18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Mutluluğu Bir Hedef Haline Getirmek Aslında İnsanı Daha Çok Yıpratıyor


Mutluluğu Bir Hedef Haline Getirmek Aslında İnsanı Daha Çok Yıpratıyor
Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, mutluluğun sadece gülümsemek olmadığını belirterek; kıyaslama kültürü ve hız tutkusunun mutsuzluğu artırdığını, gerçek huzurun ise bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük hissiyle mümkün olduğunu açıkladı.

Mutluluk, her birey için farklı bir anlam taşısa da modern yaşamın getirdiği baskılar bu kavramı bir yanılsamaya dönüştürebiliyor. Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, mutluluğun sürekli bir neşe hali olmadığını, bunun aslında bir "öznel iyi oluş" durumu olduğunu ifade etti.

MUTSUZLUĞUN EN BÜYÜK NEDENİ KIYASLAMA DAVRANIŞI

Günümüzde mutsuzluğun bir salgın gibi yayılmasında sosyal medyanın etkisine dikkat çeken Beyaz, “Mutsuzluğun en büyük nedenlerinden biri kıyaslama davranışı. Özellikle de sosyal medya nedeniyle, artık kendimizi sadece yakınlarımızla değil, dünyanın herhangi bir ucundaki insanların hayatlarının sadece ‘en iyi ve filtreli’ anlarıyla kıyaslıyoruz. Bu da insanın içinde sürekli bir eksiklik, geride kalmışlık hissini tetikleyebiliyor.” dedi. Modern hayatın hızı nedeniyle insanların emek verip beklemeyi unuttuğunu da sözlerine ekledi.

BAĞ KURMA, YETKİNLİK VE ÖZGÜRLÜK KALICI MUTLULUĞU OLUŞTURUR

İçsel huzurun bilimsel temellerine değinen Beyaz, ruhun temel gıdalarını şu şekilde sıraladı: “İlki sevilmek ve birilerine ait hissetmek, yani samimi ve doğal bağlar kurabilmek. Diğeri, hayatta bir işe yaradığını, bir şeyleri başarabildiğini görmek ki buna da yetkinlik diyoruz. Bunların dışında da kişinin kendi hayatının direksiyonunda olduğunu idrak etmesi, yani dışarıdan ağır bir baskı görmeden kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğü denilebilir. Bu temel kavramlar; bağ kurma, yetkinlik ve özgürlük hissi bir arada olduğunda aslında o kalıcı mutluluktan söz edebiliriz.”

MUTLULUK KOVALADIKÇA KAÇIYOR

Sürekli mutlu olma zorunluluğunun "toksik iyimserlik" yarattığını belirten Klinik Psikolog Beyaz, “Mutluluğu bir hedefe dönüştürmek son derece yıpratıcıdır. ‘Sürekli mutlu olmalıyım, hiç kötü hissetmemeliyim’ baskısı, psikolojide toksik iyimserlik dediğimiz halin ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Çünkü sürekli ‘Şu an mutlu muyum?’ diye kendimizi yoklamaya çektiğimizde aslında içinde bulunulan anın farkındalığı düşüyor.” uyarısında bulundu.

GEÇİCİ HAZLAR YERİNE ANLAMLI AMAÇLAR SAĞLIKLI TATMİN SAĞLAR

Beynin ödül sistemini anlamanın önemine vurgu yapan Beyaz, anlık dopamin kaynaklarının kalıcı mutluluk getirmeyeceğini belirterek şunları kaydetti: “Bir dilim pasta yemek veya sosyal medyada beğeni almak o an harika hissettirir ama etkisi saman alevi gibi çabuk söner ve hemen daha fazlasını isteriz. Kalıcı tatminse bu anlık eğlenceden ziyade hayatın anlamının anlaşılabilmesiyle daha ilgilidir. Hayatımızı yalnızca geçici hazlara değil, daha büyük bir amaca adadığımızda o derin, uzun vadeli tatmin duygusuna ulaşıyoruz.”

ZOR ZAMANLARDA ANLAM BULMAK DAHA İŞLEVSEL

Zor yaşam koşullarında mutluluk beklemenin gerçekçi olmadığını söyleyen Beyaz, “O noktada amacımız mutluluk değil, anlam bulmak ve psikolojik dayanıklılık göstermeye niyet ve gayret etmek olmalı. Zor zamanlarda mutluluğun peşinden koşturmaktansa, ayakta tutabilecek, belki de tutunmaya yarayacak bir neden bulmak çok daha işlevseldir.” diyerek sözlerini noktaladı.
 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!