18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Murat ÇETİN / Bu Şehirde Her şey Paylaşılıyor... Bir Şey Hariç


Murat ÇETİN / Bu Şehirde Her şey Paylaşılıyor... Bir Şey Hariç
Murat ÇETİN yazdı.

Malatya’da belediyecilik bitti.

Kadraj başladı.

Büyükşehir…

Kadraj var.
Açı var.
Vitrin var.

Şehir?

Yarım.

Yeşilyurt…

Etkinlik var.
Selfie var.
Gülüş var.

Vatandaş?

Arka plan.

Battalgazi…

Kalabalık var.
El sıkışma var.
Poz var.

Eser?

Yok.

Ve sahneye çıkıyor:

İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak.

Kendine rol seçmiş.

Demir Lady.

Sert bakış.
Ağır duruş.
Ama sahada karşılığı yok.

Fotoğrafta güçlü.
Kadrajda kararlı.

Ama sahaya inince…

yumuşak.

Karar yok.
İcraat yok.
Sonuç yok.

Demir Lady olmak…

pozla olmaz.

işle olur.

Ağırlıkla olmaz.
sorumlulukla olur.

Ama burada…

görüntü var, gerçek yok.

Çünkü bu şehirde artık siyaset değil…

karakter taklidi yapılıyor.

Kimisi lider gibi duruyor.
Kimisi güçlü gibi konuşuyor.
Kimisi yönettiğini sanıyor.

Ama Malatya’ya bakıyorsun…

yöneten çok, 
yönetim yok.

Aç adama yemek vermezsin…

ama “her şey güzel” dersin.

Susuz şehre su vermezsin…

ama paylaşım yaparsın.

Yolu bitirmezsin…

ama açılmış gibi anlatırsın.

Ve sonra beklersin:

İnanılsın.

Ama Malatyalı görüyor.

Kimin çalıştığını da…
kimin rol yaptığını da.

Ve gerçek şu:

Bu şehirde her şey paylaşılıyor.

Ama paylaşılmayan bir şey var.

Yapılan iş.

ORTAK AKIL GELDİ… SAMİ ER KONUŞTU

Malatya’da “ortak akıl” toplantısı yapıldı.

10 masa kuruldu.
Akıl çağrıldı.

Ama gelmedi.

Çünkü kürsüye çıkan biri vardı:

Sami Er.

Konuştu.

Uzattı.
Dolandırdı.
Aynı cümleyi başka cümleyle anlattı.

Sonra bir daha anlattı.

Program mı?

Dayanabildiği kadar dayandı.

Ortak akıl mı?

sırasını bekledi… bulamadı.

İş insanı dinledi.
Akademisyen baktı.
Basın not aldı.

Ama herkesin aklında aynı soru:

Bu toplantı mı…
yoksa tek kişilik yayın mı?

İbn-i Sina ne diyordu?

“Sözün güzelliği kısalığındadır.”

Burada?

Kısalık yoktu…
sadece uzatma vardı.

Çünkü bazı insanlar konuşur…

anlattığı için değil,
duramadığı için.

Bazıları uzatır…

bilmediğini gizlemek için.

Bazıları vardır…

hiçbir şey yapmaz.

Ama konuşarak…

yapmış gibi görünür.

Sami Er de tam orada.

Yapamıyor.

Ama anlatıyor.

Anlatıyor.

Ve en sonunda…

kimse anlamıyor.

Çünkü mesele konuşmak değil.

bilmek.

Mesele anlatmak değil.

yapmak.

Ve o gün Malatya’da olan şuydu:

Ortak akıl çağrıldı.

Ama kürsü doluydu.

Söz vardı…
akıl yoktu.

10 YIL ÇÖP DİYENLERE… 2 YILLIK AYNAYA BAKIN

Malatya’ya yeni bir masal anlatılıyor.

“10 yıl çöpe gitti” diyorlar.

Selahattin Gürkan…
Hacı Uğur Polat…
Ahmet Çakır…

Hepsi bir kalemde siliniyor.

İyi.

Madem öyle…

şimdi soralım:

Sen ne yaptın?

Çünkü başkasının 10 yılını çöpe atmak kolaydır.

kendi 2 yılını doldurmak zordur.

“Geç geldi” diyorsun.

Doğru(!).

Ama sorun şu:

geldi mi?

Çünkü gelen başkan görünür.

İz bırakır.

İz yoksa…

kumbara vardır.

Şimdi tabloya bakalım:

10 yıl çöpmüş…

Peki bu 2 yıl ne?

Destan mı?

Yol var mı?
Yok.

Su var mı?
Yok.

Şehir toparlandı mı?
Yok.

Ama anlatı var.

Hem de bol.

Çünkü bazıları iş yapamaz…

hikâye yazdırır.

Bazıları iz bırakamaz…

algı bırakır.

Bazıları yönetemez…

kandırır.

İşte mesele bu.

10 yılı silenler…

2 yılı yazamamış.

Geçmişi küçültenler…

bugünü büyütememiş.

Ve en acı gerçek:

10 yıl çöpmüş(!) diyorsun…
ama şehir asıl şimdi çöplükte.

Demek ki sorun zaman değil.

başkanın kendisi.

Ve şimdi Malatya tek bir şey soruyor:

Madem herkes yanlıştı…

doğru olan nerede?

Çünkü bu şehir artık masal değil…

hesap istiyor.

CAMİ YAPILDI… KİMSE GELMEDİ

Malatya’da, Kayısı Ticaret Merkezi’nin yanında…

Bir cami yapıldı.

Yapan kim?

İşkaya.

Yani lafla değil, işle konuşanlardan.

Cami nasıl?

Gösterişsiz ama güçlü.
Sade ama ağır.

Eser.

Açılış günü?

Boş.

Vali yok.
Başkan yok.
Vekil yok.

Ama cami orada.

Dimdik.

Ve o gün asıl açılan şey cami değildi.

kimin ne olduğu açıldı.

Çünkü bazıları açılışa gelmez…

ama kendini açık eder.

Bu şehirde artık ölçü değişmiş.

Eserin büyüklüğü değil…

yapanın kimliği önemli.

Eğer “bizden” değilsen…

yok sayılırsın.

İster cami yap.
İster şehir kur.

Fark etmez.

Çünkü burada takdir yok.

taraf var.

O yüzden gelmediler.

Çünkü gelmek…

kabul etmek demekti.

Ve kabul etmek…

zor geldi.

Ama şu gerçek değişmedi:

Cami yapıldı.

İşkaya yaptı.

Adam gibi yaptı.

Ve gelmeyenler…

hiç farkında değil ama…

o caminin gölgesinde küçüldü.

SAAT 05.00 PROJESİ

Malatya Büyükşehir Belediyesi bir afiş yayımladı.

Tarih: 14 Haziran 2026.
Yani…

daha aylar var.

Ama heyecan bugünden.

Yetmemiş…

Saat koymuşlar:

05.00.

Evet.

Şehrin en sessiz saati.
İnsanın en uykulu anı.

Ama proje hazır.

Dev ekran kurulacakmış.
Millet toplanacakmış.
Hep birlikte maç izlenecekmiş.

Kim?

Ne zaman?

Nasıl?

Soruları yok.

Ama afiş var.

Detay var.
Saat var.
Stadyum var.

Sanki organizasyon başlamış.

Sanki insanlar sabahın köründe parka akacak.

Sanki hayat o saatte başlıyor.

Oysa gerçek şu:

Bu bir proje değil.

Bu…

zaman duygusunu kaybetmek.

Aylar sonrasına bugünden sarılmak.

Sabah 05.00’i kalabalık sanmak.

Gerçekle bağ kuramamak.

Çünkü mesele Dünya Kupası değil.

Mesele ekran da değil.

Mesele şu:

Bir şehir yönetimi…

insanın uykusunu bile hesap edemiyorsa…

başka neyi hesap ediyor?

...

YAZININ DEVAMI BURADA

 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!