Konteynerden Konuta
28 Ekim 2026, Çarşamba 08:04
6 Şubat depremlerinden bugüne kadar devletimizin ve milletimizin büyük fedakârlığına şahit olduk.
Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde devletimiz bütün imkânlarını seferber etti. İlk günlerde çadırlar kuruldu, ardından konteyner kentler ve geçici çarşılar oluşturuldu. Binlerce aileye barınma, esnafımıza ticaretini sürdürme imkânı sağlandı.
Üç yılı aşkın süredir birçok depremzede ailemiz ve esnafımız, kira yükü olmadan barınma ve ticaretini sürdürme imkânı buldu. Elektrik, su, ısınma ve soğutma giderleri karşılandı. Milletimizin ve hayırseverlerimizin destekleriyle pek çok ihtiyaç giderildi.
Bugün Malatya'da binlerce kalıcı konut ve iş yeri tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi. Konteyner kentler boşaltılıyor, geçici çarşıların kaldırılması gündeme geliyor.
Ancak dikkat çekici bir durumla karşı karşıyayız.
Geçici olarak sunulan imkânlar, bazı vatandaşlarımız için kalıcı bir alışkanlığa dönüşmüş durumda.
Konutu teslim edildiği hâlde konteynerden ayrılmak istemeyenler, kullanıma hazır iş yerine geçmek yerine geçici dükkânında kalmayı tercih eden esnaflarımız var.
Oysa devletimizin sağladığı bu imkânlar, vatandaşlarımızı sürekli yardımlarla yaşatmak için değil, yeniden kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak içindi.
Bu süreçte kendisine sunulan desteklerle ekonomik durumunu toparlayan, borçlarını kapatan, birikim yapan, hatta araç ve konut sahibi olan vatandaşlarımız da oldu.
Bugün ekonomik imkânları önemli ölçüde iyileştirdiği hâlde geçici imkânlardan vazgeçmek istemeyenlerin de sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.
Burada esnafımızın karşılaştığı yüksek kira sorunu ayrıca ele alınmalıdır.
Depremin ardından kaldırımlarda, meydanlarda ve uygun alanlarda oluşturulan geçici çarşılar, ticari hayatın devamını sağladı.
Ancak bugün kalıcı iş yerlerine geçişin önündeki en önemli engellerden biri fahiş kira talepleridir.
Bazı mülk sahiplerinin ölçüsüz kira talepleri, esnafımızın kalıcı iş yerlerine taşınmasını güçleştiriyor.
Ne çabuk unuttuk 6 Şubat'ı!
O gün hepimiz aynı acıyı, aynı korkuyu, aynı çaresizliği yaşamadık mı? Bugün yeniden vicdan aramak zorunda kalmamız ne büyük çelişki!
O büyük felaketi yaşamış bir mülk sahibi, bugün yeniden bir iş yerine kavuşmanın şükrünü yalnızca sözle değil, davranışıyla da göstermelidir. Çarşı yeniden canlansın, esnaf dükkânını açabilsin diye bir yıl kira almasa ne kaybeder?
Devlet de alacağı cüzi miktarı iki yıl sonra tahsil etmeye başlayacaktır.
Devletin büyük fedakârlıklarıyla yeniden iş yerine kavuşan bir mülk sahibi, esnafın ayağa kalkması için bir yıl kira almasa ne kaybeder? Üç yılı aşkın süredir o dükkândan kira geliri elde edemedi. Şimdi çarşının yeniden canlanması için biraz daha fedakârlık gösteremez mi?
Devletin yıllarca üstlendiği yükün ardından, şimdi bazı mülk sahiplerinin fahiş kira talepleriyle esnafı zor durumda bırakması hangi vicdana sığar?
Bu nedenle Malatya Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, ilgili belediyelerimiz, ticaret ve esnaf odalarımız bir araya gelerek kalıcı iş yerlerine geçişin önündeki engelleri kaldıracak somut bir yol haritası oluşturmalıdır. Fahiş kira taleplerine karşı da hukuki ve idari yaptırımları gündeme getirmelidir.
Konteyner kentlerin ve geçici çarşıların bir an önce kaldırılması, şehrin yeniden düzenlenmesi açısından da önemlidir. Kaldırımlar yayalara, meydanlar asli işlevlerine kavuşmalıdır.
Olağanüstü dönemlerde sağlanan destekler, olağan hayatın kalıcı düzeni hâline gelemez.
Konteynerler zor günlerimizin sığınağıydı. Ancak geleceğimizin adresi olamaz.
Fî Emânillah.
Ebuzer AYDIN
"Ey Kalemim! Bir Gün Doğru Bildiklerini Yazmazsan Kolumla Beraber Kırar Atarım Seni."

