Güvenilir Olun Ey Malatya'nın Esnafı!..
16 Ağustos 2026, Pazar 08:38
Eskiden Şam'da Mithat Paşa Çarşısı adıyla bilinen, bugün ise Uzun Çarşı olarak anılan ve hâlâ varlığını sürdüren bir çarşı vardı. O dönemde insanlar, para ve altın gibi emanetlerini bu çarşıdaki herhangi bir dükkâna bırakır, ardından hacca giderlerdi. Dönüşte buraya uğrayıp emanetlerini alır ve memleketlerine dönerlerdi.
Bir gün Şam dışından gelen bir adam, içinde üç bin dirhem bulunan kırmızı bir kese ile çarşıya gelir. Bir dükkâna girerek keseyi dükkân sahibine hac dönüşünde almak üzere emanet eder. Dükkân sahibi parayı sayar, üç bin dirhem olduğunu doğrular, adamı tanır ve emanetini kabul eder. Adam da hac yolculuğuna çıkar.
Aylar sonra hacdan dönen adam dükkâna gelir. Ancak dükkân sahibi içeride yoktur. Çalışanlar onun evde olduğunu ve birazdan geleceğini söylerler.
Dükkân sahibi gelince adam emanetini ister. Dükkân sahibi sorar:
“Ne kadar bırakmıştın?”
“Üç bin dirhem, der.”
“Adın neydi?”
“Falanca, beni hatırlamadın mı?” der.
Sonra dükkân sahibi:
“Parayı koyduğun kesenin rengi neydi?”
“Kırmızıydı,” der.
Dükkân sahibi biraz bekle der ve misafirine yemek hazırlanmasını ister. Önemli bir işinin olduğunu hemen geleceğini söyler ve ayrılır.
Bir süre sonra elinde kırmızı kese ile geri döner. İçinde tam üç bin dirhem olan keseyi adama verir. Adam parayı sayar, eksiksiz olduğunu görür, teşekkür ederek dükkândan ayrılır.
Çarşıda yürürken şaşırtıcı bir şey fark eder. Biraz ileride asıl emanet bıraktığı dükkânı görür. İçeri girip selam verir.
Dükkân sahibi:
“Ve aleykümselâm, Allah haccını kabul etsin, hoş geldin. İşte emanetin,” der ve üç bin dirhemin olduğu kırmızı keseyi kendisine takdim eder.
Adam hayretler içinde kalır. Başından geçen olayı anlatır. Meğer yanlış dükkâna girmiş, komşu dükkân sahibinden parasını almış!
Bunun üzerine asıl dükkân sahibiyle birlikte diğer dükkân sahibinin yanına gidip sorarlar:
“Bu adam aslında sana emanet bırakmamıştı. Sen ona neden üç bin dirhem verdin?”
Adam şöyle cevap verir:
“Allah'a yemin ederim ki onu tanımadım, bende emaneti olduğunu da hatırlamadım. Ama bana büyük bir güvenle konuştuğunu görünce ve bu beldeye yabancı olduğunu anlayınca düşündüm ki; eğer ona parasını vermezsem memleketine kalbi kırık dönecek, "Şam'da paramı çaldılar" diyecek. Böylece kötü şöhret sadece bir kişiye değil, bütün Şam halkına mal olacak.
Sonra Allah Teâlâ'nın şu ayetini hatırladım:
"Eğer birbirinize güvenmişseniz, kendisine emanet edilen kimse emanetini eksiksiz geri versin ve Rabbi olan Allah'tan korksun." (Bakara, 2/283)
Bunun üzerine elimdeki malları sattım, bir kısmını da borç aldım ve üç bin dirhemi tamamlayıp kendisine verdim,” der.
Peki bugün Malatya’da durum nedir?
6 Şubat depremleri Malatya’yı yerle bir etti. Evler yıkıldı, işyerleri kapandı, insanlar bir gecede hayatlarını kaybetti veya başka şehirlere göç etmek zorunda kaldı.
Böyle büyük bir felaketin ardından birbirimize daha fazla sahip çıkmamız, yaralarımızı birlikte sarmamız gerekiyordu.
Elbette Malatya esnafının tamamını aynı kefeye koymak haksızlık olur. Günlerce kepenk açmadan yardım eden, depolarını boşaltan, veresiye defterlerini silen, depremzedeye malını maliyetine veren, hatta cebinden destek olan nice güzel esnafımız oldu.
Ama diğer tarafta, depremi fırsata çevirenler de oldu.
Bugün Malatya’nın Türkiye’nin en pahalı şehirlerinden biri olarak anılması hepimizi düşündürmelidir.
Malatyalı esnaf kardeşim;
Sen sadece dükkânında mal satmıyorsun.
Malatya’nın adını, itibarını da satıyorsun.
Senin dükkânından çıkan müşteri, senin hakkında değil, bütün şehir hakkında bir kanaat taşır.
“Malatyalı esnaf dürüsttür.”
Ya da;
“Malatya’da esnaf güvensizdir.”
Hangisinin söyleneceğine sen karar veriyorsun.
Bir müşteriden bugün biraz fazla kazanabilirsin. Ama onun güvenini kaybedersen yarın çok daha fazlasını şehir kaybeder, sen de kaybedersin.
Çünkü ticarette en büyük sermaye para değil, itibardır.
6 Şubat bize binaların sağlam olması gerektiğini gösterdi.
Şimdi bize düşen, insanlarımızın ve ahlakımızın da sağlam olduğunu göstermektir.
Depremden sonra Malatya yeniden inşa ediliyor. Hayal bile edilemeyen yeni bir şehir ortaya çıkıyor. Allah devletimize zeval vermesin, hükümetimizin elini güçlendirsin.
Ama bu şehirde güveni de bizim inşa etmemiz gerekir.
Hak etmediğimiz parayı kazanmayacağız.
İhtiyaç sahibinin çaresizliğini fırsata çevirmeyeceğiz.
Malın ayıbını gizlemeyeceğiz.
Fahiş fiyatlarla vatandaşın sırtına binmeyeceğiz.
Ve hatta;
Bir mala önce yüksek bir fiyat verip sonra üçte bir fiyatına kadar düşmeyeceğiz!
Müşteri dükkânı terk ederken de;
"Alırsan bir şeyler yaparız" demeyeceğiz!
Bu durum çok daha büyük bir güvensizliktir.
Malatya, insanıyla Malatya'dır.
Bu şehrin en büyük sermayesi hâlâ güvenilir insanıdır.
Şam’daki o esnaf, hiç tanımadığı bir adamın parasını kendi malından ödedi.
Çünkü kendi kazancından önce şehrinin itibarını düşündü.
Bugün bize düşen de budur.
Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için sadece binalar değil, ahlak ve güven de gerekiyor.
Öyleyse depremden sonra kaybettiklerimizin arasına bir de güveni eklemeyelim.
Malatya esnafı Türkiye’ye şu cümleyi söyletmeli:
“Malatya’da alışveriş yapılır. Çünkü Malatyalı esnafın sözü senettir.”
Çünkü insanın gerçek zenginliği kasasındaki para değil, arkasından söylenen “Ona güvenilir” sözüdür.
Fî Emânillah
Ebuzer AYDIN
“Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni”


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.