Yangın Tek... Hesap Üç Parça!
31 Ağustos 2026, Pazartesi 10:13
Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin yangın dosyasına bakıyorum.
21 Nisan 2026.
Yangın algılama ve ihbar sistemleri inceleniyor.
Saha tespiti yapılıyor.
Envanter çıkarılıyor.
Nerede arıza var?
Ne eksik?
Ne lazım?
Bakılıyor.
Alım No:
26DT750323.
Usul?
Doğrudan temin.
Aradan üç buçuk ay geçiyor.
Takvim 3 Ağustos’u gösteriyor.
Bu kez aynı sistem için yedi kalem malzeme alınıyor.
Alım No:
26DT1451685.
Yine doğrudan temin.
Daha malzemenin poşeti soğumadan…
5 Ağustos.
Yangın algılama ve alarm sistemleri için tamir işi çıkıyor.
Alım No:
26DT1471166.
O da doğrudan temin.
Maşallah…
Yangın çıkmamış ama doğrudan temin bereketli.
Nisan’da sistemi incelemişsiniz.
Arızayı görmüşsünüz.
Eksiği çıkarmışsınız.
Ağustos’ta malzemeyi almışsınız.
İki gün sonra tamirciyi çağırmışsınız.
Peki…
İhtiyaç nisanda belliyse, malzemeyle tamir niçin tek dosyada toplanmadı?
Asıl merak ettiğim para.
Tespiti kim yaptı?
Yedi kalem malzemeyi kim sattı?
Tamiri kim üstlendi?
İsimleri görelim.
Bedelleri de.
Çünkü önümüzde üç ayrı doğrudan temin var.
Üç ayrı iş.
Üç ayrı rakam.
Bizim aradığımız ise dördüncü rakam:
Toplamı.
Sonra o toplamı alacağız…
Doğrudan teminin parasal sınırının yanına koyacağız.
Hepsi bu.
Üç iş birlikte yapılsaydı yine doğrudan temin sınırında kalıyorsa dosya kapanır.
Aşıyorsa…
Dosya açılır.
Hele yükleniciler aynı ya da birbiriyle bağlantılı çıkarsa, kapağını biraz daha kaldırırız.
Şimdilik üniversiteden üç rakam bekliyoruz:
Tespit kaç lira?
Malzeme kaç lira?
Tamir kaç lira?
Yangın hesabını onlar üçe ayırmış…
Biz ise toplayalım.

HADİ SAMİ BAŞKAN, YER GÖSTER!
Önümde Battalgazi Belediye Meclisi’nin kararı var.
4 Ağustos 2026.
Karar No: 088
Cezmi Kartay’daki mevcut içkili yer bölgesi iptal ediliyor.
Gerekçe ciddi.
Emniyet.
Asayiş.
Kamu düzeni.
Eyvallah.
Kararın devamı daha eğlenceli.
Yeni içkili yer bölgesinin belirlenmesi için dosya Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi’ne gönderiliyor.
Yani Bayram Taşkın kalemi bırakmış…
Haritayı Sami Er’in önüne koymuş.
Buyurun Sayın Başkan.
Yer gösterin.
Öyle bir yer bulun ki mahalleli itiraz etmesin.
İşletmeci burun kıvırmasın.
Emniyet kaşını kaldırmasın.
Mevzuat önünü kesmesin.
Malatya’da içkili bölge olacak…
Kimsenin de keyfi kaçmayacak!
Kolay gelsin.
Bayram Taşkın’ın işi daha kolaydı.
“Burada olmaz.”
dedi.
Meclisten geçirdi.
Sami Er’e kalan cümle daha pahalı:
“Şurada olur.”
Çünkü o “şurada” haritaya işlendiği anda asıl eğlence başlayacak.
Mahalleli bakacak.
İşletmeci bakacak.
Emniyet bakacak.
Malatya konuşacak.
Biz de yazacağız.
Artık ortada söylenti yok.
088 sayılı karar var.
Battalgazi, Cezmi Kartay’ın üzerini çizdi.
Kalemi de Büyükşehir’e gönderdi.
Şimdi sıra Sami Er’de.
Olmazı öğrendik Sayın Başkan…
Oluru neresi?

480 MİLYONLUK SEÇİM BROŞÜRÜ
Malatya 1. OSB’nin yeni arıtma tesisi.
Başlangıçtaki maliyet:
Yaklaşık 250 milyon lira.
Bitiş tarihi:
Kasım 2022.
Takvim?
Tesis?
Hâlâ bitmemiş.
Bugün konuşulan maliyet:
730 milyon lira.
Aradaki fark:
480 milyon.
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun seçim için matbaaya gitmesine gerek kalmamış.
Broşürü hazır.
Kapağa iki tarih yazacak.
Altına iki rakam koyacak:
250 milyon.
730 milyon.
Bitti.
Çünkü bazı seçim vaatleri kâğıda basılır.
Bazı seçim broşürlerini ise rakibiniz betona basar.
Üstelik bugün arıtma tesisinin yönetimi TSO’da değil.
Sadıkoğlu’nun eli bu yüzden rahat.
Çıkıp soruyor:
“Niye bitmedi?”
Daha sertini de söylüyor:
“Biz olsaydık böyle sürünmezdi.”
Karşılığında ne gösterecekler?
Takvimi mi?
Maliyeti mi?
Tesisi mi?
Hangisini gösterirlerse göstersinler…
Sadıkoğlu’nun işine yarıyor.
Garip tarafı şu:
1. OSB yönetimi arıtma tesisini tamamlayamamış.
Ama rakibinin seçim kampanyasına malzemeyi eksiksiz yetiştirmiş.
Sadıkoğlu’nun uzun konuşmasına da gerek yok.
Mikrofona çıksın.
Şunları saysın:
2022
2023
2024
2025
2026
Sonra mikrofonu bıraksın.
Bazen rakip seçim kazanmak için çalışır.
Bazen de…
Rakibine seçim kazandıracak dosyayı kendi hazırlar.
Arıtma tesisi henüz bitmemiş olabilir.
Ama 480 milyonluk seçim broşürü çoktan basılmış.
.jpeg)
ŞİMDİ TELEFON REHBERİ KONUŞACAK
Mustafa Tecdelioğlu İSO Meclis Başkanlığına aday.
Malatyalı.
Sanayici.
İSO’nun içinden gelen bir isim.
Buraya kadar güzel.
Ama İstanbul Sanayi Odası’nda memleket hanesi oy pusulası sayılmaz.
Soyadı kapıyı açabilir.
Koltuğu ise ağırlık taşır.
Tecdelioğlu’nun yapacağı belli.
Kendisini anlatacak.
Niçin aday olduğunu anlatacak.
Meclis’i nasıl yöneteceğini anlatacak.
“Ben Malatyalıyım” diye dolaşmayacak.
“Ben bu makamı taşırım” diyecek.
Malatyalılara düşen başka.
MİAD var.
İstanbul’da ciddi bir Malatyalı sanayici ağı var.
İSO’nun farklı meslek gruplarında sözü geçen hemşerilerimiz var.
İşte şimdi telefon rehberi açılacak.
Ama yanlış cümle kurulmayacak.
“Bizim hemşeriye oy verin.”
Ucuz.
Doğru cümle şu:
“Mustafa Tecdelioğlu’nu dinlediniz mi?”
Gerisini aday kendi halleder.
Bir Malatyalı tekstilde kapı açar.
Diğeri metalde.
Öteki makinede.
Bir başkası yıllardır aynı masaya oturduğu sanayiciyi arar.
Hemşeri kapıyı açar.
Aday içeride kendi ağırlığını koyar.
Tecdelioğlu yalnız kendisine yakın isimlerle görüşürse de hata eder.
Asıl gidilecek kapı kararsızın kapısı.
Mesafeli olanın.
“Niçin Mustafa?”
diye soranın.
Hatta mümkünse karşı tarafta duranının.
Çünkü dosttan oy almak rahatlatır.
Kararsızı ikna etmek seçim kazandırır.
Malatyalılar yıllardır İstanbul’da güçlü.
Bunu biliyoruz.
Şimdi o gücün fotoğrafını değil…
Neticesini göreceğiz.
Kim kimin yanında poz verdi?
Geçelim.
Kim kimi aradı?
Kim kimi ikna etti?
İşte oraya bakalım.
Mustafa Tecdelioğlu sahaya kendi birikimiyle çıkacak.
Malatyalılar kapıyı açacak.
Gerisini İSO Meclisi tartacak.
Bu seçimde en kıymetli afiş duvara asılmayacak.
Telefon rehberinde duracak.

BİR CÜMLE SÖYLERSİN…
Ben kalemle uğraşıyorum.
Kelimeyi de önüne geldiği gibi kullanmam.
Köküne inerim.
Yerini tartarım.
Retoriğine bakarım.
Belagatine.
Fesahatine.
Cezaletine.
Yıllardır işim bu.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir fotoğraf karşıma çıktı.
Malatya Valisi Seddar Yavuz önde.
Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er yanında.
Sami Er’in eller arkada.
Rahat.
Fazlasıyla rahat.
Fotoğrafın altına Semih Ünal isimli biri tek cümle yazmış.
Şahsen tanımıyorum.
Cümle şu:
“Mezun olduğu üniversite kapatılmalıdır.”
Okudum.
Fotoğrafa bir daha baktım.
Taş gediğine oturmuş.
“Protokol” dememiş.
“Nezaket” dememiş.
“Devlet terbiyesi” diye nutuk çekmemiş.
Bir duruşu görmüş…
Beş kelimeyle bütün fotoğrafı anlatmış.
Ben gazeteciyim.
Hiciv de yazarım.
Kelimenin nereye değeceğini az çok bilirim.
Hakkını teslim edeyim:
Bu cümle benim aklıma gelmedi.
Bazı eleştiriler paragraf ister.
Bazıları başlık.
Bazıları ise tek cümlede işi bitirir.
Semih Ünal’ınki öyle olmuş.
Sami Er’in elleri arkada kalmış…
Yazının devamı gereksiz kalmış.

KALEM HAKKI: HIZIR GİBİ YETİŞTİ
6 Şubat şehri yıktı.
Siyaset de enkaz verdi.
Malatya bekledi.
Murat Kurum Ankara’dan omuz verdi.
Seddar Yavuz sahaya indi.
Şehirde aynı cümle dolaşıyor:
“Allah’tan Seddar Vali geldi…”
Devamı daha manidar:
“Keşke daha önce gelseydi.”
Çünkü Malatya bilir:
Kim enkaza koştu…
Kim enkaz geçince koştu.
LAF EBESİ: MALATYA HAVALANDI!
Çarşı yerde.
Yollar yerde.
Altyapı yerde.
Esnafın morali zaten yerlerde.
Derken müjde geldi:
Teleferik!
Şehir daha ayağa kalkmadan…
Vatandaşı havaya kaldıracağız.
Yalnız aşağı bakarken dikkat.
Manzara, projeden daha gerçek.
Demedi deme Malatya…
FIKRA GİBİ MEMLEKET: EL, EŞEĞİ SAHİBİNDEN ÇOK ARIYOR
Nasreddin Hoca, komşusunun kaybolan eşeğini türkü söyleyerek arıyormuş.
Sormuşlar:
“Hoca, bu ne rahatlık?”
Demiş:
“El elin eşeğini türkü çağırarak arar.”
Malatya’nın kayısısı…
Baskil sahip çıkıyor.
Elazığ tescil istiyor.
Malatya bakıyor.
Hoca bugün yaşasa sözünü değiştirirdi:
“Bu memlekette el, eşeği sahibinden daha çok arıyor.”
FİSKOS MASASI:
Malatya’da bu hafta kimi otobüs bekliyor, kimi asansör, kimi seçim tarihini… İş dünyasında listeler hazırlanıyor, siyasette kulaklar Ankara’ya çevriliyor, Kernek’te ise gözler gökyüzüne dikilmiş. Anlaşılan şehirde herkesin bir istikameti var; vatandaşınki hâlâ hizmete çıkıyor!
MOTAŞ GELENE KADAR SABIR TÜKENİYOR!
Zaviye Mahallesi’nde otobüs seferlerinin seyrekleşmesi vatandaşın dilindeymiş. Daha önce yarım saatte gelen bazı araçların artık bir buçuk, hatta iki saati bulduğu konuşuluyor. Hastaneye gidecek olan ayrı, işe yetişecek olan ayrı dertli… Duraktaki fiskos kısa: “Otobüs saatini sormuyoruz artık, bugün gelir mi onu soruyoruz!”
AİDAT ÇIKIYOR, ASANSÖR ÇIKMIYOR!
Bahçebaşı TOKİ’de aylık 2 bin liraya yaklaşan aidatların yanında yol, temizlik ve asansör şikâyetleri sürüyormuş. Bazı bloklarda asansörlerin uzun süredir çalışmadığını söyleyenler var. TOKİ sakininin hesabı yine tutmamış: “Aidat her ay yukarı çıkıyor, biz merdivenden!”
MTSO’DA SANDIKTAN ÖNCE LİSTELER KURULUYOR!
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu yeniden sahada, Mahmut Boyraz ise komite komite dolaşıyormuş. İş dünyasında artık aday isimlerinden çok listeler, destekler ve kimin kimin yanında duracağı konuşuluyor. Masadaki fiskos şu: “Seçim günü daha gelmedi ama oyların hesabı şimdiden yapılmış!”
ANKARA DÖRT İLİ DEĞİŞTİRDİ, MALATYA KULAĞINI AÇTI!
AK Parti’de dört ilin il başkanı değişince Malatya kulislerinin de tansiyonu yükselmiş. Ali Bakan görevine devam ediyor ama siyasetçinin kulağı Ankara’daki her kıpırtıya açık. Teşkilat çevresinde şimdilik yüksek ses yok; fiskos ise fısıltıyla: “Liste bitti mi, yoksa sıra mı geliyor?”
KERNEK’TEN GÖKYÜZÜNE HAT ÇEKİLİYOR!
Kernek Parkı’nın büyütüleceği, projeye teleferiğin de eklendiği açıklanınca şehirde yeni bir sohbet başlamış. Kimi projeyi heyecanla anlatıyor, kimi maliyetini ve güzergâhını soruyor. Malatyalının esprisi hazır: “Yolları geçtik, artık trafik yukarıdan akacak galiba!”
J PLAKA SON GÜNDE NEFES ALDI!
31 Ağustos’ta bitecek tahsis ve askı süresinin yıl sonuna kadar uzatılması sektörü rahatlatmış. MTSO’nun devreye girmesiyle çözüm gelmiş ama kuliste başka bir soru dolaşıyor: “Bu iş üç ay önce de çözülebiliyorsa niye takvim son güne kadar koşturuldu?”
KONUTUN ANAHTARI GELİYOR, ESNAF DÜKKÂNIN PEŞİNDE!
Cırıkpınar ve Taştepe’de yeni konutların teslimleri hızlanırken şehir merkezindeki esnafın gözü yine ticari alanlarda. Evine kavuşan seviniyor, dükkânını bekleyen takvime bakıyor. Çarşıdaki fiskos tanıdık: “Vatandaşa anahtar veriliyor, esnaf hâlâ kilidi arıyor!”
Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor…
Çünkü Malatya’da bu hafta kimi durağa, kimi Ankara’ya, kimi sandığa, kimi de gökyüzüne bakıyor. Şehrin ortak huyu değişmemiş; herkes bir şeyin gelmesini bekliyor.
(1)(1).jpg)
Selam ve dua ile
Fiemanillah
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Üretici
31-08-2026 11:09Gözümüzün önünde Baskil ve Elazığ bizim kayısıya sahip çıkmaya çalışıyor, bizim Malatya Ziraat Odası veya siyasiler sadece seyrediyor.
Ömer
31-08-2026 11:08Çarşı pazar toz duman içinde, esnaf konteynerde can çekişiyor, yollar çukurdan geçilmiyor; bizimkiler teleferik hayali kuruyor. Önce ayağımız yere bir bassın, millete dükkanını evini verin, sonra milleti havaya kaldırırsınız
Hakan
31-08-2026 11:08Vali Kocaeli’den tecrübesiyle geldi, sahaya indi, sorunları yerinde çözdü
Tekin
31-08-2026 11:07Mustafa Tecdelioğlu sadece Malatya için değil, Türk sanayisi için bir değerdir. İstanbul Sanayi Odası gibi bir yapıda hemşericilikle bir yere varılamayacağını yazar çok iyi analiz etmiş. Ağırlığını ve projelerini koyarsa o koltuğu hak eder. MİAD da arkasında dik durmalı.
Yavuz Kartal
31-08-2026 11:06Cezmi Kartay'ı kapattın tamam da oradaki işletmeciler, çalışanlar ne olacak? Ben yaptım oldu
Esnaf
31-08-2026 11:05Cezmi Kartay yıllardır Malatya'nın göbeğinde kanayan yaraydı. Ailelerin geçmeye korktuğu, her gün olayın çıktığı bir yerin kaldırılması çok doğru bir karar. Bayram Başkan topu taca atmadı, sorumluluğu aldı. Şimdi sıra Sami Er’de, bakalım şehirden uzak düzgün bir yer gösterebilecek mi
Mustafa KILIÇ
31-08-2026 11:05Rakamları ve yüklenici firmaları açıkça yazmadan hüküm vermek doğru değil. Belki de malzeme geldikten sonra montaj sırasında öngörülemeyen bir arıza çıktı? Yine de şeffaflık adına rektörlüğün bu üç alımın detayını kamuoyuna açıklaması gerekir
Sibel Kara
31-08-2026 11:04Malatya Turgut Özal Üniversitesi kurulduğundan beri skandallarla, usulsüzlük iddialarıyla gündemden düşmedi zaten. Yangın gibi hayati bir konuda bile işi parçalayıp kılıfına uydurmaya çalışıyorlarsa yazıklar olsun
Ahmet K.
31-08-2026 11:04Doğrudan temin limiti aşılmasın diye ihale bölmek maalesef kamu kurumlarında kronik hastalık haline geldi. İki gün arayla malzeme alıp üzerine tamirat faturası kesmek neresinden baksan soru işareti. Murat Bey doğru yere parmak basmış, o üç faturanın toplamını ve firmaları açıklasınlar da görelim.