Dışarıdan Bakınca Bir Sayı İçeriden Bakınca Bir Kıyamet Provası
02 Mart 2026, Pazartesi 19:26
"Deprem sarsar, ancak belirsizlik ve yaşanmış acılar yıkar."
Bugün Malatya’da saat 17.53’te meydana gelen 4.4 büyüklüğündeki sarsıntı sonrası yine benzer bir tartışma alevlendi. Şehirde yaşamayan, 6 Şubat’ın o zifiri karanlığında sokaklara dökülmeyen, artçıların uğultusuyla uykusu bölünmeyenler hemen klavye başına geçti: "Bu büyüklükte bir depremden korkulur mu?", "Basın korku pompalıyor!"
Sahi, korkunun kriterini kim, hangi laboratuvar ortamında belirliyor?
TEKNİK VERİLER TRAVMAYI SİLEMEZ
Sismologlar için 4.4 "küçük" veya "orta" ölçekli bir sarsıntı olabilir. Akademik makalelerde bu rakamlar sadece birer istatistikten ibarettir. Ancak Malatya sokaklarında o 3-4 saniyelik sarsıntı, bir rakam değil; yıkılan binaların sesi, toz bulutunun boğuculuğu ve sevdiklerine ulaşamamanın verdiği o çaresizliğin geri dönüşüdür. Malatya'da yaşayan ve büyük felaketi bizzat tecrübe eden bir insan için en küçük titreme bile bir "kıyamet provası" niteliğindedir.
MESELE MANŞETLER DEĞİL…
Basını "korku yaymakla" suçlamak, en kolayıdır. Eğer bir halk, 4.4'lük bir sarsıntıda bile sokaklara fırlıyorsa; burada sorgulanması gereken basının attığı "Korkutan Deprem" başlığı değil, o insanların ruhunda açılan derin gediklerdir. Psikolojik etkiler, bazen binaların betonundan daha zor onarılır.
KORKUYU ANLAMAK İÇİN BURADA YAŞAMAK GEREKİR
Malatya’da yaşamayan uzmanların, bu şehirde her sarsıntı sonrası yüzlere yansıyan o beyazlığı anlaması mümkün değildir. Sarsıntı biter, ancak o sarsıntının yarattığı "acaba devamı gelir mi?" sorusu saatlerce zihni kemirir. Bu bir panik atak hali değil, hayatta kalma güdüsünün yaralı bir dışavurumudur.
Akademik kibirle veya dışarıdan bakmanın verdiği rahatlıkla Malatyalıların korkusunu teraziye vurmaya kalkmayın. Bu şehre borcumuz, sarsıntıların şiddetini tartışmak değil; bir an önce güvenli konutları tamamlayarak insanlara kaybettikleri o "huzurlu uyku" hakkını iade etmektir.
Çünkü Malatya için artık "küçük deprem" yoktur; sadece henüz onarılmamış yaraların sızısı vardır.
Sevgiyle Kalın.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.