“Salak bunlar la!”
20 Eylül 2026, Pazar 19:02
Merhaba değerli okurlarım.
Okumak ve yazmak çok önemlidir. Bir dili çok iyi konuşabiliyor olmanız çok iyi yazabiliyor veya okuyabiliyor olduğunuzu göstermez.
Geçen haftaki “Kurumsal Milliyetçilik vefat etti” başlıklı yazım üzerine Hatay’dan Ahmet Yıldırım abim aradı. Uzun bir sohbetimiz oldu. Hatay’da verdikleri hizmetleri anlattı. Kurumlarında 750 öğrenciye okul olduklarından bahsetti. Suriyeli çocuklara Arapça okuma ve yazmayı öğretiyorlarmış. Suriyeliler Türkiye’ye ilk geldiklerinde onlara Türkçe okuma ve yazma öğretirken şimdi onların çocuklarına Arapça okuma ve yazma öğretiyorlar. Çok ilgimi çekti. Allah hak yolunda gayret eden, çalışan tüm kardeşlerimize abilerimize yardım etsin. Bu konuda bizlerin de onlara desteğini nasip etsin. Amin.
Kurumsal milliyetçilik meğerse 20-30 sene önce vefat etmiş. Kimse de bahsetmeyince benim de geç haberim oldu. Cenazesine yetişemedim. Oysaki ölüm döşeğindeyken bir şeyler yapılabilir, belki de kurtarılabilirdi. Ama meğerse herkes ölsün diye gözüne bakıyormuş. Geç kaldık, yetişemedik.
Bu kurumsal Milliyetçiliğin çoluğu çocuğu yok muydu? Arkasında kimseyi bırakmamış mı?
Mirası çarçur edilerek yenmiş, sonra da kürdanla dişlerini mi temizlemişler?
Neyse. Biz önümüze bakalım. Bugün Sarper San hocamızın yazısı yayınlandığında karikatürü için çok uğraşmışlar. Biliyorsunuz Sarper Hocanın bütün yazılarında yapay zekaya çizdirilen karikatürler konuyordu. Bu hafta yapay zekaya Yahudilerle ilgili karikatür çizdirmek için çok uğraşmışlar. Ancak yapay zekâ:
-“Bir dini kesimle katliam konusunu çizmemiz etik kurallarımıza aykırı” diye çizmemiş. Komutu değiştirmişler. Gene olmamış. 5-6 denemeden sonra selfie çeken Yahudileri karikatür olarak çiz deyince melek yüzlü Yahudilerle cıvıl cıvıl güzel çocuklarını çizmiş. Çöplük karikatürünü ayrı bir başlıkla çizdirebilmişler. Kuru kafaları da yandex’in görsellerinden seçip çıkarmışlar. Bu işi kim düzenler diye düşündüklerinde de “yatay zekâ” Kasım Özkan’ı göstermiş. Kasım kardeşim önce Yahudilerin yüzlerindeki sevimli ifadeleri gerçeklere dönüştürmüş. Okuyucu korkup kaçmasın diye de tam gerçeğine dönüştürmemiş. Sora çöpleri, kurukafaları birleştirip karikatürü tamamlamış.
.jpeg)
Sadece orada değil arama motorları da tam bir Siyonist işgalinde. Arama motoruna New York da Yahudilerin yeraltındaki kanlı ayinleri sorulduğunda Türkiye siyasetinden bazı görseller koyup adeta dalga geçiyorlar.
Yani deyceğim odur ki bu yapay zekalar tam bir Siyonist işgalinde. Çocuk katillerini sevimli gösteren, Yahudilerin yaptıkları katliamlarını etik olarak reddeden ve aleyhte asla yazıp çizmeyen bir zekâ. Oralara fazla takılmayın. Sizden çalıp size vermeyenler bunlar.
Bu Yahudilerden hemen yanı başımızda olanlar var. Bunlardan biri de binlerce katledilen Müslüman Türk’ün kanı üzerinde sanayisini tesis etmiş ve zenginlemiş olan Yahudi Vitali Hakko’dur. Şapka kanunu ile “zengin edilmiş” bir yaratıktır. İnsanların kanları üzerinde dans etmiştir. Şapka giymeyi reddettiği için katledilenlerin katliam sebeplerinden biri de o Yahudi’ye para vermediği içindir.
Katledilmekten korkup Vitali Hakko’dan şapka alıp takmak zorunda kalan Müslümanlar sayesinde bugün Vakko bir markadır. Yazık ki kadınlarımız kızlarımız inancı için örtündüğü başörtüsünü de bu dindaşlarının kanları üzerine yığılmış Vakko’dan eşarp almaktadırlar. Bu eşarbı taktıklarında da Vakko logosu görünecek şekilde örtünüp hava atarak reklam yapmaktadırlar. Şapka takmadığı için katledilip cennete uğurlanan kardeşlerimizin aksine cehenneme uğurlanacak kadınlarımız kızlarımız var. Ve onlara paralarını temin eden ve bu pisliğe göz yuman kocaları ve babaları da…
.jpeg)
Rıza Nur’da, şapka inkılâbı ve yapılan müthiş vurgun ile ilgili Hayat ve Hatıratım adlı kitabında şöyle diyor:
-“Kasap Yorgo başınıza Vali olacak, taşcı Vasil Jandarma Zabiti olacak buna nasıl dayanacaksınız?” diyerek harpten yılmış milleti milli mücadele için gayrete getiriyor ve bunda da başarılı oluyorduk.
-“Kur’an’ı abdesthane kâğıdı yapacaklar, size şapka giydirecekler” diyorduk. Bu da pek etkili oluyordu. Türkler buna tahammül edemiyordu. Milli Mücadelede bunların olmaması için savaştılar.
Talihe bak ki şapkayı da harfleri de, Ermeni Yahudi ve Rum yöneticileri de Milletvekillerini de sonunda Mustafa Kemal’in eli ile getirdiler.
Hani “Kurumsal Milliyetçilik vefat etti” diyorduk ya. Onlarınki devam ediyor. Bizimki vefat etmiş.
Bu kadar stres ve gerginlikle yazılmış ve sizi de aynı stresin içine soktuğumuz bir yazının sonunda da gülmeyiverin diyeceğim. Ama gülün ağlanacak halimize.
Cocacola’nın Yahudi patronu Vatikan’a gider ve Papa ile görüşür. Görüşme sonunda Papa’ya teklif sunar:
-“Papa hazretleri, kiliselerde papazlar Tanrım bu günkü ekmeğimi bana ver duası yerine:
-“Tanrım bana bu günkü Cocacola’mı ver” diye dua etmeleri karşılığında Papalığa 50 Milyon Dolar bağış yapacağını belirtmiş.
50 Milyon Dolar büyük para. Papa’nın hoşuna da gitmiş. Ancak:
-“Böyle bir şey mümkün değil. Kabul edilemez!” deyip teklifi reddetmiş. Yahudi çıkarken şaşkın şaşkın:
-“Hayret yaa! Acaba fırıncılar bunlara “Tanrım bu günkü ekmeğimi bana ver” duası için kaç milyon verdiler ki?...”
Kalın sağlıcakla.



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.