07 Eylül, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

MTSO Seçimlerinin Mavi Okyanusu

07 Eylül 2026, Pazartesi 11:46
MTSO Seçimlerinin Mavi Okyanusu

2022.
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu:
23 komite.
Akif Baştürk:
7.
23–7.
Skor tabelada net.
Sandığın içinde birkaç ince yer var.
2. Komite:
66–65.
Bir oy.
16. Komite:
56–54.
İki oy.
14. Komite:
52–48.
Dört oy.
Ama öbür tarafta kaleler de sağlam.
7. Komitede fark:
107.
24’te 62.
1’de 53.
9’da 47.
13’te 42.
3’te 39.
8’de 36.
10’da 32.
12’de 31.
15’te 30.
Yani harita belli:
Bazı kapılar ince.
Bazı duvarlar kalın.

Şimdi karşısında Mahmut Boyraz var.
Tam burada W. Chan Kim ile Renée Mauborgne’un meşhur kitabı geliyor aklıma:
Mavi Okyanus Stratejisi.
Kitabın söylediği basit:
Rakibin denizine girersen…
onun oyununa razı olursun.
Rakibin sahasında koşar, ezberine göre yarışır, kurduğu düzende üstün gelmeye çalışırsın.
Boyraz’ın bugünkü açığı burada.
Sadıkoğlu’na rakip oldu.
Ama başka bir oyun kurmadı.
Eski sahada dolaşıyor.
Kurulu düzeni zorluyor.
Bilinen usulle kazanmayı deniyor.
İşin ironisi şu:
Rakibinin oyununu benimsersen, farkında olmadan ona “usta” dersin.
Kendine de?
Çırak.
Piyasada “aynı kumaş” diyenlerin kastı biraz bu.
Ben daha açık söyleyeyim:
Mahmut Boyraz bugün Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun karşısında yeni bir model kurmuş rakip gibi durmuyor.
Ustasının tezgâhında onu geçmeye çalışan çırak gibi duruyor.
Çırak ustayı geçer mi?
Geçer.
Ama ustanın el hareketlerini taklit ederek değil.
Kendi maharetini göstererek.
Oğuzhan’ın yapacağı belli:
Zayıf kapıları tahkim edecek.
Kaleleri koruyacak.

Boyraz’ın yapacağı da belli:
Oğuzhan’ın denizinde kulaç atmayı bırakacak.
Kendine Mavi Okyanus açacak.

SEKİZ YILIN HESABI, YENİ DÖNEMİN İDDİASI

Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’na sordum:
“Sekiz yıldır başkansınız. Ne yaptınız?”
Önüme uzun bir liste koydu.
Ben işe yarayanları ayırdım.
6 Şubat.
Yaklaşık 60 yardım TIR’ı.
Üyelerin durumu çıkarılmış.
Şehrin talepleri Ankara’ya taşınmış.
Bence kıymetli olan TIR sayısı değil.
Malatya’nın derdini devlet dosyasına sokabilmek.
Mücbir sebep daha önemli.
İlk konuşulan süre altı ay.
Şehir ayağa kalkmadan vergi takvimi kapıya dayanmıştı.
MTSO bastırdı.
Yaklaşık 250 STK, oda ve meslek kuruluşu aynı çizgide buluştu.
Süre iki yıla kadar uzadı.
Sekiz yıllık haneye kalın harfle bir şey yazacaksam…
mücbir sebep.
Çünkü bazı hizmetlerin kurdelesi kesilir.
Bazıları kasaya nefes verir.
Üye sayısı yaklaşık 6 bin 500’den 13 bine çıktı.
317 eğitim, panel ve çalıştay.
16 bin katılımcı.
2 bin 500 kişiye mesleki eğitim.
İhracat Destek Ofisi.
Dijital hizmetler.
Akreditasyon.
Sadıkoğlu’nun cümlesi:
“Belge odacılığından bilgi odacılığına geçtik.”
Güzel.
Ama üçüncü dönem, geçmişin hatıra defteriyle kazanılmaz.
Yeni dönem dosyası da kalabalık.
Model Fabrika.
Savunma sanayii.
Lojistik merkez.
Yapay zekâ ve dijital dönüşüm.
Kayısı platformu.
İkinci kuşak sanayici.
Model Fabrika: tabeladan fazlası, verimlilik.
Savunma sanayii: buluşmadan ötesi, tedarik zinciri.

Lojistik merkez: dosyadan çıkıp maliyeti düşürmeli.
Yapay zekâ merkezinde hesap net.
Firma seç.
Takip et.
Ciro arttı mı?
İhracat büyüdü mü?
Maliyet düştü mü?
Cevap yoksa merkezin adı uzun olmuş…
hepsi bu.
Kayısı platformunun ölçüsü: karar.
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun sekiz yıllık dosyası boş değil.
Ama üçüncü dönem için geçmiş yetmez.
İddia yenilenmeli.
Çünkü sekiz yıl, ne yaptığınızı anlatır.
Yeni dönem ise ne yapacağınızı.

FAHRİ HEMŞEHRİ NEREDE?

Mehmet Nuri Ersoy…
Kültür ve Turizm Bakanı.
Bir de Malatya’nın fahri hemşehrisi.
6 Şubat’tan sonra sık sık buradaydı.
Şantiyede.
Esnafın yanında.
Konteyner kentte.
Malatya Bakan’ı görüyordu.
13 Temmuz 2023’te Büyükşehir Meclisi de fahri hemşehrilik verdi.
Sonra Selahattin Gürkan gitti.
Sami Er geldi.
Ersoy’un Malatya takvimi de seyrekleşti.
Bir zamanlar haftalarla ölçülen ziyaretler…
artık aylarla sayılıyor.
Niye?
Kulislerde Şehir Kütüphanesi konuşuluyor.
6 bin 400 metrekare.
815 kişilik.
Yaklaşık 285 milyon lira.
Söylenen şu:
Bu imkân yeni yerleşim alanlarına dağıtılabilirdi.
Büyükşehir tek ve büyük bir merkez kütüphanesini seçti.
Üstelik belediye binasının altında.
“Beş kütüphane çıkardı” diyen var.
Daha fazlasını söyleyen de.
Ersoy’un bu tercihten rahatsız olduğu konuşuluyor.
Belgesi elimde yok.
Kulis diye yazıyorum.
Şehircilik tarafına bakınca tablo zaten ortada.
Deprem Malatya’yı yaydı.
İkizce’ye.
Gelinciktepe’ye.
Çamurlu’ya.
Bahçebaşı’na.
Vatandaş dışarı taşındı.
Kütüphane merkezde kaldı.
Yeni konutu çevreye kurup hizmeti merkeze bağlarsanız…
yeni şehir kurmazsınız.
Eski şehrin yolunu uzatırsınız.
Kulis doğruysa ayrıca konuşuruz.
Yanlışsa atarız kenara.
Fakat takvim değişmiyor:
Gürkan döneminde sık gelen fahri hemşehri, Sami Er döneminde seyrekleşti.
Ersoy artık eskisi kadar uğramıyorsa…
fahri hemşehriden önce ev sahibine bakmak lazım.


 

GEZİYORLAR…

Malatya siyasetinde yeni hizmet modeli:
Gezmek.
Yol?
Takipte.
Köprü?
Programda.
Doğalgaz?
Görüşülüyor.
Yatırım?
Çalışılıyor.
Peki hizmet?
Geziyorlar.
Bülent Tüfenkci mahallede.
Bayram Taşkın yanında.
Abdurrahman Babacan başka sokakta.
İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak hane hane.
Mehmet Fendoğlu köyde.
Gitsinler.
Vatandaşın elini sıksınlar.
Çayını içsinler.
Derdini dinlesinler.
Buna sözümüz yok.
Benim takıldığım şu:
Ziyaret, hizmet diye pazarlanıyor.
Heyet geliyor.
Makam aracı geliyor.
Teşkilat geliyor.
Fotoğraf çekiliyor.
Sonra:
“Vatandaşımızla buluştuk.”
İyi.
Peki yol?
Altyapı?
Doğalgaz?
İş?
Yatırım?
Eskiden siyasetçi yaptığı köprüyle övünürdü.
Açtırdığı fabrikayla.
Getirdiği ödenekle.
Bugün:
“Beş mahalle gezdik.”
Yarın altı.
Öbür gün sekiz.
Bu hızla seçime kadar gezilmedik sokak kalmaz.
Keşke…
yapılmadık iş de kalmasa.
Vatandaşı dinledin.
Notunu aldın.
Fotoğrafını çektirdin.
Şimdi sonucu göster.
Yoksa…
gezmenin adı hizmet olmaz.
Turizm olur.

YIKILDIK AMA VERGİDE DİMDİK

Malatya deprem bölgesi.
Esnaf toparlanmaya çalışıyor.
Sanayici finansman arıyor.
Rezerv alanlar bitmemiş.
Vergiye gelince…
Maşallah.
Dimdik ayaktayız.
2021’de gelir vergisi matrahı:
453 milyon 967 bin lira.
2025’te:
6 milyar 284 milyon.
Yaklaşık 13,8 kat.
Tahakkuk eden gelir vergisi de 109 milyondan 1 milyar 685 milyona çıkmış.
Deprem bizi yıkmış…
Vergi tablosunu yıkamamış.
Kurumlar vergisinde de manzara güzel.
2021’de 43’üncü sıradayız.
2025’te 30’uncu.
Tahakkuk:
184 milyondan 2 milyar 575 milyona.
Artış yaklaşık 13,9 kat.
Türkiye ortalaması:
6,5 kat.
Yani memleket enkazdayken…
vergi sıralamasında koşmuşuz.
Rakama bakarsanız Malatya şahlanıyor.
Sokağa çıkarsanız esnaf nefes arıyor.
Konteyner hâlâ hayatın içinde.
Sanayici kredi peşinde.
Kayısıyı don vurmuş.
Ama vergi cetveline bakınca…
Sanki deprem Malatya’ya uğramamış, sadece muhasebeciye uğramış.
Çünkü tahakkuk başka.
Tahsilat başka.
Ödeme gücü bambaşka.
Rakam büyüyor.
Cep aynı hızla büyümüyor.
O hâlde üç soru kalıyor:
Bu artışın ne kadarı enflasyon?
Ne kadarı gerçek kazanç?
Ne kadarı kâğıt üzerinde zenginleşen Malatya?
Çünkü vergi cetveline bakıp:
“Şehir toparlandı.”
derseniz…
çarşıya çıkınca başka hesapla karşılaşırsınız.
Kâğıtta zenginleşmişiz.
Kasada haberimiz yok.

Malatya’nın ihtiyacı vergi başarı hikâyesi yazmak değil.
İşletmeyi ayakta tutmak.
Esnafı dükkâna döndürmek.
Sanayiciyi finanse etmek.
Üretimi güçlendirmek.
Devlet alacağını zaten bulur.
Malatyalının merakı başka:
Devlet vergiyi buluyor da, Malatyalı kazancı bulabiliyor mu?

KALEM HAKKI: ŞEFFAFLIKTA GÖRÜNMEYENLER

Malatya Turgut Özal Üniversitesi’ne üç rakam sorduk:
Tespit kaç lira?
Malzeme kaç lira?
Tamir kaç lira?
Cevap?
“Limitin altında.”
“Farklı firmalar.”
“Her şey şeffaf.”
İyi güzel de…
Şeffaflık varsa rakam niye saklanıyor?
Üstelik cevap bize gelmedi.
Sosyal medyadan öğrendik.
Şeffaflık varmış…
Rakam hariç.


LAF EBESİ: 1302 BARDAKLIK HİZMET

30 Ağustos.
Büyükşehir Belediyesi 1302 çocuğa limonata ikram etmiş.
Sonra afiş yapmış.
1302’yi kocaman yazmış.
İnsan görünce sanıyor ki…
1302 konut teslim edildi.
Meğer:
1302 bardak limonata.
İkram güzel.
Ama afişe bakınca insanın aklı karışıyor.
Limonata dağıtılmış…
İcraat diye duyurulmuş.

FIKRA GİBİ MEMLEKET: HAZIRIZ!

Adam düğüne geç kalmış.
Sormuşlar:
“Niye gelmedin?”
“Hazırlanıyordum.”
“İyi de düğün bitti.”
Adam sevinmiş:
“Tam zamanında hazır olmuşum.”
Malatya’da lig başladı.
Stadyum tamire hazırlanıyor.
Takım sahaya çıkamıyor.
Ama olsun…
Biz hazırız.
Sadece maç biraz erken başlamış.

FİSKOS MASASI:

Malatya’da bu hafta kaybolan malzemeler aranıyor, MTSO’da listeler sayılıyor, Şire Pazarı’nda günler hesaplanıyor, Kernek’te ise gözler gökyüzüne çevriliyor. Büyükşehir “her noktadayız” diyor; mahalleler de konum göndermeye hazırlanıyormuş. Anlaşılan şehirde gündem yine bol, fiskos daha bol!

AFAD’DA HURDA GİTMİŞ, KLİMA GİTMİŞ, KONTEYNER GİTMİŞ!

AFAD Malatya İl Müdürlüğü’ndeki usulsüzlük iddiaları bu hafta yeniden gündemin üst sıralarına çıkmış. Konteynerden klimaya, hurda malzemeden güneş enerjisi kazanlarına kadar uzanan kayıp demirbaş iddiaları yargıya taşınmış durumda. İki personelin daha önce tutuklandığı dosyada gözler şimdi soruşturmanın nereye uzanacağına çevrilmiş. Malatya’daki fiskos ise oldukça acı: “Depremde evimizi aradık, şimdi devlet malını arıyoruz!”

MTSO’DA SEÇİM TARİHİ YOK, LİSTELER HER GÜN YENİ!

Mahmut Boyraz’ın “Her gün değişen listeler, masa başı oyunları ve makam gücü üzerinden hamleler var” sözleri iş dünyasında epey konuşulmuş. Oğuzhan Ata Sadıkoğlu cephesi de sahayı boş bırakmıyor. Komitelerde kim kimin yanında, hangi isim hangi listede, kimin fikri gece değişip sabah başka çıkıyor; hesap çok. Sanayicinin fiskosu hazır: “Sandık kurulmadı ama herkes birbirinin oyunu çoktan saymış!”

ŞİRE PAZARI’NDA TAKVİM PAZARLIĞI!

Şire Pazarı esnafı taşınma sürecinde 30 Ekim’e kadar süre istiyormuş. Büyükşehir cephesi ise dükkân konusunda formül üretildiğini, hatta bir noktada mutabakat sağlanıp sonradan işin yeniden karıştığını söylüyor. Esnaf dükkânı, belediye takvimi, şehir ise bu işin ne zaman nihayete ereceğini bekliyor. Çarşıdaki fiskos işi güzel özetliyor: “Dükkân bulundu, tarih bulundu; anlaşma bir türlü bulunamadı!”

TELEFERİĞİN İLK DURAĞI: FİNANSMAN!

Yeni Kernek Projesi’nde park büyüyor, çevre düzenleniyor, teleferik de konuşuluyor. Ancak teleferiğin küçük bir şartı varmış: Finansman bulunacak. Şehirde proje kadar o cümle de dikkat çekmiş. Malatyalı artık büyük projelerde önce görsele, sonra dipnota bakmayı öğrenmiş. Kernek’teki fiskos şöyle: “Biz Çamlık’a çıkacağız da teleferik önce parayı bulup gelecek!”

“HER NOKTADAYIZ” DEDİ, MAHALLELER KONUM ATIYOR!

Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, altyapı çalışmalarını anlatırken “Malatya’nın her yerinde, her noktasındayız” demiş. Cümle güzel ama şehirde yolu, asfaltı, altyapıyı bekleyen mahalle sayısı da az sayılmaz. Hele yağmur yağınca sosyal medyada yeni adresler hemen ortaya çıkıyor. Vatandaşın fiskosu gecikmemiş: “Başkanım madem her noktadasınız, bizim sokağa da konum atalım mı?”

YAKINCA’DA BİTTİ, DİĞER MAHALLELER SIRAYA GİRDİ!

Yakınca’daki rezerv alanda içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, asfalt ve kavşak çalışmalarının tamamlandığı açıklanmış. Güzel haber. Fakat Malatya’da bir mahallede “altyapı tamam” denilince öteki mahallelerin kulağı da hemen kabarıyor. Çünkü şehir uzun zamandır aynı cümleyi kendi sokağı için duymayı bekliyor. Fiskos kısa: “Yakınca’nın işi bittiğine göre bizim sıra kaç numarada?”

YENİ CAMİ’NİN IŞIKLARI YANDI, ÇARŞININ GÖZÜ AÇILDI!

Depremden sonra yeniden yapılan Yeni Cami’nin ışıkları üç buçuk yıl sonra yeniden yanmış. Şehrin hafızasında ayrı yeri olan caminin ayağa kalkması elbette sevindirmiş. Ancak ışıkları gören esnafın gözü bu kez çevrede devam eden işlere kaymış. Çarşıdaki temenni fiskosa dönüşmüş: “Caminin ışığı yandı çok şükür; darısı çarşının tamamının başına!”

Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor…

Çünkü Malatya’da bu hafta kimi kayıp malzemeyi, kimi listeyi, kimi dükkânını, kimi finansmanı arıyor. Birileri de “her noktadayız” diyor. Malatyalının tek dileği var: Aranan ne varsa bulunsun da şehir artık aradığını değil, bulduğunu konuşsun.

Selam ve dua ile
Fiemanillah.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.