08 Kasım, 2026, Pazar
  • DOLAR
    50.15
  • EURO
    55.93
  • ALTIN
    6556.3
  • BIST
    11482.6
  • BTC
    75704.838$

Murat ÇETİN / Her Şey O'ndadır

Murat ÇETİN / Her Şey O'ndadır
Murat ÇETİN yazdı.

Bir insan konuşuyor.

Konuşan kim?

İnsan.

Peki, konuşma fiilini kim yaratıyor?

Allah.

Gören Allah mı?

Hâşâ.

İnsan görüyor. Fakat görme fiilini, gözdeki o faaliyeti her an kim yaratıyor?

Allah.

Burada insanı yok saymıyoruz. İnsan iradesiyle seçiyor, konuşuyor, görüyor; kesbinden mesul oluyor. Fakat fiili yaratan, o fiilin meydana gelmesini her an sağlayan Allah’tır.

Üstad Bediüzzaman bu hakikati iki ifadeyle anlatıyor:

Heme ost: Her şey O’dur.

Heme ez ost: Her şey O’ndandır.

Ehl-i hakikatin hükmü “heme ost” değil, “heme ez ost”tur. Varlıklar Allah’ın kendisi değildir; O’nun kudret ve iradesiyle yaratılmış eserleridir. Risale-i Nur’da bu ifade, eşyanın varlığını Allah’ın icat ve kudretine nispet ederek açıklanır.

Âlemde en küçük bir hareket bile fiilsiz, fiil de failsiz olmaz.

Bir zerre hareket ediyor.

O hareketin bir faili olmalı.

Faili, hareketi görünen nesnenin kendisine mi vereceğiz?

O nesne, bu fiili yaratmaya muktedir mi?

Öyleyse fiilin faili Allah’tır.

İnsanın en çok yaptığı işlerden biri yemek ve içmek. Lokmayı ağzından geçiriyor; sonra bedeninde neler olduğunu bilmiyor. O lokmanın hazmedilmesini, bedenin ondan istifade etmesini, gıdanın hayatına hizmet etmesini kendi mi yaratıyor? Bu iş insanın eline bırakılsa, insan onu baştan sona idare edebilir mi?

Demek ki lokmayı yiyen insan; o lokmadan neticeyi yaratan Allah’tır.

Allah Sâni’dir; sanatını göstererek kendini tanıtır. Mün’im’dir; nimetleriyle kendini sevdirir. Fakat insan bazen enfüste görünen sanatı nefsine, âfakta görüneni tabiata veriyor. Sonra da Allah’ın fiilinden doğan şöhreti kendisine mal etmeye kalkıyor.

Kur’ân, Allah’ın âyetlerini hem ufuklarda hem insanın kendi nefsinde göstereceğini bildiriyor. (Fussılet, 41:53)

Cenâb-ı Hak Alîm ismiyle ilmi tecelli ettiriyor.

Âlim, “Ne güzel ders verdim” diyor.

Vâiz, “Ne güzel vaaz ettim.”

Müderris, “Ne güzel anlattım.”

Talebe, “Ne güzel anladım.”

Hâlbuki Kur’ân şöyle buyuruyor:

“Rahmân Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti.” (Rahmân, 55:1-4)

Allah yalnızca aklı vermiyor; aklın faaliyeti de O’nun yaratmasıyla sürüyor. Dili veriyor; konuşma fiilini de yaratıyor. Kul konuşuyor, fakat konuşmayı yaratan kendisi değil. Kul anlıyor; idraki ve ilmi var eden Allah.

İnsan, Allah’ın fiillerini nefsine ve tabiata verdikçe kendi kudretine vehimle büyüklük biçiyor. Bu nispet hatası, en uç noktasında Firavun’un “Ben sizin en yüce rabbinizim” sözüne varıyor. (Nâziât, 79:24)

Peygamberler, insanı bu gafletten kurtarıp tevhidin ahlâkına ulaştırmak için geldi. Sanata mukabil iman; nimete ve muhabbete mukabil ibadet…

Heme ez ost: Her şey O’ndandır. Hakiki şöhret de yalnız Allah’a mahsustur.

Selam ve dua ile

Fiemanillah

KAYNAK: DİRİLİŞ POSTASI GAZETESİ

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.