok mu demek istediniz? Bu borç fakirin, garibi, Fahri Kayahan dışında yaşayan insanların borcu mu yani tam manasıyla idrak edemedim. Gürkan'ın bu tarz bir düşüncede olduğunu zannetmiyorum.

YORUM YAZ

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>