© Malatya Time

Doğan DAĞ / O Ucube Yıkılmalıdır!

Doğan DAĞ yazdı.

İlk yazımızın ardından telefonlar kilitlendi, mesaj kutuları patladı.

Destekleyenler oldu; "Ağzına sağlık, hislerimize tercüman oldun" dediler.

Aklı sıra itiraz edenler oldu; "Malatya yıkılmış, imar derdindeyiz... 

Şimdi sırası mı?" dediler.

Meseleyi çarpıtanlar oldu; 
"Atatürk’e hakaret ediliyor" diye edep sınırlarını aştılar.

Hatta hırsını alamayıp hakaret yağdıranlar, parmak sallayıp tehdit savuranlar türedi...

Söyleyeyim: 

Tehditlerle, sövgülerle bana geri adım attıramazsınız! 

Ve muhakkak ki o ucubenin oradan kaldırılmasının peşindeyiz! 

Bu işin peşini bırakmayacağız.

Biz bu acayip şeyin neden, nasıl ve niçin Malatyalıya rağmen bu şehrin göbeğine dikildiğinin peşindeyiz.

Niyetimizi açıkça arz edelim, bu tartışmaya noktayı koyalım.

Soru:

"Malatya’da binbir yıkım varken... Sırası mı şimdi heykelle uğraşmanın?"

Cevap:

Bu şehir Lut kavminin sehri mi?

Şehir sadece betondan, demirden ibaret değildir!
Binaları dikersiniz. 

Ama o binaların ortasında duran şehrin ruhunu, ahlakını ve kimliğini kaybederseniz, o şehir ölmüştür!

Malatya’nın imarı; manevi şuurunu ve edep sınırlarını muhafaza etmekle başlar. 

Meydandaki o ucube, bu necip milletin harım-ı ismetine dayatılmış açık bir ayıptır!

Soru:

"O yapı Atatürk adına dikildi... Karşı çıkmak saygısızlık değil mi?"

Cevap: 

Maskeyi indirin! Asıl saygısızlık, o estetikten yoksun döküm yığınına Atatürk’ün adını kalkan yapmaktır!

Tarihin kapağını açın da okuyun:

Atatürk ile İnönü’nün arası neden bozuldu? 

Gazi, İnönü’yü başbakanlıktan neden azletti? 

Onu Pembe Köşk’e neden hapsetti?

Gazi yatağında henüz son nefesini vermişti... 

Naaşı dahi soğumamışken ne oldu? 

Fevzi Çakmak’ın organizasyonuyla, birkaç saat içinde İsmet 
İnönü’ye cumhurbaşkanlığı koltuğu açıldı!

Ardından yeni bir ekip işe koyuldu. 

Yeni bir istibdat rejimi kuruldu. 

Çok partili hayata kadar bu millet ezildi, sömürüldü. 

Ağır vergiler vuruldu. 

Halka yumruk kaldırıldı.

Ve o zihniyet, milletin tepesine kendi otoritesini çakmak için her köşeye heykeller dikti!

Soru:

"Yani bu heykel Atatürk’e saygı için dikilmedi mi?"

Cevap:
Asla!

O şaibeli ellerin arkasındaki akıl İnönü zihniyetidir!

Bu yapı, Atatürk’e hürmet değil; onun aziz hatırasına açık bir suikasttır. 

Malatya halkını dönemin vesayet anlayışıyla "hizaya sokma" dayatmasıdır!

Malatyalı bu yapıyı hiçbir zaman benimsemedi. 

Sokağından geçerken başını eğdi, haya etti. İçten içe evlat acısı gibi sızısını çekti.

Kaldırmak istedi, itiraz etti... 

Sesini boğdular! 

Atatürk’e hakaret eden bu ucube heykeli, yine "Atatürk" maskesinin arkasına saklanarak korudular!

Soru:"
Son sözün nedir?"

...

YAZININ TAMAMI BURADA 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER