Adaletin Kurası mı, Matematiğin Karası mı?
13 Ocak 2026, Salı 10:54
Bir rezerv alan faciası!
Malatya’nın kalbi Saray Mahallesi ve diğer rezerv alanlar... Yüzyıllık komşulukların, kuşaklardır süregelen bir yaşam kültürünün adresi. Depremle sarsıldık, yıkıldık ama "yerinde dönüşüm" dediklerinde bir umutla ayağa kalktık. Şimdi ise karşımızda bir umut değil, koca bir "izahsızlık" tablosu var.
Geçtiğimiz günlerde çekilen kuralar, adeta bir "adalet sınavı" gibiydi ama ne yazık ki sınıfta kalındı. 1. katlar, 4. katlar dağıtıldı; ancak ne hikmetse yüzlerce hak sahibi o torbanın içine bile giremedi. Rakamlara bakıyoruz; ortada tam bir akıl tutulması var. 1539 kişi! Dile kolay; bu kadar insan kendi mahallesinde, kendi sokağında çekilen kuranın dışında bırakıldı.
Bu Hesap Hangi Kitaba Sığar?
Sormak lazım: Bu planlamayı yapanlar, bu hesabı hangi matematikle kurdu? Hak sahibi sayısı belli, yapılacak konut ve dükkan sayısı belli. Eğer 1539 kişi açıkta kalıyorsa, bu projenin neresi "rezerv alan" başarısıdır? "Çözüm bulacağız" diyerek yapılan toplantılar, ne yazık ki halkın kaygısını dindirmeye yetmiyor.
Gelen fısıltılar ise daha ürkütücü: "Sizi İkizce’ye, Gelincik Tepesi’ne gönderelim." Pardon ama burası bir takas pazarı mı? 50 yıldır nefes aldığımız, nüfus kaydımızın kazılı olduğu mahallemizden bizi koparıp dağın başına göndermek çözüm değil, mülkiyet hakkına vurulmuş bir darbedir. Kimse kusura bakmasın; planlama hatasının faturasını, evi yıkılan depremzede ödemek zorunda değil.
"Benim Yerim, Benim Hakkım!"
Mesele sadece bir "başını sokacak dam" meselesi değil. Mesele, Anayasa’nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır. Mesele, komşusu yerinde kalırken kendisi sürgün edilen vatandaşın uğradığı eşitsizliktir. Yüzlerce mağdurun sesi net: "Turhan Akyol Sokak’ta yerim varsa, konutum da orada olacak!" İdare, "ev eksik yapıldı" bahanesinin arkasına sığınamaz. Eğer bir eksik varsa, o proje revize edilecek, o hak sahipleri o mahallede kalacak.
Kura Mağdurları Şimdi Bir Hazırlığın İçinde... Hukuki Çare Nedir?
Bu haksızlığa karşı sessiz kalmak, mağduriyeti kabul etmektir. Kendi mahallesinde yabancılaştırılan, kura torbasına dahi dahil edilmeyen tüm kura mağdurları şimdi büyük bir hazırlığın içinde ve iradelerini ortaya koyacaklardır. Nedir bu hukuki çare? Adım adım anlatalım:
* 1. Adım: İdari İtiraz: Kura dışı bırakılan her hak sahibi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne veya ilgili idareye ivedilikle itiraz dilekçesini sunmalı ve mülkiyet hakkının korunmasını yazılı olarak talep etmelidir.
* 2. Adım: Yürütmeyi Durdurma Davası: İtirazdan sonuç alınamaması durumunda, projenin mülkiyet hakkını ihlal eden ve eşitlik ilkesine aykırı olan kısımlarının iptali için İdare Mahkemesi’nde "Yürütmeyi Durdurma" talepli dava açılmalıdır.
* 3. Adım: Emsal Karar ve Revizyon Talebi: Bölge İdare Mahkemelerinde hukuki zemin sağlamlaştırılarak, idarenin "konut eksik" bahanesi çürütülmeli ve projenin mevcut hak sahiplerini kapsayacak şekilde revize edilmesi için yargı yoluyla baskı oluşturulmalıdır.
Unutmayın; yerinde dönüşüm hakkı bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur. Hak verilmez, hukukla geri alınır!
Çözüm Ertelenemez
Şimdi yetkililere sesleniyoruz: Bu 1539 insanın hakkını kura torbasının dışında değil, projenin tam ortasında teslim edin. Saray Mahallesi sakini, kendi toprağında "misafir" ya da "fazlalık" muamelesi görmeyi kabul etmeyecektir.
Bu işin takibindeyiz. Aksi halde:
Dilekçeler verilir... hukuki temeller atılır. Adaletin kurası şeffaf olur, hesabı ise hakkaniyetli... Aksi halde bu "işkilli" manzara, Malatya’nın hafızasında kapanmaz bir yara olarak kalacaktır.
Selam ve Muhabbetle.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Yılmaz
13-01-2026 16:41Kağıt üzerinde hazırlanan hakkı hukuku baz almayan bir sistemle rezerv alanlarda sorunlar yaşanıyor..Geçmişte şuulandırmayla bir araziye on kişinin ortak edildiği birçok yer var...Evlerin çogu ortak mal olarak teslim edilmeye çalışılıyor..Yani düşünün bir ev kurada çıkıyor ama on ortağı var üç ortağı var...Bazıları ölmüş bazıları yurt dışında ve bunlar aile bireyi de değil yabancı insanlar ..AFAD belediyeler vakilik bu konuda pasif kaldı..Çözüm merkezleri olmalı...Vatandaş dinlenmeli...Orta yol bulunmalı..