Sümeyye ALAGÖZ / Dem Bu Demdir, Saat Bu Saat
ÖZEL HABERSümeyye ALAGÖZ yazdı.
Bir düstur bir hayat felsefesi..
Zaman en büyük öğretmen bizlere ve geleceğimize. Bununla birlikte insan yaşamını tehdit eden 'en tehlikeli düşman'. Ve yenilmesi mümkün olmayan bir düşman. O halde bu düşmanı yenmemiz mümkün değilse oturup konuşmalı ve bu büyük öğretmenden alınabilecek tüm dersleri almalıyız. İşte o zaman en azından yenilmemişte oluruz.
Peki nerden çıktı bu zaman?
Başta bizim koyu puntoyla yazdığımız aslında herkesin evlerinde baş köşede altın harflerle yazılması gereken bu düstur maalesef günümüzde zihinlerden tamamen silinmiş gibi görünüyor.
Bunun en büyük kanıtı artan antidepresan kullanımları desem. Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Şöyleki artan gelecek kaygısı, sosyal medyanın çizdiği yapay hayatlara ulaşma arzusu 'ben yarın ne yapmalıyım, nasıl bende öyle olabilirim?'' sorularını beraberinde getirirken bir yandan da 'ben asla öyle olamam bu çok zor' düşüncesiyle birlikte çaresizlik hissini ve bitmeyen kaygıları beraberinde getiriyor. Sonuç randevu bulmanın eskiye göre birkaç kat fazla zorlaştığı psikiyatrist odaları.
Dipnot olarak şunu belirtmeliyim ki ihtiyaç hasıl olan durumlarda psikiyatriste gitmek kişisel bir sorumluluk olmakla birlikte toplumsal bir sorumluluktur. Burada söylediğim şey ruh sağlığını korumanın korkunç düzeyde zor olduğu şu zamanlarda bizlerde kendi kişisel psikologlarımız olabilir; belirli hayat felsefeleri edinerek, kişisel gelişimimizi artırarak, kendimize dışardan gelebilecek her türlü olumsuz durum ve söylemlere karşı bir bariyer oluşturabiliriz.
Bu bariyeri nasıl oluşturacağımızı konuşmadan önce ilk iş zihinlerimizi ele geçiren kaygıların, obsesyonların farkına varmalıyız. Zihnimiz geleceğe dair kaygılarla mı meşgul, yoksa geçmişin karanlıklarında kaybolmuş aradığı şeyleri bulmak uğruna bugünü unutmuş durumda mı.
Dedim ya önce biz kendi psikoloğumuz olmalıyız ve tanıyı koyup yola öyle devam etmeliyiz. Ki bu İlk kısım iyi oluş sürecinin yüzde ellisi. Kulağa zor, kolay ve müthiş gelen çelişkilerle dolu bu ilk adımın doğru ve sağlıklı atılması geri kalan sürecin seyrini tamamen kontrol eden en önemli değişkenimiz.
Bu ilk adımın en büyük destekçisi kendimizi tanıma düzeyimiz. Acaba kendimizi ne kadar tanıyoruz? Daha önce bu soruyu kendinize sorup sormadığınızı düşünmenizi istiyorum. İsteklerimiz, hayallerimiz, umutlarımız acaba gerçekten bize mi ait yoksa çevremizin, anne-babamızın veya popüler kültürün bize dayattıkları mı?
...
İlginizi Çekebilir