Murat ÇETİN / CHP Dağılırken...

Murat ÇETİN yazdı.
Siyaset bazen sözle yapılır.
Bazen fotoğrafla.
Hatta bazı fotoğraflar vardır…
altındaki açıklamadan daha fazla konuşur.
Son günlerde öyle bir kare düştü önümüze.
Masanın etrafına baktım.
Tanıdık simalar.
CHP’nin son dönemde Özgür Özel çizgisinde duran isimleri.
Veli Ağbaba’nın yakın çevresi.
Parti içindeki saflaşmanın bir tarafı.
.jpeg)
Şimdi insan merak ediyor.
CHP kendi içinde fırtınaya tutulmuş.
Bir taraf öbür tarafa bakmıyor.
Aynı parti içinde ayrı iklimler oluşmuş.
Tam da böyle bir zamanda…
Sami Er neyin fotoğrafını veriyor?
Çünkü siyasette görüşmek başka şeydir.
Fotoğraf vermek başka.
İsteyen gelir.
Kapıyı çalar.
Talebini anlatır.
Derdini söyler.
Dinlersin.
Ama fotoğraf?
Fotoğraf niyettir.
Fotoğraf mesajdır.
Fotoğraf tercihtir.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu kare kime gönderildi?
AK Parti teşkilatına mı?
Milletvekillerine mi?
Ankara’ya mı?
Yoksa geleceğe mi?
Çünkü siyasetçinin en büyük tutkusu bazen makam olmaz.
İhtimal olur.
Bugünün koltuğundan çok…
yarının hesabı olur.
O yüzden bazı kareler hatıra değildir.
Yatırımdır.
Bazı buluşmalar nezaket değildir.
Pozisyondur.
Şimdi CHP kendi içinde yön ararken…
AK Partili bir belediye başkanının bu tabloyu paylaşması ister istemez başka sorular doğuruyor.
Acaba şehir mi konuşuluyor?
Yoksa şehirden sonrası mı?
Acaba hizmet mi düşünülüyor?
Yoksa ihtimaller mi?
Bilemiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Siyasette bazen verilen mesaj fotoğrafın batnında değildir.
Fotoğrafın neden paylaşıldığında gizlidir.

KÜTÜPHANE GÜZEL… PEKİ HİKÂYESİ KİMİN?
Şehirler betonla büyümez.
Hatırayla büyür.
Bir isim bırakır.
Bir iz bırakır.
Bir hikâye bırakır.
Malatya’da bugün bir çocuğa sor.
Otogar kimden kaldı?
Ahmet Münir Erkal der.
Belediye binası?
Cemal Akın ve Yaşar Çerçi der.
Dede Korkut Parkı?
Yine Çerçi.
Yaşam Merkezi?
Ahmet Çakır.
Malatya Ticaret Merkezi?
Selahattin Gürkan.
Çınar Park?
Selahattin Gürkan.
Kırkgöz?
Osman Güder.
Çünkü şehir hafızası böyledir.
Yapılanı sahibine yazar.
Eseri müellifine verir.
Şimdi gelelim kütüphaneye.
Diyelim ki Türkiye’nin en güzeli oldu.
Diyelim ki bölgenin en iyisi oldu.
Diyelim ki ödül üstüne ödül aldı.
İyi de…
Kimse dönüp “Bunu Sami Er yaptı” diyecek mi?
İşte mesele burada.
Çünkü ortada sıfırdan yükselen bir yapı yok.
Temelden çıkan bir eser yok.
Ufka çizilmiş yeni bir siluet yok.
Mevcut binanın içinde yapılan büyük bir dönüşüm var.
Ve bunun için yüz milyonlar harcandı.
İnsan ister istemez düşünüyor.
Aynı kaynakla şehrin başka bir köşesine yeni bir eser yükselseydi…
yarın birileri dönüp ismini anardı.
Bugün yapılan ise biraz şuna benziyor:
Başkasının evini boyuyorsun.
Sonra mahallenin seni mimar sanmasını bekliyorsun.
Olur mu?
Olmaz.
Çünkü şehirler açılış törenlerini değil…
eserleri hatırlar.
Kurdeleleri değil…
izleri saklar.
Ve galiba yıllar sonra insanlar o kütüphaneye bakıp şunu soracak:
...
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- Emniyet ve Jandarmadan Sıkı Denetim: Bir Haftada 582 Araç Trafikten Men Edildi
- MAGİNDER Başkanı Salih Karademir'den Şehir Yönetimine Çağrı: Malatya'yı Malatyalılar Yönetsin
- Ataşehir'in Malatyalı Başkanı Onursal Adıgüzel Cezaevinden Gönderdiği O Mesajla Gündem Oldu
- Feci Kazadan Acı Haber Geldi: Muhammet Ali Yılmaz Vefat Etti
- Azmi Ekinci ve Yasin Ekinci'nin Teyzesi Miyase Aluçluer Vefat Etti
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.