23 Eylül, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    48.84
  • EURO
    55.86
  • ALTIN
    6807.3
  • BIST
    13.199
  • BTC
    86513.049$

Okullarımızda Neler Oluyor?

23 Eylül 2026, Çarşamba 10:33
Okullarımızda Neler Oluyor?

Hatırlar mısınız bundan 15-20 yıl önce bizler çocukken bir şehit haberi geldiğinde ülkede geniş çaplı etki uyandırırdı. Bürokraside toplumun tüm kesimlerinde günlerce şehit haberi konuşulur, üst düzey makamlardan ardı ardına açıklamalar gelirdi. Yıllar geçtikçe bu haberler manşetlerden düştü, akşam ajanslarında bir iki dakikalık haberlerle duyurulup geçildi, şimdilerde ise alt yazı olarak verilir oldu. Çoğu zaman toplumun büyük çoğunluğunun haberi dahi olmadı. 

'Şimdi bunları yazmak nerden icap etti?' dediğinizi duyar gibiyim. Bugünlerde benzer bir durum okullarımız için söz konusu. Eskiden yurt dışından duyduğumuz okul tarama haberlerini şimdi nerdeyse hava durumu gibi her haber ajansında görür olduk. Korkarım yakında bu haberlerde tıpkı aziz şehitlerimiz gibi yavaş yavaş alıştığımız hatta üzülerek söylüyorum göz ardı ettiğimiz bir noktaya gelecek. 

Dün okullar başlayalı henüz bir hafta olmuşken çok elim bir hadise yaşadık. Bir öğrenci, bir çocuk! Evden aldığı bir silahla sokaktan güzel güzel geçti gitti ve okuluna, arkadaşlarına ateş açtı. Şimdi şu cümlede absürt ötesi absürt birden fazla durum söz konusu. Birincisi; ülkemizde normal bir vatandaşın evinde silah neden olur, neden evinde silah bulundurma ihtiyacı hisseder bir insan? Bir de onu çocukların erişeceği yere koymak gerçek bir akıl tutulması değilse nedir? İzahı olmayan şeylerden bir diğeri; bu çocuk bir haftada ne yaşamış olabilirde böyle bir eylem gerçekleştirmiştir? Tabii ki bu durumun mantıklı bir gerekçesi olmaz, fakat toplumsal bir refleksle bir neden sorgulamasına girmemek elde değil. Bununla birlikte bu nedenler her ne olursa olsun biran önce ortaya çıkarılmaz ve gerekli önlemler alınmaz ise maalesef bu iş daha ileri boyutlara taşınabilir. 

Geçen sene Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da bunun gibi iki elim hadise yaşanmış, maalesef hayatını kaybeden çok sayıda öğrencimiz olmuştu. Sonra MEB okulların önünde bekçi ve polis bulundurma yoluna gitmiş bunu bir dönem uyguladıktan sonra maalesef bu eğitim öğretim yılında bu uygulamaya da son verip sadece riskli bölgelerde ki okullarda güvenlik güçleri bulundurma kararı almışlardır. Geçen sene polis bulundurma kararından sonra birçok eğitimci bunun yarayı tedavi etmek olmadığını sadece kanamayı durdurmak için bir yarabandı olduğunu ve o bant oradan kalkınca yaranın yeniden kanayacağını ifade etmişti. Derler ya iki kere iki dört eder o netlikte bir durumdu bu. 

Söz gelimi bu yara tedavi edilmedikçe üzülerek söylüyorum ki daha çok kan akar.
 
Peki bu yara nedir, tedavisi nasıl olur? 
 
Yıllardır içten içe çürüyen toplum maalesef bugün artık kokmaya başladı. Hep gençler ve çocuklar bu çürümüşlüğün sebebi gösterilirken ben bu görüşe katılmıyorum. Bu çürümüşlüğün asıl sebebi değerlerini çocuklarına aktaramamış yetişkinlerdir. Günün koşturmasından akşam beş dakika dahi oturup çocuğuyla günün kritiğini yapmayan anne ve babalar. Ama herzaman söylediğim gibi sizin yetiştirmediğiniz çocuğu başka biri yetiştirecektir. Sınırsız bir sosyal medya ve internet deryası karşımızdayken biz çocuklarımıza sahip çıkmazsak onları ele geçirmek için avucunu kaşıyan binlerce sırtlandan biri onları mutlaka elde edecektir.

Gün bizleri haklı çıkarırken bugün yapılacak ilk şey sabah çocuklara matematik öğretmek değil tüm çocukları belirli bir taramadan geçirmek, riskli okulları değil riskli çocukları belirlemek ve onlarla etkin çalışmalar yürüterek riskleri ortadan kaldırmak. Zira okul riskli bölgede olmayabilir, ancak bir çocuk riskli ise şu olayı yaşamak için yeterli oluyor. Şuana kadar yaşanan benzeri olayların hiçbirinde okulun tüm öğrencileri birlikte bu eylemlere kalkışmadı. Her olayda konuştuğumuz bir öğrenci ve bir silah vardı. Bu sebeple bulunduğu çevreye ailenin sosyo-ekonomik düzeyine eğitim seviyesine bakılmaksızın her çocuğun bir ruh sağlığı çalışanıyla görüşmesi sağlanmalı ve önceliklendirilmeli. Yeni maarif modelde ifade edilen ve nihai hedef olan ''Yetkin ve erdemli birey'' yetiştirme düsturuna ancak bu şekilde ulaşılabilir. 
   

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.