18 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Kurban Bayramıyla Oluşan Dini Heyecan ve Sosyoloji

21 Mayıs 2026, Perşembe 13:36
Kurban Bayramıyla Oluşan Dini Heyecan ve Sosyoloji

Kurban İbadeti, Tarihi ve Meşruiyeti

26 Mayıs 2026/9 Zilhicce 1447 Salı günü kurban bayramının arefesidir. Bayramlar sevincin, heyecanın ve birlikte olmanın sembolüdür. Kurban ise, Allah’a yaklaşmak ve rızasını kazanmak için tayin edilen vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı, ibadet amacıyla kesmektir. Bu bayramda kesilen kurbana, “udhiyye”, hacda kesilene de “hedy” denir.   Kur’an ilk kurbanı, Hz. Âdem’in iki oğlu Hâbil ile Kabil arasında çıkan bir tartışma ile takvanın ölçüsü ve duanın kabulüne vesile olan bir değer olarak açıklamıştır.  (Maide 5/27) Kurban ile ilgili ikinci olaya da Hz. İbrâhim ve oğlu Hz. İsmail’in kıssası üzerinden yer verilmiştir. Hz. İbrahim ilerleyen yaşına rağmen kendisine bir çocuk verilmesi için Allah’a dua etmiş, bir müddet sonra adı İsmail konulan uysal bir çocukla müjdelenmiştir. İsmail ailesiyle beraber iş tutacak sevimli bir yaşa gelince babası ona, “yavrucuğum rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” İsmail, “babacığım! Sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” demişti. Baba oğul arasındaki bu teslimiyetle ilahi emir yerine getirilmek üzere iken, Cenab-ı Hak İbrâhim’e rüyanı gerçekleştirdin bu kesinlikle apaçık bir imtihandır. İşte iyileri böyle ödüllendirdiğini ve oğlunun hayatına bedel olarak büyük bir kurbanlık hediye ettiğini açıklamıştır.  (Sâffât 37/100-107) Kelimelerle ifadesi zor olan bu   teslimiyet, imanın zirvesidir.  Kurbanı pekiştiren ilahi bir mesaj da Kevser suresidir. Hz. Peygamber (sav)’e verilen nübüvvet, iman, hikmet, ilim ve ümmet gibi anlamlara gelen “kevser” hatırlatılarak   hemen rabbi için namaz kılması ve kurban kesmesi vurgulanmıştır. (Kevser 108/1-2)ᅠHz. Peygamber (sav) de bayram hutbesinde; “Bugün yapacağımız ilk şey namazımızı kılmaktır. Ondan sonra evlerimize dönmemiz ve kurban kesmemizdir. Her kim böyle yaparsa muhakkak bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur” buyurmuşlardır. (Buhari, Iydeyn,3) Hicretin ikinci yılında dini bir hüküm olarak meşru kılınan kurban ibadeti, çoğu mezhebin içtihadına göre sünnet, Hanefi mezhebine göre ise vacip olduğu şeklindedir.      

 Kurban Kesme Yükümlülüğü  

Namaz, oruç ve zekâtta olduğu gibi kurban ibadetinin de bazı şartları vardır. Bunlar; Müslüman olmak,akıl ve ergenlik çağına ulaşmış olmak,mukim olmak nisab miktarı mal veya paraya sahip olmaktır. Nisab miktarından maksat, zekât verecek düzeyde zengin olmaktır.  Diğer bir ifade ile zekât vermekle kurban kesmedeki zenginlik ölçüsü aynıdır. Aralarındaki tek fark zekâta tabi malın üzerinden bir yıl geçmesi gerekirken, kurban için bu şart aranmaz, Bayram günlerinde bile zenginlik ölçüsüne ulaşan kimse bu dini vecibeyi yerine getirir. Kurban bayramında seferi olanların kurban kesmeleri gerekmez. Bütçeleri ortak olan ailelerde ise, bir kurban kesimi yeterli görülmüştür.  

Kurban Allah’a İtaat ve Saygıdır ᅠ

 Allah’a ibadetin bir parçası olan kurbana saygı gösterilmesi, kalplerin takvasındandır. (Hac 22/32) Öyle ki kadim Arap geleneğinde kurbanlık, kana benzer bir boya ile işaretlenirdi. Dokunulmazlık ve kutsiyet anlamına gelen bu işleme, “kurbana kına yakma” da denirdi. Allah, her ümmete kurban kesmeyi meşru kılmış ve kendilerine rızık olarak verdiği nimetlerin üzerine adının anılmasını istemiştir. (Hac 22/34, 36)    Burada altı çizilmesi gereken husus, takva üzerine inşa edilen kurbanın, manen Allah’a ulaştığı inancıdır. Bu inanç bize, Allah’ı saygıyla/tazimle anmamızı hatırlatmaktadır.  Yoksa kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşmaz, sadece insanın samimiyeti, O’na ulaşır ve hayata rengini katar. (Hac 22/37) Bu nedenle kurbanın, et için kesilen hayvanlardan farklı özellikleri vardır. Örneğin kurban, sadece koyun, keçi, sığır ve deve cinsinden yapılır. Yaş bakımından da deve 5, sığır 2, koyun ve keçinin 1 yaşını doldurmuş olması gerekir.  Sağlık yönünden de bir veya iki gözü kör, aşırı derecede zayıf, kesim yerine gidemeyecek kadar topal, dişlerinin yarsından fazlası dökülmüş, burnu ve memesinin ucu kesilmiş, doğuştan kulağı olmayan kusurlu hayvanlar kurban edilemez. Bunların dişilerinin kurban edilmesi caiz olmakla beraber günümüzde hayvancılığın gelişmesi dikkate alındığında erkek cinsinin tercihi, daha uygundur.     Koyun ve keçiyi bir kişi, sığır ve devede ise ortakların tamamı kurbana niyet etmek şartıyla en fazla yedi kişi adına kesilebilir. Uygun olanı, kurban etini üç hisseye ayırarak birini yoksullara, birini   akraba ve dostlarına, birini de aile bireylerine vermektir.  

Kurban İsraf Olarak Algılanmamalı

Kurban kesimine hayvan sevgisi ve israf gibi gerekçelerle karşı çıkmak doğru değildir. Bu bayramda diğer günlere oranla daha fazla kesim yapıldığı doğrudur. Fakat üç günle sınırlı olan bu artış, israf veya kimi küçük grupların iddia ettiği gibi “hayvan katliamı” olarak algılamak, en hafif şekliyle haddi aşmaktır. Aksine bu yoğunluk daha sonraki gün ve aylarda   kesimeler azalmakta ve yeniden dengelenmektedir. Kaldı ki kurbanların etleri, ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmaktadır. Oysaki diğer kesimlerde bu sevgiyi ve paylaşımı görmek mümkün değildir. Onun için aslı ibadet olan kurban olayına, hayvan severlik ya da vejetaryenlik anlayışıyla karşı çıkmak, subjektif bir düşünceden ibarettir. Bu görüşte ısrar edenlerin, dini vecibeleri/ilahi fıtratı, yüzeysel ve seküler mantıkla değiştirmeye ne güçleri ne de ömürleri yetmez.    

Kurban, Çevre Temizliği ve Vekalet Yolu

Kur’an-ı Kerim abdest örneğinde olduğu gibi temizliği ibadetten önce emretmiştir. Namaz kılmak için elbisenin, bedenin ve kılınacak yerin temiz olması gerekir. Bu da çevre temizliğinin ibadetle eş değer olduğunu göstermektedir. Bu gerçek dikkate alındığında karşılıklı ziyaretlerin yoğunlaştığı bayram günlerinde   kurban kesimlerinin hijyenik yerlerde ve ehil kişilerce yapılması, işlem sonrası kan, kemik vs atıkların temizlenerek kötü koku ve görüntülere yer verilmemesi gerekir.  Aksi halde insan kusurundan kaynaklanan bu tür hata ve görüntüler, kurban ibadetinin imajına zarar vermektedir. Diğer taraftan   İslam dini, müminleri   yardımlaşmada, bir bedenin değişik organları gibi sorumlu tutmuştur. (Buhârî, Edeb, 27) Bu nedenle mali bir ibadet olan kurban ibadetinin bedeli ödenerek “vekalet” usulüyle de kestirilebilir. Savaş, deprem ve doğal afetlerde yardımlaşmak dini ve insani bir görevdir. Nitekim ülkemizde son 30-40 yıldan bu yana, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı Vekaletle Kurban Organizasyonunda” 80-90 kadar ülkede faaliyet göstermektedir. Aynı ölçekte olmazsa bile başka gönüllü kuruluşlar da benzer çalışmalar yürütmektedir.    

Kurban Bayramı ve Din Sosyolojisi    

Her milletin kendine özgü dini ve milli bayramları vardır. Müslümanlar için kurban bayramı da ibadet ve din sosyolojisi bakımından zenginliklerle dolu iki dini bayramdan biridir. Bu zenginliklerden birincisi, Hz. Peygamber (sav)’in bayram namazını “musalla” denilen  alanda kılmak üzere kadın, erkek ve çocukları teşvik etmesi, ayrıca Mescid-i Nebevînin toprak zemininde bir grup Habeşlinin mızrak ve kalkan ile gösteri yapmalarına, bazı cariyelerin de def çalıp eğlenmelerine izin vermesidir. Bu eğlenceyi seyreden Hz. Aişe’ye engel olmak isteyen Ebubekir’e, o günün bayram ve sevinç günü olduğu belirtilerek hoş görüyle karşılanmasıdır. (Buhârî,ʿÎdeyn, 16, 17) İkincisi, Arefe günü sabah namazından sonra başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi vaktine kadar her namazdan sonra   teşrik tekbirlerinin getirilmesidir. Üçüncüsü, Hac ibadeti için dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca müminin vahyin topraklarında buluşmasıdır. Bu olağanüstü birlikteliğin siyasi, sosyal ve kültürel etkileri beklenen düzeyde olmazsa bile haccın davetine gerek yaya gerekse çeşitle vasıtalarla uzaklardan gelip tekbir ve telbiyenin ifadesi olan “tevhid inancı” ile göz yaşlarının akıtılmasıdır. (Hac 22/ 27) Dördüncüsü, İslam’ın ilk döneminden itibaren kurbanların paylaşılması, aile, akraba, tanıdık, tanımadık kişilerle bayramlaşılması, çocuklar ve gençler başta olmak üzere hereksin güzel kıyafetlerle gezmesidir.    Beşincisi, Halk arasında sıkça kullanılan “nerede o eski bayramlar” esprisini çağrıştıran özel yemekler, çeşitli tatlılar, kahveler, içecekler vs. ikramlarla, kadim cömertliğimizin ve misafirperverliğimizin tavan yapmasıdır. Altıncısı, son yıllarda bayram günlerinde, tatil beldelerine yönelmeler olsa da bayram bilincinin korunması, dijital imkânlarla da olsa yakın, uzak, akraba ve dostlarla bayramlaşmaya özen gösterilmesidir. Bütün bu güzelliklerin yaşatılması umuduyla bayramı her açıdan tasvir eden Yahya Kemal Beyatlı’nın “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirinden birkaç  beyitle  tamamlayalım.    

 Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye’de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,

Tanrının mabedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor.

Büyük Allah’ı anarken bir ağızdan herkes
Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;

Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını;

 Ulu mabed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir varisin olmakla bugün mağrurum;

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.