Sevgi BERK / Tokluğun Yeni Formülü: Kabuğunda Hayat Var!
ÖZEL HABERSevgi BERK yazdı.
Malatya’nın sokaklarında, çarşısında ya da kalabalık semt pazarlarında yürürken kulağım hep vatandaştadır. Mesleğim gereği mi desem, yoksa içimdeki o bitmek bilmeyen insan merakı mı bilmem; nerede iki kişi yan yana gelse, ne konuştuklarına, hayata nasıl baktıklarına bir kulak kabartırım. İnanın, hiçbir haber ajansının geçmediği, hiçbir kitabın yazmadığı en sahici manşetler o ayaküstü sohbetlerde gizlidir.
Hafta sonu semt pazarındayım. Kalabalık, gürültü, "alana bedava" nidaları... Derken iki amca takıldı gözüme. Muhtemelen emekli, muhtemelen yılların yorgunluğu omuzlarında ama gözlerinde hala o eski toprak muzipliği var. Biri diğerine eğildi, elindeki tek tük portakalı gösterip dedi ki: "Portakalı kabuğuyla ye ki doyasın!"
Önce bir gülecek gibi oldum, sonra durdum. O bir cümle varya, aslında koca bir roman gibi.
Sadece Karın Doyurmak mı Meselesi?
Amcamız orada sadece "miden dolsun" demiyor aslında. "Eksiliyoruz" diyor. Eskiden fileler dolardı, şimdi taneyle seçiyoruz. O kabuk, aslında artmayan maaşın, bitmeyen ay sonunun, pazardaki o ateş pahası etiketlerin bir simgesi olmuş. "Madem az alabildik, bari zerre harcamayalım" demenin en trajikomik yolu bu. İnsan bazen çaresizliğini öyle bir mizahla paketler ki, ağlayasın mı gülesin mi bilemezsin.
O Acı Tat, Hayatın Tadı
Portakal kabuğu acıdır, bilirsiniz. Dilinizi yakar, genzinizi sızlatır. Amcamın arkadaşına verdiği o "tavsiye", aslında hayatın o acı tadına alışma biçimi gibi geldi bana. "Bak" diyor, "bu hayat zaten acı, portakalın kabuğu yanında şekerleme kalır. Ye gitsin, en azından çiğneyecek bir şeyin olur, vaktin geçer."
...
İlginizi Çekebilir