Doğan DAĞ / Mazideki Malatyam'dan Hatıralar: Karadeniz Lokantası ve Gazi Amca
ÖZEL HABERDoğan DAĞ yazdı.
Değerli dostlar, Malatyamızın mazisinden kalbimizi ısıtan, damaklarımızda unutulmaz izler bırakan kadim bir değerimizi, o meşhur Karadeniz Lokantası'nı yâd edelim, ister misiniz?
1960’lı yıllarda hizmete başlayıp 2000’lerin başına kadar Malatya şehir hayatına lezzet, renk ve üstün bir nezaket katan bu güzide esnaf lokantası, bir dönemin Malatya kültürünün en zarif temsilcilerindendi.
Lokanta, ilk olarak Hükümet Konağı’nın hemen yanındaki, Ziraat Bankası’nın yukarısındaki mütevazı ama özenli mekânında, rahmetli Gazi Öncel tarafından açılmıştı.
Gazi Amca, bu ilk yuvasının ardından, Malatyalılara hizmetini bir süre Temelli Pasajı içinde, daha sonra ise Soykan Parkı yanı, Kırk Ambar'ın bitişiğindeki daha geniş yerinde devam ettirdi.
Mekânlar değişse de, Karadeniz Lokantası'nın kendine has o sıcak ruhu hiç değişmedi.
Gazi Amca, hikmet dolu yüzü, vakur duruşu ve tam bir beyefendi kişiliğiyle mesleğine büyük bir saygı beslerdi.
Oğulları ve uzun yıllar hizmet eden emektar çalışanları ile birlikte işlettiği Karadeniz Lokantası, titiz temizliği, kurulu düzeni ve gelenekselleşmiş usulleriyle gerçekten kendine ait bir tarz oluşturmuştu.
Çorbanın Ritüeli:
Sabahın Bereketi ve İkram Kültürü
Karadeniz Lokantası’nın lezzet serüveni, güne çok erken bir başlangıç yapardı: Sabah namazının hemen ardından buharı üzerinde, meşhur süzme mercimek çorbasıyla kapılar açılırdı. Bu mercimek çorbası öyle efsaneydi ki, tadan herkesin müptelası olur, şehrin dört bir yanından gelenler, o eşsiz lezzet için kapıda adeta sıra beklerdi. Bu muazzam çorba, saat 7.30 sularında tükendiğinde, sahneye bir başka efsane çıkardı: Lokantanın meşhur yayla çorbası. Yayla çorbasının servisi de 9.00'a kadar sürer, bu nefis lezzet için şehrin uzak köşelerinden gelenler, masaların boşalmasını sabırla beklerdi.
Lokanta, özellikle sabah namazından çıkan cemaatin adeta bir ritüel mekanı haline gelmişti. Burada sergilenen ikram kültürü, Malatya nezaketinin en zarif göstergelerinden biriydi: Önce gelen bir dostun, henüz yemeğini bitirmemiş olan diğer ahbabının hesabını ödemesi, o günlerde yaygın ve sıradan bir kadirşinaslık örneğiydi.
Karadeniz Lokantası, fakir ve yoksulun geri çevrilmediği bir mekândı; burada her daim bir bolluk ve bereket vardı.
...
İlginizi Çekebilir