Doğan DAĞ / Bir Avuç Davin, Bir Külah Çocukluk
ÖZEL HABERDoğan DAĞ yazdı
Malatya'ya
Artık sonbahar geldi...
Sararan yapraklar, hazan mevsiminin gazelleri yol kenarlarında renk renk yığınlar oluşturmaya başladı.
Şehirde o tatlı, o telaşlı eylül serinliği hissediliyor.
Malatya’da kış hazırlıkları nihayete erdi, son işler de bitirildi.
Evlerin bodrumlarında, kilerlerinde hummalı bir mesai tamamlandı.
Küplere, bidonlara peynirler, yağlar basıldı; kışlık kavurmalar kavruldu, unlar, bulgurlar çuvallandı.
Damlarda kurutmalıklar kurutuldu...
Tam bir sonbahar havası.
Bu mevsimin kendine has o tatlı telaşı beni aldı; çok uzaklara, 70'li, 80'li ve 90'lı yılların o unutulmaz çocukluk anılarına götürdü.
Neler neler geçti gözlerimin önünden...
Ama aralarında biri var ki durup dururken aklıma düşüverdi:
Davin...
Nedir bu davin?
Bilmeyenler, Malatya dışından olanlar için anlatalım:
Anadolu’nun bağrında, en sarp ve kayalık dağ eteklerinde kendiliğinden yetişen, zamana ve kuraklığa meydan okuyan inatçı, şifalı bir yabani meyve.
Araştırmacı-yazar Fikri Demirtaş’ın o zarif benzetmesiyle; "Davin ağacı yalnız insana benzer.
Ne derdini söyler ne de duyanı olur feryadını...
Ne vazgeçer yalnızlıktan ne de terk eder yalnızlığını."
Köklerini sert kayaları delerek toprağa ulaştıran bu ağaca kimisi dağın ya da dağdağan der; kimisi Kürtçe adıyla taev, kimisi de davun veya çitlembik...
Darende ve Arapgir’in kırsalında yaşlıların anlattığı o eski kıtlık yıllarında, kuraklıktan tek bir meyve bile yetişmezken dağ başlarında böceklenmeden sapasağlam kalan bu minik taneler, doğadaki canlıların ve köylünün en kıymetli rızkı, dertlerinin şifası olurdu.
Hekimhan-Güzelyurt'ta kayaların arasından başını çıkaran, Akçadağ gibi ilçelerin dağlık bölgelerinde yetişen o ağaçların nohut büyüklüğündeki minik taneleri, ilk çıktığında yeşil ve buruktur.
Sonbahar güneşi vurdukça kahverengileşir, tatlanır, etlenir.
Önce afiyetle yenip o buruk ama tatlı aroması tadılırdı, ardından asıl eğlence başlardı.
Çünkü Malatyalı bir çocuk için davin, sadece kışlık kilerlere konulacak ya da kıtlıkta hatırlanacak bir yemiş değildir.
Davin; çocukluğun ilk mermisi, mahalle savaşlarının en saf heyecan kaynağıdır.
Çekirdekleri hem sapanların bedava mühimmatı hem de üfleme borularının vazgeçilmezidir.
Bakkallarda çay bardağıyla ölçülerek ya da gazete kâğıdından yapılan küçük külahlarda satılırdı.
Yanında da ince tenekeden kıvrılmış 30 santimlik o meşhur "davin atacağı" verilirdi.
...
İlginizi Çekebilir