Murat ÇETİN / Bu Şehir Kime Hazırlanıyor?
ÖZEL HABERMurat ÇETİN yazdı.
Malatya’da 65.000 ev yıkıldı.
Üstüne 35.000 kaçak yapı türedi.
Toplam ihtiyaç?
Taş çatlasa 30.000 konut.
Ama gel gör ki…
Bugün Malatya’da yapılan konut sayısı 150.000’i bulmuş
durumda.
Yani bu şehirde ihtiyaçtan 120.000 fazla ev var.
Evet, yanlış okumadınız.
Yüz yirmi bin.
Bir Malatya daha.
Deprem yıktı…
TOKİ fazlasıyla yaptı…
Peki bu evlerde kim yaşayacak?
Malatyalı mı?
Dışarıdan gelecek yeni bir nüfus mu?
Yoksa birileri Malatya’nın geleceğini bizim haberimiz olmadan mı
çiziyor?
Bilemem…
Ama tablo şöyle:
– 65 bin yıkım
– 35 bin kaçak
– 104 bin TOKİ
– 11 bin yerinden dönüşüm
– Toplam 150 bin yeni ev
İhtiyaç 30 bin…
Aradaki fark: 120 bin
Benim aklıma geleni söyleyeyim:
Bu kadar fazla ev,
bu kadar az nüfus için yapılmaz.
Bir şehrin demografisi böyle “yanlışlıkla” değişmez.
Bu kadar büyük rakamlar tesadüf olmaz.
Bu kadar fazla konut,
“yanlış hesap” diye geçiştirilemez.
Ben böyle düşünüyorum.
Peki siz ne düşünüyorsunuz?
Malatyalı için mi yapılıyor bu şehir?
Yoksa Malatya’nın yerine
başka bir Malatya mı kuruluyor?
KAYISIYI BİZ YETİŞTİRİYORUZ, SAHİBİ BAŞKASI ÇIKIYOR
Malatya’da şartlar yerini buldu mu…
700 bin ton yaş kayısı çıkar.
Kurutursun, 160 bin tonluk altın olur.
Dünya üretiminin yüzde doksanı tek bir şehrin avucunda durur.
Bir de Baskil var…
Onlarınki şekerlemelik garnitür.
En iyi sezonda 10 bin ton.
Yani Malatya’nın kenarında duran küçük bir zeytin tabağı kadar.
Ama ne hikmetse…
Kayısının markası Malatya,
pazarı Malatya,
ihracatı Malatya,
coğrafi hafızası Malatya…
Fakat çıkıp “Kayısı Baskil’indir!” diyeni alkışlıyorlar.
Bu cümle,
somonu Norveç’ten alıp
“Balık bizim denizden çıktı!” demek kadar absürt.
Kuru fasulyeyi Antep baklavasına benzetmek kadar komik.
Çünkü kayısı sadece meyve değil,
bu şehrin tapu senedi.
Toprağın kirecinden, güneşin sertliğinden, ovanın nefesinden
yapılmış bir imza.
Coğrafî işaret dediğin şey de zaten budur:
Ürünün karakteriyle toprağın karakteri aynı hanede yazılı olacak.
Malatya kayısının nüfus kâğıdı burada.
Baskil’inki…
Ancak ikametgâh fotokopisi.
Asıl mesele şu:
Dünya pazarında Malatya’nın sırtından yükselenler,
Malatya’nın adını kullanarak kayısı satanlar,
Malatyalı yüzünden para kazananlar…
Kayısıya sahip çıkıyor.
Malatya’nın vekilleri çıkamıyor.
Özet mi?
Kayısının derdi yok.
Malatya’nın var.
Kayısı marka olmuş,
biz hâlâ markaya sahip çıkmayı öğrenememişiz.
KAYISI VAR, KARACİĞER NAKLİ VAR... AKIL YOK
Geçen gün Ankara’da, Sağlık Bakanlığı bütçesi konuşulurken
bir cümle düştü masaya…
“Malatya kayısıyla meşhurdur,
ama karaciğer nakliyle dünyada markadır.”
Söyleyen: Veli Ağbaba.
Ve ne yalan söyleyeyim…
Hakkı teslim etmek lazım.
Çünkü bu şehirde yönetenlerin aklına gelmeyen cümleyi
bir muhalefet milletvekili kurdu.
Kayısı zaten toprağın bereketi…
Dalında oluyor.
Ama karaciğer nakli?
O, Prof. Dr. Sezai Yılmaz’ın alın teri…
Kimsenin fark etmediği, kimsenin sahip çıkmadığı bir emek.
Kayısı ticaret oldu,
karaciğer nakli bilim oldu,
Malatya ise hâlâ “biz ne yapıyoruz?” sorusunu soramadı.
Kayısıyı pazarlayamadık…
Karaciğer naklini tanıtamadık…
Sağlık turizmi diye bir kelimeyi duyan olmadı.
Şehirde deprem sonrası bir tuğla bile yerine oturmamışken
dünya çapındaki merkez kendi çabasıyla ayakta duruyor.
O yüzden…
Bu sefer, hak yerini bulsun:
Veli Ağbaba’nın cümlesi,
Malatya’nın unuttuğu gerçeği masaya geri koydu:
Malatya kayısıyla bilinir,
ama karaciğer nakliyle hatırlanmalı.
Kıymet bilene ne mutlu…
Kıymet bilmeyene, iki dünya da dar gelir.
...
İlginizi Çekebilir