Bir Zamanlar Malatya İmam Hatip Lisesi Hocaları
04 Eylül 2026, Cuma 10:38
HOŞ BİR SEDA
MÜDÜR:
YUSUF KIZILBOĞA
Zor Yıllar,
Çatık kaş, elinde sopa...
Hükümet eden zihniyet..
Sağ sol kavgaları..
Herşey kuyrukları...
Dirençli Nesiller
1970’lerin Türkiyesi...
İmam-Hatip Okulu yedi yıllık bir maraton: Dört yıl orta, üç yıl lise.
Sadece dersleri geçmek yetmez; diplomayı alabilmek için bir de "olgunluk/bakalorya" sınavlarının cenderesinden geçilir.
Dahası, dönemin vesayetçi bürokratik anlayışı gereği İmam-Hatip mezunlarının yükseköğrenim hakkı kısıtlanmak
istenir. Üniversiteye gidebilmek için düz liselerden "fark dersleri" verme şartı koşulur.
Amaç nettir:
Bu gençler üniversite kapısından içeri girmesin.
Fakat hesap edilmeyen bir şey vardı; zorluklar insanı ezmez, bilakis biler.
O barikatları tırnaklarıyla kazıyarak aşan muazzam bir nesil yetişti.
Bu çelikleşmiş iradenin ve vesayeti aşan neslin en sembolik şahsiyeti ise hiç şüphesiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan oldu.
Şehrin Amiral Gemisi...
İşte o çetin yıllarda Malatya İmam-Hatip Lisesi, sadece bir eğitim kurumu değil; Malatya’nın fikri, ahlaki ve manevi hayatını kuşatan adeta bir "amiral gemisi" idi.
Şehrin merkezinde saygın, etkili ve iz bırakan bir cazibe merkezi...
Bu geminin dümeninde ise zarafeti, nezaketi ve koyu renkli gözlükleriyle hafızalara kazınan bir idareci vardı:
Yusuf Kızılboğa.
Ankara İlahiyat mezunu, sorun biriktirmeyen, bürokrasiye boğulmayan, pratik çözümler üreten; dikta eden değil, gönül kazanan hakiki bir muallim ve idareci.
"Transkript" Kelimesiyle İlk Temas
Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan ağabeyimizin aktardığı hatıra, o dönemin idareci profilini ne güzel özetliyor...
1974-1975 eğitim dönemi.
Mayıs ortasında mezuniyeti kesinleşen Mehmet Ali Beyhan, üniversite sınavına girebilmek adına Atatürk Lisesi’nde fark derslerine başvurmak ister.
Müdür Yardımcısı Hüseyin Külekçi’ye gider ancak olumlu yanıt alamaz.
Çaresiz, Okul Müdürü Yusuf Kızılboğa’nın kapısını çalar.
Yusuf Hoca dinler, "Merak etme, şimdi hallederiz" diyerek Külekçi’yi arar.
Mezuniyet belgesiyle birlikte "transkript" hazırlanması talimatını verir.
Mehmet Ali Beyhan, bugün eğitim hayatının vazgeçilmezi olan "transkript" kelimesini ilk kez o gün Yusuf Hocanın huzurunda duyar.
Belgeler imzalanır.
Kapıdan çıkarken Kızılboğa babacan bir tavırla uyarır:
"Atatürk Lisesi'nde bir problem olursa mutlaka haberim olsun!" (Ardından Atatürk Lisesi Müdürü Şeyhmus Üçkardaş’ın desteğiyle devam eden o zorlu süreç, ayrı bir azim hikâyesidir.)
Kubbede Kalan Baki Sada
Gök kubbede hoş bir sada bırakıp rahmete kavuşan Sadettin Şireli Hocamızı hürmet ve dualarla yad ederken, Yusuf Kızılboğa Hocamızın ber-hayat olduğunu öğrenmek sevincimize ve ayrı bir sürur vesilesi oldu.
Zor zamanlarda talebesinin elinden tutan, önünü açan, makamını memleket evlatlarının istikbali için bir zırh ve kaldıraç yapan o zarif idareciler olmasaydı; bu gençliğin dünü de bugünü de eksik kalırdı.
Halen hayatta olan Adana'da yaşayan
Yusuf Kızılboğa Hocamıza sağlık, afiyet ve hayırlı bir ömür diliyor;
Malatya’nın o unutulmaz eğitim irfanına emeği geçen tüm hocalarımıza minnet ve saygılarımızı sunuyoruz.
Selam ve muhabbetle...


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.