Murat ÇETİN / Bir Mahalle Murat Kurum'a Çok Mu?
ÖZEL HABERMurat ÇETİN yazdı.
Malatya’nın caddeleri isim dolu.
Cezmi Kartay var.
Turgut Temelli var.
Şehrin hafızasına uğramamış nice isim, tabelalarda yıllardır saltanat sürüyor.
Kimdir?
Malatya’ya ne vermiştir?
Hangi yaraya merhem olmuş, hangi taşı üst üste koymuştur?
Bilen az.
Soran yok.
Tabela asılmış…
Mesele kapanmış.
Sonra 6 Şubat geldi.
Malatya çöktü.
Çarşı sustu.
Mahalleler dağıldı.
İnsanlar evini, dükkânını, hatırasını enkazın altında bıraktı.
Tam o günlerde bazı siyasetçiler mikrofon taşıdı.
Bazıları mazeret üretti.
Kimi fotoğraf verdi.
Murat Kurum ise yük aldı.
Geldi.
Gitti.
Yeniden geldi.
Şantiyeye girdi.
Masaya oturdu.
İşi takip etti.
Şehir merkezinden konut alanlarına kadar Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için didindi.
Üstelik maharetli bir yerel siyaset kadrosundan mahrum; çoğu zaman beceriksizliğin duvarını yara yara…
“Devletin parasıyla yaptı” diyen çıkacaktır.
Doğru.
Cebinden yapmadı.
Zaten hiçbir bakan cebinden şehir kurmaz.
Para kasadaydı.
İrade makamda yoktu.
Yetki Mehmet Özhaseki’deyken de devlet aynı devletti.
Bütçe aynı bütçeydi.
Malatya aynı Malatya’ydı.
Fakat şehir bekledi.
İnşaat ağırlaştı.
Yaralar kabuk bağlayacağına iltihaplandı.
Demek ki kasada para bulunması yetmiyor; makamda Malatya’yı dert eden birinin de bulunması gerekiyor.
Murat Kurum bunu yaptı.
Malatya için yoruldu.
Yıprandı.
Koşturdu.
Taşa el uzatmadı yalnızca; makamının bütün ağırlığını da sahaya sürdü.
Bugün bu şehirde yaklaşık 150 bin konuttan, yeniden kurulan merkezden ve yükselen mahallelerden söz ediliyorsa, o emeğin içinde Murat Kurum’un izi vardır.
Şimdi Murat Kurum’un adının bir caddeye verilmesi konuşuluyor.
İyi de…
Ne caddesi, Sami Başkan?
Bu şehir, Malatya’yla bağı tartışmalı isimlere caddeler, sokaklar vermiş.
Kendisini enkazdan çıkaran isme de bir tabela kenarı mı ayıracak?
Murat Kurum’un emeği, bir caddenin başıyla sonu arasına sığmayacak kadar büyüktür.
Bir yol levhasına sığmaz.
Bir kavşağın köşesinde tüketilemez.
Çünkü onun mesaisi bir caddeyle sınırlı kalmadı…
Şehrin merkezini kurdu.
Mahalleleri yükseltti.
Malatya’nın yeniden ayağa kalkmasına öncülük etti.
Sami Başkan, caddeyi bırakın.
Murat Kurum’un adını bir mahalleye verin.
Mesela Saray Mahallesi…
Adı saray.
Ortada saray yok.
Hatırası yok.
Hikâyesi yok.
Pekâlâ Murat Kurum Mahallesi olabilir.
Çünkü şehir hafızası, kuru tabelayla kurulmaz.
Vefayla kurulur.
Kendisine taş koyanı unutmayan şehir, kendisi için taş üstüne taş koyanı da unutmamalıdır.
Malatya’nın cadde isimleri geçmişi anlatıyorsa…
Yeni mahallelerinden biri de yeniden doğuşunu anlatmalı.
Cadde adı teşekkür(!) sayılır.
Mahalle adı ise vefanın mührü olur.
KORKULUK NİÇİN DEĞİŞSİN?
Eylül yaklaşıyor.
Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde aynı sual:
Rektör değişir mi?
Kulislerin terazisi hassas.
Yüzde 49 gider.
Yüzde 51 kalır.
Bir oyla seçim kazanılır ya…
Bir puanla rektör kurtarılıyor.
Niçin gitsin?
Üniversiteyi ayağa kaldırıp ortalığı mı karıştırdı?
Bilimde çığır açıp birilerini mi gölgede bıraktı?
Şehre ufuk çizip siyasetin önüne mi geçti?
Haşa!
Sessiz.
Sakin.
Uysal.
Rüzgâr hangi taraftan eserse, yüzü oraya dönük.
Akademik pusulası bulunmuyor belki; siyasi rüzgârgülü maşallah tıkır tıkır çalışıyor.
Proje soruyorsun…
Ses yok.
Vizyon diyorsun…
Cevap yok.
Üniversitenin Malatya’ya kattığı değeri arıyorsun…
Kocaman bir sessizlik.
Ama makamı koruma dersinde tam not.
Protokolde hazır.
Talimat gelince çevik.
Siyasi iradenin kaşı kalkmadan ceket iliklenmiş.
Bilim bekleyebilir.
Akademi sabredebilir.
Öğrenci zaten alışkın.
Mühim olan yukarının keyfi kaçmasın.
Çünkü bazı rektörler üniversite yönetir.
Bazıları dengeleri.
Bazıları akademik miras bırakır.
Bazıları koltuğun kumaşını eskitir.
Burada başarı; yayınla, patentle, buluşla ölçülmüyor. Kimseyi rahatsız etmeden geçirilen dönemle ölçülüyor.
O sebeple değişim zor.
Yeni gelecek biri fikir üretebilir.
İtiraz edebilir.
Şehir adına söz söyleyebilir.
Allah muhafaza…
Üniversiteyi üniversite gibi yönetmeye kalkabilir.
Mevcut düzen niçin böyle bir maceraya girsin?
Korkuluk konuşmaz.
Sorgulamaz.
Gölge etmez.
Tarlaya hükmetmez.
Yalnızca dikildiği yerde durur.
Üstelik kuşlar da alışmışsa, korkuluğu sökmek kimin aklına gelir?
ŞAMPİYONUN MEMLEKETİNDE SESSİZLİK
Filenin Sultanları zirveye çıktı.
Ay-yıldızlı forma parladı.
Bayrak yükseldi.
İstiklâl Marşı okundu.
Dünya ayağa kalktı.
Malatya oturdu.
O büyük yürüyüşün başında bir Malatyalı vardı:
Mehmet Akif Üstündağ.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı.
Uluslararası voleybol yönetiminde söz sahibi.
Memleketin yetiştirdiği başarılı bir spor adamı.
Ankara’yı aşmış.
Avrupa’ya uzanmış.
Dünyaya kendisini kabul ettirmiş.
Gelgelelim Malatya siyasetine sesini duyuramamış.
Çünkü burada başarı tek başına yetmez.
Kimin adamı olduğuna bakılır.
Hangi masaya oturduğun tartılır.
Kime yakın durduğun ölçülür.
Sonra liyakat bir kenara bırakılır.
Cetvel çıkarılır.
Malatya’da insanın boyunu başarısı ölçmez; siyasi gölgesi belirler.
Üç kişinin katıldığı toplantıya “tarihî buluşma” denir.
Bir protokol ziyaretinden destan çıkarılır.
Çay içilir.
Fotoğraf çekilir.
Basın bülteni hazırlanır.
Memlekete hizmet edilmiş gibi alkış beklenir.
Dünya çapında başarı kazanan hemşehrimiz içinse ağızlar mühürlü.
Ne coşku var.
Ne sahiplenme.
Ne de hak ettiği kuvvetli bir takdir.
Sanki Filenin Sultanları başka ülkenin takımı.
Sanki federasyonun başındaki isim başka şehrin evladı.
Sanki bu gururun Malatya’ya tek gramlık payı yok.
Burada sessizlik, unutkanlıktan fazlasını düşündürüyor:
Mehmet Akif Üstündağ’ın anılması mı istenmiyor?
Başarısı bazılarını mı rahatsız ediyor?
Yoksa vefa, seçimden seçime hatırlanan bir propaganda kelimesine mi dönüştü?
Sami Er…
Milletvekilleri…
İl başkanları…
Oda yöneticileri…
Her fırsatta “Malatya’nın değerleri” diyorsunuz.
Buyurun, değer karşınızda.
Üstelik kürsü aramıyor.
Makam dilenmiyor.
Alkış istemiyor.
Adam zaten başarmış.
Size düşen yalnızca görmek.
Fakat memleket siyasetinin gözü küçük hesaplara öylesine alışmış ki büyük başarıyı seçemiyor.
Yakınına bakmaktan ufku göremiyor.
Kendi afişini seyretmekten şampiyonu fark edemiyor.
Mehmet Akif Üstündağ dünyaya Türk voleybolunun gücünü gösterdi.
Malatya siyaseti ise bir kez daha kendi küçüklüğünü.
...
İlginizi Çekebilir