Güler Misin, Ağlar Mısın?
24 Ağustos 2026, Pazartesi 11:29
Herkes hayatının bir zamanında Yeşilçam filmlerini gülerek izlemiştir. Zeki Alasya ile Metin Akpınar’ın odadan odaya koşturulduğu, Halit Akçatepe, Kemal Sunal, Münir Özkul gibi usta sanatçıların kapı kapı gezip bir türlü muhatap bulamadığı o sahneler hepimizin hafızasında yer etmiştir. O günlerde ekrana bakıp "Bu kadar da olmaz" diyerek altından gülerdik. Ama Yeşilçam’da gülerek izlediğimiz o filmler, meğer bugün bize hayatın tam içinden büyük dersler veriyormuş. Sadece bir farkla: Beyaz camda izlerken güldüren o sahneler, gerçek hayatta kapımıza dayandığında pek de güldürmüyor.
Bunun en taze örneğini geçtiğimiz günlerde Malatya’nın Hekimhan ilçesinde yaşadık.
Yeni yapılan TOKİ konutlarına taşınan vatandaşlar, hayatlarının baharını yaşayacaklarını umarken kendilerini buram buram kokan bir altyapı krizinin tam ortasında buldu. Kanalizasyon suyu ortalığa akıyor; etrafı koku, sinek ve hastalık riski sarmış durumda. Evinin önünden fışkıran atık suya bakan bir mahalle sakini, çaresizlikle sosyal medyaya sığınıp derdini anlattı: "CİMER’e ve gerekli yerlere şikayet etmemize rağmen hiçbir somut çözüm sunulmadı. Hastalık riski, koku ve sineklerden gına geldi, yetkililerden çözüm istiyoruz."
Vatandaş feryat etmekte haklı, çünkü kapısının önünde akan şey bir film seti dekoru değil. Peki, bu feryada Malatya Büyükşehir Belediyesinden nasıl bir yanıt geldi dersiniz?
İşte tam bu noktada Yeşilçam senaristlerine taş çıkartacak o kurumsal replik devreye girdi. Belediye, sosyal medya hesabından gayet kibar bir dille özetle şunu söyledi: "Bizlik bir durum yok. Yapım ve altyapı işi yüklenici firmadadır. İletişim için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü veya AFAD’a başvurabilirsiniz."
Hani o meşhur sahneler vardır ya; 1. kata çıkarsın "Biz bakmıyoruz, 3. kata git" derler, 3. kata çıkarsın "Sen yanlış gelmişsin, karşı binadaki müdürlüğe git" derler... Büyükşehir Belediyesinin verdiği yanıt da tam olarak bu nostaljiyi yaşattı bize. Hukuki veya idari açıdan bakarsanız, evet, devir teslim yapılmamış olabilir, yetki sınırı kağıt üzerinde AFAD’da veya yüklenici firmada kalmış olabilir. Masa başındaki mevzuat bunu söyler.
Ancak yerel yöneticilik, sadece mevzuat maddelerini sosyal medyadan kopyalayıp yapıştırmak mıdır?
O mahallede yaşayan insan, çeşmesini açtığında veya kapısının önüne çıktığında yetki haritasına bakmaz. İlk çalacağı kapı, şehri emanet ettiği belediyenin kapısıdır. "Benim yetkimde değil" deyip kenara çekilmek kolaydır; zor ama makbul olan ise "Sorun bizim doğrudan sorumluluk alanımızda olmasa da kurumlar arası koordinasyonu sağlıyoruz, takipçisiyiz" diyebilmektir. Hatta devir teslim beklenirken, halk sağlığını tehdit eden o koku ve atık su için geçici de olsa bir vidanjör göndermek, bir ilaçlama yapmak çok mu zordur?
Nihayetinde vatandaş, idare hukukundaki yetki karmaşasının bulmacasını çözmek zorunda değil. İnsanlar evlerinin önünde huzurla oturmak, temiz bir nefes almak istiyor. Topu AFAD’a, oradan Çevre Şehirciliğe, oradan yüklenici firmaya taca ata ata maçı bitiremeyiz.
Yeşilçam filmleri mutlu sonla biterdi; umarım Hekimhan TOKİ’deki bu bürokrasi filmi de vatandaş daha fazla mağdur olmadan, kurumların el ele vermesiyle mutlu bir sonla biter. Yoksa bize de oturup o eski filmleri yeniden izlemek ve "Güler misin, ağlar mısın?" demek düşecek.
Not: Bu sorunu paylaşan vatandaşın sosyal medya hesabı herkese açık olduğu için ben de ekran görüntüsünü paylaşmakta herhangi bir mahsur görmedim.


Sevgiyle Kalın.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.