Alişan HAYIRLI / Bir Müzehhibe’nin doğuşu: Elvan Sanat
ÖZEL HABERAlişan HAYIRLI yazdı.
6 Şubat… Malatya’yı haritadan silen son yüzyılın en büyük felaketi olarak tarihe geçen bir takvim yaprağı oldu. 6 Şubat’ın hayatımızda açtığı yaraların tamamen kapanmasını beklemek beyhude bir çaba olur. Çünkü maddi yaralar geçer ama ruhsal yaralar geçmez.
Peki, hiç mi çaresi yok?
Var.
Türk-İslam medeniyetinin dünyaya kazandırdığı, derin bir sabır, zevk ve zarafet barındıran muhteşem sanatı: Tezhip
Bugünkü sanat kahramanımızın adı: Elvan Şahin…
6 Şubat enkazının külleri arasından doğan, hayata yeniden sarılan ve Tezhip sanatıyla yeniden nefes alan bir sanatçı… Üç büyük ana deprem ve 10 binlerce artçıların yaraladığı ruh, tezhiple yeniden neşv’ü nema buluyor.
Türk-İslam sanatının altın çocuğu Tezhip, nasıl oldu da yaralı bir ruha merhem oldu? Herkes yıkılan evlerinin ve işyerlerinin yeniden inşa edilmesi için telaşa kapılırken, Barguzu’da (Bostanbaşı’nda) yaralı bir ruh “yerinde dönüşüm” ün değil “yerinde sanatın” peşine düşer.
Gönlüne bir cemre gibi düşer Tezhip damlası… Bu muhteşem sanatı öğrenmeye karar verir. Kendisine bu sanatı öğretecek bir Tezhip hocası arar ama nafile.
6 Şubat travması ruhunda o kadar derin bir iz bırakmıştır ki, kendisine bu sanatı öğretecek hocayı aramaktan asla vazgeçmez. Bir gün internette Tezhiple ilgili bilgi taraması yaparken önüne online tezhip eğitimi veren Savran Akademi’nin paylaşımı düşer: İşte kaderinin değiştiği, ilacını bulduğu an bu andır.
Uzaktan da olsa, hocası Nurhan Barutçular ile bu yolculuğa çıktı.
Bu bir çılgınlık! Nasıl yani? Birebir, yüz yüze bile öğrenilmesi çok zor olan bir sanatı uzaktan öğrenmek, bin kilometre öteden eğitim almak?
Kollarını sıvadı, “Bismillah” dedi ve ilk sihirli dokunuşları yaptı. Şimdi cesaret timsali, sabır taşı, gönül dostu, sanat aşığı bir yürek hemhal oluyor boyalarla, kâğıtlarla… Zamanı durdurmuş, sabrı kuşanmış, azimle çabayla, soluk almadan çiziyor, çiziyor, çiziyor…
İleride, çok değil üç yıl sonra Malatya’nın ilk ve tek Tezhip atölyesini açacağını belki kendisi de tahmin etmiyordu. Öğrenme hırsı o kadar büyük ki, saatlerce kafasını kaldırmadan, hocası sanki yakınında, hemen masanın başındaymış gibi Tezhip sanatının zorlu ve ruha sükûnet veren yolunda hiç tökezlemeden, sevinçle ilerliyor.
Aradan geçti üç yıl… Bu süre içinde bir sanatçının doğuşuna şahitlik ediyoruz.
Bir felaket (6 Şubat), nasıl olur da bir sanatla kurtuluşa ve tedaviye vesile olabilir?
Tezhip Sanatçısı Elvan Şahin’in Barguzu’da açtığı Tezhip atölyesini ve duvarları süsleyen, her biri şaheser olan eserlerini görünce, anladım ki; bir insanın yüreği yanmadan, örselenmeden, dayanılması güç acıları yaşamadan, enkazın tozunu yutmadan sanatçı olunmazmış.
Değil midir ki; bir şair aşık olmadan şiir bezeyemez, bir yazar dibe batmadan roman yazamaz, bir bestekâr ayrılık acısı yaşamadan hicran şarkıları besteleyemez, bir ressam kafayı yemeden resim çizemez.
Şiddetli öğrenme arzusu Elvan Şahin’i, ilk bir yılda öğrenci, ikinci yılda kalfa, üçüncü yılda ise usta seviyesine ulaştırdı. Bu pes etmemenin, direnmenin, azmin ve sevdanın hikâyesiydi.
Kahramanımız Elvan Şahin şimdi;
Barguzu’da, Evliya Çelebi’nin öve öve bitiremediği bir bağ köyünde, cennetten bir köşeyi andıran bahçeli bir evde, duvarlarını süsleyen Tezhip eserlerinin arasında, mütevazı bir atölye açmış. Tezhibe ilgisi olan ve bu bezeme sanatını öğrenmek isteyenleri kendi çektiği zorlukları çekmeden sadece tezhip sanatının gönle verdiği sükûnetle besliyor.
Enkaza dönmüş bir şehrin ortasında, evleri yıkılmış yakınları vefat etmiş bir beldede, hem uzaktan hem de üç yıl gibi kısa bir sürede, Tezhip sanatındaki birçok tekniği kullanarak nice eserler veren Elvan hocamızın sanatına olan düşkünlüğüne ve koca şehrin bu başarıya sessiz kalmasına bile aldırmadan yürüyüşüne hayran kaldım.
Hülasa, benim kalemim böyle bir sanatı ve eserleri anlatmaya, kelimeleri kâğıt üzerinde bir Tezhip gibi bezemeye yetmez. Varın temaşa eyleyin, ya da bu harikulade tabloları yerinde görün.
...
İlginizi Çekebilir