EHLİYET VE LİYAKAT ARAYANLAR İÇİN MÜSTESNA BİR İSİM: YAŞAR KÖKSAL

Önceki gün internet sitemizin yazarlarından değerli arkadaşımız, Ebuzer AydınÂ'ın Â'Bir dost gözüyle Yaşar KöksalÂ' başlıklı bir yazısı yayınlandı.
Söz konusu yazıyı okumadan önce sayın Yaşar Köksal röportajının yayın hazırlıklarını yapıyorduk. Ebuzer Aydın'ın yazısını okuyunca söyleşimizi biraz daha hızlı bir şekilde hazırlama ihtiyacı hissettik. Malatya Time'ın yayın kurulundaki arkadaşlarımızın da onay verdiği bu değerlendirmeyi beğeniyle takip edeceğinizi ümit ediyoruz.
İKİNCİ ADAMDI, EFSANE OLDU
Yaşar Köksal'ın ismi belediye başkan yardımcılığı yaptığı dönemde duyuldu çoğunlukla. Belediye Başkan Yardımcılığı'ndan önce de, Malatya kamuoyunun hafızasında önemki bir yere sahipti. Yaşar Köksal'ın Belediye Başkan Yardımcılığı'ndan önce de önemli bir iş hayatı vardı; fakat Malatya kamuoyunun hafızasına o günlerde kazındı.
Malatya'daki şehirlerarası otogar, Kernek projesi, Yeşiltepe Toplu Konutu ve şehir mezarlığı gibi hizmetler kendisini Malatya'nın efsaneleri arasına yazdırdı. Köksal, belediye başkan yardımcısı olması sebebiyle ikinci planda görülse de zaman içinde değeri daha iyi anlaşıldı.
MALATYA'YA BÜYÜKŞEHİR STATÜSÜNDEN ÖNCE BÜYÜKŞEHİR HİZMETİ GETİREN ADAM
Geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday adaylığını açıklamasıyla “İşte Malatya'ya Büyükşehir statüsünden önce Büyükşehir hizmeti getiren adam” diye aklımızdan geçirdik.
Röportaj talebimize verilen olumlu cevabın ardından kendisiyle görüşmeye gittik. Gayet samimi bir şekilde karşılandığımız ortamdaki sıcaklık ve Yaşar Köksal'ın içtenliği, sorularımızın üzerindeki ciddiyeti kaldırarak keyifli bir sohbete dönüştürdü. Mimar olması ve belediyeciliğin vermiş olduğu güven ve iş bilinciyle sorularımıza gelen cevaplar, gayet doyurucuydu.
HAKKI TESLİM ETMEKTEN GERİ KALMIYOR
Büyükşehir statüsünü almış Malatya'nın yöneticilerine yüklenen sorumluluğun birkaç kat daha arttığını belirterek “Yeni bir yapılanma sürecine giren Malatya'daki belediyecilik anlayışına getirdiğiniz yenilikler, dikkatli gözlerden kaçmıyor. Burada en çok dikkatimizi çeken husus; Karakaya Barajı üzerindeki mevcut tren yoluna karayolu inşa edilmesiyle ilgili olan projeydi. Bu projeyle ilgili bilgi verebilir misiniz?” şeklindeki soruya verdiği cevap, hakkı teslim etme noktasında nerelerde olduğunun da ipuçlarını veriyordu. “Bu proje önceki valimiz sayın Ulvi Saran'ın yaptırdığı bir projeydi. Projeyi biraz daha geliştirebilmek adına onay veren Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ndeki profesörlerle bir dizi görüşmede bulundum. Tren geçtiğinde karayolu taşıtı geçmeyecek, karayolu taşıtı geçtiğinde tren geçmeyecek bir sistemin yapılabilir olduğunu bildirdiler. Karakaya Barajı'nın üstündeki 2 kilometrelik tren yolu köprüsünün üstüne bir karayolu yapılabileceğini söylediler. Statik açıdan bir mahsuru yoksa, bu projeyi hayata geçirmeyi hedeflerim arasına koyuyorum. Malatya için yapılması gereken en acil proje olduğunu düşünüyorum. Bu proje, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafında yapılamasa da, Büyükşehir imkanlarıyla yapılabilecek bir projedir. Malatya ekonomisine ciddi bir katkı sağlayacağına inandığım bu proje, Battalgazi ile Baskil'i birbirine bağlıyor. Bu köprü Baskil'i Battalgazi'nin bir mahallesi haline getiriyor.”
BÜYÜKŞEHİR'E TARIM İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI
Yaşar Köksal'ın bu cevabı memnuniyetimizi artırırken, Malatya'nın vazgeçilmez ürünü, dünyanın bir numarası olan meyvesi kayısı ile ilgili projelerini anlatmasını istedik kendisinden. Mevcut aday adaylarının hiçbirinde olmayan bir cevapla karşılaştık. Çünkü belediyeciliği bilmenin, Malatya'yı tanımanın en güzel örneği verilmişti bu cevapta. “Büyükşehir Belediyesi olacak Malatya için bir yönetim şeması hazırladım.” diyerek sorumuzu cevaplamaya başlayan Yaşar Köksal'ın kendinden emin tavrı görülmeye değerdi.
Köksal, devam ederek, “Buna göre, İmar İşleri Daire Başkanlığı, Fen İşleri Daire Başkanlığı gibi Tarım İşleri Daire Başkanlığı'nın da olması gerektiğini belirttim. Tarım İşleri Daire Başkanlığı'nın da acilen yapması gereken somut bir iki konunun da altını çizdim. Bu daire başkanlığı altında Araştırma Geliştirme Bölümü oluşturularak, kayısının üretim ve pazarlanmasındaki sıkıntılarının tespitini yapmayı planlıyorum. Üretici ve pazarlamacıya bu sıkıntıların çözümü noktasında yol gösterici eğitimler verilebilir. Bunun haricinde somut olarak, organik kayısı üretimini teşvik etmesini ve ayrıca organik kayısı üretenlerin sertifika alımını üstlenecek bu daire başkanlığı, üreticiyi de büyük bir yükten kurtaracaktır. Bu sertifikayı almak isteyen üretici, ürünün dikiminden elinden çıkışına kadar takip edebiliyor. Üretimin herhangi bir safhasında kimyasal kalıntı varsa bu sertifika alınamıyor. Mazot, gübre ve ilaçlama giderleriyle boğuşan üreticinin ekstra bir gider kalemini göze alması mümkün değil. Yalnız başına sertifika almak için müracaat etse 5-6 bin lira gibi bir paraya bu sertifikayı alabiliyor. Büyükşehir'in Tarım İşleri Daire Başkanlığı bununla ilgili bir ihale açması durumunda 10 katı daha ucuz sertifika alabilecektir. Büyükşehir daire başkanlığı bütçesi yıllık 5 ila 10 milyon arasında olmalıdır." ibaresini kullandı.
KAYISIDA ESENLİK'E DE GÖREV DÜŞÜYOR
Kayısıyla ilgili yapmak istediklerini arka arkaya sıralayan Yaşar Köksal, “Kayısının en büyük sorunlarından biri de yaş olarak pazarlanamamasıdır. Kayısının değerini bulabilmesi için en azından yüzde 25'inin yaş olarak pazarlanması gerekir. Bunun için Tarım İşleri Daire Başkanlığının yapması gereken şudur: Malatya'nın ekonomisiyle büyüyen Esenlik Şirketi'nin Malatya'ya bir borcu olarak kayısıya katma değer üretecek birkaç faaliyetin içinde olması gerektiğine inanıyorum. Mesela acilen çok profesyonel bir şekilde Esenlik Şirketi'nin meyve suyu konsantre tesisi kurması gerekiyor. Kaliteli kayısı bir şekilde pazar buluyor. Her sene doğal sebeplerle kayısısı zarar gören üreticimiz de oluyor.
Böyle bir tesis kurulursa zarar minimuma inecektir. Ayrıca yaş kayısının pazarlamasının yüzdesi de artacaktır. Esenlik böyle bir tesisi faaliyete geçirirse, tek ürüne bağlı kalmadan başka ürünlerin de üretilmesini sağlayabilir. Nitekim Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Malatya için “Meyve cenneti” diye bahsediyor. Esenlik'in ayrıca soğuk hava depoculuğuyla ilgili projelere başlaması gerekiyor. Eğer kayısı lisanslı soğuk hava deposuna girerse üreticinin para sorunu biter. Bununla ilgili yasal düzenlemeler de yapıldı. Kayısı depoya girdiği anda üreticinin eline aldığı belgeyle bankadan kredi kullanabiliyor. Üretilen kayısının dünya piyasasına girdiği anlamına gelir. Lisanslı depo işini, Esenlik yapmak zorundadır. Ayrıca Esenlik'in kendi yaptığı kaliteli ambalajlarla pazarlama ve uluslararası reklam işini halletmesi gerekiyor. Yıllık 300 milyon liralık bir cirosu olan Esenlik yıllık 3 milyon lira ayırarak bu işi yapabilir. Tarım İşleri Daire Başkanlığı'nın yapması gereken bir başka iş de, kayısının faydalarıyla ilgili olarak tescil ve tespiti konusuna eğilmesidir. İlgili kurumlarla irtibata geçilerek bu iş yapılabilir.” İfadelerini kullanıyordu. Köksal'ın dersine iyi çalışmış bir öğrenci edasıyla sıraladığı bu çözüm paketi, ekmeğini kayısıdan kazanan binlerce insanın hayal edip de ulaşamadığı bir hayal gibiydi.
İMAR KONUSUNDA BÜYÜK YANLIŞLIKLAR YAPILDI
Malatya'nın en büyük sorunlarından biri olan ve bununla ilgili kayda değer doğru dürüst bir adımın atılmadığı imar konusu ise; Mimar Yaşar Köksal için çok kolay görünüyordu. Şahsi fikrimizi de kattığımız sorumuzda “Malum olduğu üzere denize kıyısı olan illerde, yerleşim yerleri hep sahillere kurulmuştur. Malatyamızın da denizi Fırat'tır. Fırat etrafında bu hususta nitelikli bir çalışma yok denecek kadar azdır. Bu yerler değerlendirilemez mi?” ifadelerini kullandık.
Sanki çok derin bir yarasına başmışız gibi birden toparlanarak Malatya'nın imar konusuna eğilen Yaşar Köksal, “Malatya imar konusunda en şanssız illerden biridir. 1986 yılında ciddi bir imar planı çalışması yapılmış. O dönemde bir tane bile mimar bulunmayan belediyede teknisyenler tarafından yapılan bu imar planı Türkiye'nin en çirkin planıdır. Mevcutların yıkılması elbette mümkün ama parasal açıdan çok büyük bir maliyettir.” diyerek, durum tespitinde bulunduktan sonra çözümü anlattı: “Bunu yapmanın en güzel şekli gelişme bölgeleri oluşturmaktır. Gelişme bölgelerini belirledikten sonra dünyanın en modern yerleşim yerleri oluşturulabilir. Malatya'nın en büyük sorunu 500 bin nüfuslu olmasına rağmen tek merkezli olmasıdır. Büyükşehir olmadan önce “Bunu düzeltmek için bir Malatya daha kurmamız gerekiyor. Uzun vadede planlar hazırlamak gerekiyor. Bu da çok büyük maliyetler gerektiriyor. Ama en acil iş budur. Bir alt merkez kurmak için iki yer vardır. Şoför Okulu'nun Sivas yolu tarafındaki 12 bin dönümlük yerin ikinci bir alt merkez olması gerekir. Ayrıca Beydağı'na böyle bir merkez kurulabilir. Zemini zor olarak görünüyor ama mülkiyetinin temini açısından çok daha kolay bir yerdir.” diyorum. Orada 70-80 bin dönüm mera vasıflı alan var. Malatya'nın birkaç tane alt merkezi olması gerektiğiyle ilgili konuşan ilk ve tek kişi bendim. Kimse bununla ilgili bir konuşma yapmadı zamanında. Ama şimdi sahiplenenler çok oldu. Şimdi büyükşehir olduğu için Battalgazi, Yeşilyurt ve mevcut merkezimiz var. Böylece 3 merkezli bir şehrimiz oldu. Şimdi bu iş daha kolay olacaktır. Merkez demek şu şekilde de anlaşılmasın. TOKİ'nin yaptığı 15 bin konutluk bir proje var. Ancak bu sadece konutla sınırlı bir iş sonuç olarak bu konutlarda oturanlar yine banka işlerini, alışveriş ve sosyal işlerini halletmek için merkeze geleceklerdir. Merkezin yoğunluğu daha da artacaktır. Keşke bu işe belediye tarafından müdahale edilseydi. TOKİ'nin işi insanımıza ucuz konut yapmaktır. TOKİ'ye müdahale edilebilseydi daha iyi olurdu.”
TRAMBÜS BÜYÜK HATA!
İmarla ilgili bir hayli dolu olan Yaşar Köksal'a arka arkaya sorularımızı yönelttik. Her sorumuzda “Biraz duracak mı, bir yutkunma yaşayacak mı?” diye beklentimizin nafile olduğunu gördük. Hiç hız kesmeden “Trafik yoğunluğuyla ilgili mevcut çalışmalar var. Sizin bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?” sorusuna cevabı da anında geldi.
“Malatya'da yaşamı zevkli hale getirecek projelerimizden biri teleferik sistemidir. Malum olduğu üzere, şehrin trafiğinin rahatlatılması adına trambüs projesine girişildi. Trambüs projesiyle ilgili bana sorulsaydı kesinlikle taraftar olmazdım. Trambüste olay sadece işletme giderlerinin düşürülmesiyle ilgilidir. Yoksa trafiği rahatlatması bir kenara daha da sıkıntıya sokacaktır. Ulaşım hizmetlerinin zarar ettiğiyle ilgili bir şeyler söyleniyordu. Eğer zarar ediliyorsa, ulaşım işinin ihaleyle bir firmaya verilmesi daha uygun olurdu. Hem şehre ek bir kaynak oluşurdu, hem de ihaleyi alan şirket de kazanırdı. Ama öyle yapılmayarak, 60-70 trilyonluk bir yükün altına girildi” sözleri daha önce yaptığımız trambüsün gereksiz olduğuyla ilgili haber ve analizlerimizin ne kadar isabetli olduğunun belgesi gibiydi.
SORUNLARIN SIFIRA YAKIN OLDUĞU BİR PROJE: TELEFERİK
Biz bunları düşünürken Yaşar Köksal hemen çözümü anlatıyordu: “Bunların yerine toplu taşımada teleferik sisteminin düşünülmesini öneriyorum. Fizibilite çalışmalarının bir an önce yapılması gerektiğini düşünüyorum. Belli aralıklarla dikilecek direklerle, trafiğe artı yük getirmeyen inşaat aşamasında yolun kapanması gibi bir sıkıntısı olmayan bu sistem rantabl olacaktır. İstimlak sıkıntısı olmayacak bu projeyle şehir daha zevkli bir hale gelecektir. Bu projeye fizibilite çalışması yapılsa belki Malatya Belediyesi'nin cebinden bir kuruş bile çıkmayabilir. Trambüs yerine teleferik daha mantıklı bir projedir. Şu anda saatte 10 bin kişiyi taşıyabilecek bir sistem kurulabiliyor. Bu rakam şimdilik az gibi görülebilir ama geliştirilmesi mümkün olan bir projedir.”
Bazı aday adaylarının hafif raylı sistemden bahsettiklerini söyleyen Yaşar Köksal, “Bu sözlere çok şaşırıyorum. Hafif raylı sistemin yapılması için dış kredi kullanılması gerekiyor. Dış kaynaklı kredi alabilmek için de Devlet Planlama Teşkilatı'ndan onay alınması gerekiyor. DPT'nin kriterleri de bellidir. 1 milyon nüfusun altındaki illere böyle bir onay verilmiyor. Yapılamayacak bir işi neden söylediklerini anlayabilmiş değilim. Hadi para işi halledildi diyelim. Nereden geçirecekler, ne alt geçit yeri var, ne de üstten geçirilecek yer var. Bundan bahseden arkadaşların nasıl yapacaklarını bir kez daha düşünmelerini tavsiye ediyorum.” ifadeleriyle rakiplerine yol gösteriyordu.
“ŞEHİRLER İNSANLARI DOĞAYLA BULUŞTURULABİLDİĞİ ORANDA YAŞANABİLİR OLMAKTADIR.”
Teleferik gibi seyir ve seyahat zevki yüksek bir projeyi sunan Yaşar Köksal'a Malatya insanının daha rahat yaşayabileceği başka projelerinin olup olmadığını da sorduk. Aldığımız cevap belediyeciliği A'dan Z'ye bilen bir insanı gösteriyordu bize: “Sizin bu sorunuza çok iyi cevap olacak bir projem daha var. Projelerimi anlatırken sarf ettiğim bir sözüm var. “Şehirler insanları doğayla buluşturulabildiği oranda yaşanabilir olmaktadır.” Ülkemizdeki birçok ilde suni göletler oluşturulup, etrafı düzenlenerek insanların orada nefes almaları sağlanmış. Bizim yanı başımızda Karakaya, Sürgün ve Sultansuyu var. Şehrimizin hemen yanı başında bulunan bu yerlerde insanımızın hafta sonlarında gidip nefes alabileceği, ailesiyle çay içebileceği kahvaltı yapabileceği yaşanabilir mekanlar oluşturulabilir. Bu işin de acilen bitirilmesi gerekmektedir. Böyle bir proje şehrin keyifle yaşanabilecek alanlarının başlangıcı olacaktır.”
DOLMUŞ HELİKOPTER
Yaşar Köksal'ı dinledikçe ufkumuz da açılıyordu. İmar, kayısı ve ulaşım konuları konuşulur da turizm konuşulmaz mı? Turizm diyince de aklımıza Nemrut geliyordu. “Nemrut'tan yararlanma konusunda eksikliklerimiz olduğunu da görüyoruz. Sizin geliştirdiğiniz projeler içinde turizmle ilgili neler var?” şeklindeki sorumuzun cevabı da hazırdı.
“Nemrut, dünyanın sekizinci harikasıdır. Bir araştırma yaptım. Bana Nemrut'a Malatya'dan gelen ziyaretçi sayısının 5 bin olduğu söylendi. Geçmiş zamanlarda bu sayı 20 bini bulmuştu. Şu anda Adıyaman'dan Nemrut'a ziyaretçi sayısı ise 200 bindir. Malatya'nın gelişmişlik oranı Adıyaman'a göre daha yüksek olmasına rağmen böyle bir sonucun çıkması çok acıdır. Bunu masaya yatırıp bir düşünmek gerekir. Ulaşımla ilgili, altyapıyla ilgili ve tanıtımla ilgili sıkıntılar vardır. Bu sorunlar çözülüp, turist sayısı artırılmalıdır. Biz onun için yazın Nemrut'a kışın da Yamadağı'na olacak şekilde dolmuş helikopter projesi geliştirdik. Söylediğim bu yerlere helikopterle 7 dakikada gidilebiliyor. Helikopterin kalkacağı yere otoparkını, kafesini, bekleme alanlarını yapacaksın. Bunların yapılması ekonominin de canlanmasını sağlayacaktır. Bunlar yapılırsa konaklama ihtiyacı için oteller de gelecektir. Özel sektörün de Malatya turizmine teşvik edilmesi demek olan bu projenin uygulanabilirliği mümkündür.”
TURİZM ŞEHRİ, NİTELİKLİ BİR SANAYİ ŞEHRİ, MADEN ŞEHRİ, GÜVENLİ BİR ŞEHİR, SAĞLIK TURİZMİYLE ANILAN BİR ŞEHİR VE MODERN BİR ŞEHİR
Malatya ile bu kadar içli dışlı olan bir insana sorulacak en güzel soru bundan sonra geldi. “Malatya'yla ilgili genel tespit ve değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?”
Köksal, sanki bu soruyu bekliyormuş gibi hemen cevap vermeye başladı: “Ben zaman zaman konuşmalarımda şunu söylüyorum; Malatya 9 bin yıllık tarihiyle, yetiştirdiği devlet adamlarıyla, sanatçıları ve işadamlarıyla bölgedeki konumu itibariyle cazibe merkezi olabilecek kapasiteye sahiptir. Malatya, turizm şehri, nitelikli bir sanayi şehri, maden şehri, güvenli bir şehir, sağlık turizmiyle anılan bir şehir ve modern bir şehir olmalıdır. Bu ilkelere göre gelişip büyümelidir. Az önce Malatya'nın sağlık turizmiyle anılan şehir olması gerektiğini söyledim. Geçtiğimiz yaz Karaciğer Nakil Hastanesi'nin temelini attık. Bu proje bir şekilde bitirilecektir. Bu proje değil Türkiye'nin dünyanın bir numarası olabilecek donanıma sahip olsa bile, yeterli donanıma sahip uzmanları getiremezsek hiç bir anlam ifade etmez. Hastaneler donanım ve binasıyla birlikte nitelikli personeliyle de ön plana çıkacaktır. Biz hastaneyi tam donanımlı bir şekilde bitirsek bile, dışarıdan bir uzman getirmek istediğimizde, gelecek insan yaşanabilir bir şehir olmasına bakar. Yurt dışından veya şehir dışından gelecek insan, çocuklarının eğitim sıkıntısı yaşayacağını görürse, sosyal aktivite yapamayacağını görürse veya akşamları dışarı çıkıp sinema veya tiyatroya gidemeyecekse, spor veya piknik yapamayacaksa Malatya'ya gelmez. Eğer siz bu imkanları sağlamazsanız tam donanımlı hastane yapmanızın bir anlamı yoktur. Kısaca, şehrimizin yaşam standartlarını yükseltmemiz şarttır. Mesela Turgut Özal Tıp Merkezi'nde Sezai hoca ve ekibi karaciğer nakli konusunda çok büyük başarı elde etti. Ama bu insanlarımızın büyük bir çoğunluğu Malatyalı isimlerden oluşuyor. Bizim dışarıdan gelecek uzmanları nasıl getireceğimizle ilgili çalışmamız gerekiyor. Hem üniversitenin, hem ticaret ve sanayi odasının hem de belediyenin bu konuda çalışması gerekiyor.”
İŞADAMLARIMIZI YATIRIM İÇİN MOTİVE ETMEMİZ GEREKİYOR
“Nitelikli sanayi şehri” kelimelerini kullandığını gördüğümüz Yaşar Köksal'dan konuyu açmasını istedik. Yaşar Köksal, “Nitelikli bir sanayi şehri olması gerektiğinden bahsetmiştim. Şu anda 3 tane organize sanayi bölgemiz var. Fabrikalarımız, ihracat ve istihdamın yanında marka değeri olan ürünleri ortaya çıkarmalıdır. Marka olabilecek bir üretimimiz yok. İstanbul gibi yerlerde yaşayan hemşerilerimiz içinde marka değeri kazanmış insanlar var. Bunun için de tekstilimiz marka olabilir. Şehir dışında yaşayan Malatyalıların Malatya'da yatırım yapmaları sağlanmalıdır. Bu insanlarımızı motive ederek, şehrimize gelmeleri sağlanabilir. Sırf hatır için bu işadamlarımız gelecektir. İstanbul ve Ankara'daki işadamlarımızı onure etsen buraya getirirsin. Ancak gelenleri de rencide ediyoruz. Siyaset için geldiğini ve başka düşüncelerinin olduğunu söyleyerek küstürüyoruz. Arsa istiyor; arsa vermiyoruz. Geçtiğimiz yıllarda bir seramik fabrikası için gelmişlerdi. 70 dönümlük bir yeri tek parça istediler. Yollarla bölündüğü için 70 dönümlük alanı veremedik. Bir tadilat yapılsa yolun yeri değiştirilse iş adamının istediği arsayı verebilecektik. Ama bir türlü bunu yapamadık.” İfadelerini kullandı.
GENÇLERİMİZE DEĞERLERİMİZİ VEREMEZSEK, AVRUPA'DAN DAHA BETER OLURUZ
Güvenlik konusunda yapılması gerekenlerle ilgili sorumuza Yaşar Köksal'ın cevabı çok netti: “Gençlerimiz kötü alışkanlıklardan kurtaracak bir ortam hazırlamazsak güvenlik de olmaz huzur da. Gençlik merkezleriyle gençlerimizi düşünmemiz gerekiyor. Gençlerimizi kazanamazsak, dünyanın en modern şehrini inşa etsek ne yazar? Değerlerinin bilincinde olan gençleri topluma kazandırmamız gerekiyor. Eğer gençlerimize değerlerimizi veremezsek, Avrupa'dan da kötü duruma düşeriz. Bizim izan, vefa, kanaat, sıla-i rahim ve hoşgörü gibi değerlerimiz var. Bu kelimelerin ingilizcede karşılığı bile yok. Ben belediye başkanı olsam, bir kardeşimiz veya bir grup gelse “Biz ihsanı, kanaati, sıla-i rahimi veya vefayı yaşatacak bir film çevireceğiz” dese ben stadlar veya prestij caddeleri yapmak yerine böyle projelere destek veririm. Milli ve manevi değerleri koruma noktasında sivil toplum kuruluşlarından istifade edilmesi gerekiyor. STK'lar gönüllü kuruluşlardır. Gençlik merkezlerinin binasının yapımı çok kolaydır. Çünkü bu binaları yapabilecek imkan elimizde zaten var. Binayı yapmaktan ziyade orayı işletme konusunda sivil toplum kuruluşlarından istifade edilebilir. Bizim bunun için personel ayırmamız yerine STK'lara bırakmamız daha az maliyet demektir. Milli ve manevi değerlere sahip STK'lar gençlerimizi çok daha iyi bir şekilde yönlendirebilir.”
İSMİNİ TESCİLLİ PROJELERİ!
Malatya'nın geleceğinin reçetesini yazan Köksal, bizden birkaç adım önde gidiyordu. Söyleşinin burasında gelmeden önce yaptığımız araştırmanın neticesi olan kendi ismine tescilli projelerinin ne olduğunu sorduk. Ana başlıklar altında anlattığı projeler söyleşimizin özeti niteliğindeydi: “Malatya ekonomisiyle birlikte büyüyen Esenlik Şirketi'nin Malatya'ya vefa borcu olarak iki şey yapması gerekiyor. Birincisi kayısıya katma değer üretecek bir veya birkaç projeye destek olması lazım. İkincisi de Malatyaspor'a destek olması lazım. Bu bana tescillidir. Benden başka kimse bunu kullanmadı.
Büyükşehir Belediyesi'nin yönetim şemasını çıkardım. Dünyanın kuru kayısı ihtiyacının yüzde 85'ini üreten bir şehir için kayısı muhatap alınarak Tarım İşleri Daire Başkanlığı'nın kurulması gerektiğini belirttim. Bu Daire Başkanlığı'nın da yıllık 5 milyon bütçesi olacak.”
BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜMÜZ MALATYASPOR
Malatyaspor ismini duyunca içimizde bir sızı meydana geldi. Daha birkaç yıl öncesinde Süper Lig'de fırtına gibi esen Malatyaspor'un bugünkü halini düşündük bir anda. Yaşar Köksal'ın Malatyaspor'la ilgili projesi bizi heyecanlandırdığı için hemen soruyu sorma ihtiyacı hissettik. “Malatyaspor nasıl kurtulur?”
Yaşar Köksal'ın cevabı yüreğimize su serpti: “Kim aday gösterilirse gösterilsin, sayın Köksal'ın bu projesi hayata geçirilecektir” diye düşündük. İşte Yaşar Köksal'ın sözleri: “Öncelikle Malatya ekonomisiyle birlikte büyüyen Esenlik, Malatyaspor'a sponsor olmalıdır. Çünkü bu Esenlik'in Malatya'ya bir vefa borcudur. Sağcısı, solcusu, Ak Partilisi, CHP'lisi, bütün Malatyalıların ortak değeri Malatyaspor'dur. Bütün Malatyalıların içinde bir yara olan Malatyaspor'un bugünkü halinde hepimizin bir miktar sorumluluğu var. Belediyemiz, ticaret ve sanayi odamız, siyasi partilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve en önemlisi kanaat önderlerimiz bir nebze olsun sorumludurlar. Belediye başkanlığı için aday adayı olmam sebebiyle belediye açısından olaya bakmak istiyorum. Malatyaspor, belediye tarafından yeterli desteği görseydi, bu hallere düşmezdi. Belediye'nin hatta Malatya'nın en büyük ekonomik gücü konumundaki Esenlik, Malatyaspor'a sponsor olsaydı böyle olmazdı. Çünkü bir klübe sponsor olan firma dolaylı da olsa yönetimde söz sahibi olacaktır. Esenlik söz sahibi olursa Malatya Belediyesi de söz sahibi olacaktır. Malatyalıların seçtiği bir belediye başkanı Malatyaspor'un da doğal yöneticisi konumuna geçecektir. Yapılan transferler, getirilen veya gönderilen teknik ekip, indirilen veya çıkarılan yönetim kadrosu hep sermayeden yedi. Yapılan transferlerin parası doğru dürüst ödenseydi, getirilen başkan ve yöneticiler işinin ehli insanlar arasından seçilseydi ve en önemlisi yöneticiler kendi cepleri yerine Malatyaspor'un kasasını doldurmaya çalışsalardı, Malatyaspor hâlâ süper ligdeydi. Komşumuz Kayseri'nin şu anda süper ligde 2 tane temsilcisi var. Biri Kayserispor, diğeri de Kayseri Erciyesspor. “Malatya'nın niye 2 hatta 3 takımı süper lige çıkamıyor?” diye bir sormak lazım. Alınan 2 veya 3 tane başarısız sonucun ardından yapılan ilk iş, bazı futbolcuları kadro dışı bırakmak oluyor. Eğer başarısız sonuçlar devam ediyorsa teknik direktör değiştiriliyor. Hadi onu da yaptılar kötü gidiş devam ediyorsa bu sefer de yöneticiler gidiyor. Bu olay sıralı bir şekilde devam ederken, olan Malatyalı'nın emeğine, sevgisine ve birleştirici güç olan Malatyaspor'una oluyor. Geliri olmayan bir kulüp batmaya mahkumdur. Benim aday olmam ve akabinde belediye başkanı seçilmem durumunda Malatyaspor'un en büyük sponsoru Esenlik olacaktır. Gelirdeki istikrar, yönetim istikrarını, teknik ekip istikrarını ve futbolcu istikrarını dolayısıyla başarıyı da getirecektir.”
UYUMSUZLUK YAŞANIRSA, MALATYA BİTER
Şehirler insanları doğayla buluşturduğu oranda yaşanabilir olmaktadır. Koca Malatya'nın su kenarında bir tesisi yoktur. Buna uygun projelerimiz var.” Sözlerini sarf eden Yaşar Köksal'a Malatya Büyükşehir Belediye Başkanının vasıflarıyla ilgili bir tespitte bulunduk. “Belediye başkanının kapasitesi, vizyonu, misyonu, bilgi-birikimi ve potansiyeli olmalıdır. Siz seçilirseniz, sizi neler bekliyor? Kaç kişilik bir ekibiniz olacak? İlçe belediye başkanlarıyla nasıl bir koordinasyon içinde olacaksınız?” sorusuna haklılığımızı teslim ederek cevap veren Yaşar Köksal, “Bence çok önemli bir konuya parmak bastınız. Bu dönemin çok önemli bir farkı var. Ahmet bey belediyeciliğin “b”sini bilmeyen bir arkadaşımızdı. Seçilip 4 buçuk sene önce gelerek iyi-kötü bugüne kadar getirdi. Klasik rutin işleri önceki döneme göre iyi seviyeye getirdi. Fakat Malatya Belediyesi'nin kurumsal olarak oturmuş bir düzeni vardı. Hiç belediye başkanı olmadan da yapılabilecek işler vardır. Kaldırım, asfalt, aydınlatma ve kanalizasyon işleri belediye başkanı olmadan da yapılabilir. Çünkü bunlar rutin işlerdir. Şu an üç belediye var. Sadece belediyelerin adı var ama ortada hiçbir şey yok. Üç ayrı organizasyon, üç ayrı şema ve üç ayrı yapılandırma var. Dolayısıyla birazcık teknik bilgisi olmayan, devleti tanımayan, belediyecilik birikimi olmayan ve hızlı karar alma kabiliyeti olmayan birinin bu işlerin altından kalkabileceğini düşünmüyorum. Belediyecilikten gelen bir Başbakanımız var. Bu kriterleri genel merkezimizin de değerlendireceğini düşünüyorum. Bunların haricinde çok önemli bir durum var. O da uyum olmazsa hiçbir şey yapılamaz. Bugüne kadar Malatyamız çok büyük şeyler kaybetti. İnşallah böyle bir şey yaşamayız. Siyaset bu ya diyelim ki Büyükşehir'e kifayetsiz bir belediye başkanı gelse, merkez ilçelere de büyükşehir belediye başkanından çok daha üstün birileri gelse bu uyumsuzluk demektir. “Ben” anlayışı yerine “biz” anlayışı olmalıdır. Benlik ve gurur meselesini öne çıkaran bir belediye başkanı bütün işleri berbat eder. İnşallah Malatyamız böyle bir şey yaşamaz.” dedi.
BU DAĞINIK HAL, BİR AN ÖNCE TOPARLANMALI
Elazığ dönüşü Malatya'ya gelip giderken dikkatimizden kaçmayan bir hususu da kendisine aktardık. “Elazığ'dan Malatya'ya gelirken, İspendere'yi geçtikten sonra ışıklar insanı birden çarpıyor. Araştırma hastanesini geçtikten sonra da zifiri karanlığa gömülüyorsunuz. Bu bölgenin gelişmemesindeki sebep nedir?”
Bu sorumuzun cevabı anında geldi: “Şehrin planlamasını yaparken doğuya veya batıya gelişme konusunda gösterilen çabayla ilgilidir bu. İsteyen batıya veya doğuya doğru gelişmeyi yönlendirebilir. Gerçekte Malatya hem doğuya hem de batıya doğru gelişmiştir. Doğru olanı ise şehrin daha derli toplu olmasıdır. Çevre yolunun altındaki mahalleler kentsel dönüşümle toparlanmalıdır. Çevre yolunun altında da bir alt merkez kurulabilir. Eğer Beydağları'ndaki ağaçlandırma yapılmayan bölgeler planlanabilirse yapılabilirse güney ve kuzeye de gelişme sağlanabilir. Şu anda iki tane belediyemiz var. Battalgazi ve Yeşilyurt, hem kuzeye, hem güneye, hem doğuya hem de batıya gelişme konusunda bu bölgeler açık ve müsaittir."
Evet sevgili okuyucular, Yaşar Köksal ile yaptığımız söyleşiden bizim aldığımız derse gelecek olursak, “Belediyecilik konusunda bir otorite konuma yükselmiş Yaşar Köksal, diğer aday adayları arasında bir hayli öne çıkıyor. Belediyecilik ve mimarlığın vermiş olduğu tecrübe nerede olursa, orada hizmet, güzellik ve gelişme vardır.”


Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- Karacabey Hipodromu Saniyeler İçinde Milyonluk Satışlara Sahne Oldu
- Battalgazi İlçesinde Görevini Yapan Din Görevlisinin Burnu Kırıldı
- Valilik Harekete Geçti ve Geçici Barınma Merkezlerinde Kurallar Yeniden Yazıldı
- Akçadağ İlçesinde İmzalar Atıldı: Öğretmen Evinin İhalesi Resmen Tamamlandı
- Saray Mahallesi Eylül Ayında Teslim Ediliyor
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.