19 Temmuz, 2026, Pazar
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Ziya KESRİKLİOĞLU / Anadolu irfanı ile yetişmiş, bozulmamış, kendisi kalmış hasbi, samimi bir genç; SİNAN BUDAK

Ziya KESRİKLİOĞLU / Anadolu irfanı ile yetişmiş, bozulmamış, kendisi kalmış hasbi, samimi bir genç; SİNAN BUDAK
Ziya KESRİKLİOĞLU yazdı.

Daha Otuz beşindeydi.
Vefat haberini duyar duymaz beni bin kilometre uzaklıkta bulunduğum İstanbul'dan Darende'nin Ayvalı ilçesindeki cenaze namazına katılmaya sevk eden onun saf, samimi, içten tavırları ve üç yıldır her aradığında dilinden düşürmediği, "Babam, canım babam! Özür dilerim, inşallah rahatsız etmedim değil mi..?" cümleleri, sonra geçen yıl Aralık ayında onca uzak mesafeden Sakarya’da beni ziyarete gelmesiydi. 
Varlıklı ya da makam sahibi biri değildi. 
Bir aşirete mensup da değildi. 
Lakin temiz, sıcak bir kalbi, aslan gibi bir yüreği vardı.
Malatya'da Darende'de çok sayıda varlıklı, makam/mevki  sahibi dostlarım, arkadaşlarım var. Fakat-Allah geçinden versin- vefat etseler bin km mesafeden onların cenaze namazlarına gider miyim, sanmıyorum. Elbette üzülürdüm ama yakınlarına telefonla taziyede bulunurdum her halde.
İşte Sinan, bu denli yer etmişti kalbimde…
…. 
Bana babam diye hitap ederdi. Önceleri yadırgamış, ‘benim çocuklarım var’, diyerek karşı çıkmıştım. 
Daha sonra onun samimiyeti beni bu hitaba rıza gösterir hale getirmişti. 
Benimle dört yıl kadar önce facebook vasıtası ile tanışmıştı. 
Paylaşımlarıma yaptığı yorumlar zamanla onu kesmemiş depremden sonra her nasılsa telefon numaramı almayı başarmıştı. Öyle ki her gün yazmak hatta aramak istiyordu. Buna izin vermem mümkün değildi. Neyse sonunda haftada bir- iki kez (Salı-Cuma günleri) aramasına rıza göstermiştim. 
Her cuma namazından sonra arar--sınır koymasam saatlerce- konuşur, yaşadığı günlük, haftalık olayları kendine has şivesi ile bir solukta anlatırdı. 
Sadece 35 yaşındaki bu temiz kalpli, saf gariban gencin vefatını duyar duymaz cenazesine katılma isteğimi  seküler/dünyevi mantık ve nedenlerle anlatmak imkânsız. 
Bir iç sesi, adeta şok etkisi yapan acı haberi duyar duymaz bana "gitmelisin!" dedi. Kendimi manen bu görevi yapmaya mesul hissediyordum. 
Bende bir hakkı, alacağı mı vardı, hayır! 
Fakat içimdeki ses, bu cenaze namazına katılmam gerektiğini söylüyordu. 
O sese kulak vererek, kuzenim Nejdet Bey ile birlikte Darende'ye giderek görevimizi yerine getirdik. Allah kabul eylesin.
Kendisi annesiyle birlikte yaşar. Darende'de Belediye Ekmek Fabrikasında çalışır. Ayvalı Mahallesinde bulunan babadan kalma kayısı bahçesi ile ilgilenirdi.
Sosyal medyada aktif olarak bulunur. Her her yaş ve düşünceden insanlarla kurduğu menfaatsiz samimi ilişkilerle çevresinde tanınan sevilen bir gençti. 
İkinci bir yüzü olmayan dürüst, hasbi, dobra, mert biriydi.
Çocukta Darende’de, Ayvalı’da Hulusi Efendi ve Emin Efendi (Boyraz)’nin manevi ikliminden kaynaklı olduğunu sandığım bir saflık vardı. Bütün konuşmalarımızda bunun üzerine naçizane mütevazı ilaveler yapmaya gayret ederdim ki, son görüşmelerimizin birinde de Kadir Gecesi’nde yaptığı ibadetleri müjde verir gibi anlatmış, beni ziyadesi ile sevindirmişti.
Rabbim rahmet eylesin.
..... 

YAZININ DEVAMI BURADA

 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!