Diploma Vermeyen Üniversite: Maziden Bugüne Malatya'nın Boğaziçi Çay Ocağı Efsanesi
03 Aralık 2025, Çarşamba 11:47
Kışla Caddesi’nde Bir İrfan Durağı
MALATYA, Kışla Caddesi'nde, yıkılan Sevgi Tıp Merkezi'nin yerinde, Çocuk Sokağı'na doğru uzanan Akyol Pasajı vardı. O pasajın içinde, 70’li yıllardan 2000’li yıllara kadar rahmetli Mehmet Toman ve oğulları tarafından işletilen, meşhur ve mütevazı bir mekân bulunuyordu: Boğaziçi Çay Ocağı.
Mehmet amca; ağırbaşlı, tutarlı, ahlaklı ve irfan sahibi bir insandı.
Oğulları Halil, Nusret, Vahap, Hasan, Yasin ve Zülfü Toman kardeşler, günün her saati bir panayır gibi işleyen çay ocağının müdavimlerini çaysız bırakmadıkları gibi, çevredeki sayısız esnafın da çay ve meşrubat ihtiyacını aksatmadan karşılarlardı.
Toman kardeşler, çay ocağında çalışırken bir yandan da eğitimlerini aksatmadan sürdürdüler. Babalarına saygılı, birbirlerine ve işlerine bağlı, zeki ve azimli bu kardeşlerin her biri, bugün memuriyetin önemli makamlarında ve öğretmenlik gibi mesleklerde aynı istikrarla emeklilik yaşına geldi.
Boğaziçi Çay Ocağı, pasaj içinde sadece 50 metrekarelik bir dükkân olsa da, pasajın içine konmuş küçük masa ve sandalyelerle adeta bir "Çay Ocağı Pasajı" gibi tatlı bir insan hareketliliğine sahne olurdu.
Çay ocağının hemen iki yanında bulunan talebe kitabevi ise, adeta Boğaziçi’nin "üniversite kütüphanesi" görevini görüyordu. Bu yüzden bazıları tarafından burası, diploma vermeyen Boğaziçi üniversitesi olarak anlamlı bir unvan ile anilagelmis bir ilim ocağı mekândı.
Namı Malatya ile sınırlı değildi; Türkiye'nin birçok ilindeki muhafazakar çevrelerin bildiği ve hatta merak edip ziyaret ettikleri duygudaşlar mekanıydı.
İnsan Devşiren Fabrika:
Boğaziçi Çay Evi ve Şahsiyet İnşası Mekânı
Boğaziçi Çay Ocağı; bir buluşma noktası, bir dost ağırlama mekânı, bir irfan meclisi, bir sohbet halkası, bir yardımlaşma ve dayanışma ocağı ve nihayet bir üniversite idi.
Namı Türkiye'nin ücra köşelerine ulaşan bu mütevazı yer, ilişkilerinde "biz" duygusunun hakim olduğu dostların uğrak mekanıydı. Sohbetlerin zamanı hızla tükettiği, birçok insanın daimi bir mekanı olan bu Boğaziçi Çay Evi adeta ikinci bir evdi birçok müdavimi için. Modern İletişim araçlarının olmadığı bir zamanda, buluşmalar şaşmaz kurulu bir saate göre yapılırdı.
Sayısız bürokrat, memur, mühendis, doktor, akademisyen, iş insanı, siyasetçi ve kanaat önderi bu "üniversiteden" yetişti. Burası; şahsiyet inşası yapan, mefkûre şuuru veren, dava adamı ve mücadele insanları yetiştiren bir ocaktı.
Son otuz yılın devlet yönetiminde bulunan bakan seviyesinden tutun da birçok üst düzey bürokratlar, bu mekanın ilmi ve irfan tedrisatından bir şekliyle nasiplenmişlerdi.
İçinde; sohbetler, münazaralar, müzakereler, dersler; dert anlatma ve dinleme faaliyetleri eksik olmazdı. Ve tabii ki; tavşan kanı, her daim tazecik çaylar ve Toman kardeşlerin acar, hasbi ve bitmek bilmeyen servisleri...
Boğaziçi Çay Ocağı, sanki bir insan yetiştirme fabrikasıydı. Kimler yetişmedi ki orada... Gönül derinliklerine dokunan Yazar Hüseyin Karatay, ayaklı kütüphane, espriyle ders veren, namı Üstad, rahmetli Hüsamettin Yıldırım ve niceleri. İslam davası neferlerinden, birçok gencin hayatına bir rehber gibi dokunan sayısız isim bu ocaktan feyiz aldı.
Ünü Türkiye’ye Yayılan Mütevazı Mekânın Derinliği
Ünü o kadar fazla idi ki, bu mekanı fiziken görmeyenler için Boğaziçi Çay Ocağı adeta İstanbul'daki Boğaziçi bölgesi kadar büyüktü.
Burayı merak edip İstanbul'dan Malatya'ya 20 saat otobüs seyahati yapan bir İstanbul beyefendisi, terminalde sabahın erken saatlerinde inmiş ve "Boğaziçi Çay ocağı nerede?" diye sormuş terminalde birine. Tesadüf o olmalı ki, bu mekanı bilen bir Malatyalı adresi tarif etmiş. Adrese gelen bu yorgun İstanbullu misafir, Çay Ocağını gördüğünde merakla sormuş:
"Ünü İstanbul'a kadar gelen o çay ocağı burası mı?"
"Evet" cevabını alınca, oturmuş küçük tahta kürsülerden birine. Kendisine ikram edilen çayları yudumlarken çevresindekilerle sohbete dalmış. Kalkarken "demek ki önemli olan mekanların büyüklüğü değil, önemli olan sohbetlerin derinliği ve etkisi" demiş. İşte böyle bir ağırlama ve uğurlama yeriydi Boğaziçi Çay Evi.
Zamana ve Değişime Direnemeyen Değerin Acı Sonu
Ve zaman! Belki de yitirdiğimiz diğer değerlerimiz gibi, Malatya kültürüne insan devşiren bu kültür bahçesi de zamane hallerine ve değişime yenik düştü.
28 Şubat sürecinde uygulanan hukuksuz, baskıcı uygulamalara maruz kaldı. Ve nihayetinde mekânsal yok oluşla karşı karşıya kaldı. Pasaj kapandı!
Boğaziçi Çay Ocağı da yakınlarda bir küçük mekânda var olmaya çalıştı, ta ki son deprem onu yıkana kadar.
Bu güzide çay ocağı, anılarımızın müstesna bir yerinde hâlâ yaşıyor; ancak yokluğunu buruk bir acıyla her daim hissediyoruz. Malatya kültürünün bağrından çıkan bu mekân, şehrin cevherinin bir göstergesiydi.
Hasretle yâd ediyor, yeni Malatya'da böyle bir mekânı tekrar görme temennisiyle, maziden bugünün Malatya’sına selamlar gönderiyorum.
Muhabbetle.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
İBRAHİM YAMAN
06-12-2025 22:36Boğaziçi çay ocağının 80 öncesini bilemem ancak 81'den sonrası için aynı duyguları paylaşıyorum.Boğaziçi çay ocağı ile tezat işlev gören, insanları iyiliğe, güzelliklere değil de adeta fitnenin yuvası haline getirilmiş olan, genelde Vahhabiliğin temellerinin atıldığı Talebe Kitebevi hakkında da klavyenin tuşlarına bir dokuman deriz !
Fuat Özkul
05-12-2025 19:45Kaleminize, yüreğinize sağlık Doğan hocam, duygularımıza tercüman olmuşsunuz. Boğaziçi üniversitemizin bir öğrencisi olduğum, oradaki samimi ve hasbi havayı soluma imkanı bulduğum için çok şanslı addediyorum kendimi. Toman kardeşlere (Zeki dahil! ) selam ve sevgiler. :)
Yüksel
05-12-2025 13:00Vahap TOMA iş kurumu müdürü oldu kardeşlerden biri devam etti çay ocağı işletmeye rahmetli babaları beyaz sakallı nurlu bir dedeydi bir ara küçük dükkan işlettiler galiba büyük Hüseyin bey mah İstanbul pasajı varmadan olan bir yerde kardeşlerden zeki ve babası duruyor du dükkan da Zeki arkadaşımızdı ne günlerdi ya daha sonra Zeki de öğretmen olduğunu duymuşdum kalın sağlıcakla
İsmail
05-12-2025 11:09Aleykümselam. Eline sağlık Doğan kardeş.Bizi maziye götürdün."Demek ki önemli olan mekanların büyüklüğü değil, önemli olan sohbetlerin derinliği ve etkisi"Çok doğru tesbit..Turan Akyol amcayı da rahmetle yâd ediyorum.Selam ve dua ile..
Serkan Toman
04-12-2025 21:21Çok ekmeklerini yedim Allah hepsinden razı olsun Mehmet amcanın mekanı cennet olsun
Serkan
04-12-2025 21:19Çok ekmeklerini yedim Allah razı olsun hepsinden Mehmet amcamın mekanı cennet olsun
Abdullah Pektaş
04-12-2025 20:52İnsanın değer gördüğü ve daha büyük, güvenli bir aile edindiği bir mekândı.Allah emeği geçmişlerin hepsinden razı olsun.
Abuzer Yakut
04-12-2025 08:00Güzide insanların, Kanaat önderlerinin sürekli geldiği ve gençlerle sohbet ettiği, ihtiyacı olanlara her türlü yardımın yapıldığı. Özellikle il dışında gelen öğrencilerin aradığı herşeyi bulduğu be güzel mekan, MTTB ile birlikte Bütün Malatya ve Çevresinde ki öğrencilerin her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak çok büyük hizmette bulundular. Allah hepsinden Razı olsun. Eline gönlüne kalemine sağlık kardeş harika bir yazı olmuş.??⚘️??⚘️??
Yasin Toman
04-12-2025 07:20Ellerine sağlık .
Mikail Kınık
03-12-2025 18:35Ellerine sağlık sevgili Doğan
Züleyha Gökduman
03-12-2025 12:36Malatya’nın Boğaziçi Çay Ocağı, bir çay ocağından çok daha fazlasıydı…Orası; dostluğun, sohbetin ve insanlığın öğretmenlik yaptığı diploma vermeyen bir üniversiteydi.Bugün mekân yok olsa da, orada yetişen güzel insanlar ve yaşanan hatıralar hâlâ yaşamaya devam ediyor.Çünkü bazı yerler kapanmaz; gönüllerde kalır.
Zeki
03-12-2025 12:33Son numara zeki Toman ismini unutmuş sunuz:((
Israfil gunay
03-12-2025 12:31Koşarak gelip yalnizligimizi unuttugumuzu hissettiğimiz yerimizdi giderek cogaldigimiz yerdi sevgi saygının olduğu yerdi mehmet amcamızın mekanı cennet olsun bizlere emeği çok