Bülent Tüfenkci Desteği Mahmut'a Yarar Mı?
14 Eylül 2026, Pazartesi 12:10
MTSO seçimi yaklaşıyor.
Sandık kurulmadan kulis kuruldu.
En çok dolaşan cümle şu:
“Bülent Tüfenkci, Mahmut Boyraz’ı destekliyor.”
Doğru mu?
Bilmiyorum.
Ama Bülent Tüfenkci’yi tanırım.
Kavganın ortasında saf tutup bayrak sallayan siyasetçi profiline pek uymaz.
Hele iş dünyasının ikiye ayrıldığı bir oda seçiminde…
Bir tarafın safında görünmek?
Benim bildiğim Tüfenkci buna mesafeli durur.
Diyelim ki kulis doğru.
Bu kez soru başka:
Bu destek Mahmut Boyraz’a gerçekten yarar mı?
Çünkü Malatya’da Bülent Tüfenkci adı yalnız eski bakanlığıyla anılmıyor.
Büyükşehir hesabında da ağırlığı var.
Sami Er açısından bakın.
Önümüzdeki döneme dair siyasi hesaplarda Tüfenkci’nin adı zaten ayrı bir başlık.
Mahmut Boyraz’ın arkasına Tüfenkci’yi ne kadar kuvvetli yazarsanız…
Sami Er’in önüne de o kadar net bir tercih koyarsınız.
Tüfenkci’nin desteklediği adaya Sami Er neden omuz versin?
Mahmut’a güç kazandırayım derken…
başka bir gücü uzaklaştırabilirsiniz.
“Mahmut’un arkasında Tüfenkci var” algısı büyüdükçe Oğuzhan Ata Sadıkoğlu tarafında gevşeme bekleyenler tersini görebilir.
Çünkü siyaset bazen rakibini dağıtmaz.
Toparlar.
Tüfenkci ismi Mahmut Boyraz’a ağırlık kazandırabilir.
Aynı isim karşı tarafın da saflarını sıklaştırabilir.
Kuliste “destek” diye yazılan şey…
sandıkta her zaman artı çıkmaz.
Biz meseleyi iki isim üzerinden okuyoruz:
Oğuzhan.
Mahmut.
Oysa seçim önce 33 komitede şekillenecek.
Her sektör kendi temsilcisini tartacak.
Şirketi sağlam mı?
Kaç kişiye ekmek veriyor?
Sektöründe sözü geçiyor mu?
İtibarı var mı?
İnsan ilişkisi nasıl?
Memlekete ne katmış?
Odaya girdiğinde kendi işinin mi, sektörünün mü peşinden koşacak?
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu kendi komitesinde yarışacak.
Mahmut Boyraz kendi grubunda.
Diğer adaylar da kendi sahasında karşılık arayacak.
Önce 33 komite şekillenecek.
Ardından meclis.
Başkanlık hesabı en son kurulacak.
Onun için ilk soru:
“Oğuzhan mı, Mahmut mu?”
olmasın.
İlk soru şu olsun:
Sen kendi komitenden kimi gönderiyorsun?
Çünkü MTSO’da başkanlık hesabı…
33 komiteden sonra başlar.

ASLI NEREDE, BAŞKAN?
Sami Er, Battalgazi’deki taş duvara bakıyor.
Beğenmiyor.
“Aslına uygun yapılmamış.”
diyor.
Ardından:
“Sıradan bir taş duvar olmuş.”
Peki Başkan…
Aslı nerede?
Bildiğim kadarıyla işaret edilen yerde tarihî surun devamı zaten yok.
Yaklaşık 15 yıl önce alanı korumak, çevresini toparlamak için taş duvar yapılmış.
Şimdi “aslına uygun yapılmamış” denince şu sorular çıkıyor:
Eski duvarın resmi var mı?
Planı var mı?
Ölçüsü belli mi?
Taşı biliniyor mu?
Harç tekniği kayıtlı mı?
Varsa çıkarın.
Görelim.
Sami Er’in son zamanlarda selefinin yaptığı işlere yaklaşımında da benzer bir tavır görülüyor.
“Bu olmamış.”
“Şurası yanlış.”
“Böylesi daha iyi yapılırdı.”
Olabilir.
Eleştirebilir.
Yanlış bulduğunu değiştirebilir.
Zaten belediye başkanlığı biraz da bunun için var.
Malatya bugün yeniden şekilleniyor.
Çarşı değişiyor.
Meydanlar yenileniyor.
Caddeler elden geçiyor.
Cepheler baştan ele alınıyor.
Şehrin silueti çiziliyor.
Sami Er’in imzasını taşıyan hangi meydanda Malatya’nın tarihî kimliğini görüyoruz?
Hangi sokakta?
Hangi cephede?
Hangi mimari tercihte?
Başkasının yaptığı duvara bakıp “aslına uymamış” demek kolay.
Videoda Seddar Yavuz da yanında.
Sami Er anlatıyor.
Duvarı tarif ediyor.
Nasıl olması gerektiğini söylüyor.
Vali dinliyor.
Sessiz.
Vali Bey herhalde “Aslı nerede?” sorusunu bize bırakmış.
Ben de sorayım:
Şehir yeniden kurulurken Malatya’nın tarihî kimliği nerede karşılık buluyor?
Mesele artık yalnız o taş duvar değil.
Aslı nerede, Başkan?
.jpeg)
AÇIK OLANI KAPATAN, KAPALI OLANI AÇAR MI?
Dedim ki:
“Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı neden hâlâ açılmıyor?”
Cevap geldi:
“Açık olanı kapatanlar, kapalı olanı açar mı?”
Fena cevap değil.
Malatya Kent Müzesi açıktı.
Şehrin ortasındaydı.
İnsan giriyordu.
Geziyordu.
Şehrin geçmişini görüyordu.
Sonra kapandı.
Sebep?
Kahve evi yapılacak.
Yani müze vardı.
Artık yok.
Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı ise depremden beri kapalı.
Türkiye’de ayakta kalan en kıymetli kervansaraylardan biri.
Kapısı kilitli.
Takvim açıklanmış mı?
Hayır.
Ne yapılacağı net mi?
Pek sayılmaz.
Ne zaman açılacak?
Bekliyoruz.
Kervansaray yerinde.
Biz dışarıdayız.
Bu sırada mezarlık duvarları onarılıyor.
Onarılsın.
Kimsenin itirazı olmaz.
Ama şehirde asırlık bir eser kapalı dururken, öncelik sırası da konuşulur.
Bir tarafta Kent Müzesi.
Açıktı.
Kapandı.
Öbür tarafta kervansaray.
Kapalıydı.
Hâlâ kapalı.
Sonra kültür politikası anlatıyoruz.
Kültürü yaşatmak için çok karmaşık bir formüle de ihtiyaç yok.
Kapıyı açarsınız.
İnsan gelir.
Görür.
Öğrenir.
Sahiplenir.
Biz biraz tersinden gidiyoruz.
Müzeyi kapatıyoruz.
Kervansarayı açmıyoruz.
Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı artık açılmalı.
Kent Müzesi de yeniden müze olarak şehre kazandırılmalı.
Çünkü tarih kapının arkasında bekletilerek yaşatılmaz.
Şimdilik tablo kısa:
Açık olan kapalı.
Kapalı olan yine kapalı.
Kültür?
O da herhalde açılmayı bekliyor.
TEKNOFEST Mİ, TEKNOFOS MU?
Malatya’da TEKNOFEST kurulmuş.
İsim büyük.
Beklenti de öyle.
Alana gidince tablo küçülüyor.
Burası askerî saha.
Özel araçla giriş yapılamıyor.
Arabayı 500 metre, bazen 1 kilometre geride bırakıyorsunuz.
Kontrol.
Üst araması.
Nizam.
Ardından festival alanı.
Girişte sebil var.
Su yok.
Su olsa bardak yok.
Bardak bulunsa elektrik yok.
Teknoloji festivaline geliyorsunuz.
İlk sınavınız…
su.
MOTAŞ’la devam.
Alana 6-7 kilometre otobüsle gidiliyor.
Klima mevcut.
Serinlik pek uğramamış.
Motor sesi ise eksik değil.
Nihayet alandasınız.
Su meselesi burada da çözülmüş görünmüyor.
Büyükşehir’in “ikram” çadırı kurulmuş.
İkram daha çok görevlilere.
Yemek bölümünde su bulunuyor.
O da yemek hakkı olanlara.
BELSOS satışta.
Vatandaşın aradığı basit:
Bir şişe su.
Teknoloji ilerlemiş.
Su biraz geriden geliyor.
Belediyelerin festival anlayışı da ilginç.
Masa tenisi.
Langırt.
Dart.
Biraz daha genişletilse çocukluk oyunlarına kadar gider.
Yeşilyurt Belediyesi nispeten hazırlıklı.
Sergilediği cihazların önemli kısmı da selefi Mehmet Çınar döneminden kalma.
Tabelada:
TEKNOFEST.
İsmin çağrıştırdığı belli.
BAYKAR.
TUSAŞ.
ASELSAN.
ROKETSAN.
Yeni sistemler.
Milli teknoloji.
Savunma sanayii.
Sahaya bakıyorsunuz…
Bir küçük uçak.
Bir mini uçak.
Bir Sikorsky Kara Şahin.
Bir ATAK-1 helikopteri.
Katılımcı takımların kendi projeleri de var.
Hepsine emek verilmiş.
Hakları teslim edilmeli.
Fakat TEKNOFEST adı başka bir beklenti oluşturuyor.
Vatandaş Türkiye’nin savunma ve teknoloji hamlesinin güçlü örneklerini karşısında görmek istiyor.
Büyük firmaların vitrini zayıf.
Savunma sanayii tarafı da beklenen ağırlığı taşımıyor.
Ziyaretçi dönüp soruyor:
“Bu kadar mı?”
Adı TEKNOFEST olunca…
insan teknoloji görmek istiyor.
Langırt zaten mahallede var.
Dart da bulunur.
Boş sebil ise ayrıca konuşulur.
Bir de Sami Er, Malatya’da helikopter üretiminden söz eden iddialı bir cümle kurdu.
Heyecandır.
Hedeftir.
Belki kürsünün verdiği coşkudur.
Ama helikopter üretmek büyük iş.
O hedefi konuşalım.
Konuşalım da…
önce şu otobüs biraz serinlesin.
Sebilde su bulunsun.
İkram çadırında vatandaş da ikram görsün.
Festivale savunma sanayiinin gerçek ağırlığı gelsin.
Helikopteri sonra yine konuşuruz.
Malatya’daki organizasyonun tabelası güçlü.
İçeriği geride kalmış.
Adı:
TEKNOFEST.
Vatandaşın gördüğü:
TEKNOFOS.
.jpeg)
MEMUR-SEN’DE ASIL SINAV SANDIKTAN SONRA
Eğitim-Bir-Sen Malatya 1 No’lu Şube seçime gidiyor.
Aday çok.
İddia bol.
Kulis eksik olmuyor.
Bir de Malatya’nın eski alışkanlığı var:
Hemşehrilik.
Grupçuluk.
Mikro milliyetçilik.
Sendika seçimi yapılıyor.
Aşiret yoklamasına çevrilmesin.
Memur-Sen’in Malatya’daki eski ağırlığı zaten tartışılıyor.
Üye kaybı yaşanmış.
Teşkilat yorulmuş.
Eğitim-Bir-Sen ise hâlâ yapının en güçlü damarlarından biri.
Orada da çözülme başlarsa, mesele bir şubenin sınırını aşar.
Benim merakım “Kim kazanacak?” sorusundan çok başka yerde:
Kim toparlayacak?
Başkan seçilmek bir gün sürer.
Teşkilatı taşımak başka iştir.
Sendikacılık yalnız kürsüden yüksek ses çıkarmakla yürümüyor.
Üyeyi tanıyacaksın.
Bürokrasinin diline hâkim olacaksın.
Ne zaman konuşacağını, ne zaman dinleyeceğini ayarlayacaksın.
Kapısını çalacağın yeri de bileceksin.
Bir de emek vereceksin.
Bu yapının içinde daha önce bulunmuş, sorumluluk almış, yük taşımış isimlerin avantajı burada ortaya çıkıyor.
Çünkü teşkilat hafızası dosyada tutulmuyor.
Sahada birikiyor.
Gerçek sınav sandık kapandıktan sonra başlayacak.
Bir isim kazanacak.
Diğerleri ertesi sabah yine aynı teşkilatın içinde kalacak.
Kaybeden küserse…
Kazanan hesaplaşmaya girişirse…
Gruplar birbirine sırt çevirirse…
Başkan çıkar.
Teşkilat küçülür.
Adaylar yarışsın.
Delegeler tercihini yapsın.
Bir isim başkan olsun.
Ertesi gün herkes yine aynı masaya oturabilsin.
Çünkü sandık bir kişiyi seçer.
Sendikayı ise herkes taşır.
FIKRA GİBİ MEMLEKET:
AT KİMİN?
Adam başkasının atına binmiş:
“Şu heybetimize bakın!”
Sormuşlar:
“At senin mi?”
Susmuş.
…
Battalgazi’de Bayram Taşkın, Osman Güder’le boy ölçüyor.
Osman Güder, deprem yokken Ankara’nın kapısını aşındırdı; Hidayet Mahallesi’nde yaklaşık 140 metrekarelik konutlar yaptırdı.
Bugün deprem var.
Devlet geliyor.
TOKİ yapıyor.
Ortaya yaklaşık 85 metrekare net konut çıkıyor.
At devletin.
Yol devletin.
Bayram Başkan’a da:
“Nasıl sürdüm?”
demek kalıyor.

KALEM HAKKI: İMZA NİÇİN ŞART?
Picasso, imzasız tablosunu Rodin’e göstermiş.
Rodin bakmış:
“İmzanızı atın…
Hiç olmazsa neresinden asılacağı belli olur.”
Malatya’nın raylı sistem dosyası da Cumhurbaşkanı uçağa binerken ayaküstü verildi.
Sonra da:
“Projemizi sunduk.”
denildi.
Bir imza da atsaydınız…
Hiç olmazsa bunun proje mi, hatıra fotoğrafı mı olduğu belli olurdu.
.jpg)
LAF EBESİ: YENİLMEDİK!
Yeni Malatyaspor bu hafta da sahaya çıkmadı.
Eskiden Malatyalı maçtan sonra kızardı:
“Nasıl yenildik?”
Şimdi o dert de kalmadı.
Rakip geliyor.
Hakem yerini alıyor.
Fikstür işliyor.
Bir tek Yeni Malatyaspor ortada yok.
Malatyalı demedi deme;
Malatya futbolu sonunda yenilmemeyi öğrendi…
Maça çıkmayarak.
FİSKOS MASASI:
Malatya’da bu hafta bakan geldi, kavşak açıldı, komiteler büyüdü, rögarlar kota getirildi, stadyum ihaleye çıktı… Vatandaş ise yine kendi hesabının peşinde. Kimi hızlı treni soruyor, kimi dükkânını, kimi yolunu. Anlaşılan şehirde açıklama çok; cevabını arayan mesele daha çok!
-BAKAN GELDİ, HIZLI TREN YİNE PERONDA YOK!
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Malatya’ya geldi, yeni terminal binasının ekim başında açılacağını söyledi. Güzel haber… Fakat vatandaşın gözü terminalden çok hızlı trene kaymış. “Sivas’a kadar gelen tren Malatya’ya ne zaman uğrayacak?” sorusu yeniden masaya düşmüş. Şehirdeki fiskos kısa: “Bakan geliyor, terminal geliyor… Bir tek tren yolunu şaşırıyor!”
-ASLAN GELİYOR, ESNAF DÜKKÂNI SORUYOR!
Akpınar’daki eski aslan figürünün yeniden getirileceği, çeşmenin de yapılacağı açıklanmış. Haber ilgi çekmiş ama esnafın gündemi daha başka. Konteynerlerin kaldırılması, dükkânların akıbeti, park ve trafik meselesi konuşuluyor. Kimsenin tarihi figüre itirazı yok; esnaf kendi yarınını soruyor. Akpınar’daki fiskos hazır: “Aslanın yeri belli olmuş, esnaf hâlâ kendi yerini arıyor!”
-AKILLI KAVŞAK AÇILDI, VATANDAŞ İLK MESAİ ÇIKIŞINI BEKLİYOR!
Akpınar çevresindeki yeni trafik düzenlemesi ve kavşak açılmış. Fakat sürücülerin dilinde şimdiden başka bir hesap var: çift şeritli yol kısa süreli parklarla yeniden tek şeride düşerse ne olacak? Malatyalı açılıştan çok akşam trafiğini merak ediyor. Direksiyon başındaki fiskos şu: “Kavşak akıllı… Bakalım park edenler ne yapacak?”
-MTSO’DA KOMİTE 33 OLDU, HESAP MAKİNESİ ISINDI!
MTSO seçimleri yaklaşırken meslek grubu sayısının 30’dan 33’e çıkarılması yeni tartışma başlatmış. Mahmut Boyraz cephesi bazı firmaların NACE kodları ve faaliyet alanları üzerinden farklı komitelere kaydırıldığı iddiasını gündeme taşımış. İş dünyasında artık yalnız adaylar konuşulmuyor; hangi firma hangi grupta, hangi liste nerede güçlenecek dengesi kuruluyor. Fiskos kısa: “Komite üç arttı, kulis otuz üçe dağıldı!”
-RÖGAR KOTA GELDİ, VATANDAŞIN ARABASI HÂLÂ SEKİYOR!
MASKİ, yol seviyesinden aşağıda ya da yukarıda kalan parsel bacalarının kota getirildiğini açıklamış. Vatandaş tarafında ise eski çukurlar, kapanmayan noktalar ve özellikle TOKİ yollarındaki seviye farkları hatırlatılıyor. Teknik ekip kot hesabı yapıyor, sürücü amortisör hesabı… Yoldaki fiskos hazır: “Rögarın seviyesi ayarlanıyor da arabanın ayarı çoktan kaçtı!”
-STADYUM ÜÇ AY BOŞ KALDI, BAKIM LİG BAŞLAYINCA GELDİ!
Yeni Malatya Stadyumu için bakım ve onarım ihalesi 23 Eylül’de yapılacakmış. Yaz boyunca maç yok, tribün boş, saha sakin… Bakım ihalesi ise sezon hareketlenirken geliyor. Tribün tarafında aynı merak dolaşıyor: “Bu işler yazın yapılamaz mıydı?” Futbolseverin fiskosu biraz sert: “Stadyum tatil yaptı, bakım mesaiye yeni başladı!”
-YIKIM DOSYASI BU KEZ MAHKEMEDE!
Deprem dönemindeki yıkım ihaleleriyle ilgili dosyada eski Vali Yardımcısı Mehmet Öz ile dönemin YİKOB Müdürü Süleyman Düşünceli hakkında zincirleme zimmet iddiasıyla dava açılmış. Yargılama süreci devam ediyor; dosyada demir çıkışları ve yazışmalara ilişkin iddialar yer alıyor. Şehirde şimdi başka bir merak var: “Binalar yıkıldı, bakalım dosya kimlerin önüne düşecek?”
-Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor…
Çünkü Malatya’da bu hafta kimi treni, kimi dükkânı, kimi yolu, kimi de sandığı bekliyor. Açıklamalar peş peşe geliyor ama vatandaşın huyu belli: “Bize ne söylendi?” diye sormuyor artık; “Bizim iş ne oldu?” diyor.
.jpg)
Selam ve dua ile
Fiemanillah
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
44
20-09-2026 10:07Sayın Sami Er keşke kütüphane müdürü olsaymış. Bölgenin en fazla su faturaları, belediyeye ait olmasına rağmen aşırı pahalı esenlik marketi, şehrin onca derin sorunu dururken beş yüz küsür milyona kütüphane yapılması, tarihi kervansarayın hala açılmaması, mevcut tarihi müzenin kitap kafeye dönüştürülmeye çalışılması gibi sorunlar dururken basit bir duvarı eleştirmek icraat değildir. Sayın Sami Er, Malatya kütüphane müdürü değilsiniz lütfen şehrin önceliklerini dikkate alarak icraat yapınız. Sayın Murat Çetin, bu arada bazı konteyner esnafı çıkmazuk diye isyan etmeye başlamış, neden bununla ilgili bir yazı kaleme almıyorsunuz? kusura bakmasınlar ama nasıl önceki esnaflar konteynırlardan nasıl çıktıysa onlar da hemen çıkacaklar, devlet ve millet onları dört sene iyi idare etti. Tadını kaçırmadan dükkanlarına geçsinler ki şehir bir an önce normale dönsün, ayağa kalksın. Dükkanlar boş kaldıkça asayiş ve hırsızlık olayları artıyor.
Kerim Yılmaz
16-09-2026 09:24Vallahi haksızlık ediyorsunuz. Cumhurbaşkanı’na dosya vermek kolay mı? Uçağın kapısını yakalayacaksın, dosyayı uzatacaksın, fotoğrafı çektireceksin… Raylı sistem sonra gelir. Hem imzaya ne gerek var? Malatya’da nice proje böyle başladı; önce fotoğrafı çıktı, sonra kendisi kayboldu. Picasso hiç olmazsa tablosuna imza atmış. Bizim raylı sistemden şimdilik imza yok, ray yok… Fotoğraf var.
Erdoğan Barış
16-09-2026 09:20Bayram Taşkın’a burada biraz haksızlık edilmiş. TOKİ’nin yaptığı her konutu “Devlet yaptı, belediye başkanı ne yaptı?” diye okumak kolay. Osman Güder’in Hidayet Mahallesi için Ankara’da yaptığı girişimler nasıl kendisine yazılıyorsa, Bayram Taşkın’ın deprem sonrası konut sürecindeki takibi ve katkısı varsa o da kendisine yazılmalı. Bir de 140 metrekarelik eski proje ile bugünkü TOKİ konutlarını yalnız metrekare üzerinden karşılaştırmak sağlıklı olmaz; şartları, finansmanı ve hak sahipliği sistemi farklı. Fıkra güzel, “at devletin” sözü de vurucu. Ama önce şunu bilmek lazım: Bayram Taşkın o ata hazır mı bindi, yoksa o atın Battalgazi’ye gelmesi için bir şey yaptı mı? Cevap burada.
Mlt44
15-09-2026 22:56Malatya devletimizin devasa yatırımlarıyla ayağa kalkıyor.Ama büyükşehir ve merkez ilçe belediyeleri bu motivasyonun çok gerisinde.Sami Er ve ilçe belediye başkanları başarısız.
Battal
15-09-2026 22:24Sami Er hep Gürkan ı eleştirerek partisine zarar verdi.Hala devam ediyor.Gürkan ın gölgesinde hala belediyecilik yapıyor.Malatya nın en gözde mekanı Yüzüncü Yıl parkı Gürkan ın eseri değil mi?
Alper
15-09-2026 16:56Bence mesele yalnız hemşehrilik üzerinden okunmamalı. İnsan tanıdığına, güvendiğine, birlikte yol yürüdüğüne oy verir. Burada esas ölçü, adayın kendi çevresinin dışına çıkıp çıkamadığıdır. Kendi grubundan oy toplamak kolay. Asıl maharet, senden olmayanın da güvenini kazanabilmekte. Eğitim-Bir-Sen’in ihtiyacı da burada ortaya çıkıyor. Kendi mahallesinin başkanı çok olur; bütün teşkilatın başkanı olmak başka iştir.
Murat A.
15-09-2026 16:49Murat Bey, yazıyı okuyunca insanın aklına şu geliyor: Malatya artık büyük organizasyonların tabelasına alıştı ama içini doldurmakta hâlâ zorlanıyor. TEKNOFEST gibi adı Türkiye’nin teknoloji hamlesiyle özdeşleşmiş bir organizasyonda vatandaşın ilk derdi su, ulaşım ve gölge oluyorsa burada ciddi bir hazırlık problemi var demektir. Eskiden Malatya’da yapılan küçük bir fuarın bile bir düzeni, bir ikramı, bir misafir ağırlama adabı olurdu. Şimdi milyonluk organizasyon kuruluyor, vatandaş bir şişe suyun peşine düşüyor. Asıl can sıkıcı taraf da bu. Savunma sanayii, teknoloji, helikopter, milli hamle… Bunların hepsi güzel sözler. Ama büyük sözün altına büyük hazırlık gerekir. Vatandaşın “Bu kadar mı?” diye sorması organizasyonun en ağır eleştirisidir. Malatya’nın eksiği artık tabela değil, içerik. TEKNOFEST adı Malatya’ya yakışır; fakat Malatya’nın da o isme yakışacak bir organizasyon disiplini göstermesi gerekir.
Soner
15-09-2026 10:15Murat Bey, lütfen şu TOKİ aidat meselesini de yazın. Çünkü mesele artık “aidat yüksek” şikâyetini aşmış durumda. TOKİ’nin kendi açıklamalarında ortak giderlerin; asansör, ortak alan elektriği, temizlik, teknik bakım, peyzaj, hidrofor ve benzeri kalemler için toplandığı açıkça belirtiliyor. Hatta bu giderlerin site veya toplu yapı yönetimi hesaplarında tutulduğu ifade ediliyor. Peki Malatya’da neden bunun karşılığını göremiyoruz? Bahçebaşı’nda aylık yaklaşık 2 bin lira aidat ödediğini söyleyen vatandaşlar aylardır çalışmayan asansörlerden, yetersiz temizlikten ve altyapı sorunlarından şikâyet ediyor. Benzer şikâyetler başka TOKİ bölgelerinde de var. Haftada bir temizlik, toplanmayan çöpler, bozulan asansörler, olmayan güvenlik, yapılmayan peyzaj… O zaman soralım: Bu aidat neyin karşılığı? Binlerce konutun bulunduğu bir bölgede daire başına 1.000–2.000 lira toplandığında ortaya ciddi bir bütçe çıkıyor. Bu paranın gelir-gider tablosu nerede? Hangi kaleme ne kadar harcandı? Hangi firma ne hizmet verdi? Kaç personel çalışıyor? Kaç asansör için bakım bedeli ödendi? TOKİ bunu biliyor mu, yoksa yönetimler kendi hâline mi bırakılmış durumda? Vatandaş evinin sahibi ama her ay ödediği para karşılığında hizmet göremiyorsa, aidat artık ortak gider olmaktan çıkıp sorgulanması gereken bir tahsilata dönüşür. Mesele basit: Para alınıyorsa hizmet de görünmeli, hesap da açık olmalı.
Mustafa
15-09-2026 10:09Ben burada Sami Er’in duvar eleştirisinden çok, yönetim anlayışına takıldım. Bir belediye başkanı selefinin yanlışlarını gösterebilir; bunda sorun yok. Fakat sürekli geçmişle hesaplaşan bir dil, bir süre sonra kendi icraatının önüne geçer. Malatya bugün zaten büyük bir dönüşümden geçiyor. Vatandaşın asıl bakacağı şey de “Önceki başkan neyi yanlış yaptı?” sorusundan ziyade “Bugünkü başkan bu şehre ne kattı?” sorusu olacaktır. Sami Er’in en büyük sınavı da burada başlayacak. Eleştirdiği her iş, yarın kendi yaptığı işlerle mukayese edilecek. Onun için bazen geçmişi düzeltmekten çok, geleceğe örnek koymak daha ikna edicidir.
Hakan
15-09-2026 10:01MTSO seçimini sadece Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ile Mahmut Boyraz üzerinden okumak gerçekten eksik kalıyor. 33 komite meselesini öne çıkarmanız bence yazının en doğru tarafı. Çünkü başkanı seçen yapı önce oralarda kuruluyor. Bülent Tüfenkci kısmı ise dikkat çekici ama biraz fazla siyasi hesap içeriyor. “Tüfenkci destekliyorsa Sami Er neden desteklesin?” sorusu mümkün ama kesin bir denklem gibi de okunmamalı. Yine de yazının finali meseleyi yerine oturtmuş: Önce herkes kendi komitesinden kimi göndereceğine bakmalı. Başkanlık hesabı ondan sonra yapılır.
Barış
15-09-2026 09:53Hadi diyelim ki tarihi yapının etrafına çevrilen duvar konusunda Sami Er haksız. Peki Selahattin Gürkan döneminde hangi tarihi eser gerçekten aslına uygun, ruhuna sadık biçimde ayağa kaldırıldı? Birkaç cephe düzenlemesi, biraz ışıklandırma, biraz makyaj… Sonra da “tarihe sahip çıktık” diye pazarlama. Kusura bakmayın ama bunun adı restorasyon değil, göz boyamadır. Sami Er’in yaptığı doğru olmayabilir, eleştirilir; fakat meseleye biraz da geçmişin biriktirdiği yanlışlar üzerinden bakmak lazım. Belki öfkesi de tam burada patladı. Yıllardır makyajla örtülen sorunların faturası bugün tek adama kesiliyor. Eleştirelim, ama teraziyi de doğru tutalım.
Ergün
15-09-2026 09:46Murat Bey, kusura bakmayın ama siz Sami Başkan’a haksızlık ediyorsunuz. Yazılarınızda sürekli eleştiriyor, yaptığı işleri küçümsüyor, sanki aranızda şahsi bir mesele varmış gibi bir hava oluşturuyorsunuz. Oysa Sami Başkan, Malatya’nın gelmiş geçmiş en donanımlı belediye başkanlarından biridir. Önüne güllük gülistanlık bir şehir konulmadı; enkaz devraldı. Buna rağmen şehrin hangi noktadan hangi noktaya geldiğini hepimiz görüyoruz. Siz ise yapılanları görmek yerine sürekli eksik arıyorsunuz. Bugün kıymetini bilmediğiniz Sami Başkan’ı belki on yıl sonra konuşacak, “Keşke o gün hakkını verseydik” diyeceksiniz. Ama o zaman iş işten geçmiş olacak. Eleştiri elbette gazetecinin hakkıdır; fakat hakkı teslim etmek de vicdan borcudur. Sami Başkan’la uğraşmayı bırakın Murat Bey. Bu kadar yüklenmek eleştiri sınırını aşıyor; vebal alıyorsunuz.
Adil
15-09-2026 01:28Ben bu “Bülent Tüfenkci desteği” meselesine biraz temkinli bakıyorum.Çünkü benzer bir hava önceki seçimde de oluşmuştu. Güçlü siyasi isimlerin bir tarafa yakın durduğu konuşuldu, fakat sandıkta beklenen netice çıkmadı. Aksine, bu durum karşı tarafı daha da kenetlemişti.Netice ortada:30 komitenin 23’ünü Oğuzhan Ata Sadıkoğlu aldı.Demek ki siyasi ağırlık, oda seçiminde her zaman oy ağırlığına dönüşmüyor.Hatta bazen fazla görünür destek, seçmende ters reaksiyon meydana getiriyor.Bence Mahmut Boyraz’ın asıl hesabı şu olmalı:Bülent Tüfenkci bana ne kadar güç katar?Yoksa karşı tarafı yeniden mı birleştirir?Geçmiş sandık bazen gelecek seçim için en iyi ikazdır.Selametle…
Adil
15-09-2026 01:15Bence mesele Bülent Tüfenkci’nin Mahmut Boyraz’a destek verip vermemesi kadar basit değil.Oda seçimleri siyasî miting gibi okunursa hata yapılır. Çünkü burada önce 33 komite var, sonra meclis var, en son başkanlık hesabı var.Bir de şu var:Güçlü bir siyasetçinin desteği her zaman oy getirmez. Bazen karşı tarafı da toparlar. Hele iş dünyasında “oda siyasetin arka bahçesi oluyor” algısı doğarsa, verilen destek faydadan çok yük olabilir.Ben olsam şu soruya bakarım:Mahmut Boyraz kendi komitesinde ne kadar güçlü?Oğuzhan Ata Sadıkoğlu hangi komitelerde gerçekten zayıfladı?Kararsız sanayici ve tüccar kime gidiyor?Çünkü seçim kuliste kazanılmaz.Kulis yalnız rüzgârı gösterir. Sandığı komiteler belirler.Selametle…
mert44
14-09-2026 13:51Sayın Murat bey, Malatya'nın şu anki genel sıkıntılarını kaleme almışsınız. Sıkıntılar da aynen yazdığınız gibi... İlgililer İnşaAllah bu yazınızı okurlarda memleket için artık bir şey yapmaları gerektiğini anlarlar. Kaleminize sağlık.
Bayram Yılmaz
14-09-2026 13:13Şehirde binalar yıkıldı bitti, şimdi usulsüzlüklerin hesabı görülüyor. Adalet tecelli etsin
Hüseyin Atmaca
14-09-2026 13:12Başkan seçilmek kolay, sahada öğretmenin arkasında durmak zor. Çekişmeler yüzünden üye kaybediyoruz. Sandık kapandıktan sonra kavga biterse sendika toparlanır, yoksa kim kazanırsa kazansın teşkilat kaybeder.
Selim
14-09-2026 13:11Çocuğumu teknoloji görsün, feyz alsın diye araçsız 1 kilometre yürütüp alana soktum. İkram çadırı vatandaşa kapalı, su bile paralı. Belediyelerin festival anlayışı langırt oynatmaktan ibaret olmamalı. Gerçekten fos çıktı
Araştırmacı
14-09-2026 13:11Yazara katılıyorum. Şehrin ortasında tarihi doku adına ne inşa ediliyor ki duvara kusur bulunuyor?
Mehmet
14-09-2026 13:10Battalgazi’deki o taş duvar 15 yıllık mesele. Yıkmak veya eleştirmek kolay, vizyon gösterip tarihi kimliği yaşatacak icraat yapmak lazım
Ayakkabıcı esnafı
14-09-2026 13:10Ben sandığa gidince komitemde bana kim sahip çıkacak, dükkânımın sorununu kim çözecek ona bakarım. 33 komite var, önce herkes kendi kapısının önünü süpürsün, başkanlık hesabı sonraki iş
Nilüfer
14-09-2026 13:09Bülent Bey tecrübeli siyasetçidir, öyle açık açık taraf olup kendini riske atmaz. Mahmut Boyraz’ı desteklese bile bunu davul zurna çalarak yapmaz diye düşünüyorum