© Malatya Time

Murat ÇETİN / 200 Konut... 200 Soru

Murat ÇETİN yazdı.

Malatya’da konutlar yükseliyor.

Rakam büyüyor.
Yüz bin deniyor.

Anahtar veriliyor.
Kura çekiliyor.

Güzel.

Olması gereken.

Ama tam bu noktada…

şehrin içinde dolaşan bir mesele var.

Adı geçiyor:

Malatya TSO.

Ve başında bir isim:

Oğuzhan Atasadıkoğlu.

Konuşulan şu:

TSO üyeleri için
200 konut ayrıldığı söyleniyor.

Kesin mi?

Bilmiyoruz.

Ama mesele kesinlik değil.

güven duygusu.

Çünkü bu şehirde böyle söylentiler boşlukta doğmaz.

Bir sebep ister.
Bir zemin ister.

Ve en çok…

açıklama olmadığında büyür.

Şimdi herkes aynı şeyi merak ediyor:

Bu konutlar kimlere verildi?

Gerçek hak sahiplerine mi?

Deprem mağdurlarına mı?

Yoksa liste…

başka türlü mü yazıldı?

Hepsi dağıtıldı mı?

Bir kısmı bekliyor mu?

Çünkü mesele sayı değil.

itibar meselesi.

Bir kurum düşün.

Adı “ticaret”.

Ama konuşulan şey ticaret değil…

dağıtım listesi.

Bir başkan düşün.

Üyelerini temsil ediyor.

Ama şehir ona bakıyor.

İşte bu yüzden kimse hüküm vermiyor.

Ama herkes cevap bekliyor.

Çünkü Malatya artık temkinli.

Gördüğünü sorguluyor.

Duyduğunu tartıyor.

Ve çözüm çok basit:

Açıkla.

Listeyi koy.

İsimleri paylaş.

Kime, hangi ölçüyle verildiğini anlat.

Çünkü açıklama gelmezse…

boşluk dolmaz.

boşluk konuşur.

CAMİ BÜYÜTÜLÜR… SÖZ KÜÇÜLTÜR

Edirne’de bir cami var.

Selimiye.

İçinde bir iz…

ters lale.

Küçük.
Ama derin.

Bir hikâye bırakılmış.
Bir hatıra saklanmış.

Taş konuşmuyor…

niyet konuşuyor.

Malatya’da bir cami var.

Yeni Camii.

Deprem geldi.
Minare yıkıldı.

Sonra yapıldı.
Sonra yine yapıldı.
Yine tadilat gördü.

Ama…

yarım bırakıldı.

Bilerek.

İsteyerek.

Unutulmasın diye.

Çünkü bazı yapılar tamamlanmaz.

hatırlatmak için eksik kalır.

Şimdi sahne değişiyor.

Söğütlü Camii.

Ortada bir emek var.
Bir hayır var.
Bir isim var:

Bayram Kızılaslan.

Ve kürsüye çıkan bir cümle:

“Bundan daha büyüğünü yaptıracağız.”

Kime?

Başkasına.

Ne oluyor o anda?

Cami büyümüyor.

söz büyüyor.

Ama yanlış büyüyor.

Çünkü büyüklük metrekareyle ölçülmez.

üslupla ölçülür.

Bir caminin önünde…

başka bir camiyi yarıştırmak…

ne mimari,
ne nezaket,
ne de akıl işidir.

Bu…

ölçü kaybıdır.

Bir emek var.

Sen onu büyütmek yerine…

gölge düşürüyorsun.

Bir hayır yapılmış.

Sen onu takdir etmek yerine…

kıyaslıyorsun.

Ve sonra zannediyorsun ki büyüttün.

Hayır.

küçülttün.

Sadi Şirazi boşuna dememiş:

Yanlış söz…

doğrunun celladıdır.

İşte tam burada…

Yeni Camii’nin yarım minaresi akla gelir.

O minare eksik değil.

ibret.

O minare kusur değil.

hafıza.

Ve şimdi…

Söğütlü Camii için de aynı şey söylenebilir.

Tamamlanmasın.

Olduğu gibi kalsın.

Ve üzerine yazılsın:

“Bu eser, büyüklükle değil sözle küçültüldü.”

TALİH KÜSMÜŞTÜ… BİR İSİM SES VERDİ

Malatya bir süredir şansla değil…

şanssızlıkla anılıyor.

Covid geldi.
Ardından deprem.
Sonra bir daha deprem.
Akabinde don.
Üstüne sel.

Yetmedi.

En ağır darbe…

siyasetten geldi.

Çünkü afet geçer.

Ama seviye düşünce…

şehir düşer.

Ve Malatya tam orada.

Konuşan çok.
Üreten yok.

Kürsü var.
İçerik yok.

Görüntü var.
Ağırlık yok.

Siyaset var gibi…

ama aslında yok.

Bu şehir belki de tarihinin en zayıf dönemini yaşıyor.

İsimler var.

Ama iz yok.

Unvan var.

Ama etki yok.

Ve insan bir noktada şunu diyor:

Bu iş buraya kadar mı?

Tam o anda…

küçük bir haber.

Ama anlamı büyük.

Prof. Dr. Ahmet Kızlay.

Malatya Tabip Odası’na seçildi.

Bir makam değil mesele.

Bir işaret.

Çünkü uzun zamandır ilk defa…

bir isim umut çağrıştırdı.

Şaşırdık.

Evet.

Bu şehirde umut görünce şaşırıyoruz artık.

Çünkü alıştığımız şey başka:

Hayal kırıklığı.

Boşluk.

Tekrar.

Ama bu defa farklı.

Küçük.

Sessiz.

Ama net.

Sanki bir şey kırıldı.

Belki de o meşhur şey.

şeytanın bacağı.

O yüzden bu sadece bir seçim değil.

Bir hatırlatma.

Bu şehir tamamen bitmedi.

Henüz değil.

Ve belki de ilk kez…

uzun zamandır ilk kez…

Malatya için şu cümle kurulabiliyor:

Ümit hâlâ yaşıyor.

...

YAZININ DEVAMI BURADA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER