© Malatya Time

Hapis yatanlar ile yan gelip yatanlar arasındaki fark

28 Şubat denilen o karanlık günlerin hatıralarının birer birer ortaya çıktığı günümüzde TürkiyeÂ'de dindar kimliği ön plana çıkan herkes bir şekilde baskı görmüştü. Kimisi fiili olarak işkenceye maruz bırakılırken kimisi de günümüzün moda deyimiyle Â'MahallebaskısıÂ'yla sindirild

28 Şubat denilen o karanlık günlerin hatıralarının birer birer ortaya çıktığı günümüzde Türkiye'de dindar kimliği ön plana çıkan herkes bir şekilde baskı görmüştü. Kimisi fiili olarak işkenceye maruz bırakılırken kimisi de günümüzün moda deyimiyle “Mahallebaskısı”yla sindirildi.

Hükümetlerin yıkılıp, yeni yeni hükümetlerin kurulduğu 28 Şubat sürecinin ülkemize yaptığı tahribat hem ekonomik olarak hem de manevi olarak çok büyük oldu. Çocuğunuza aldığınız bir bisküvinin bile hangi marka olduğu, o markanın “Yeşil sermaye”mi yoksa “Çağdaş-Laik Sermaye” mi olduğu sorgulanır olmuştu. Askeri tesislerin kantinlerinde satılacak malların “Yeşil Sermaye” ürünü olma ihtimali kesinlikle mümkün değildi. Avrupa'nın karanlık çağlarındaki gibi engizisyon mahkemeleri kuruluyor, ekonomik kuruluşlar insanlar gibi yargılanıyor ve giyotine gönderiliyordu. (Ekonomik hayatlarına son veriliyordu)

MAHALLE BASKISININ EN ÂLÂSI ÜLKE GENELİNDE UYGULANDI

Herhangi bir işyerine “Selamunaleyküm” diyerek girseniz, herkes size öcü muamelesi yaparak yanınızdan uzaklaşıyordu. Anneniz, hanımınız veya kızınız tesettüre riayet eden insanlar ise onlarla birlikte bazı ticari mekanlardan uzaklaştırılıyordunuz. İnançsız olsanız bile eğer yüzünüzde sakal varsa, gerici-mürteci gibi yaftalarla toplumdan tecrit ediliyordunuz.Mahalle baskısının en âlâsı ülkenin tamamında uygulanır olmuştu.

 ÜNİVERSİTE BİNASI KARARGAH GİBİ KULLANILIYORDU

Türkiye böyle olursa Malatya ne olurdu. Malatya'da da aynı durumla karşı karşıya kaldı insanlar. İnönü Üniversitesi'nde başörtüsü zulmü büyük bir kararlılıkla sürdürülürken, karanlık bazı tipler üniversitenin yönetim binasını karargah gibi kullanmaya başlamışlardı. Şimdi bu karanlık tiplerin birçoğunu mahkeme salonlarında görmeye başladık.  (Çok şükür)

Geçtiğimiz günlerde Malatya Milletvekili Mustafa Şahin'in ulusal bir gazetede “28 Şubat sürecinde idamla yargılandım. Günlerce işkence gördüm” mealinde bir demeci yayınlandı. Bu demeçte Mustafa Şahin, 28 Şubat sürecinde yaşadığı sıkıntıları, tanık olduğu olayları ve karışmadığı bir gösteriden dolayı yargılandığını anlatıyordu. Şahsen yaşadıklarımızı ve tanıklıklarımızı göz önünde bulundurunca Mustafa Şahin'in anlattıklarının doğruluğuna inandığımızı belirtmek isteriz.

TEPKİ VE DESTEK MESAJLARININ ARDI ARKASI KESİLMEDİ

Geçtiğimiz gün yayınlamaya başladığımız Ali Osman Başkurt'la yaptığımız röportaj, sonrası mail ve telefon bombardımanına tutulduk. Ali Osman Başkurt, Malatya Time Yönetim Kurulu Başkanımız Murat Çetin'e yaptığı açıklamada, “Ne karakolda ne de hapishanede yatmış birideğil. Belki karakolda yatmış olabilir ama hiç hüküm giymedi. Öyle bir başlık atmış ki 30 santim büyüklüğünde başlıkla beraber boy fotoğrafı yayınlanmıştı. Orada o cümleyi o yazıyı hak etmeyen bir üslup vardı. Orada çiğ bir hava vardı. Kötü bir koku vardı. İslami kimliğim sebebiyle günlerce aylarca işkence gördüm. Güzel ülkemin birçok ilinde hapishanelerde yattım. Askeri darbede günlerce haftalarca işkencelere muhatap oldum. Ama hiçbir zaman bunları siyasi rant kapısı görerek siyaset yapmadım.” Demişti.

HUSUMET VE ÜZÜNTÜ!..

Sayın Şahin'in ve sayın Başkurt'un aynı partinin mensubu olduklarını düşününce böyle bir demecin verilmiş olması birçok insanı rahatsız etti. Kimin yargılandığı veya kimin işkence gördüğünden ziyade Malatya'nın yetiştirdiği iki güzide şahsiyetin arasında bir husumetin gelişmesini izlemek hepimizi üzdü.

Siyasette önemli olan, vatandaşa verilen hizmetin kalitesidir. Öncesinde kimin hapis yattığı, kimin de yan gelip yattığını sorgulamak yerine, Malatya'nın geleceğinde ne gibi oluşumların yattığı önemlidir. Malatya Time, bir basın kuruluşu olarak her iki isme de mikrofon uzatmıştır. Sayın Başkurt'la görüşebildik ancak sayın Şahin'le henüz bir görüşmemiz olmadı. Önümüzdeki günlerde kendisiyle de röportaj yapma imkanlarını zorladığımızı belirtmek isteriz.

Sayın Şahin'le gerçekleştirmeyi umduğumuz bu röportaj sonrası tafsilatlı bir analiz yazısıyla karşınıza çıkmak ümidiyle, “Allah bu millete bir daha 28 Şubat gibi karanlık zamanları yaşatmasın” diyoruz.


İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER