19 Temmuz, 2026, Pazar
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Koltuğu Var, İtibarı Yok!

27 Ekim 2025, Pazartesi 14:11
Koltuğu Var, İtibarı Yok!

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 
bir dönem şehrin “ekonomi sesi”ydi. 
Şimdi hâlâ konuşuyor, 
ama artık kimse duymuyor. 

Çünkü bu şehirde bazen insan, 
makamı korur ama itibarı kaybeder. 

Geçtiğimiz günlerde 1. Organize Sanayi Bölgesi Derneği    
Başkanlık seçimi yapıldı. 
İki aday vardı. 
Mevcut başkan Akif Baştürk ve 
TSO Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu. 

Masada dört güç oturuyordu: 
Valilik, Büyükşehir Belediyesi, OSB Derneği ve TSO. 
Yani şehir yönetiminin dört ayağı. 
Ama o gün o masa, 
Atasadıkoğlu’na değil, 
başka mevcut lidere yaslandı. 

Sonuç 9’a 5. 
Rakam küçük, mesaj büyük. 
Sadece bir seçim kaybetmedi, 
bir şehrin güvenini    kaybetti. 

Ne Valilik arkasında durdu. 
Ne Sami Er destek verdi. 
Ne sanayici sahip çıktı. 
Kendi kurmayları bile, o “kalk” deyince kalkmadı. 

Oysa Oğuzhan Bey, “ekibimle geldim” demişti. 
Evet, geldi… 
Ama giderken yalnızdı. 
Toplantı bitince “çıkalım” dedi. 
Kurmaylarına baktı, 
hiçbiri yerinden kıpırdamadı. 
Yani sadece seçimi değil, 
saygısını da kaybetti. 

Aslında mesele bir sandık meselesi değil. 
Bu şehir artık 
hesap yapanı değil,  hesap veren adamı arıyor. 

Eğer sen Malatya’nın hakkını savunmaz, 
ekonomisine yön vermez, 
ama koltukta siyaset hesabı yaparsan, 
bir gün gelir, o koltuk seni taşımaktan yorulur. 

Bugün hâlâ TSO Başkanı. 
Ama Malatya’da artık kimse 
“başkan” demiyor. 
Çünkü makamı kaldı, 
itibarı gitti. 

Ne demişler? 
Ne ekersen onu biçersin. 
Kim ne eder kendine, eder kendi kendine. 
Oğuzhan Bey de etti. 
Ve şimdi o sandıktan çıkan sonuç, 
bir istatistik değil, 
bir ibret tablosu. 

9’a 5 biten seçim, 
bir kaybediş değil, 
bir teşhirdi. 
Vali güvenmedi, 
Belediye güvenmedi, 
Sanayici güvenmedi. 
Çünkü güven, unvanla değil, duruşla kazanılır. 

Bugün TSO’nun başında oturuyor olabilir. 
Ama artık o koltukta değil, 
o koltuk  onun üstünde oturuyor. 

KAYISIYI DA KAYBETTİK BEYLER! 

Malatya’yı Malatya yapan… 
Dünyada adını duyuran… 
Altınla yarışan, kokusuyla bile marka olan o kayısı… 
Artık tartışmalı. 

Yani bu memleket, 
kayısının bile tapusunu kaybetti. 

Geçtiğimiz günlerde Elazığlı bir milletvekili çıktı. 
Dedi ki: “Kayısı Baskil’indir!” 
Bitti. 
Cümle kısa, etki büyük. 
Bir anda Malatya’da depremden daha büyük bir sarsıntı yaşandı. 

Bizimkiler hemen kükredi tabii. 
Ama öyle olması gerektiği gibi değil. 
“Kayısı Malatya’nındır!” diyeceklerine, 
Elazığ milletvekillerine yüklendiler! 

Yani mesele memleket değil, 
mevzu polemik. 

Oysa kayısı bizimdi. 
Hem coğrafi işaretiyle, hem tarihiyle, hem vicdanıyla bizimdi. 
Ama anlaşılan o ki, 
bazılarına göre kayısı artık sadece mevsimlik bir vitrin. 

Bu mesele aslında Malatya milletvekilleri için hem iyi, hem kötü 
oldu. 
İyi, çünkü yıllardır ilk kez bir konuda aynı anda tweet attılar. 
Kötü, çünkü konu kayısıdan öteye geçemedi. 

Biri “kayısı bizimdir” dedi, 
öteki “hak ettiğimiz değeri görmüyoruz” dedi. 
Bir diğeri “ben zaten kayısı bahçesinde büyüdüm” diye ekledi. 

Hepsi birden Malatya’nın hakkını savundu. 
Yani en azından kayısı kadarını. 

Ama sormazlar mı? 
Malatya’nın tek sorunu kayısı mı? 
Deprem, sanayi, su, göç, işsizlik… 
Onlara sahip çıkamadın da, 
kayısıyı mı kurtaracaksın? 

Kayısıyı savunmak güzel, 
ama Malatya’nın kayısı kadar bile kıymeti yoksa 
orada bir yanlış var. 

Sen elindeki kayısıyı koruyamıyorsan, 
o kayısı da bir gün başkasının reçeline    dönüşür. 

Ne demişler? 
Yemeyenin malını yerler. 
Biz kayısıyı yemedik, 
sahip çıkmadık, 
şimdi Elazığ çıkmış, “benim” diyor. 

E haklı da. 
Çünkü sahip çıkan kazanır. 
Sessiz kalan kaybeder. 

Bir zamanlar “Kayısı diyarı” denirdi Malatya’ya. 
Şimdi “Kayısı tartışması.” 
Bir zamanlar marka kentti. 
Şimdi “markası kimde?” tartışması. 

Demek ki mesele kayısıda değil, 
kayısının arkasında duracak karakterde. 

Malatya milletvekilleri bu tartışmayı fırsata çevirdi. 
Tweet üstüne tweet attılar. 
Kayısı fotoğrafları paylaştılar. 
Hatta bazıları eline bir kayısı alıp, 
“Bu Malatya’nın onurudur!” dedi. 

Oysa asıl mesele kayısı değil, 
onuru kimin kaybettiği. 

Malatya bir zamanlar bu ülkenin bereketiydi. 
Şimdi bereketi bile başka iller sahipleniyor. 
Kayısı değil beyler, 
asıl Malatya gidiyor. 

Ve siz hâlâ “Baskil mi Malatya mı?” diye tartışıyorsunuz. 

Kayısıyı kaybettik, 
çünkü kimin malı olduğu değil, 
kimin sahip çıkmadığı önemliydi. 

Bu şehir artık şu hale geldi: 
Kayısı var, üretici yok. 
Toprak var, emek yok. 
Unvan var, vicdan yok. 

Kısacası, 
kayısı kaldı, Malatya gitti. 

KORDELASI YOK, KONUŞMASI ÇOK! 

Malatya’da son dönemin en moda kelimesi: “Yaptık.” 
İkinci sırada: “Ettik.” 
Ama iş “gösterin bakalım ne yaptınız?” denilince, 
fotoğraf    yok,    açılış    yok,    temel    yok. 
Yani icraat değil, ilüzyon! 

Malatya milletvekillerine bakıyorsun… 
Büyükşehir Belediye Başkanı’na bakıyorsun… 
Hepsi aynı nakaratı söylüyor: 
“Yaptık, ettik, kazandırdık.” 
İyi de kardeşim, nerede bu yapılanlar? 
Yani madem ettiniz, 
niye fotoğraf bile yok ortada? 

Malatya’da son üç yılda açılan tek temel, 
Murat Kurum’un TOKİ’si. 
O da Erdoğan’ın mihmandarlığında. 
Gerisi? 
Kordon yok, kordela yok, ama koroda herkes var! 

Bir tarafta selfie, 
öbür tarafta söylev. 
Ama ortada şehrin kaderiyle oynayan bir sessizlik. 

Bir zamanlar Malatya’da her hafta bir açılış olurdu. 
Şimdi aylar geçiyor, makas bile pas tutmuş! 
Kurdele kesmek bile lüks olmuş. 
Ama sosyal medyada hâlâ aynı pozlar: 
“Bugün de çok verimli bir toplantı yaptık.” 
Yani masa var, kahve var, not defteri var… 
Ama icraat yok! 

Sahi, siz neyi yapıyorsunuz, neyi ediyorsunuz? 
Vatandaşın görmediği icraata “hizmet” denir mi? 
Yaptım diyorsan, göster! 
Gösteremiyorsan, konuşma! 
Çünkü bu şehir lafla değil, lafın bittiği yerle yönetiliyor. 

Artık Malatya’nın tabelası duruyor, 
ama ruhu göç etmiş. 
Her yer “proje sözü” dolu, 
ama “proje izi” yok. 

Kendini kahraman sananlar, 
aslında figüran. 
Siyaset sahnesinde herkes rolünü oynuyor, 
ama senaryo hep aynı: 
“Yaptık, ettik, bitirdik.” 

Bitirdiniz evet… 
Ama hizmeti, umudu ve Malatya’yı! 

Kordela kesmeyenler, 
şimdi kelime kesiyor. 
Temel atmayanlar, 
laf üstüne laf atıyor. 

Malatya’yı yönettiklerini sananlar, 
aslında Malatya’yı unutulmuş bir açılış gibi bekletiyor. 

Halk artık tören değil, temel görmek istiyor. 
Makası değil, emeği. 
Fotoğrafı değil, sonucu. 

Ama siz hâlâ poz veriyorsunuz. 
Pozitif görünüyorsunuz belki… 
Ama şehir negatife düşmüş durumda. 

TOKİ YAPTI, ADIYAMAN KAZANDI; MALATYA YAPTI,    
YABANCILAR KAZANDI! 

Depremden sonra iki şehir kaldı: 
Biri Adıyaman, biri Malatya. 
İkisi de aynı enkazdan çıktı. 
Biri ayağa kalktı, öteki hâlâ enkazda kaldı. 
Biri kazandı, biri kayboldu. 

Adıyaman’da bir adam çıktı: Mehmet Torunoğlu
Bir cümle kurdu, bir şehir ayağa kalktı. 

“TOKİ’den iş alan müteahhitler alışverişini yerel esnaftan    
yapacak. 
Yoksa o müteahhidi bu şehre sokmam!”
dedi. 
Cümle kısa, tesiri büyük. 
Bir şehir bu söze sarıldı, 
bir şehir bu sözle dirildi. 

Tuğlası oradan, demiri oradan, kablosu oradan. 
Esnaf kazandı, şehir nefes aldı. 
Yani devlet yaptı, Adıyaman yaşadı. 
Devlet yaptı, esnaf kazandı. 
Devlet yaptı, millet onurlandı. 

Şimdi dönelim Malatya’ya… 
Burada da TOKİ var, hem de 105    bin    konut! 
Ama garip değil mi? 
Konutlar Malatya’da yapılıyor, 
para Malatya dışında harcanıyor. 
Şehir inşa ediliyor, 
ama şehirli iflas ediyor. 
Ev yükseliyor, ekonomi çöküyor. 

Normalde bu tabloyu kim düzeltecekti? 
TSO Başkanı. 
Yani ticaretin kaptanı, üretimin sesi. 
Ama kaptan pusulayı kaybetmiş. 
Sesi yok, sözü yok, vizyonu yok. 
Bir cümle kurması gerekiyordu, kuramadı. 
Bir masa kurması gerekiyordu, kuramadı. 
Bir duruş göstermesi gerekiyordu, duramadı. 

Adıyaman kazandı, çünkü akıl kazandı. 
Malatya kaybetti, çünkü suskunluk kazandı. 
Orada mücadele vardı, burada müsaade. 
Orada vizyon vardı, burada “ben demiştim” sendromu. 
Orada bir söz şehir kurdu, 
burada bin söz bir şehri yıktı. 

105 bin konut… 
Her biri bir umut. 
Her biri bir kazanç kapısı. 
Ama Malatya’nın kapısında kilit var. 
Yabancılar girmiş içeri, 
Malatyalı dışarıda kalmış. 
Devlet yapmış, ama şehir kazanmamış. 
Yani Malatya, 
inşa edilmiş bir mağduriyet    olmuş. 

Adıyaman bir cümleyle dirildi, 
Malatya bin konuşmayla çöktü. 
Adıyaman’da esnaf kazandı, 
Malatya’da müteahhit kazandı. 
Adıyaman’da birlik vardı, 
Malatya’da birbirini yiyenler vardı. 

105 milyar liralık ekonomi döndü. 
Ama Malatya’ya düşen ne oldu? 
Toz, trafik, tantana. 
Beton dışarıdan, demir dışarıdan, 
cam dışarıdan, işçi dışarıdan. 
Yani Malatya yeniden yapıldı, 
ama Malatyalı yeniden kurulamadı. 

Bir şehir düşünün… 
Altın fırsat eline verilmiş. 
Ama o şehir, fırsatı da, emeği de, kazancı da 
başkalarına bağışlamış. 
Malatya işte o şehir. 
Malatya işte o hatıra. 
Malatya işte o kayıp masraf kalemi. 

Hasan Kalyoncu bir söz söyledi, tarih yazdı. 
Bizimkiler bin söz söyledi, başlık bile çıkmadı. 
Adıyaman kazandı, çünkü aklını kullandı. 

Malatya kaybetti, çünkü ağzını kullandı. 
Ve sonuç: 
Adıyaman dirildi, Malatya dinlendi. 

Bir gün biri soracak: 
“Depremden sonra şehir nasıl ayağa kalktı?” 
Adıyamanlı gururla diyecek: 
‘Biz esnafla el ele verdik.’ 
Malatyalı ise mahcup bir tebessümle mırıldanacak: 
‘Biz işi dışarıya verdik.’ 

SPOR SAHASI DEĞİL, ŞEHRİN AYNASI BİTTİ! 

Yeni Malatyaspor… 
Bir zamanlar kıvılcım gibi parlayan bir umut, 
Şimdi gölgesine bile sahip çıkılamayan bir sembol. 

İstatistikler acımasız: 
Oynanan 10 maç, 0 galibiyet. 
Gol ortalaması: Yediğimiz 4, attığımız 0.7.   
Şehir 105 bin konutla kalkınıyor deniliyor, 
ama futbolda – şehrin sesi futbolda – 
notu “0” almış. 

Spor dedik şehre, 
Ama bu takım sahayı değil, umudu terk etmiş. 
Stadyumu var, taraftarı var, renkleri var… 
Ama özgüveni yok. 
Temel atılmamış, kordela kesilmemiş, 
ama “voleyi yaptık, kağıdı aldık” deniliyor. 

Siz şu tabloya bakın: 
Rakip sayıyor gollerimizi, 
biz “sadece sahadayız” diyoruz. 
Rakip yükseliyor, 
biz “şu an süreçteyiz” diye oyalanıyoruz. 
Bir şehrin gururu top yerine yuvarlanıyor, 
ve şehir izliyor. 
Tribün değil, sınav koltuğu olmuş. 

Şehrin milletvekilleri, yöneticileri, belediyesi… 
Herkes “biz yaptık” diyor. 
İyi de… 
Ne yaptınız? Ne ettiniz? 
Takım ligin dibinde, şehir sahipsiz. 
Bu mudur şan, bu mudur şehre hizmet? 

Futbol bir refleks olmalıydı şehir için. 
Ama biz refleksi öldürdük: 
“Yenildik.” 
“Gol yedik.” 
“Galibiyet yok.” 
Ve en kötüsü: 
“Ama biz çok çalışıyoruz.” diye sahada değil, basında turluyoruz. 

Spor sahası bir aynadır. 
Takım ne haldedir, şehir de o haldedir. 
Şayet aynada sadece boş tribün ve hüzün görünüyorsa: 
O şehirde bir şey eksiktir. 
Ve eksik olan şey, sadece skor değil, 
sahip çıkma ruhudur. 

Bugün Yeni Malatyaspor’un maç sonuçları bir haber değil, 
bir teşhirdir. 
Fikstürde yok, tabela değil; 
Bu şehirde kimliğin    kırıldığı    sayıdır. 

Ve siz hâlâ “yaptık, ettik” diyorsunuz. 
Kardeşim… 
Spor sadece kazanç makinesi değil, 
şehirle birlikte “biz” olma makinesidir. 
Şehrin tek çıkar yolu buyken, 
bu da değerlendirilememişse… 
Bu şehir artık spor değil, suskunlukla tanınır. 

Kalem Hakkı: Deneme Tahtası Şehir 

Malatya, son yıllarda siyaset laboratuvarına döndü. Her seçimde 
yeni bir formül, her dönemde yeni bir deney. 
Sami Er, teknik adamdı… Ama siyasetin tekniği başka. 
TOKİ’den geldi, tutkalı tutmadı. 
Şimdi herkes aynı şeyi söylüyor: “Selahattin Gürkan’a yeniden 
fırsat verilmeliydi.” 
Milletvekilleri mi? Gölgesi var, sesi yok. 
Malatya artık bir şehir değil, siyasetçilerin deneme tahtası. 
Çakıyorlar, kırılıyor. 
Ama kırılan siyaset değil, şehir. 

LAF EBESİ: “Demedi Deme Alican!” 

Günpınar Şelalesi’ne artık biletle giriliyor. 
Giriş: 30    TL. 
Ama içeride ne hizmet var, ne tebessüm. 
Sadece turnike, tabela, bir de sessizlik. 

Bir kişiye maaş bağlayalım diye, 
bin kişinin keyfini kesmişler. 

Doğa bedava, ama nefes almak paralı. 
Hizmet istihdam olmuş, istihdam istismar. 

Demedi deme Alican… 
Şelaleden düşen su değil, 
belediyenin    itibarı. 

FİSKOS MASASI: 

Malatya’da bu hafta kulisler kaynıyor… Herkes bir şey söylüyor 
ama kimse açık konuşmuyor!

– “Sami Er Beni Arkadan Hançerledi!” 
Malatya 1. OSB Derneği Başkanlığı için destek bulamayan TSO 
Başkanı Oğuzhan Atasadıkoğlu’nun yakın çevresine “Sami Er beni 
arkamdan hançerledi” dediği konuşuluyor. Kulislerde buz gibi 
hava var.

– Yılmaz Durmuş Görevden Alındı! 
MADEF Başkanı Yılmaz Durmuş’un belediyedeki görevinden istifa 
ettirildiği iddia ediliyor. “Kendi gitti” diyen de var, “gönderildi” 
diyen de… STK kulisleri karışık!

– Sami Er Geziyor Ama… Neden? 
Sosyal medyada yüksek bütçeli videolarla boy gösteren 
Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er için vatandaşın yorumu 
netmiş: “Geziyor ama niye geziyor?” Şehirde merak değil, 
yorgunluk artıyor.

– MOTAŞ’ta Değişim Kapıda! 
Malatya Otobüs İşletmesi MOTAŞ’ın genel müdürünün değişeceği 
konuşuluyor. “Koltuğa kim oturacak?” sorusu şimdiden kulislerin 
en çok merak edilen başlığı olmuş.

– Muhtar Krizi Bitmiyor! 
Sami Er’in bir muhtarla yaşadığı gerginliğin yankıları hâlâ 
sürüyor. Muhtar cephesi geri adım atmıyor, kulislerde “dosya 
Ankara yolunda” fısıltısı dolaşıyor. 

Fiskos Masası yine fısıldadı… 
Çünkü Malatya’da bazen en çok konuşulanlar, tutanaklara değil, 
kulaklara yazılır.

 

Selam ve dua ile 
Fiemanillah 

Yorumlar

  • yorum avatar
    Güngör
    29-10-2025 08:59

    Sözde bir internet sitesi (çiğköfteci olarak anılıyor) Sami erin yediğini içtiğini neredeyse haber yapıp bu şehre algı operasyonu yapıyor.Biz ,şehri manipüle edip bu şehre zerre katkısı olmayan bu haber sitesinin geçmişini biliriz. Yıllarca belediyelerin,( Erzurum merkezde )çiftçilere proje karşılığında boru verebilmeleri için bölge belediyelerine destek veren ve maliyetini üstlenen DAP başkanlığının adını anmayıp sanki bu işi belediye yapıyormuş havası veriliyor. Yıllarca üç beş kuruş çıkar için Malatya halkına eksik, yanlış ve yandaş haber yapan bu kafalar bir gün bitecek. Belediyenin 10 Bin km yol sorumluluğu var.Her ilçede birikmiş nice işler var!250 km boru dağıtımını Malatya tarımı kurtuldu edasıyla haber yapan kafalar !!!Koca koca törenler düzenleniyor bir sürü yalan içerikli konuşmalar,masraflar!!!Neymiş boru verilmiş,adam tarımı önemsiyormuş? Yazıklar olsun

  • yorum avatar
    Arapgirli
    28-10-2025 09:09

    Malatya da Sami Er halkın bu süreçte hayatı kolaylaştırıcı hangi hizmeti yaptı?Belediyeler bu süreçte nasıl bir sınav verdi?Ortada projeleri yok uyuyorlar...

  • yorum avatar
    Battal
    28-10-2025 08:05

    Sadıkoğlu döneminde Malatya sanayisi yüzde yirmi geriledi..Hala o koltukta oturuyor..işgal ediyor..

  • yorum avatar
    Akcadagli
    28-10-2025 01:33

    Osb seçiminde 48 kişinin üye olduğu dernekle 10600 kişinin üye olduğu dernegi aynı kefeye koyuyorlar. Turkiyede tso nun olmadığı tek il malatyadir.nicin biliyormusunuz osb yönetimi atını daha iyi kostursun diye.

  • yorum avatar
    Korhan
    27-10-2025 22:21

    Merak etmeyin seçime 1 yıl kala herşeye iyileştirme yaparlar bizlerde yeniden seçeriz. Sonra kaldıkları yerden devam ederler. Bu hep böyle oldu.

  • yorum avatar
    Sahip
    27-10-2025 16:09

    Adıyaman CHP de sanırım çabuk toparlanmasının sebebi bu olabilir. Haydi Veli Ağbaba seni bekliyoruz.

  • yorum avatar
    ELİF
    27-10-2025 15:44

    Kulisler kaynıyor ama kimse açık konuşmuyor. Bu şehirde dedikodu, icraattan hızlı.

  • yorum avatar
    Osman
    27-10-2025 15:43

    Oğuzhan başkan HİZMETLERİNE vekil oldukdan sonra da devam edecek.

  • yorum avatar
    Nilüfer
    27-10-2025 15:42

    Günpınar Şelalesi’ne bilet mi? Doğa zaten bizim hakkımız. Nefes bile paralı artık

  • yorum avatar
    HATİCE
    27-10-2025 15:42

    Futbol takımına sahip çıkamayan şehir, ekonomisine nasıl sahip çıksın?

  • yorum avatar
    Zeynep Özyılmaz
    27-10-2025 15:41

    Adıyaman dirildi, Malatya bekliyor. Çünkü bizde söz var, iş yok

  • yorum avatar
    Necati
    27-10-2025 15:41

    105 bin konut dediler, bizim cebimize bir kuruş girmedi. Kendi memleketinde garip olmak bu işte

  • yorum avatar
    Halit
    27-10-2025 15:40

    Adıyaman’da esnaf kazandı, bizde yabancı firma. Bizim oda başkanı iki laf etmedi

  • yorum avatar
    Selma Kocaoğlu
    27-10-2025 15:39

    Her gün yeni bir paylaşım, ama şehir aynı şehir. Laf çok, icraat sıfır

  • yorum avatar
    Kadriye
    27-10-2025 15:39

    Kayısıyı koruyamadılar, şimdi laf yarışına girdiler. Kayısı bizimdi, ama biz sahip çıkmadık

  • yorum avatar
    Abdullah
    27-10-2025 15:39

    Koltukta oturmak kolay, güven kazanmak zor

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.