Diploma Töreninde Bir Ayet, Bin Çelişki!
12 Temmuz 2026, Pazar 08:13
Yeditepe Üniversitesi’nde diploma töreni...
Bir yanda cübbeler, diğer yanda geleceğe dair kurulan hayaller.
Sıradan bir mezuniyet tablosu derken...
Sahneye bir genç çıkıyor:
Mustafa Malo.
Elinde bir pankart. Üzerinde Allah’ın ayeti.
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" !
O an...
Salonun havası bir anda değişiyor.
Bir grup öğrenci, sanki kutsal bir kelamın değil de, bir "suç aleti"nin önünü keser gibi gencin etrafında etten duvar örüyor.
İtirazlar, engelleme çabaları, gerilen sinirler...
Mustafa ise... Sadece tebessüm ediyor.
Sonradan dinliyoruz; "Beklentiyle yapmadım, önyargıları kırmak istedim" diyor.
Ama en acı olanı; o ayetin önünü kesenlerin arasında, başındaki örtüsüyle, inandığı değerin sancağına bayrak açanlar da var.
Tahlil mi?
Gördüğümüz manzara, buzdağının görünen yüzü.
Üniversite koridorlarında, plazalarda, hatta bazen cami avlularında bile süren o büyük "yabancılaşma"sancısı.
İnancı bir "kültür mirası" sananlar ile onu "hayatın nirengi noktası" bilenler arasındaki kopuş.
Mustafa, o ayeti açarak aslında bir turnusol kağıdı sundu.
O kağıt, kimin inançla "hizalandığını", kimin ise "konjonktürle" hizalandığını açık seçik ifşa etti.
Başörtüsünü takıp da ayetten rahatsız olan o figürler; aslında inancı "estetik bir tercih" düzeyine indirgemiş, vahyin hayatın her hücresine dokunmasından ürken, "fazla dindar görünmeyelim, modern dünyadan dışlanmayalım" diyen o hüzünlü ve paradoksal kalabalığın bir parçası.
Gelelim o "Modern" tiplere...
Biri; elinde kahve bardağı, dilinde "özgürlük" sakızı.
Mezuniyet töreninde herkesin "öteki"ye saygı duymasını bekler ama iş İslam’ın bir ayetine gelince, gözler döner.
Diğeri; başörtüsünün altına saklanmış, "Ben sizdenim ama o ayetleri de her yerde açmayın, ayıp oluyor, bizi rezil edeceksiniz" bakışıyla etrafı süzen o konformist "kurtarıcı" tipolojisi.
Hepsi, "ötekileştirmeyin" derken, inananı "ötekileştiren" o meşhur çift kutupluluğun gönüllü neferleri.
Vahyin muhteşem izahı ise çok net.
Bakara suresinin o keskin ikazı kulaklarımızda çınlıyor:
"Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz?"
Vahiy, bir bütündür.
Pazarlığa gelmez. Mezuniyette de, çarşıda da, yönetimde de "hüküm" bellidir.
Bugün İslam’la sorunu olanlar, boş durmuyor.
Sadece seküler çevrelerde değil, bizzat bizim içimizdeki o "sözde dindar" pencerelerde de pusudalar.
İnancın içini boşaltmak, onu bir "aksesuara" dönüştürmek, İslam’ın "hayatın her anını kuşatan" gücünü yok etmek için canhıraş bir uğraş var.
Ama unutmasınlar;
Mustafa’nın o günkü tebessümü, binlerce pankarttan daha güçlü bir "Vakar"mesajı taşıyordu.
Son söz:
Vahiy pusuda değil, vahiy hayatın merkezindedir.
Pusuda olanlar, kendi gölgelerinden korkanlardır.
Ve o korku, bir gün mutlaka o tebessümün karşısında eriyip gidecektir.
Selam ve muhabbetle...


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.