17 Temmuz, 2026, Cuma
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Beydağı'na Yolculuk

05 Mart 2026, Perşembe 07:32
Beydağı'na Yolculuk

Beydağı, Malatya’nın simge dağlarından biridir. Malatya denilince nasıl ki akla kayısı, Battalgazi, Turgut Özal gelirse Beydağı da tıpkı bu isimler kadar meşhurdur. Malatya’nın Güney ve Güneydoğu’su Beydağları ile çevrilidir. Bir kale gibi etrafımızı sarmış, bize ihtiyacımız olan temiz havayı salıvermektedir, Allah’ın izniyle… Ayrıca şehre ayrı bir güzellik katmakta, şehrin silüetini tamamlayan bir görüntü vermektedir. Beydağlarına yağan kar ve yağmur bize nimet olarak geri dönmektedir, hamdolsun…

Beydağlarından Malatya’yı seyretmek de ayrı bir zevktir. Nevruz ve ışgın toplamaya, kenger sakızı kaynatmaya hep bu dağlara çıkarız. 

Beydağı bir tutkudur.

Ben Beydağlarına hemen hemen yer yönden defalarca tırmanmış ve Beydağı’nın zevkini tatmış bir gezginim. Gündüzbey, Banazı, Venk, Çırmıktı tarafından tırmanmış ve her seferinde ayrı bir tat almışımdır. Çünkü nereden tırmanırsanız tırmanın her yönden farklı bir manzara sunmaktadır size dağımız… 

İşte Beydağı’na bu sefer Turgut Özal Üniversitesi yerleşkesinin arkasında bulunan Üzümlü köyünden tırmandık geçen Pazar günü… Karlı dağları tırmanırken belki zorlandık ama bir o kadar da keyf aldık. İnsanı alıp savuracak kadar esen sert rüzgarı, ciğerlerimizin dostu içimize çektiğimiz tertemiz havası ile Beydağı tırmanışı insanı sanki başka bir aleme götürüyor. 

Yeryüzünden ayağımızı kesip gökyüzüne yükseldiğimiz, bulutlar içinde yüzdüğümüz havası veriyor… Şehirden bir süreliğine kaçış insana ilaç gibi geliyor. Dağda sanki daha özgür hissediyorsunuz kendinizi… Doğa ile başbaşa kalınca ruhunuz dinleniyor, içiniz ferahlıyor, sanki tam teşekküllü bir rehabilitasyon merkezinde bakıma alınmış gibi rahatlıyorsunuz. 

Bedava ve yan tesiri olmayan bir tedavi süreci… 

Bütün hastalıkların temelinde oksijensizlik ve kötü beslenme vardır. Bedeninizi kimyasal ve hormonlu gıdalardan ayrıca kirli havadan, ruhunuzu da stresten koruyacaksınız. Bunun en kestirme ve kolay yolu Beydağı’na çıkmaktır. En azından haftada bir kez Beydağı’nı ziyaret ederseniz şehrin kirinden ve pasından temizlenmiş olursunuz. Mikroplar ve toksinler temiz hava ile beslenen vücutta barınamaz. Bu yüzden doktorların bütün hastalarına Beydağı’na tırmanma reçetesi yazması lazım... İlaç neymiş! 

Neyse, bana ne, herkesin aklı var, kimseye yol gösterecek durumum yok. 

İşte bu duygu ve düşüncelerle yeni bir tırmanışa daha başladık Üzümlü köyünden… Ben hep zoru severim, düzgün yol varken kayaların üzerinden atlayarak tırmanırım, ekibin yaşlı ve zayıf elemanları düzgün yolda yürürken, ben karlı ve çamurlu yamaçlardan, tehlikelere aldırmadan tırmanmaya başladım. Nefesim kesilecek, ayaklarıma sancı inecek kadar kendimi zorluyor ve yıpratıyorum. Düşe kalka, inleye inleye, bağıra çağıra zirvedeki mola yerimize vardık… Bizimkiler tın tın hiç yorulmadan mola yerine gelmişler. 

Dönüş yolunda da aykırı kimliğimi bir kere daha ortaya koydum. Çılgınlık benim ruhumda var. Daha zorlu ve tehlikeli bir güzergâh üzerinden tam üç saatlik bir iniş yolunu tercih ettim. 

Üzümlü Köyü'nde misafir olduğumuz Akdağ ailesinin evine vardığımızda bir adım daha atacak takatim kalmamıştı. Allah’tan her gün yürüyüş ve spor yaptığım için bünyem alışıktı ve bu zorlu yürüyüşün üzerimde bir hiç olumsuz tesiri olmadı.

Ertesi günü sabahleyin “aslanlar” gibi kalkıp günlük hayatıma devam ettim. Sevgili dostum Selahattin-i Eyyubi ( Selahaddin Kürün) ise ertesi günü Dörtyol mevkiindeki işyerini açmış ve çalışanlarına hava atmış, “Ben Beydağı’ na tırmandım” diye… 

Halbuki “tırmanmadı”, sadece “yürüdü”! 

Not: Fotoğraflarda nasıl düşe kalka ve tehlikelere aldırmadan tırmandığımı görüyorsunuz. Anlatmaya gerek yok!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.