14 Haziran, 2026, Pazar
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Kurtulamadığın Güç... Seni Yönetir

20 Nisan 2026, Pazartesi 10:39
Kurtulamadığın Güç... Seni Yönetir

Türkiye’de bir sahne var.

Bir tarafta Özgür Özel.
Diğer tarafta Ekrem İmamoğlu.

Genel başkan var…
ama gölge daha büyük.

Kurtulmak istiyor.
Kurtulamıyor.

Çünkü bazen mesele rakip değildir.

yanındaki güçtür.

Aynı sahne…

Malatya’da oynandı.

Ama burada hikâye farklı bitti.

Sami Er geldi.
Seçim oldu.
Kampanya yapıldı.

Rakamlar konuşuldu.

10 milyon.

Ve ardından bir iddia:

Bu yükün…

Esenlik üzerinden ödendiği iddia ediliyor.

Altını çizelim:

iddia.

Ama siyaset bazen gerçekle değil…

iddialarla şekillenir.

Ve o iddia büyüdükçe…

sessizlik büyür.

Çünkü bir isim vardı:

Veysel Tay.

Resmî konumu belliydi.
Ama etkisi daha büyüktü.

Herkese karşı dik.

Kimseye eyvallahı yoktu.

Arkasında ne vardı…

merak konusu.

Ve asıl soru burada başlıyor:

Neden kimse dokunamadı?

Neden kimse ses çıkaramadı?

Neden her şey görülüyor ama konuşulmuyordu?

Çünkü siyaset bazen sandıkla değil…

bağla kurulur.

Ve o bağ çözülmeden…

hiçbir şey çözülmez.

Sonra ne oluyor?

Bir olay.

Bir kriz.

Bir kırılma.

Kamuoyu devreye giriyor.

Ve bir anda…

istifa geliyor.

Kendi kendine.

Kimse görevden almıyor.

Kimse “git” demiyor.

Ama gidiliyor.

İşte buna şans derler.

Sami Er için saadet güneşi.

Çünkü yapamadığını…

olay yaptı.

Söyleyemediğini…

gündem söyledi.

Dokunamadığını…

kamuoyu götürdü.

Ve şimdi tablo net:

Dün dokunulamayan bir isim…

bugün yok.

Ama soru hâlâ ortada:

Bu bir temizlik mi?

Yoksa…

zorunlu bir boşalma mı?

Çünkü eğer bir yönetici…

yanındaki etkiye karşı
kendi iradesiyle duramıyorsa…

orada başarı yoktur.

bağımlılık vardır.

Ve bütün hikâye tek cümlede biter:

Kurtulamadığın güç… seni yönetir.

ODASI VAR… SİYASETİ YOK

Bir şehir düşün.

Siyaset meydanda yapılmıyor.

odada yapılıyor.

Kapı açık değil.

Anahtarlı.

Herkes giremiyor.

Referans lazım.

İçeri giren giriyor.

Çıkan?

belli değil.

İddialar konuşuluyor.

Kimin kaldığı…
kimin ağırlandığı…
kime “buyur” denildiği…

Hepsi kulaktan kulağa.

Resmi yok.

Ama hikâye çok.

Ve ilginç olan şu:

Bu hikâyeler hep aynı yerden çıkıyor.

Aynı çevre.
Aynı isimler.
Aynı ilişkiler.

İnsan ister istemez düşünüyor:

Bu kadar tesadüf fazla değil mi?

Çünkü siyaset dediğin şey…

gizli yapılmaz.

Perde arkasında kurulmaz.

Kayıt altına hiç alınmaz.

Ama eğer bir şehirde…

siyaset konuşulurken oda numarası geçiyorsa…

orada başka bir şey vardır.

İşletmecilik değil.

etki kurma sanatı.

Ve o etki büyüdükçe…

siyaset küçülür.

Çünkü güven azalır.

Şeffaflık kaybolur.

Ve en sonunda…

herkes susar.

Ama fısıltı artar.

Ve bu işlerin en kötü tarafı şu:

Bir gün herkes unutulur.

Ama o odalar…

hatırlanır.

“PARA YOK” DEDİ… KULÜBE AKITTI

Göreve gelir gelmez kürsüye çıktı.

Dedi ki:
“Ben müteahhitten para almam.”
“Spora böyle harcama olmaz.”
“Gerekirse amatöre, okula veririm.”

İddia büyüktü.

Cümleler sertti.
Duruş netti.

Sonra ne oldu?

Bir kulüp bulundu.

Yeşilyurt Belediyespor.

Adı değişti.
Malatya Yeşilyurtspor oldu.

Ve bir anda…

para akmaya başladı.

Ama öyle böyle değil.

Hesapsız.
Sınır tanımaz.
Kontrolsüz.

Sanki Süper Lig kulübü.

Ama ortada…

amatör bir yapı.

Ne değişti?

Ne oldu?

Dün “olmaz” diyen adam…

bugün “olur” demeye başladı.

Sebep?

Basit.

Yapamadığını…

gizlemek.

Eksikleri…

örtmek.

Çünkü bazıları hizmet üretemez.

Ama sahne kurar.

Bazıları yol yapamaz.

Ama kulüp büyütür.

Bazıları şehirle uğraşamaz.

topla uğraşır.

Zanneder ki…

kulüp yükselince,
alkış yükselecek.

Hayır.

O tribünde kaç kişi var?

Bin?
İki bin?
Üç bin?

Onun da yarısı…

işin içinde olanlar.

Yönetici kazanır.
Futbolcu kazanır.
Çevresi kazanır.

Ama şehir?

bakar.

Çünkü mesele spor değil.

Mesele şu:

Devletin parası…

kimin için harcanıyor?

Memleketin hali ortada.

Ama kaynak…

tek bir kulübe.

Üstelik dün karşı çıktığın şeye.

İşte asıl trajedi burada.

Söz başka…

icraat başka.

Dün kürsüde konuşan adamla…

bugün karar(!) veren adam aynı değil.

Ve herkesin aklında tek soru:

Kim fikrini değiştirdi?

Yoksa…

fikri hiç yok muydu?

ASFALT YOK… FATURA ÇOK

Malatya’da direksiyon tutan herkes aynı yolu biliyor.

Sanayi.

Çünkü şehirde yol yok.

Köstebek yuvası var.

Asfalt diye dökülen şey…

ilk yağmurda kayboluyor.
ilk frende dağılıyor.

Her çukur…

bir fatura.

Her darbe…

bir masraf.

Sonra ne oluyor?

Araç sanayiye gidiyor.
Usta bakıyor.
Liste uzuyor.

Parça değişiyor.
Fiyat şişiyor.

Çünkü iş çok.

Talep yüksek.

Arz sınırlı.

Ve sonuç:

Katlı fiyat.

O yüzden Malatya’da sanayinin yeni adı var:

Kafiristan.

İroni değil.

Gerçek.

Çünkü giren yanıyor.
Çıkan eksiliyor.

Ama mesele sadece sürücü değil.

milli servet.

Her gün eriyor.
Her gün buhar oluyor.

Bir çukur açılıyor…

on araç giriyor.

On araç giriyor…

yüz parça değişiyor.

Yüz parça değişiyor…

binler gidiyor.

Ve kimse şunu sormuyor:

Bu işin çözümü ne?

Cevap basit.

Yama.
Asfalt.
Bakım.

Üç kelime.

Ama yapılmıyor.

Çünkü burada çözüm zor.

ihmal kolay.

Yol yapılmaz.

Ama sanayi çalışır.

Çukur kapanmaz.

Ama hesap büyür.

Ve şehir alışır.

Sarsıntıya.
Masrafa.
Kayba.

Sonra bir gün…

herkes aynı cümleyi kurar:

“Bu şehir neden pahalı?”

Çünkü yol yok.

çukur var.

Ve o çukur sadece asfaltı değil…

cüzdanı da yutuyor.

KOMŞU KOŞUYOR… BİZ BAKIYORUZ

Elazığ’da masa kurulmuş.

Fırat Kalkınma Ajansı var.
TSO var.

Plan var.
Program var.

2026 hedefi konmuş.

Kadın istihdamı.
Genç girişimci.
Yeşil dönüşüm.

Üstüne bir de rakam:

7 milyon 500 bin lira.

Üstelik faizsiz.

Yani laf değil…

destek.

Şimdi dönelim Malatya’ya.

TSO ne yapıyor?

Evet.

Cevap bu.

Çünkü ortada anlatılacak bir şey yok.

Plan yok.
Program yok.
Vizyon yok.

Ama görüntü var.

Toplantı var.
Fotoğraf var.
Söz var.

İş?

yok.

Komşu şehir üretirken…

biz izliyoruz.

Onlar dağıtırken…

biz konuşuyoruz.

Onlar planlarken…

biz tribüne oynuyoruz.

Çünkü burada mesele ekonomi değil.

algı.

Hizmet değil.

görünürlük.

Ve işin en garip tarafı şu:

Seçim kapıda.

Rakip güçlü.

Ama ortada hâlâ bir telaş yok.

Bir hazırlık yok.

Bir hareket yok.

Bu rahatlık…

özgüven mi?

Yoksa…

alışkanlık mı?

Çünkü uzun süredir aynı şey yapılıyor:

Çalışmadan kazanmak.
Üretmeden anlatmak.

Ve buna da yönetim deniyor.

Ama gerçek başka.

Elazığ koşuyor.

Malatya bakıyor.

Ve fark açılıyor.

Her geçen gün.

Her geçen ay.

Her geçen fırsatta.

Ve en acı cümle şu:

Komşu proje anlatıyor…
biz hâlâ bahane.

KALEM HAKKI: FOTOĞRAFIN DERSİ VAR

Ankara’da ziyaret turu…
Valiyle başlıyor.

Sonra bir kare değişiyor.
Sami Er…
Veli Ağbaba’nın makamında.
Yalnız.

Vali yok.
Çünkü bazı fotoğraflara herkes girmez.

Biri poz verdi…
biri poz vermedi.

Aradaki fark tecrübe.

Ve o kare şunu söylüyor:
Sami Er’in daha öğreneceği çok şey var.

LAF EBESİ: “ANKARA’YA UZAK”

Milletvekili olmuş…
Ama Ankara’ya gitmek istemiyor.

Kanun Meclis’te yapılır,
sen çarşıda geziyorsun.

Bütçe Ankara’da yazılır,
sen Malatya’da konuşuyorsun.

Temsil dediğin kürsüdür…
sen fotoğraf peşindesin.

Bu siyaset değil,
yerinde sayma sanatı.

Demedi deme İnanç…

FIKRA GİBİ MEMLEKET:

Sormuşlar memura:
“Çalışıyor musun?”

“Çalışıyorum” demiş.

“Nasıl?”

“Mesai saatinde masa başında…
mesai dışında sahadayım.”

“Peki iş?”

Memur gülmüş:
“Fotoğrafta çıkıyor.”

Malatya’da sahne tanıdık.

Avukat Bayram Taşkın…
8-5 mesai.

Sonra bir gün…
spor kıyafet.

Saha.

Kare.

Çalışanlar yanında.
Fotoğraf hazır.

Mesai bitti.
Paylaşım başladı.

Çalışmak ayrı.
Görünmek ayrı.

FİSKOS MASASI:

Malatya’da kulisler bu hafta hem temkinli hem umutlu…
Bir yanda güvenlik konuşuluyor, bir yanda kayısı, diğer yanda siyaset Ankara yollarında.
Masada her konu var ama herkes aynı şeyi fısıldamıyor…

– Okul Önlerinde Polis, Ama Tartışma Başka!
Komşu şehirlerden gelen haberler sonrası Malatya’da güvenlik önlemleri artırılmış. Okul önlerinde artık hafta sonu bile polis var.
Ama kulislerde başka bir cümle dönüyor: “Güvenlik dışarıdan, çözüm içeriden.”

– Don Korkusu Geçti, Gözler Hasatta!
Beklenen don bu yıl teğet geçmiş gibi. Bahçelerde çiçekler meyveye durmuş.
Ama fiskos şu: “Kayısı tamam da, alternatif ürün şart.”
Sessiz bir arayış başlamış.

– Malatyaspor Konuşulunca Gündem Değişiyor!
Şehirde herkes farklı şey konuşuyor ama konu Malatyaspor olunca akan su duruyor.
Borçlar, gelecek, “yeni sayfa açılır mı?” sorusu…
Her gün başka bir senaryo yazılıyor.

– Kiralar Geri Vites Yaptı!
Bir zamanlar İstanbul’la yarışan kira fiyatları düşüşe geçmiş.
Yeni konutlar piyasaya girince denge değişmiş.
Kulis yorumu: “Ev çok, kiracı seçiyor.”

– Ankara Trafiği Yoğundu, Şimdi Söz Sırası!
Geçtiğimiz hafta Malatya heyeti Ankara’da adeta mekik dokumuş.
Özellikle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile yapılan görüşme dikkat çekmiş.
Ulu Cami, tarihi eserler, Lezzet Caddesi… Her şey konuşulmuş.
Şimdi kuliste tek cümle var: “Anlatıldı, peki yapılacak mı?”

Fiskos Masası kulak kabartıyor…
Çünkü Malatya’da asıl mesele,
konuşulan değil… yapılacak olan.


 
Selam ve dua ile
Fi-emanillah

Yorumlar

  • yorum avatar
    Alperen44
    03-05-2026 08:53

    Malatya bu kafayla daha çok Elazığ in gerisinde olur.liyakatsız adamları yönetici yaparsan böyle olur.şehirin yolları yok her yer çukur adam Yeşilyurt sporla ilgileniyor.vah Malatyam vahh yazık ettin kendine

  • yorum avatar
    Mlx
    21-04-2026 15:24

    Bayram Taşkın bir avukat bakış açısıyla ve tipik bir memur edasıyla dürüst bir hava verip hizmeti geri plâna atıyor.Ortada bir şey yok ama hep hizmet edebiyatı var.Bunlar bu şekilde parti oylarını düşürüyor.

  • yorum avatar
    Sami
    20-04-2026 20:10

    Sami Başkan işi öğrenmiş. Bir kulüp bul, parayı aktar, biraz puan toplasın... Birde kendini Malatya'nın sahibi gibi gören medya kuruluşuna para aktar. Sınırsız paralar. Ne kadar başarısız olursan ol, bu adımlar başarısızlığını örter!!! Bu aklı kiö vermişse artık. Yazık ettiler, bu şehre de, bu millete de. Bu adam bu kafa ile yanındaki bu akıl hocaları ile süreci tamamlar mı?Zor hemde çok çok zor...

  • yorum avatar
    Hasan
    20-04-2026 17:03

    Yeni Camii nin oraya bakın eskisinden daha da dar hale gelmiş o meydan.Resmen camiyle duvar duvara olmuş yeni binalar.Şehir yeniden yapılıyor ama meydanı yok.

  • yorum avatar
    Ramzi
    20-04-2026 14:41

    Bizim belediye başkanları otordukları koltukları haketmeyen isimler. Ama bunun asıl sorumlusu mevcut iktidar.

  • yorum avatar
    Serhat Elverir
    20-04-2026 14:27

    Sami Bey Malatya tarihinin en garip en iş yapmayan belediye başkanı olabilir.Bir belediye binası içine sıfırdan dört katlı iki tane kütüphane yapılacak parayı sözde kütüphane projesiyle heba etti.Malatyalının 300 milyon lirası bir belediye binası içine kütühaneye veriliyor.Halimiz bu.

  • yorum avatar
    Ali
    20-04-2026 12:29

    Sayın Çetin, Yeşilyurt spora harcanan para kaç lira?Bilginiz var mı acaba?İlhan Bey 2 yılda bir karış kaldırım yapmadı, hiçbir yeni park açmadı,yeni yok açmadı! Peki kaç lira kulübe harcadı? Ya büyükşehir?

  • yorum avatar
    Adem
    20-04-2026 12:27

    Veli Babanın oteli de güzel ama. İçinde bulunan alkollü mekan da güzel. Uşak Belediye başkanının arşivi patlayınca Veli'nin otel için niye bu kadar ısrarcı olduğunu daha iyi anlıyor insan...Orada kalanlar düşünsün!

  • yorum avatar
    Vakkas
    20-04-2026 12:04

    İlhan Geçit taziye ve maçlara yoğunlaştı.Ekibi harika bir şekilde kendisini yanlış yönlendirmede başarılı.Partisine pek yakın da değil.

  • yorum avatar
    Ramazan
    20-04-2026 11:47

    Okul önlerinde polis olması güzel ama eğitim kalitesi artmadıkça geçici çözüm olur.

  • yorum avatar
    Burak
    20-04-2026 11:47

    Elazığ’ın kalkınma ajansı projelerini gördükçe imreniyoruz. Bizim TSO ise sadece fotoğraf karesi veriyor.

  • yorum avatar
    Sinan
    20-04-2026 11:45

    'Para yok' deniliyor ama Yeşilyurtspor’a gelince musluklar açılıyor. Malatyaspor can çekişirken, amatör bir yapıya bu kadar yatırım yapılması adil değil.

  • yorum avatar
    Esnaf Kadir
    20-04-2026 11:45

    Biz randevu alamazken, bazı isimlerin o odalardan çıkmaması canımızı sıkıyor. Şeffaflık gelmedikten sonra Malatya’da güven tesis edilemez.

  • yorum avatar
    Emekli Öğretmen
    20-04-2026 11:45

    Sami Başkan iyi niyetli olabilir ama yanındaki kadrolar değişmeden Malatya’da değişim olmaz. Veysel Tay ismini biz de duyuyoruz; kimseye eyvallahı yok diyorlar. Eğer bir belediye başkanı, kendi getirdiği bürokratın gölgesinde kalıyorsa orada irade sakatlanmış demektir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.