30 Eylül, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    49.03
  • EURO
    55.67
  • ALTIN
    6580.4
  • BIST
    12.291
  • BTC
    83272.553$

Malatya'nın Milletvekili Profili ve Abdurrahman Babacan

30 Eylül 2026, Çarşamba 19:08
Malatya'nın Milletvekili Profili ve Abdurrahman Babacan

Halk çayını, sohbetini, yüz yüze teması ister, devlet ise bazen daha farklı niteliklere sahip siyasetçilere ihtiyaç duyar.

Malatyalı, milletvekilini sadece Meclis'teki kürsüsüyle değerlendirmez. Onu hafta sonu mahallesinde, köyünde, esnafın dükkânında, taziyede, düğünde, cenazede görmek ister. Bir çay içirmek, derdini anlatmak, elini sıkmak ister.

Bu, Anadolu siyasetinin yazılı olmayan kuralıdır.

Buna göre de;
Milletvekili Ankara'da milletvekili, Malatya'da ise Malatyalı olmalıdır.

Fakat milletvekilliğini yalnızca düğünde, cenazede, kahvehanede ve mahalle ziyaretlerinde ararsak, siyasetin başka bir tarafını gözden kaçırırız.

Çünkü TBMM'de bazı milletvekillerinin işi doğrudan Türkiye'nin dış ilişkileri, uluslararası parlamenter diplomasi, komisyon çalışmaları ve stratejik meseleler üzerinden yürüyor.

Bu yazımda Milletvekilimiz Sayın Abdurrahman Babacan'ı diğerlerinden farklı bu yönüyle ele alacağız.

Abdurrahman Bey:
Profesör,
Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı,
Akademisyen ve yazar,
Türk dış politikası, küresel siyaset ve siyaset teorisi üzerine çalışmış,
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyesi,
AB Uyum Komisyonu üyesi,
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyesi,
Yabancı dili var,
Yedi kitabı yayımlanmış...

Sayın Babacan'ın siyaset tarzı, Malatya'nın alıştığı siyasetçi tarzından farklı olabilir. Ama farklı olmak, iyi vekil olmamak anlamını taşımaz, onu değersiz kılmaz. Belki yarın en değerlisi o olur da bugün fark edilmez!

Ben Sayın Babacan ile henüz tanışmıyorum, bir araya gelmemiş, konuşmamışım da.

Ama çalışmalarını görüyor, ulusal kanallarda programlarını takip ediyorum. Eğitimine, kariyerine ve siyasi çapına bakıyorum, sonra da notunu veriyorum.

Malatya'da Sayın Babacan hakkında zaman zaman eleştiriler dile getiriliyor. Bu eleştirilerin önemli bir kısmı, Malatya'ya az gelişi ve vatandaşla yeterince yüz yüze temas kurulmadığı düşüncesi etrafında şekilleniyor. Bu eleştirilerin üzerinde düşünülmesi gereken bir tarafı olduğu açık.

Ama Ankara, Abdurrahman Bey'e öyle sorumluluklar yüklemiş, görevler vermiş ki, Malatya'ya gelmeye vakti olmuyor.
Geldiği zaman da herkesle birebir hemhal olamıyor.

Ancak;
Kendisini dinleyip halk ile paylaşacak basın ile, kanaat önderleriyle, sivil toplum örgütleriyle birebir olmasa bile düzenlenecek toplu programlarda bir araya gelmesi, hasbihal etmesi, onları dinlemesi, sorunlara beraber eğilmesi gerekir.

Buradaki eksiklik kendisinden mi, İl teşkilatından mı, yoksa etrafındakilerden mi bilemem!
Ben gördüğümü yazıyorum...

Siyaset sadece yetenekle yürümez. Siyasetçi tek başına büyümez. Hatta kendisine açılan kapılar bile kısa zamanda kapatılır.

Bunu eski Bakanımız, hemşehrimiz rahmetli Güldal Akşit'e, bakanlıktan neden ayrıldığını sorduğumda bana şöyle demişti:

“Siyasetçinin arkasında güçlü lobisi olmalı. Benim arkamda kimse olmadığı için.”

Bir siyasetçinin arkasında onu bilen, tanıyan, anlatan, destekleyen ve gerektiğinde Ankara'da sesini duyuracak bir çevreye de ihtiyacı vardır.

Siyasetçinin gücü, hemşehrilik dayanışması, siyasi çevre, akademik çevre, bürokratik ilişki ve toplumsal destek ağlarının toplamıdır. Nereyi ihmal ederseniz eksik olur.

Malatya'da Sayın Babacan'ın siyasi kapasitesi ile Malatya'daki toplumsal karşılığı arasında bir iletişim probleminin varlığını hissediyorum.

Bu nedenle Sayın Babacan'a sahip çıkılmıyor. Oysa Sayın Babacan Türk siyaseti için gelecek vaat eden, Ankara'da son yıllarda siyasi ağırlığını daha fazla hissettirmesi gereken Malatya için ağırlığı olacak bir siyasi figür olabilir.

Ben, siyasi fikrimden, kendi mahallemden, kendi şehrimden Malatya'nın ve Türkiye’nin siyasi geleceğinde söz sahibi olacak kişilerin olmasında büyük bir memnuniyet duyarım.

Bir vekilimiz Ankara'da dünyaya açılıyorsa, bir diğeri Malatya'da halkın içindeyse, sorunları dinliyor ve gereğini yapıyorsa, birbirlerini tamamlıyorlar demektir.

Yine benim derdim;

Bu şehirden, Malatya'dan bakan çıksın, genel müdür çıksın, büyükelçi çıksın, Meclis'te etkili siyasetçiler çıksın. Kim olduklarına bakmadan, partisine, mezhebine ve meşrebine bakmadan bu şehre, bu ülkeye faydalı olan idareciler ve siyasetçiler çıksın. O zaman Malatya kazanır, ülkemiz kazanır.

Abdurrahman Babacan'ın bugün sahip olduğu akademik ve parlamenter birikim, doğru değerlendirildiğinde yalnızca kendisinin değil, Malatya'nın da sermayesidir.

Malatya'nın yeni siyasi yüzlere ihtiyacı var.

Bu şehrin 6 Şubat depremlerinden sonra bütün problemi fiziki yıkım değildir. Siyasi insan kaynağının da güçlü şekilde yetiştirilmesi gerekir.

Kendini Ankara'da, İstanbul'da ve uluslararası platformlarda anlatabilecek insanlarını da yetiştirerek bu şehir ayağa kalkmalı.

Sayın Babacan'a çağrım;

Önünde iki ayrı görev var: Ankara'da Türkiye'ye hizmet etmek ve Malatya'da Malatyalıyla daha güçlü bir gönül köprüsü kurmak.

Ankara'da kalma demiyoruz.
Ankara'daki siyasi ağırlığını Malatya'daki gönül bağıyla tamamla.

Malatya'nın Abdurrahman Babacan profilinde siyasetçilere ihtiyacı var. Ama Abdurrahman Babacan'ın da Malatya'ya ihtiyacı var.

Sayın Babacan'ın akademik birikimi, uluslararası tecrübesi ve Ankara'daki siyasi geleceği Malatya için bir imkân olabilir. Bunun Malatya'daki karşılığını oluşturmak ise yalnızca Babacan'ın değil, Malatya'nın siyaset kurumunun ve hemşehrilerinin de sorumluluğudur.

Çünkü bazen bir milletvekilini sahiplenmek, sadece bir siyasetçiye sahip çıkmak değildir, şehrin gelecekteki siyasi gücüne de sahip çıkmaktır.

Malatya bu ülkede siyasi liderliği hak eden öncelikli şehirlerden biridir ve Türkiye iktidarında onlarca yıl kalmıştır...

Rahmetli Özal ve Recai Kutan, benim kanaatimce bu şehrin yetiştirdiği ve Malatya'ya en fazla katkı sunan isimlerin başında gelir. Belki de en az onlar Malatya'ya gelip gitmişlerdir.

Bu şehre hizmet etmek, vatandaşın sorunlarını çözmek için sadece Malatya'ya gelmekle olmaz.

Ankara'dayken de ulaşılabilir olmalı, Malatya ve vatandaşla hemhal olmalı, sorunlarına çözüm bulmalı. Kısacası telefonun öbür ucunda olmalı...

Siyasi nüfuzunu ve etkinliğini şehri ve hemşehrileri için kullanmayı bilmeli. Bunca danışman ve imkâna rağmen bunu yapamayan da bu işten emekli olmalı, ya da metropol şehirlerde aday olmalı!..

Fî Emânillah

Ebuzer AYDIN

"Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni"