21 Haziran, 2026, Pazar
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Müjdeler Olsun Ey Ahali...

21 Haziran 2026, Pazar 12:34
Müjdeler Olsun Ey Ahali...

Köyün birinde biri vefat etmiş.

Akşam olmak üzere olduğundan cenazenin ertesi gün defnedilmesine karar vermişler.  Köyün mezar kazıcısı Osman da “ertesi güne kalmadan şimdiden mezarı hazırlayayım” diye kazıya başlamış. Akşam gün batımına yakın mezarın kazma işlemi bitmiş. Osman öyle yorulmuş ki mezarın içinde dinlenmek için uzandığında içi geçmiş, uyuyakalmış. 

O sırada kasabadan köye dönen Ali Rıza Bakmış mezarlıkta ağaçta bir ceket asılı. Yaklaşınca da yeni açılmış mezar yerini görmüş. Merakını yenemeyip mezarın içine doğru bakınca horlaya horlaya uyuyan Osman’ı görmüş.

-“Dur şunu biraz korkutayım hele” diyerek siyah atkısını kafasına sarıp yüzü gözü belli olmayacak şekilde kapanınca mezara inmiş. Ayağıyla dürterek Osman’ı uyandırmış ve:

-“Rabbin kiiiim?” diye gürlercesine sorguya başlamış. 

Uykudan uyanıp tepesindeki simsiyah karaltıyı görünce, hele de sorguyu duyunca eli ayağı titremeye başlamış.

-“Be.. Ben ölü değilim. Ö..Ölü yarın gele.. gelecek”

Alirıza şakanın tadını iyice aldığından daha gür ve ürpertici bir sesle tekrar sormuş:

-“Rabbin kiiiiiim?!!”

Osman ter içinde, “kendinin ölü olmadığını, sadece gariban bir mezar kazıcısı olduğunu, ölünün yarın öğle namazını müteakip geleceğini” izah etmeye çalışırken gözü kenardaki kazmaya ilişmiş.

Fırsatını bulup kazmayı kaptığı gibi karartılar içindeki sorgu meleği olduğunu sandığı kişinin kafasına saplamış. Kazma kafasına saplanınca o da düşüp kalmış mezarın içinde. 
Osman telaşla mezardan fırlamış. Kan ter içinde koşa koşa köyün kahvesine dalmış. Nefes nefese:

-“Müjde ey ahaliiii! Sorgu meleğini öldürdüm. Bugünden sonra bizim köyün ölülerine sorgu sual yoook!”

*** 
O köy hangisidir bilmiyorum ama birileri Mustafa Kemal’in arkasına saklanıp “Bize sorgu sual yok nasolsa” diye malı götürmeye, çeteler kurmaya, uçaklarda garılarla partiler vermeye, paradan kuleler yapmaya, “paranın satın alamayacağı kimse yoktur” diyerek siyasi parti satın almaya kadar gitmişti.

Aslında “Paranın satın alamayacağı kimse” yok. Gerçekten yok. Kimi bin dolara tamah ediyor. Kimi ev kimi de araba karşılığı satın alınabiliyor. Paranın herkesi satın alabildiği yer kendi camialarıdır.  O camia öyle bir camiadır ki satarlar. Kendilerini bile satarlar. Yeter ki para olsun.

Hepsi mi öyle. Bak satmayanlar, para karşılığı delege oylarını çar çur etmeyenler de var diyeceksiniz. 

Yok. Onlar da kolayca satarlar. Ancak kendilerine teklif gelmediğinden, ya da öyle bir fırsat oluşmadığından temiz kalmışlardır.

İng. Kraliçesi…

Bir ara Çinlilerle ticaret yapmak zorunda kalmıştık. Çinliler her fırsatı değerlendirip 3 kuruş fazla alabilmek için malzemeden çalmak, yalan söylemek göz boyamak dahil her türlü entrikayı çeviren bir millet. 

-“Bu Çinliler neden böyle ticari ahlak yoksunu? Diye sormuştum da verilen cevap enteresandı:

-“Onlarda Allah inancı yok. Dolayısıyla Ahiret kaygısı da yok. Dünyaya bir kere geliyorlar. Ölünce yok olup gidecekler. O bir kere gelişi iyi değerlendirmek, çok para kazanıp iyi yaşamak, iyi yemek tek hedefleri. Kendilerini tutan bir ahlak anlayışı da olmadığından onlarla ticarette çok dikkatli olunmalı”

Bu kısa anekdottan sonra bu tarafa bakıyoruz.

Adamlar milletin salak anını yakalamış ve bir kere gelmişler belediyelere. Bu fırsatı paraya, şöhrete , zevke ve şehvete çevirmek için ellerine fırsat geçmiş. Onu da vatandaşa hizmetle harcayacak değiller ya. Otobüsler yanar. Arıtma tesisleri çalıştırılmaz. Denizi müsilaj, körfezi zehirli sular, sokakları da çöplerin kaplaması önemli değildir. Bir an önce para kuleleri yapılmalı, parti ele geçirilmeli, oradan da Türkiye ele geçirilmeli. Bu arada da zevkli, eğlenceli, yaşamdan da taviz vermemeli.

“Bal tutan parmağını yalar”

Bunların hepsi parmak yalıyorlar. Parmak yalayanlar 2 sınıftan oluşuyor. Hırsızlar ve hainler. “Hırsızlar” fırsatı değerlendirmiş olup şimdi ballı parmaklarını yalayanlar. “Hainler” olarak adlandırılanlar da partiyi tekrar ellerine geçirip nemalanmalardan nasiplenmek isteyenler.

Sahi neden İş Bankası halen CHP’nin kasasında durur. Devlet neden bu Pakistanlı Müslümanların desteklerinin gasp edilip kurulan bankanın halen o partinin en önemli hırsızlık malı olarak kalmasına göz yumuyor ve bekliyor.

Yani çalma-çırpma işi bunların hepsinde var vesselam.

TV lerde gündem olmaları…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.