19 Temmuz, 2026, Pazar
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Bizi Sen mi Kurtaracaksın Başkan Amca?

20 Ekim 2025, Pazartesi 11:45
Bizi Sen mi Kurtaracaksın Başkan Amca?

Bir arkadaşım vardı…
Bir günlüğüne cezaevine girmişti.
Yani aslında birkaç saatliğine.
Ama öyle anlattı ki, sanki Alcatraz’dan firar etmişti.
Dedim ki:
“Herhâlde bu tecrübeyle kitap yazarsın!”

Şimdi bakıyorum, Sami Er de aynı durumda.
Her mikrofona geçtiğinde, aynı hikâye…
Aynı cümleler, aynı ton, aynı kahramanlık.

Bir çocuk, bir çikolata ve bir replik:
“Başkan amca, bizi sen kurtaracaksın.”

Sami Başkan bunu öyle bir anlatıyor ki,
sanki çocuk değil, Cebrail inmiş kulağına.
Ve ekliyor:
“Tabii ben sorumluluğumu bilen bir insanım ama bu sözden sonra
on kat arttı.”

Ne güzel hikâye değil mi?
Bir çocuk, bir cümle, on kat sorumluluk…
Ama sonuç?
Sıfır icraat, on kat röportaj.

Bu hikâyeyi defalarca anlattı.
Her lansmanda, her toplantıda, her mikrofonun ucunda.
Sanki Malatya değil, hikâyenin kendisi yönetiliyor.
Kendini anlatıyor, çünkü başka anlatacak bir şey kalmadı.

Başkan amca, o çocuğun sözüyle gururlanıyor.
Oysa o cümle seni kahraman yapmadı Başkan;
Sana seni hatırlatmaya çalıştı.
O çocuk “bizi sen kurtaracaksın” derken,
aslında “bizi artık kandırma” diyordu belki.

Ama nerede o idrak…
Başkan hikâyede yaşıyor, şehir hikâyenin altında.
Malatya molozdan çıkmaya çalışıyor,
o hâlâ çocukluğuna kahraman arıyor.

Her konuşmada aynı senaryo:
Bir çikolata, bir çocuk, bir cümle.
Sanki belediye değil, radyo tiyatrosu.

“Başkan amca bizi sen kurtaracaksın.”
Belki de doğru söylemiş çocuk…
Çünkü önce bizi sen soktun bu hikâyeye,
elbette sen kurtaracaksın!

MONTAJ DEĞİL, MİZANSEN BAŞKAN!

Malatya Dernekler Federasyonu Başkanı Yılmaz Durmuş…
Hani şu “bir anlık refleksle” güvenlik görevlisi kızı iten başkan.
Bir video düştü sosyal medyaya,
ve film başladı!

Olay net:
Bir el kalktı, bir insan kırıldı.
Ama bizim başkan ne yaptı?
Kamera kayıtlarını değil, vicdan kayıtlarını reddetti.

“Art niyetli kişiler servis etti, görüntülerde oynama var” dedi.
Evet, tabii…
Herhalde el de “oynatılmıştır.”
Fizik değil, montaj!

Klasik savunma:
“Efendim, biz helalleştik.”
Ne güzel!
Demek ki memlekette yeni etik kod şu:
Önce it, sonra git, helalleş, iş kapansın.

Ama sonra açıklama geliyor:
“Görüntülerde değişiklik yapılmış, iftiraya uğradım.”
Kameraya konuşan el siz misiniz?
Evet.
O zaman “görüntülerde oynama” neresinde?
Kız mı dijital, hareket mi deepfake?

Kusura bakmayın ama bu açıklama değil,
pandomim!

Ve tabii her kriz metninin son paragrafı:
“Vatanına ve milletine bağlı bir bireyim.”
Yahu mesele vatan değil başkan, vicdan!
Bu ülkede herkes “vatansever,”
ama kimse “insansever” değil.

Sizin “sadakat” dediğiniz şey,
sadece skandala kılıf.
Hata yap,
sonra “millet, bayrak, ezan” de,
mesele kapansın.

Bu açıklamayı okuyunca insan şunu düşünüyor:
Keşke özrü de samimi, cümlesi de sade olsaydı.
Ama yok…
Özür değil,
cümle mühendisliği!

“Yalan, yanlış, iftira boyutunda…”
Ne güzel, ne edebi!
Ama içinde tek bir kelime eksik:
‘Pişmanım.’

Sayın Durmuş,
vatandaşı değil, güvenlik görevlisini değil,
önce kendinizi ikna edin.
Çünkü montaj değil, mizansen değil,
gerçek ortada.

Kamera açısı değil, bakış açısı bozuk.
Bu ülkede herkes “algı mağduru”
ama kimse “ahlak sorumlusu” değil.

Bazen en şık savunma, susmaktır.
Ama siz susmayı değil, konuşmayı seçtiniz.
O zaman madem konuştunuz,
ben de bir cümleyle bitireyim:

“O videoda oynama yok Başkan…
sadece karakterde deformasyon var.”

BİR BAŞ, BEŞ KAFASI VAR!

Malatya Büyükşehir Belediyesi’nde basın birimi var.
Ama başı yok.
Kafası çok.

Bir tarafta Basın Daire Başkanı…
Unvanı var, yetkisi yok.
Basın bülteni yazıyor, ama satırı patron onaylıyor.

Öbür tarafta Ahmet Faruk Yanardağ…
Bir ara genel sekreterdi,
şimdi genel kafa.
Her işte parmak, her kararın dışında.

Bir köşede Mehmet Tekçam…
Her açıklamada bir “danışman imzası.”
Yani fikir çok, fikir veren bol.
Ama fikirden çıkan sonuç yok.

Yan masada Kadir Çelik…
Kendi haberini kendi izliyor.
Kadroda, ama kervanda değil.

Üstlerine Özel Kalem…
Kendi mikro devleti,
kendi protokolü,
kendi egosu.

Ve hepsinin üstünde
Sami Er!
Başkan.
Ama aslında orkestra şefi değil,
beş kafalı ejderhanın bir başı.

Yetmezmiş gibi bir de dışarıdan takviye.
İstanbul’dan gelmiş Taha Hüseyin Karagöz.
Kim mi bu?
Başkanın oğlunun arkadaşı.
Yani liyakat artık soyadıyla taşınıyor.

Aylık bir buçuk, iki milyon.
Cep telefonuyla çek,
üstüne iki kelime yaz,
“Büyükşehir her yerde!” de,
parayı al, git.

Buna PR diyorlar.
Ben diyorum ki:
Parayla rezil olma sanatı.

Oysa Malatya’da güçlü bir basın var.
Kenti tanıyan, halkı bilen, sözü ölçen insanlar.
Bıraksalar,
o çocuklar bir ayda Malatya’yı ayağa kaldırır.

Ama yok.
Onlar varken İstanbul daha “şık” duruyor.
Malatya’nın havasını bilmeyen adam,
şehrin nabzını ölçmeye kalkıyor.
Termometre yanlış, teşhis de yanlış.

Şimdi belediyede tablo şu:
Tekçam ayrı frekansta.
Yanardağ başka evrende.
Çelik kendi aleminde.
Özel Kalem bağımsız cumhuriyet.
Taha Karagöz İstanbul’dan yayın yapıyor.

Belediye değil,
kafalar konfederasyonu!

Bazen en büyük kriz,
parayla değil, akılla çözülür.
Ama Malatya’da ikisi de yok.

Kamera çok, kadraj yok.
İsim çok, iş yok.
Kafa çok, akıl yok.

Ve bütün bu keşmekeşin ortasında
Sami Er,
her zamanki gibi kameraya bakıyor,
ve yine gülüyor.

Belki o da biliyor içten içe:
Basın birimi değil bu,
beş kafalı koordinasyon canavarı.

DİKSİYON YOK, EGO ÇOK!

Bir şehir düşünün…
Kendini temsil etmek için çırpınıyor ama…
Onu temsil edenler, önce kendini temsile muhtaç!
Toplantılarda kükreyen…
Kameraya görünce gürleyen…
Ama iki cümleyi bir araya getirince devrik yaşayan bir siyaset
tarzı!

Sivil toplum desen ayrı âlem…
STK başkanı olmuş ama sanki sendika ağası!
Konuşuyor ama ne dediği anlaşılmıyor.
Anlaşılsa bile halk adına değil, akrabası adına konuşuyor.
Mikrofonu görünce halkı değil, kendi CV’sini anlatıyor.
Ceketin cebinden çıkardığı tespihiyle, temsiliyet havası estiriyor.
Bir elinde tespih, bir elinde ego…
Arada selfie çektirmeyi de ihmal etmiyor.

Malatya’nın vitrini böyle…
Vitrin dediysek, içi dolu sandınız.
Yok.
Vitrin camı parlak ama raflar boş.

Hakiki temsil nerede?
Diksiyonu düzgün…
Meseleye vakıf…
Cümle kurduğunda şehir kendini bulsun…
Böyle insanlar kenarda.

Çünkü ihtiras önde.
Çünkü kabalık önde.
Çünkü bağırmak, bilgiden sayılıyor.

Netice?
Şehri tanıtacağız diye şehri rezil ediyorlar.
Eline mikrofon verilenin sesi çok, sözü yok.

Vasatın organizasyonu tamam.
Nitelikli insan geri çekilmiş.
Etrafında sadece köylüsü, ahbabı, yancısı…

Kendine hayrı olmayan, şehre hayır mı sağlar?

Egosu kadar bilgisi olsa…
Tespihi kadar kelime dağarcığı olsa…
Aynadaki suretiyle değil, sahadaki sorumluluğuyla tanınsa…

İşte o zaman Malatya temsil edilir.

Ama şimdilik…
Diksiyon yok, ego çok.

MALATYA’DA SU YOK, MASKİ YOK, AMA VALİ VAR!

Malatya’da bir vatandaş su sıkıntısı için MASKİ’yi arıyor…

Yüzlerce personel yok!

Genel müdürlük yok!

Çağrı merkezi yok!

Telefonu açan yok!

Ama…

Ekranda bir numara beliriyor.

Karşıdan bir ses:

— “Vali Yardımcısına iletin…”

Vatandaş ne desin?

— “Tamam, valiliğe söylerim.”

O anda karşıdan bir cevap geliyor:

— “Ben Malatya Valisiyim!”

Buyurun size devletin, devletten daha büyük hali.

Vali, MASKİ’nin açmadığı telefonları açıyor. MASKİ ise, vatandaşa
“şebeke suyu gibi” yok!

Düşün: Malatya’da 2 milyonluk MASKİ teşkilatı var. Genel
müdürlük var. Daire başkanları var. Çağrı merkezi var. Lojistik
var. Yazılım var. İhale var. Ama bir “alo” diyen yok.

Bari adını değiştirin:

MASKİ yerine “MASKE” deyin.

Çünkü sadece şekil var. Ses yok.

Ama asıl mesele ne biliyor musun?

Vali, vatandaşa telefon açtığı için değil…

MASKİ, vatandaşa bir telefon açmadığı için bu şehir susuz!

Bu şehir sesini duyuramıyor.

Çünkü MASKİ’nin duvarları var… Ama kapıları yok!

Borusu ötüyor… Ama vanası yok!

Su faturası var… Ama suyu yok!

Devletin valisi vatandaşın derdine omuz veriyor, ama MASKİ sırt
çeviriyor.

Peki şimdi soruyorum:

MASKİ’de bir kişi bile bu tabloya utanmıyor mu?

Yoksa sizin çalıştığınız yer “MALATYA SU VE KİBARLIK
İDARESİ” mi?

Vatandaşa cevap vermek ağır geliyorsa, koltuk hafif gelmesin!

LAF EBESİ: “Yarın Şaşırma Ha!”

Malatya Günleri yapılmış.
Herkes orada, bir tek Battalgazi Belediye Başkanı Bayram
Taşkın
yok.

Ne yapsın garibim?
8–5 mesaisi bitmeden İstanbul’a varmak zor tabii!

Şehrin adını duyurmak varken,
mesai çizelgesine takılmış.

Olsun Başkan…
Sen çalış, onlar tanıtsın.
Ama yarın şaşırma ha!
Malatya seni değil,
sen Malatya’yı kaçırdın.

Kalem Hakkı: Alarm Çalmıyor Vekil Uyuyor

Malatya’da AK Parti Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak,
şehrin etkinliklerine nedense pek uğramıyor.
Eğer program sabahsa, hiç umutlanmayın… Çünkü rivayete göre
vekil hanım saat 11’den önce uyanamıyormuş.
Etkinlik öğleden sonra olursa belki!
Hani derler ya “milletin vekili”… Bizimki milletin değil,
melatoninin vekili sanki.
Malatya sabah mesaisinde, vekil hâlâ rüya mesaisinde.

FİSKOS MASASI:

Malatya’da bu hafta fısıltılar yine koridorlardan sokağa taştı…
Kimi vefa arıyor, kimi koltuk, kimi de çıkış kapısı!

– TSO’da Adaylık Depremi!
TSO Başkanı Oğuzhan Atasadıkoğlu’nun CHP’den aday olacağı
iddiası, yönetimde huzursuzluk yaratmış. “Oda mı, siyaset mi?”
sorusu masalarda yankılanıyor.

– Hayırseverler Vefasızlıktan Bıkmış!
Malatyalı iş insanları, “yardım yaptık, siyasetçiler fotoğraf çektirdi,
sonra unuttu” diyor. Hayır kaldı, hasenat kaldı, ama vefa kayboldu.

– Sami Er Muhtara Rest Çekmiş!
Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in bir muhtarla sert
tartıştığı, muhtarın da “Cumhurbaşkanı’na şikâyet edeceğim”
dediği konuşuluyor. Malatya’da artık mikrofonlar değil, sabırlar
patlıyor.

– Turgut Özal Üniversitesi’nde Rektörlük Kulisleri!
Üniversitede yeni dönem için rektör adayları yavaş yavaş sahneye
çıkıyormuş. “Kim gider, kim kalır?” sorusu akademik koridorlarda
yankılanıyor.

– Zenginler Kaçıyor, Malatya Küçülüyor!
Deprem, don, ilgisizlik derken şehrin sermayesi göç ediyor.
Malatya’nın zenginleri yatırımını alıp başka illere taşımaya
başlamış. “Parayla gelen gidiyor, gönülle kalan da yoruluyor”
diyorlar.

Fiskos Masası yine fısıldadı…
Çünkü Malatya’da bazen en sert gerçek, en kısık seste duyulur.

Selam ve dua ile
Fiemanillah

 

Yorumlar

  • yorum avatar
    Erhan
    22-10-2025 17:16

    inanç hanım sahada olan tek vekil. ihsan koca 7/24 hiç yok.

  • yorum avatar
    Erhan
    20-10-2025 18:22

    veli ağbaba nın seçilmemesinin acısı içinde bir türlü çıkmamış, çıkmıyor

  • yorum avatar
    Nuran Aksoy
    20-10-2025 15:10

    Fiskos Masası’ndaki söylentiler gösteriyor ki şehir artık yönetilmiyor, dedikoduyla yönlendiriliyor. TSO’dan belediyeye kadar herkes bir koltuk hesabında. Malatya’nın vicdanı değil, vitrini çalışıyor.

  • yorum avatar
    Ahmet Ertaş
    20-10-2025 15:09

    Malatya siyasetinde ego, liyakatten büyük hale geldi. Diksiyon yok, temsil yok ama kibir zirvede. Mikrofon görünce konuşuyorlar, halk görünce susuyorlar. Artık konuşan değil, anlayan siyasetçiye ihtiyaç var.

  • yorum avatar
    Füsun Keleş
    20-10-2025 15:09

    Yılmaz Durmuş’un “montaj” açıklaması tam bir skandal. Toplumsal vicdanın önüne “video montajı” bahanesiyle kalkan koymak, halkın zekâsına hakaret. O görüntülerdeki el, sadece bir insanın değil, bir zihniyetin tokadıydı.

  • yorum avatar
    Hasan Güler
    20-10-2025 15:08

    MASKİ’nin telefonuna çıkmayan memur, Malatya’nın halini özetliyor. Eskiden su kesilince belediye görevlisi kapıya gelir, “özür dileriz” derdi. Şimdi arıyorsun, telefon bile açılmıyor. Sonra vali devreye giriyor. Biz artık devleti değil, vicdanı arıyoruz.

  • yorum avatar
    Nehir Alptekin
    20-10-2025 15:08

    Sami Er’in “Başkan Amca” hikâyesi, aslında yerel yönetimlerde popülizmin geldiği noktayı gösteriyor. Bir çocuğun sözüyle koca bir kentin kaderi açıklanamaz. Liderlik, anekdotla değil, analizle olur. Teknik bir adam olduğu söylenen bir ismin, teknik hiçbir çözüm üretmemesi ibretlik. Çünkü artık Malatya’nın sorunu “hikâye üretimi” değil, “iş üretimi” sorunudur.

  • yorum avatar
    Cebrail
    20-10-2025 13:35

    İnanç hanım sadece vitrinde var bolca görüntü veriyor. Memlekete katkısı ne derseniz inanın aklıma birşey gelmiyor öylesine varmı var sadece var.

  • yorum avatar
    Reşat
    20-10-2025 13:33

    Oğuzhan bey CHP den seçime girerse kazanır. Mtso daki başarısı taçlanır.

  • yorum avatar
    Vahap Seçer
    20-10-2025 12:48

    Sami Bey başarısız bir belediye başkanı..Her yeri bütün birimleri eskisinden beter etti..Vizyonu olmayan projesi olmayan bir başkan..Bir fiyasko .Malatya üzerindeki bir karabulut..Mesela dedi tramvay yapacam ihale edecem bir yıl geçti hani nerede?

  • yorum avatar
    Serhat
    20-10-2025 12:34

    Emeğinize sağlık. Başkanların ve vekillerin rahatını bozdunuz yine. Nedir bu insanların sizden çektiği:)

  • yorum avatar
    Zeynep Özyılmaz
    20-10-2025 12:33

    Keşke milletvekili olsaydım. 11 e kadar uyurdum:) Zor bir iş diye üstesinden gelemem sanıyordum. Tam benlikmiş.

  • yorum avatar
    Kazım
    20-10-2025 12:31

    Su kesildiğinde arıyoruz, ama açan yok. Koskoca kurumda bir kişi mi yok? FEDAŞ KENDİNİ TOPLADI. DARISI MASKİ YE

  • yorum avatar
    Kadriye
    20-10-2025 12:31

    Toplumu temsil edenlerin hem bilgi hem temsil yeteneği taşıması gerek. Ama ne yazık ki bugün mikrofonu eline alan bağırıyor.

  • yorum avatar
    Nilüfer
    20-10-2025 12:30

    Kime bağlıyız, kimden emir alıyoruz belli değil. Herkesin kendi ekibi, kendi gündemi var. Kurum içi birliği sağlamak yerine, herkes PR peşinde

  • yorum avatar
    Abdullah
    20-10-2025 12:30

    Sürekli aynı hikâyeyi anlatmak yerine, gerçekten çocukların geleceği için bir şey yapılsa ya... Her konuşmada kahramanlık değil, artık çözüm duymak istiyoruz. Malatya’nın hâli ortada, masal dinleyecek vaktimiz yok

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.