18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Sarper SAN / 33 Yıl Önce Özal Nasıl Öldürüldü?

Sarper SAN / 33 Yıl Önce Özal Nasıl Öldürüldü?
Sarper SAN yazdı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 17 Nisan 1993’de vefat etti.

Ardından çok şey yazıldı, çizildi. Ama en önemlisi “Özal’ın öldürülmesine ilişkindi”

Evet maalesef, Özal öldürülmüştü.

Nasıl mı?

Ölüm her canlı için kaçınılmaz bir son olsa da birçok açıdan Türkiye’ye “çağ atlatan” Özal’ın vefatı çok hazin, çok acınası detaylarla doluydu.

Lafa gelince mangalda kül bırakmayıp, yere göğe sığdıramadığımız Çankaya Köşkünde bir “acil müdahale birimi” yoktu örneğin.

Memleketin Cumhurbaşkanı kalp krizi geçirince Köşk personelinin eli ayağı birbirine dolaşacak “hemen hastaneye” gidilmesine karar verilecek ama hangisine gidilmesi konusunda da bir türlü karar verilemeyecekti.

Kapıdaki 1970 Model, şanzımanı arızalı ve adeta süs niyetine duran Mercedes marka ambulansa binildiğinde hangi hastaneye gidileceğine hala karar verilmemişti. Araç 2. Vitese geçmiyor, 1 ile 3. Vites arasında çalışabiliyordu.

Günlerden cumartesiydi ve Çankaya Köşkünün önündeki Atatürk Bulvarı tıklım tıklım doluydu. Özal hasta değil de gezintiye çıkmış gibi bir durum söz konusuydu.

Bürokrasi kilitlenmiş, ne yapacağını bilmez haldeydi.

Önce Gülhane’ye gidelim dediler, sonra fikir değişti Hacettepe’ye gitmeye karar verdiler. Yaşlı siyah Mercedes her an durabilirdi. Durmadı.

Hacettepe’ye geldiler. Geliş istikametinde “yetişkin acil” kapısı ilk kapıydı, sağa dönüp girmeleri gerekiyordu. Heyecan, telaş, işgüzarlık ve iş bilmezlikten kapıyı geçtiler. Araç yolun sonuna kadar çıkıp geri döndü.

O sırada başhekim dahil doktorlar kapıya dizilmiş Özal’ı bekliyorlardı. Özal’a müdahale edildi, ancak kurtarılamadı.

Sonradan Çankaya Köşkünün, cumhurbaşkanına bir şey olursa yapılması gerekenlere ilişkin bir protokolünün olmadığı anlaşıldı.

Protokolü olmadığı gibi köşkün içinde sıradan bir revir dışında bir müdahale merkezinin olmadığı da ortaya çıktı.

Böyle bir olay olunca gidilecek hastane, güzergâh, ekip vb düşünülmediği de açıktı.

Ve bu işi yapacak aracın hiçbir donanımı olmayan arızalı bir araç olduğu da acı bir şekilde görüldü.

Memlekete çağ atlatan cumhurbaşkanı konutuna sahip çıkamamış, terzi, söküğünü dikememişti. 

Sonra?

İhmal, vurdumduymazlık, bilgisizlik, gerçekleri görememek ve daha birçok nedenden dolayı söz yerindeyse “Cumhurbaşkanını” öldürmüştük.

Sonradan bu konu araştırıldı, güya üzerine gidildi ama bir sonuç çıkmadı. Hiç kimsenin canı yanmadı, acımadı en kötüsü utanmadı.

Çünkü halkına sağlık konusunda hizmet vermeyen “sistem” sözde “beyaz yakalılara”, “devlet ricaline” ayrıcalık yapıyordu ama her nedense iş Özal’a gelince “çökmüştü”. Özal sistemi düzeltmeye kalkmış, sistem de sanki intikamını almıştı.

Halkın sağlığı sistem için hiçbir şeydi, tamam da cumhurbaşkanın hiç mi önemi yoktu?

Gün geldi sistemde radikal değişikliklere gidildi. Bundan rahatsız olanlar oldu. Soyut bir Çankaya Köşkü söylemi geliştirildi. Lakin bu siyasi söylemin içi bu tür insani ve elzem gerçeklerle doldurulamadı.

ACIDAN POLİTİK KAZANÇ DEVŞİRMEK

Acı bir olay yaşadık. Haberlerde izlediğimiz filmlerini seyrettiğimiz silah kuşanmış “çocuk katiller” bizim ülkemizde de ortaya çıktı ve canımızı yaktı. Hoş, bu birdenbire olmadı.

Geliyorum diyen bir olaydı bu. Okullarda öğretmen öğrenci ilişkisi bozulmuş, velilerin garip ve anlaşılmaz tutum ve davranışları artmış, idarenin otoritesi çoktandır kaybolmuştu.

Eğitim yaz boz tahtasına dönmüştü. Lakin şimdilik bu konuları “uzmanlarına” bırakıp, can yakan okul basma olaylarına gelin, bu olayların ortaya çıktığı ABD’den bakmaya çalışalım. 

Uzunca bir zamandır Okul basma olaylarının ABD Tarihinde özel bir yeri bulunuyor. Öyle ki zaman içinde bu olaylar Münferit Olaylardan Sistematik bir Krize dönüşerek diğer ülkelere de sıçradı. ABD'de okul saldırılarının tarihi sanılandan çok daha eskiye dayanıyor, ancak kırılma noktaları konunun algısını tamamen değiştirdi.

Bilinen en eski olaylardan biri 1764'teki Enoch Brown okul katliamı.

Bath Okulu Felaketi (1927). ABD tarihindeki en kanlı okul saldırısı. Bir okul yönetim kurulu üyesinin okulu havaya uçurması sonucu 44 kişi hayatını kaybetti.

Columbine Kırılması (1999). Modern dönemin başlangıcı kabul ediliyor. Bu olaydan sonra "aktif saldırgan" protokolleri dünya genelinde değişti. Medyanın katilleri popülerleştirmesi, "Columbine Etkisi" denilen taklitçi saldırıları tetikledi.

Sandy Hook ve Sonrası. 2012'deki bu olaydan sonra tartışmalar tamamen bireysel silahlanma ve ruh sağlığı eksenine kaydı. Bu baskında 28 kişi öldürüldü. Ölenlerin 20’si 6-7 yaşlarındaki çocuklardı.

Virginia Tech (2007): 33 Ölü. Bu baskın modern tarihin en kanlı ateşli silah saldırısı olarak kabul ediliyor.

Robb İlkokulu, Uvalde (2022), 22 ölü.

Marjory Stoneman Douglas Lisesi, Parkland (2018) 17 ölü.

Şiddet sadece ABD'ye özgü değil, okul basarak öğrenciler üzerinden şiddet gösterme eylemleri başka ülkelerde de görüldü. Birkaç örnek verelim:

Rusya (Beslan, 2004) Bir okulun teröristler tarafından ele geçirilmesi sonucu 330'dan fazla kişi hayatını kaybetti. Bu, siyasi motivasyonlu okul şiddetinin en uç örneğidir.

Almanya (Erfurt, 2002) Okuldan atılan bir öğrencinin gerçekleştirdiği saldırı, Avrupa'da ateşli silah yasalarının ciddi şekilde sertleştirilmesine yol açtı.

Brezilya (Suzano, 2019): Son yıllarda Latin Amerika'da da ABD tarzı taklitçi saldırılarda artış gözlemleniyor.

...

YAZININ DEVAMI BURADA

 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!