Yufka Tamam... Vekillik Nerede?
24 Ağustos 2026, Pazartesi 08:57
Çocukken evcilik oynardık.
Biri anne olurdu.
Biri baba.
Bir başkası doktor.
Roller dağıtılır, herkes kendine düşeni oynardı.
Malatya siyasetini seyrettikçe nedense o günler aklıma geliyor.
İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak milletvekili.
Sahada maşallah hareketli.
Mahalle geziyor.
Esnafla oturuyor.
Evlere misafir oluyor.
Kadınlarla yufka açıyor.
Bunların hiçbirine itirazım yok.
Milletvekili milletin arasına girsin.
Sofrasına otursun.
Çayını içsin.
Kiraz yaprağını da sarsın.
Ama Ankara’ya gidince rolünü hatırlasın.
Çünkü temsil ettiği şehir sıradan günlerden geçmiyor.
6 Şubat Malatya’yı yerle bir etti.
Sermaye göçtü.
Demografik yapı değişti.
Nitelikli insan kaybı yaşandı.
Hayat standardı geriledi.
Üstelik İnanç Hanım belediyeyi dışarıdan seyretmiş biri de değil.
Kurum avukatlığı yaptı.
Şube müdürlüğünden geçti.
Daire başkanlığı gördü.
Genel Sekreter Yardımcılığı makamına kadar çıktı.
Yani Malatya’da sistemin nerede tıkandığını öğrenmek için brifing dosyasına ihtiyacı yok.
Bir de Meclis siciline baktım.
Malatya adına verdiği yazılı soru önergesi:
Sıfır.
İşte evcilik orada bitiyor.
Sahada görünmek kıymetli.
Hane ziyareti kıymetli.
Esnafın elini sıkmak kıymetli.
Ama millet kendi yufkasını zaten açıyor.
Sizi Ankara’ya sofra kurmaya değil, Malatya’nın önünü açmaya gönderdi.
Malatya’nın bugünkü hâli oyun kaldırmıyor.
Evcilik çocukken güzeldi.
Yufka tamam İnanç Hanım…
Biraz da milletvekilliği.

PROFESÖR EKRANDA… VEKİL NEREDE?
Abdurrahman Babacan profesör.
Siyaset bilimi profesörü.
Ekrana çıkıyor.
ABD’yi anlatıyor.
İran’ı yorumluyor.
Anayasayı konuşuyor.
Terörsüz Türkiye’yi değerlendiriyor.
ASELSAN’dan çipe uzanıyor.
Washington…
Tahran…
Tel Aviv…
Ankara…
Maşallah, dünya küçük geliyor.
Bilgisi(!) var.
Birikimi(!) var.
Kabiliyeti(!) var.
Eyvallah.
Fakat kendisinin bir unvanı daha var:
Malatya milletvekili.
Malatya’nın da 13 ilçesi var.
Battalgazi.
Yeşilyurt.
Akçadağ.
Arapgir.
Arguvan.
Darende.
Doğanşehir.
Doğanyol.
Hekimhan.
Kale.
Kuluncak.
Pütürge.
Yazıhan.
Şimdi kötü niyetli biri çıkıp:
“Sayın Vekilim, bunları haritada gösterin”
dese ayıp olur!
Şaka bir yana…
İnsan ister istemez merak ediyor.
Washington’un nabzını tutan vekil, Yazıhan’ın nabzını ne kadar tutuyor?
İran’daki gelişmeleri takip ediyor.
Güzel.
Pütürge’de ne oluyor?
ABD siyasetini analiz ediyor.
Eyvallah.
Doğanyol ne anlatıyor?
Anayasayı değerlendiriyor.
Peki Hekimhan’ın, Kuluncak’ın, Arguvan’ın derdi hangi ekranda?
Çünkü Malatya sıradan bir şehir hayatı yaşamıyor.
6 Şubat’ın yükü omzunda.
Göç var.
Esnaf sıkıntılı.
Sanayi toparlanmaya çalışıyor.
Kayısı ayrı mesele.
Şehir merkezi ayrı mesele.
İlçeler ayrı âlem.
Babacan’ı televizyonda dinledikçe insanın zihninde tuhaf bir görüntü oluşuyor:
Profesör Türkiye’yi ve dünyayı dolaşıyor…
Milletvekili Malatya’ya uğrayamıyor.
Elbette bir akademisyen dış politikayı konuşacak.
Bilgisini memleket meselelerine taşıyacak.
Buna sözümüz yok.
Ama Washington’u bilen çok.
Tahran’ı yorumlayan çok.
Jeopolitik anlatan çok.
Malatya’nın milletvekili sayısı o kadar çok değil.
Profesörlüğünü Türkiye gördü.
Şimdi biraz da Malatya…
milletvekilliğini görsün.
Hem belli mi olur…
Bir gün ekranda 13 ilçeden birinin adı da çıkar.
.jpeg)
FITIKTAN MUHALEFET ÇIKARDILAR!
Bülent Tüfenkci Meclis’teki kritik oylamada yok.
Haber hazır.
“Erdoğan’a mesaj!”
“AK Parti’de çatlak!”
“Tüfenkci rest çekti!”
Maşallah…
Adamı aramaya lüzum yok.
Doktora sormaya zaten hiç gerek yok.
Malatya gazeteciliği MR’dan önce teşhis koymuş.
Ben aradım.
“Sayın Bakanım, gerçekten siyasi bir mesaj mı verdiniz?”
Cevabı netti:
“Yasayı hazırlayan komisyondaydım. İmzam da var.”
Peki oylamada niye yoksunuz?
Belim kilitlendi, dedi.
Yürüyememiş.
Hastaneye gitmiş.
Fizik tedavi görmüş.
Ameliyat dahi gündeme gelmiş.
Yani ortada siyasi kriz arıyoruz…
Adam doğrulamıyor!
Üstelik Tüfenkci telefonda yasaya muhalefet etmek bir yana, uzun uzun müdafaa etti.
Şehit ve gazilerin aleyhine hüküm bulunmadığını söyledi.
Düzenlemenin Türkiye açısından önemli olduğunu anlattı.
Özetle…
Komisyonda bulunmuş.
İmzasını atmış.
Yasayı savunuyor.
Oylamaya sağlık problemi yüzünden katılamamış.
Bizimkiler ne yapmış?
Fıtıktan fraksiyon çıkarmış!
Gazetecilik biraz merak işidir.
Telefon da hâlâ çalışıyor.
Ararsın.
Sorarsın.
Öğrenirsin.
Ama o zaman manşet bozuluyor tabii.
“Beli tutuldu” desen kim tıklar?
“Tüfenkci Erdoğan’a rest çekti” öyle mi!
Ben aradım.
Resti bulamadım.
Fıtığı buldum.
Demek ki bazen siyasette kriz çıkmıyor…
Fıtık çıkıyor…
.jpeg)
FOTOĞRAF ESKİ, DEPREM YENİ!
Vali Seddar Yavuz bir fotoğraf paylaştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önde.
Vali Bey hemen arkasında.
Kare sosyal medyaya düştü…
Malatya siyaseti sekiz şiddetinde sallandı.
Niye?
Çünkü Cumhurbaşkanı’na ulaşmanın, randevu almanın bile mesele olduğu bir dönemde…
Vali’yi Erdoğan’ın hemen arkasında görmek bazı bünyelere ağır geldi.
Kulis kazanı kaynadı.
Vali ne zaman gitti?
Ne konuşuldu?
Yeni görüşme mi?
Yeni mesaj mı?
Ankara’da ne oluyor?
Durun yahu.
Fotoğraf yeni bile değil.
Yeni ziyaret yok.
Yeni kabul yok.
Yeni bir siyasi mesaj yok.
Vali Yavuz’un Cumhurbaşkanı’yla daha önce çekilmiş bir karesi.
Malatya’ya yapılan hizmetler için teşekkür mahiyetinde yeniden paylaşılmış.
Vatandaşa da devletin bu şehrin arkasında olduğu hatırlatılmış.
Hepsi bu.
Ama siyaset garip meslek.
Sizin randevu alamadığınız kapının ardında bir başkasını görünce, fotoğrafın tarihine bakmayı unutuyorsunuz.
Hele o kişi Vali ise…
Eski kare sıcak gelişmeye dönüşüyor.
Telefonlar çalışıyor.
Kulisler hareketleniyor.
Fotoğraf büyütülüyor.
Kim nerede durmuş?
Erdoğan’a kaç santim yakın?
Kim kadraja girmiş?
Kim girememiş?
Malatya siyasetinde nüfuzun yeni ölçü birimini de bulmuş olduk:
Metre değil… Cumhurbaşkanı’na santimetre!
Vali, Cumhurbaşkanı’nın arkasında durmuş.
Bazıları da fotoğrafın altında kalmış.
Üstelik ortada yeni görüşme yok.
Yeni gelişme yok.
Yeni mesaj yok.
Eski bir kare var.
Ama bazı fotoğrafların tarihi eskir…
Tesiri eskimez.
Fotoğraf eskiydi.
Telaş yepyeniydi.

YENİ PARTİ… ESKİ VELİ!
Veli Ağbaba Hekimhan’dan çağrı yaptı:
“Geçmişte hangi siyasi görüşten olursanız olun, gelin.”
Güzel.
Yeni parti.
Yeni başlangıç.
Yeni yürüyüş.
Yeni tabela.
Yeni rozet.
Bir tek Veli eski.
Meselenin püf noktası da burada.
Siyasette tabelayı değiştirmek kolay.
Rozeti değiştirirsin.
Partiyi değiştirirsin.
Genel başkanı değiştirirsin.
Seçmenin hafızasına henüz genel merkez ataması yapılamıyor.
Ağbaba:
“Gelin.”
diyor.
Vatandaş yorumlarda eski dosyaları açıyor.
“Kendini kurtarmaya çalışıyor” diyen var.
“Halkı kalkan yapacak” diyen var.
Daha ağır ithamları hatırlatan da…
Destekleyen?
Elbette var.
Siyasetin ilk sandığı artık biraz da yorum kutusunda kuruluyor.
Fakat Ağbaba’nın önündeki mesele yorumlardan büyük.
Yeni bir siyasi hikâye anlatıyor.
Dinleyicinin bir kısmı ise eski kitabı henüz rafa kaldırmamış.
Çağrısı geniş.
Sağcı gelsin.
Solcu gelsin.
Başka partiye oy veren gelsin.
Atatürk’e inanan gelsin.
Cumhuriyet’e inanan gelsin.
Bayrağa inanan gelsin.
Gelsinler.
Buyursunlar.
Ama…
Yeni bir eve insan çağırırken ev sahibinin geçmişini de sorarlar.
Çünkü Veli Ağbaba dün siyasete başlamadı.
Yılların milletvekili.
Yılların parti yöneticisi.
Yılların siyasi kavgası.
Seveninin hafızası var.
Kızanının da.
Şimdi eski hikâyenin üzerine yeni bir kapak takılıyor.
Olabilir.
Siyasette olur.
Ama kitabın kapağını değiştirmek başka…
İçindeki sayfaları değiştirmek başka.
Hekimhan’daki çağrının asıl sorusu bu yüzden:
“Kim gelecek?”
sorusu değil.
Daha zor:
Veli Ağbaba YENİ Parti’ye kaç kişi getirir bilinmez…
Asıl mesele, YENİ Parti eski Veli’yi ne kadar taşıyabilir?
KALEM HAKKI: ZAM BİZE, SÜPÜRGE SURİYE’YE!
Meclis toplandı.
Öğrenci servisine yüzde 30 zam yaptı.
Yol süpürme aracını da Suriye’ye gönderdi.
Hayır işi…
Başımızın üstüne.
Ama aynı toplantının özeti biraz enteresan oldu:
Malatyalının cebini süpürdüler…
Süpürgeyi Suriye’ye gönderdiler.
LAF EBESİ: GEÇİCİYMİŞ!
Malatya’da konteynerler kaldırılıyor.
Üç buçuk yıl sonra…
“Artık kalması için sebep yok” deniliyor.
Doğrudur.
Zaten konteynerin tapusu yoktu.
Adı üstünde:
Geçici.
Ama bizim memlekette “geçici” üç buçuk yıl sürünce…
Kaldırılması da hizmet diye anlatılıyor.
Malatya demedi deme…
Konteyner geçiciydi.
Beklemek kalıcı çıktı.
FIKRA GİBİ MEMLEKET: HER ŞEY TREND İÇİN
Vaktiyle Vatan gazetesinin sahibi Ahmed Emin Yalman’ın, tiraj artsın diye sürekli tartışma çıkardığı anlatılır.
Bir dostu sormuş:
“Bütün bunlar ne için?”
Yalman gülmüş:
“Her şey Vatan için.”
Malatya’da bazı yayınlara bakıyorsunuz…
Ölçü gidiyor.
Çizgi gidiyor.
Mukaddesat gidiyor.
Meslek ilkesi gidiyor.
Yeter ki tıklansın.
Yeter ki konuşulsun.
Yeter ki trend olsun.
Eskiden:
“Her şey Vatan için.”
deniliyordu.
Şimdi işler biraz değişti.
Vatan dâhil…
Her şey trend için.
FİSKOS MASASI:
Malatya’da bu hafta herkes bir şey bekliyor… Esnaf anahtarı, TOKİ sakini hizmeti, hasta randevuyu, sürücü açık yolu. Siyasetçiler ise beklemiyor; Ankara sakinleşince Malatya’nın yolları birden kalabalıklaşmış!
Anahtar Yine Takvime Takıldı!
Akpınar, Saray Mahallesi ve Çarşı merkezindeki rezerv alanlarda teslim tarihleri uzadıkça esnafın sabrı kısalıyormuş. O kadar çok tarih verilmiş ki, artık yeni tarih açıklanınca heyecanlanan pek kalmamış. Kulislerde esnafın sözü hazır: “Tarih istemiyoruz, anahtarı gösterin!”
Aidat Var, Asansör Hâlâ Yolda!
TOKİ sakinleri aylık 2 bin liraya yaklaşan aidatları konuşuyormuş. Yol eksik, kaldırım çökmüş, bazı bloklarda asansör aylardır çalışmıyormuş. Vatandaşın hesabı bir türlü tutmuyor: “Aidatı ödüyoruz da hizmet başka siteye mi gidiyor?”
Sanayiye Giren, Trafikten Çıkamıyor!
Sanayi ve çevre yolu güzergâhındaki kuyruklar artık günlük rutine dönüşmüş. Bozuk asfalt da cabası… Aracını tamire götüren vatandaşın dönüşte yeniden rot-balansçı aradığı bile söyleniyor. Fiskos şu: “Sanayi arabayı düzeltiyor, yol tekrar bozuyor!”
Mazot Depoya Değil, Cebe Ateş Düştü!
Motorine gelen son 2,92 liralık zamla bazı istasyonlarda litre fiyatının 85 liraya dayanması nakliyeciden çiftçiye herkesi hesap makinesine sarılmış. Mazot arttıkça nakliye, nakliye arttıkça etiket oynuyor. Çarşıdaki espri acı: “Arabaya yakıt almıyoruz, yatırım yapıyoruz!”
WhatsApp Ödevi Yasakmış… Grupların Haberi Yok!
MEB’in WhatsApp üzerinden ödev verilmemesine ilişkin genelgesi konuşuluyor ama veli grupları Ağustos sıcağında bile susmuyormuş. Özellikle ilkokul velilerine listeler şimdiden ulaşmaya başlamış. Annelerin fiskosu hazır: “Çocuk daha okula başlamadı, biz sınıfı geçmeye çalışıyoruz!”
Meclis Tatilde, Vekiller Sahada!
Abdurrahman Babacan bürokrasi ve yatırım dosyalarıyla, Bülent Tüfenkci Yıldıztepe’den Hatunsuyu’na muhtar ve teşkilat temaslarıyla, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak ise esnaf ve vatandaş ziyaretleriyle tempoyu artırmış. Malatya uzun zamandır üç vekili birden bu kadar hareketli görmemiş. Kulislerde soru hafif tebessümle soruluyor: “Meclis tatile mi girdi, seçim erkene mi alındı?”
MHRS’de Randevu Bulana Nazar Değmesin!
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde bazı branşlarda haftalar sonrasına bile randevu bulunamadığı konuşuluyor. Vatandaş MHRS ekranını yenilemekten doktor yüzü göremez olmuş. Hastanın duası da değişmiş: “Allah şifa versin… Randevuyu bulursak doktora da gideriz!”
Fiskos Masası kulak kabartmaya devam ediyor…
Çünkü Malatya’da bugünlerde herkes bir şey bekliyor; anahtar, randevu, yol, hizmet… Beklemek zaten şehrin yeni mesaisi olmuş.
(1).jpg)
Selam ve dua ile
Fiemanillah
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Melek Ersoy
24-08-2026 10:01Veli Ağbaba kısmını biraz tek taraflı buldum. İnsan fikir değiştirebilir, yeni bir siyasi yol seçebilir. Önemli olan bundan sonra ne söyleyeceği ve ne yapacağı.
Halil Karataş
24-08-2026 10:01MR’dan önce teşhis’ lafı tam oturmuş. Bizde bazen haber yapılmıyor, senaryo yazılıyor. Sonra gerçek ortaya çıkınca kimse dönüp düzeltme yapmıyor.
Ev hanımı
24-08-2026 09:31bize samimiyet kadar Malatya için verilen mücadele lazım
Soru
24-08-2026 09:30İnanç Hanım gelip dükkânda çayımızı içiyor, hal hatır soruyor, eyvallah. Ama biz Meclis’te Malatya’nın sesi olsun diye oy verdik. Yufkayı evde eşim de açıyor. Sıfır soru önergesi ne demek? Bürokrasiden gelen insanın sistemin tıkandığı yeri bilip Meclis’i ayağa kaldırması gerekirdi.
Nilüfer
24-08-2026 09:30Biz burada 'Saray Mahallesi ne zaman teslim edilecek, dükkânın anahtarını ne zaman alacağız' diye siftahsız beklerken, vekillerimizin derdi dünya siyaseti! Yufka açmakla, ekranlarda boy göstermekle bu şehir ayağa kalkmıyor. Bize icraat lazım, soru önergesi bile vermeyen vekili biz Ankara'ya niye gönderdik?
Selim (Sürücü / Nakliyeci)
24-08-2026 09:29Fiskos masasındaki mazot ve rot-balans esprisine acı acı güldüm. Sanayiye giriyoruz, arabayı yaptırıyoruz, çevre yoluna çıkınca araba yine dağılıyor. Suriye’ye araç gönderip bizim servislere %30 zam yapılması da cabası. Kalemine sağlık, Malatya'nın dertlerini tek tek sıralamışsın.
Emekli Öğretmen
24-08-2026 09:28Hekimhan’ın, Pütürge’nin sorununu söylemeyen siyaset bilimci olsa ne olur? Veli Ağbaba için yazdıkların da tam oturmuş. Kapak değişti de içindeki sayfalar aynı. Çok dengeli ve tarafsız bir kalem oynatmışsın, tebrikler
Çağlar C.
24-08-2026 09:28Fıtık meselesi ve eski fotoğraf analizi harika tespit! Malatya’da gazetecilik maalesef haber yapmaktan çok 'kulis fısıltısı' üretmeye döndü. Beli tutulan adama rest çekti demek tam bizim basının işi. Telefon açıp sormak varken tık peşinde koşana ders gibi yazı olmuş