22 Temmuz, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Acıyı Bile Hikaye Süsü Yaptık

22 Temmuz 2026, Çarşamba 20:14
Acıyı Bile Hikaye Süsü Yaptık

İşim gereği günün bir bölümünü sosyal medyada geçiriyorum. Kim nerede, ne yapmış, kentimizde hangi çalışmalar var, kim neye ses veriyor derken akışın içinde adeta bir şehir turuna çıkıyorum. Malum, yaz mevsiminin tam ortasındayız. Ekranlar cıvıl cıvıl; deniz, kum, güneş, yaylalar, şelaleler, piknik sofraları, içilen keyif kahveleri ve yapılan alışverişler peş peşe diziliyor. Buraya kadar her şey insana "ne güzel, hayat devam ediyor" dedirtiyor, içiniz açılıyor.

Fakat sabah saatlerinde sosyal medyada dolaşırken peş peşe izlediğim hikayeler silsilesinde öyle bir noktaya geldim ki, parmağım ekranda donakaldı.

Hikaye akışı şöyle ilerliyor: Sabah harika bir tatil beldesinde, şezlongda çekilmiş bir fotoğraf… Bir sonraki görselde mükellef bir sofra, ardından keyif kahveleri, alışveriş torbaları… Ve hemen ardındaki hikaye: Gazze’de açlıktan ölen, bomba altında can veren bir çocuğun yürek dağlayan görüntüsü ve altında "Gazze’de insanlık ölüyor" notu.

Siz ne dersiniz, nasıl yorumlarsınız bilmiyorum ama ben bu tabloyu gördüğümde derin bir samimiyetsizlik hissettim.

Amacım kesinlikle kimsenin yaşam tarzını yargılamak, kimseye "Tatil yapmayın, gülmeyin, yemek yemeyin" demek değil. İnsanız; gezeceğiz, dinleneceğiz, hayatın getirdiği güzellikleri yaşayacağız. Ancak yediğini, içtiğini, gezdiğini, gösterişli yaşamını dakika dakika sergileyip, hemen bir tık sonrasına "Gazze’de çocuklar aç" görseli koymak ne kadar samimi?

Bu, uzaktan bakıldığında sadece "tuhaf" durmuyor; aynı zamanda vicdanı birkaç saniyelik bir paylaşımla rahatlatma kolaycılığına kaçmak gibi görünüyor. Lüksünü ve keyfini sergilemekten vazgeçmeyip, araya serpilen bir Gazze paylaşımıyla "Ben üzerime düşeni yaptım, duyarlıyım" mesajı vermek, oradaki acının ağırlığıyla alay etmek değil midir?

Bizler sosyal medyada gençlerimize, çocuklarımıza örnek oluyoruz. Onlara duyarlılığı, merhameti ve saf adalet duygusunu öğretmekle mükellefiz. Ancak ekranlarda sunduğumuz bu derin tezat; duyarlılığın bile bir "içerik", acının bile bir "hikaye süsü" haline geldiğini gösteriyor.

Sevgiyle Kalın. 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.