CHP Dağılırken...
15 Haziran 2026, Pazartesi 11:45
Siyaset bazen sözle yapılır.
Bazen fotoğrafla.
Hatta bazı fotoğraflar vardır…
altındaki açıklamadan daha fazla konuşur.
Son günlerde öyle bir kare düştü önümüze.
Masanın etrafına baktım.
Tanıdık simalar.
CHP’nin son dönemde Özgür Özel çizgisinde duran isimleri.
Veli Ağbaba’nın yakın çevresi.
Parti içindeki saflaşmanın bir tarafı.
.jpeg)
Şimdi insan merak ediyor.
CHP kendi içinde fırtınaya tutulmuş.
Bir taraf öbür tarafa bakmıyor.
Aynı parti içinde ayrı iklimler oluşmuş.
Tam da böyle bir zamanda…
Sami Er neyin fotoğrafını veriyor?
Çünkü siyasette görüşmek başka şeydir.
Fotoğraf vermek başka.
İsteyen gelir.
Kapıyı çalar.
Talebini anlatır.
Derdini söyler.
Dinlersin.
Ama fotoğraf?
Fotoğraf niyettir.
Fotoğraf mesajdır.
Fotoğraf tercihtir.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu kare kime gönderildi?
AK Parti teşkilatına mı?
Milletvekillerine mi?
Ankara’ya mı?
Yoksa geleceğe mi?
Çünkü siyasetçinin en büyük tutkusu bazen makam olmaz.
İhtimal olur.
Bugünün koltuğundan çok…
yarının hesabı olur.
O yüzden bazı kareler hatıra değildir.
Yatırımdır.
Bazı buluşmalar nezaket değildir.
Pozisyondur.
Şimdi CHP kendi içinde yön ararken…
AK Partili bir belediye başkanının bu tabloyu paylaşması ister istemez başka sorular doğuruyor.
Acaba şehir mi konuşuluyor?
Yoksa şehirden sonrası mı?
Acaba hizmet mi düşünülüyor?
Yoksa ihtimaller mi?
Bilemiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Siyasette bazen verilen mesaj fotoğrafın batnında değildir.
Fotoğrafın neden paylaşıldığında gizlidir.

KÜTÜPHANE GÜZEL… PEKİ HİKÂYESİ KİMİN?
Şehirler betonla büyümez.
Hatırayla büyür.
Bir isim bırakır.
Bir iz bırakır.
Bir hikâye bırakır.
Malatya’da bugün bir çocuğa sor.
Otogar kimden kaldı?
Ahmet Münir Erkal der.
Belediye binası?
Cemal Akın ve Yaşar Çerçi der.
Dede Korkut Parkı?
Yine Çerçi.
Yaşam Merkezi?
Ahmet Çakır.
Malatya Ticaret Merkezi?
Selahattin Gürkan.
Çınar Park?
Selahattin Gürkan.
Kırkgöz?
Osman Güder.
Çünkü şehir hafızası böyledir.
Yapılanı sahibine yazar.
Eseri müellifine verir.
Şimdi gelelim kütüphaneye.
Diyelim ki Türkiye’nin en güzeli oldu.
Diyelim ki bölgenin en iyisi oldu.
Diyelim ki ödül üstüne ödül aldı.
İyi de…
Kimse dönüp “Bunu Sami Er yaptı” diyecek mi?
İşte mesele burada.
Çünkü ortada sıfırdan yükselen bir yapı yok.
Temelden çıkan bir eser yok.
Ufka çizilmiş yeni bir siluet yok.
Mevcut binanın içinde yapılan büyük bir dönüşüm var.
Ve bunun için yüz milyonlar harcandı.
İnsan ister istemez düşünüyor.
Aynı kaynakla şehrin başka bir köşesine yeni bir eser yükselseydi…
yarın birileri dönüp ismini anardı.
Bugün yapılan ise biraz şuna benziyor:
Başkasının evini boyuyorsun.
Sonra mahallenin seni mimar sanmasını bekliyorsun.
Olur mu?
Olmaz.
Çünkü şehirler açılış törenlerini değil…
eserleri hatırlar.
Kurdeleleri değil…
izleri saklar.
Ve galiba yıllar sonra insanlar o kütüphaneye bakıp şunu soracak:
300 milyon lira harcadın ama kendinden geriye ne bıraktın?
.jpeg)
ALİ BAKAN’I KİM KONUŞUYOR?
Ali Bakan’ın adı bugün Malatya siyasetinin tam ortasında.
Bu da doğal.
Çünkü siyaset boşluk sevmez.
Ağırlık neredeyse…
bakışlar oraya döner.
Bugün Ali Bakan konuşuluyorsa…
Sami Er de konuşuluyor.
Merkez ilçeler de konuşuluyor.
Bazı ilçe başkanları da konuşuluyor.
Eski il başkanları da konuşuluyor.
Yarın il başkanı olmak isteyenler de konuşuluyor.
Milletvekilliği hesabı yapanlar da konuşuluyor.
Belediye başkanlığı hayali kuranlar da konuşuluyor.
Kendini teşkilatın dışında hissedenler de konuşuluyor.
Ankara’daki görünürlüğün kimde toplandığını takip edenler de konuşuluyor.
Bürokraside siyasetin ağırlığından rahatsız olanlar da konuşuluyor.
Muhalefet zaten konuşuyor.
Çünkü rakip rakibi konuşur.
Ama Malatya siyasetinin ilginç tarafı başka.
Bu şehirde bazen görünenler kadar görünmeyen dernekler de etkili olur.
Bazen teşkilat kadar kulis konuşur.
Bazen makam kadar ilişki ağı.
Bazen siyaset kadar sosyal yapılar.
Bazen de herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle söylemediği çevreler.
İnsan bütün fotoğrafa bakınca şunu düşünüyor:
Ali Bakan meselesi gerçekten Ali Bakan meselesi mi?
Yoksa aynı fotoğrafın içine sığmayan çok sayıda hesabın kesiştiği yer mi?
Çünkü siyasette bazen bir kişinin adı konuşulur.
Ama masada aslında onlarca kişinin hesabı vardır.
Ve galiba bugün Malatya’da konuşulan da bir isimden çok…
o ismin bulunduğu yer.
.jpeg)
KİMSE GEÇMİŞİNİ SORMUYOR
Veli Ağbaba çıktı.
1986’yı anlattı.
1994’ü anlattı.
1998’i anlattı.
İl başkanlığını anlattı.
Milletvekilliğini anlattı.
Partiye verdiği yılları anlattı.
Uzun bir siyasi özgeçmiş.
Uzun bir emek listesi.
Uzun bir hatıra defteri.
İyi de…
Kimse bunları sormuyor ki.
Çünkü bugün tartışılan şey 1986 değil.
Tartışılan şey 2026.
Konuşulan şey emek değil.
Bahis konusu sadakat değil.
Mesele hizmet cetveli değil.
Mesele, partinin kendi tüzüğüyle yaşadığı kavga.
İşte fotoğrafın ilginç tarafı burada.
Birisi “Ben bu partiye kırk yıl verdim” diyor.
Diğeri “Sen bu partiye aykırı davrandın” diyor.
Bir taraf takvimi açıyor.
Öbür taraf tüzüğü.
Bir taraf maziyi gösteriyor.
Diğeri madde numarası.
Ve siyaset bazen tam burada tuhaflaşıyor.
Çünkü insanlar suçlamaya cevap beklerken…
hatıra dinliyor.
İtiraza açıklama beklerken…
özgeçmiş okuyor.
Oysa aynı şey değil.
Bir insanın yıllarca hizmet etmiş olması başka.
Hakkındaki iddiaya ne dediği başka.
Birisi birikimdir.
Öbürü savunma.
Karıştırıldığı zaman ortaya siyaset değil…
algı çıkar.
Belki de bu yüzden tartışma büyüyor.
Çünkü kamuoyu şunu merak ediyor:
Disiplin sevkinin sebebi neydi?
Ama karşısına çıkan cevap şu oluyor:
“Ben bu partiye yıllarımı verdim.”
İnsan ister istemez düşünüyor.
Mahkeme özgeçmişle mi karar verir?
Disiplin kurulu hatıralarla mı çalışır?
Yoksa herkes dönüp aynı soruya mı bakar?
Mesele emek miydi…
Yoksa kimsenin konuşmak istemediği başka bir şey mi vardı?
.jpeg)
KAYISIYA SARAY YAPIP KAPIYI KİLİTLEMEK
Malatya yıllardır kayısıyla övünüyor.
Dünyaya kayısı satıyor.
Dünyaya kayısı anlatıyor.
Ama yıllarca kayısıyı dünya ölçeğinde temsil edecek bir merkeze sahip olamadı.
Sonra bir bina yapıldı.
Sıradan bina değil.
İsmi büyük.
İddiası büyük.
Hedefi büyük.
Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi.
Şimdi insan dönüp şunu soruyor:
Mesele binayı yapmak mıydı?
Yoksa binayı yaşatmak mı?
Çünkü memlekette tuhaf bir hastalık var.
Köprü yapılıyor, yolu unutuluyor.
Meydan yapılıyor, ruhu kayboluyor.
Merkez yapılıyor, içi boş bırakılıyor.
Sonra herkes eserin önünde fotoğraf çektiriyor.
Ama eserin geleceğini konuşan çıkmıyor.
İşin garibi şu.
Kayısının dünya markası olmasını isteyenlerle…
eski düzenin devam etmesini isteyenler aynı masaya oturunca ortaya acayip bir manzara çıkıyor.
Bir tarafta modern ticaret.
Bir tarafta alışkanlık.
Bir tarafta kayıt.
Bir tarafta eski usul.
Bir tarafta gelecek.
Bir tarafta geçmiş.
Ve Malatya yıllardır tam bu kavşakta bekliyor.
Geçtiğimiz günlerde Abdurrahman Babacan da merkeze gitti.
Koridorları gördü.
Dükkânları gördü.
Mekânı gördü.
Belki de şu soruyla karşılaştı:
Bir şehrin geleceği mi daha kıymetliydi…
yoksa günü kurtaran hesaplar mı?
Çünkü bazen siyasetçinin imtihanı yaptığı işle değil…
engel olduğu işle ölçülür.
Ve bazen insan bir binaya bakınca beton görmez.
Kaçırılmış fırsat görür.
Malatya’nın kayısısı hâlâ dünyanın en meşhurlarından biri.
Ama insanın aklına şu soru takılıyor:
Dünya Kayısı Ticaret Merkezi gerçekten kayısının merkezi olamadıysa…
bunun önünde duran duvar beton muydu, zihniyet miydi?

KALEM HAKKI: MAKAMI YOK AMA…
Ne milletvekili.
Ne il başkanı.
Ne belediye başkanı.
Ama Malatya’da ne olmuş, ne bitmiş öğrenmek isteyen dönüp Öznur Çalık’ın hesabına bakıyor.
İş öyle bir yere gelmiş ki, bazı ajanslar bile haberi oradan takip ediyor.
Garip bir şehir Malatya…
Görevden ayrılan takip ediyor,
görevde olanlar yetişemiyor.
Bazıları makamı bırakıyor, bazıları memleketi.
LAF EBESİ:
KOLTUKLAR ISINIYOR
TSO’da seçim rüzgârı…
Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde rektör kulisi…
Bir yanda ticaretin anahtarı,
öbür yanda akademinin mührü.
Aynı şehirde,
aynı günlerde,
aynı koltuklara göz dikenler var.
Malatya yine aday seçmeyecek…
Taraf seçecek.
Demedi deme Malatya…
FIKRA GİBİ MEMLEKET:
Sormuşlar adama:
“Futbolu seviyor musun?”
Demiş:
“Çok.”
“Kaç gol attın?”
“Hiç.”
“Kaç maç kazandın?”
“Hiç.”
“Eee?”
Adam gülmüş:
“Forma giyiyorum ya…”
Geçen gün baktık.
Bir forma.
Bir fotoğraf.
Bir paylaşım.
Hizmet nerede?
Galiba bazıları sahaya çıkmadan…
Kendini şampiyon ilan ediyor.

FİSKOS MASASI:
-Malatya’da bu hafta fısıltılar yine hızlı yayıldı.
Çarşıdan okullara, kayısı bahçelerinden kurum koridorlarına kadar herkes bir şey konuşuyor.
Doğru mu, yanlış mı bilinmez ama kulisler oldukça hareketli…
-Yeni Çarşı Daha Açılmadan Dedikodu Çarşısı mı Oldu?
Yeni Çarşı’da bazı dükkânların büyütülmesi için duvarların kaldırıldığı konuşuluyor. Esnaf arasında bu iddialar kulaktan kulağa yayılmış durumda. Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: “Çarşı açılmadan tadilat mı başladı?”
-Lokantacının Bacası Yokmuş!
Yeni dükkânları gören lokantacı esnafı bu kez baca meselesini konuşuyor. İddiaya göre bazı iş yerlerinde mutfak altyapısı eksik bırakılmış. Malatya’nın kebabı düşünülmüş ama dumanı unutulmuş diyenler var.
-Bir Mahalle Susuz Kaldı!
Bir müteahhidin işi yarım bırakıp ortadan kaybolduğu iddiası mahallede büyük tepki çekmiş. Konuşulanlara göre yaklaşık 15 bina günlerdir su sıkıntısı yaşıyor. Haziran sıcağında musluklardan önce vatandaşın sabrı kurumuş.
-1300 Liralık Yevmiye Tartışması
Tarım işçisinin günlük ücreti 1300 TL olarak açıklanınca tartışma başladı. İşçi pahalı hayatı, üretici yüksek maliyeti anlatıyor. Kulislerde herkes haklı ama kimsenin hesabı tutmuyor.
-Çiçekler Açtı, Sorular Bitmedi
Şehrin dört bir yanına yüzbinlerce çiçek dikildi. Kavşaklar renklenmiş, parklar güzelleşmiş. Ama vatandaşın bir kısmı hâlâ aynı soruyu fısıldıyor: “Çiçek güzel de, toz ne zaman bitecek?”
-Eğitim-Bir-Sen’de Seçim Havası Sertleşiyor
Yaklaşan delege seçimleri nedeniyle sendika kulisleri hareketlenmiş durumda. Muhalif kanadın bu kez daha hazırlıklı olduğu konuşuluyor. Eğitim camiasında sessiz başlayan yarışın yüksek sesle biteceği söyleniyor.
-Müftülükte Sosyal Medya Krizi
Taylandlı bir kadının Müslüman oluş sürecinin izinsiz paylaşılması kentte uzun süre konuşuldu. Paylaşımlar kaldırılmış olsa da tartışma bitmiş değil. Şimdi gözler hukuki sürecin nasıl işleyeceğinde.
-Okullarda Muallak Günleri Başladı
Sınavlar bitti, karneler yaklaştı ama okullar hâlâ açık. Veliler “Git”, öğrenciler “Niye gideyim?” diyor. Haziran ayının klasik tartışması bu yıl da okul koridorlarından evlerin salonlarına taşınmış durumda.
Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor…
Çünkü Malatya’da bazen haberler manşetlere değil, kulaktan kulağa düşüyor.
(1)(1).jpg)
Selam ve dua ile
Fiemanillah
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Adem
15-06-2026 13:03Veli Ağbaba, bugünlere geleceğini 40 yıl önceden hayal bile edemezdi. Kaderi onun basamakları hızlıca çıkmasını sağladı. O olgunlaşmak yerine, lakayıtsızlaştı. Kendisini artık neredeyse Cumhurbaşkanı ile kıyaslar duruma geldi. Olgunlaşacağı yerde giderek hamlaştı. Tuhaf tuhaf hareketler, zenginliğin getirdiği şımarıkça davranışlar, örfe adaba sığmaz laflar vs. En başta kendisini o makamlara getiren Kılıçdaroğluna ihanet etti. sonra devamı geldi. Bu arada Karun gibi de zenginleşti. Üstelik ak partili ortakları ile beraber. Geldiğimiz nokta da kendisini uzun sürecek bir cezaevi hikayesi bekliyor olabilir. Muhtemelen de ömrünüm bir kısmını cezaevinde geçirecek. Hal böyle olunca insan ister istemez, nerden nereye? diye soruyor. Velinin sonu ibretlik olacak. Bu arada ona en büyğk desteği Sami Başkanın veriyor olması ilginç. Tesadüf müdür, plan mıdır? Bilmiyorum ama Sami Başkan için de sonun başlangıcı diyebiliriz. Aralarında bilinmeyen görünmeyen nasıl bir bağ var? Çözümlemek çok zor...Sami Başkanın paylaştığı fotoğraf, çok basit ama stratejik bir hata. Başkan acemi elbet ama onu bu acemiliğinde uyaracak kimsesi de yok maalesef. Etrafında ki ilkokul mezunları kimseyi bırakmadı etrafında. Kendisi de öyle olmasını istiyor galiba. Onun da gidişatı iyi değil.Bekleyin görün...
BİR EĞİTİMCİ
15-06-2026 12:57Sendikadaki delege seçimi atmosferi gerçekten çok gergin. Muhalif kanat bu sefer genel merkezin ve mevcut yönetimin hatalarını çok iyi kullanıyor. Ekim ayındaki seçim öncesi ortalığın kızışacağı ve bu yarışın çok sert geçeceği eğitim camiasında zaten herkesin malumuydu, yazı bunu çok iyi yakalamış
Şerafettin Güler
15-06-2026 12:57Abdurrahman Babacan gidip koridorları gezmiş ama zihniyet değişmedikten sonra o devasa beton yığını hiçbir işe yaramaz. Dünyaya kayısı satıyoruz ama vizyonumuz hâlâ mahalle arası kuruyemişçisi seviyesinde
Nilüfer
15-06-2026 12:56Mesele sadece Ali Bakan değil, onun koltuğu üzerinden kimlerin elinin Ankara’ya uzanacağı meselesidir. Diğer taraftan Öznur Çalık’ın hiçbir resmi makamı olmamasına rağmen hâlâ şehrin en çok takip edilen siyasi figürü olması, mevcut vekillerin ve başkanların halktaki karşılığının ne kadar zayıf kaldığının en net kanıtıdır
Malatyalı esnaf
15-06-2026 12:55Depremle yıkılmış, her köşesi dökülen bir şehirde sıfırdan kalıcı konut, yeni bir meydan ya da ticaret alanı yükseltmek varken başkasının binasını boyayıp hava atmak Sami Er’e puan kazandırmaz.
Yavuz Aydın
15-06-2026 12:54Sami Er’in CHP’li muhalif kanatla ve Veli Ağbaba’nın ekibiyle o fotoğrafı vermesi teşkilat içinde de ciddi rahatsızlık yarattı. Biz deprem sonrası şehrin imarını, AK Parti belediyeciliğini konuşmak isterken, Sami Başkan’ın CHP içi hesaplaşmalara meze olacak fotoğraflar vermesi Ankara’nın da gözünden kaçmaz. Haklı bir eleştiri olmuş
Seçmen
15-06-2026 12:54Genel merkezle girilen bu güç savaşı Malatya’da partiye kan kaybettiriyor. Yazıda denildiği gibi mahkeme ya da disiplin kurulu özgeçmişe değil, mevcut tüzüğe ve hamleye bakar. Sürekli geçmiş başarıların arkasına sığınmak 2026 yılı gerçekleriyle uyuşmuyor.
Adem
15-06-2026 12:45Kütüphane büyük talihsizlik sayın Çetin. Belki çok güzel ama boş bir yatırım. Üstelik aşırı fahiş rakamlar ile yapıldı. Başkan Er, gidince kimse ismi ile bile anmayacak orayı. Kimbilir belki gelen yenisi, belediye binası yetersiz kalıyor diyerek, taşıyacak başka yere. Halbuki aynı para ile aynı büyüklükte en az 5 tane kütüphane yapılırdı. Yada çok daha güzel muhteşem bir eser bırakılabilirdi. Fakat belki de Sayın Er, Malatyalıların hafızasında kalmayı haketmediği için, böyle oluyor. Bakanlıklar milyarlarca lira para veriyorlar ama ortada bişey yok. Bu kadar para ile ortaya bir eser çıkmaması belkide Allah'ın takdiridir. "Allah beni bugünlere saklamış" diyerek kibir yapan adamın, ismi kalsın istemiyor yüce yaradan. Düşünsenize 3.5 milyar lira para sadece 2 yılda spor Toto verdi büyükşehir belediyesine. Ortada ne var? İrili ufaklı boş beleş spor salonları. Geleceğe atılan bir imza yok. Sebebini yazdım.Anlayan anlar zaten..